Yunanistan Haber

Yunanistan’a Uyarı: “Savaşa Hazırlanın, Kış Yaklaşıyor!”

İsrailli Eski İstihbaratçıdan Yunanistan'a Türkiye uyarısı: “Savaşa hazırlanın, kış yaklaşıyor!”

İsrailli Eski İstihbaratçıdan Yunanistan’a Türkiye uyarısı: “Savaşa hazırlanın, kış yaklaşıyor!”

İsrail askerî istihbaratında 25 yıl görev yapan ve 504. Birim’in eski üst düzey yöneticilerinden emekli Yarbay Marko Moreno, Yunanistan’a Türkiye ile olası bir askerî çatışmaya hazırlanması çağrısında bulundu.

Türk ordusu hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıklarını itiraf eden Moreno, MİT ile geçmişte yaşanan istihbarat krizini anlattı. İsrail’in Suriye’nin güneyindeki askerî varlığının temel nedeninin Türkiye’nin bölgedeki ilerleyişini engellemek olduğunu da açıkça söyledi.

İsrail askerî istihbarat teşkilatı Aman bünyesinde yaklaşık 25 yıl görev yapan, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) 504. Biriminde üst düzey sorumluluklar üstlenmiş emekli Yarbay Marko Moreno, Yunanistan’ın önde gelen gazetelerinden Proto Thema’ya verdiği özel röportajda Türkiye, İsrail ve Yunanistan arasındaki askerî dengelere ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Yunan gazeteci Yannis Haramidis’e konuşan Moreno, Yunanistan’ın Türkiye ile yaşanabilecek bir savaşı ihtimal dışı görmemesi gerektiğini savunarak Atina yönetimine askerî hazırlıklarını artırma çağrısı yaptı. İsrailli eski istihbaratçı, Türkiye’yi hem İsrail hem de Yunanistan açısından İran’dan daha büyük bir tehdit olarak değerlendirdi.

oreno’nun açıklamalarında en dikkat çekici noktalardan biri ise İsrail’in Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında yeterli istihbarata sahip olmadığını açıkça ifade etmesi oldu. Çok sayıda düşman ordusu hakkında ayrıntılı bilgiye sahip olduklarını belirten Moreno, Türk ordusunun gerçek askerî kapasitesini aynı ölçüde tanımadıklarını söyledi.

“MİT 10-15 yıl önce bize büyük bir ihanet etti”

Türkiye ile İsrail arasındaki geçmiş askerî ve istihbarat ilişkilerine değinen Moreno, iki ülkenin güvenlik kurumları arasında bir dönem oldukça yakın işbirliği bulunduğunu anlattı.

İsraillilerin geçmişte Türkiye’ye yoğun ilgi gösterdiğini, Türk mutfağını, çarşılarını ve Türkiye’de tatil yapmayı sevdiklerini belirten Moreno, iki ülke arasındaki ilişkilerin son 20 yılda önemli ölçüde değiştiğini söyledi.

Bu değişimin başlangıcını istihbarat ilişkilerinde yaşanan bir kırılmaya bağlayan Moreno, şu iddiada bulundu:

“Güvenlik alanında Türklerle çok yakın ilişkilerimiz vardı. İstihbarat servisleri arasında, MİT ile bizim aramızda yakın bir işbirliği bulunuyordu. Ancak 10-15 yıl önce bize büyük bir ihanet ettiler. Çok ciddi bir şey yaptılar ve güvenlik alanındaki bütün güvenimizi sarstılar.”

Moreno, yaşanan bu olayın ardından iki ülkenin istihbarat teşkilatları arasındaki ilişkinin değiştiğini ve geçmişteki işbirliğinin yerini karşılıklı mesafenin aldığını ileri sürdü.

Ancak eski İsrailli istihbaratçı, MİT’in söz konusu dönemde ne yaptığına ilişkin somut bir olay, tarih veya ayrıntı paylaşmadı. Dolayısıyla bu açıklamalar, Moreno’nun kendi iddiası olarak öne çıktı.

“Suriye’ye Türkiye yüzünden girdik”

Moreno’nun röportajında öne çıkan bir diğer önemli başlık ise İsrail’in Suriye politikasına ilişkin itirafları oldu.

Beşar Esed yönetiminin çökmesinin ardından İsrail’in Suriye’nin güneyinde askerî varlığını genişletmesini değerlendiren Moreno, bu hamlenin temel nedeninin yeni Suriye yönetimi değil, Türkiye’nin bölgedeki etkisinin artması olduğunu söyledi.

Moreno, İsrail’in Suriye’nin güneyinde güvenliği sağlamak ve bölgeyi kontrol altında tutmak istemesinin arkasındaki temel stratejik gerekçenin Türkiye’nin Suriye’ye hızlı şekilde yerleşmesini önlemek olduğunu belirtti.

Esed yönetiminin devrilmesinin ardından Ahmed eş-Şara’nın iktidara gelmesine değinen Moreno, İsrail’in bu gelişmeler karşısında harekete geçtiğini ve Türkiye’nin Suriye’deki ilerleyişini yakından takip ettiğini ifade etti.

Eski istihbaratçı, İsrail’in Suriye’ye yönelik askerî hamlesini şu sözlerle açıkladı:

“Suriye’nin güneyini kontrol etmemizin ve orada güvenliği sağlamamızın tek sebebi Türkiye’dir. Esed rejimi çöktüğünde, geçmişte cihatçı olarak tanımlanan ancak bugün takım elbise giyen Şara dönemi başladı ve biz de Suriye’ye girdik. Bunun nedenini biliyor musunuz? Türkiye’nin aceleyle Suriye’ye girmesini istemedik. Bunu aslında Şara yüzünden yapmıyoruz. Türkiye için yapıyoruz. Türklerin sınırlarımıza yaklaşmasını istemiyoruz. Onlar kuzeyde kalacak, biz de güneyi kontrol altında tutacağız. Bu, Netanyahu’nun stratejik planlarından biriydi. Bölgede bir güç boşluğu oluşmasına izin veremezdik.”

Bu açıklamalar, İsrail’in Suriye’nin güneyindeki askerî varlığını yalnızca sınır güvenliği veya yeni Şam yönetimiyle ilişkilendirmediğini, Türkiye’nin bölgesel etkisini de önemli bir güvenlik meselesi olarak gördüğünü ortaya koydu.

“Türk ordusunu yeterince tanımıyoruz”

Moreno’nun röportajındaki en çarpıcı değerlendirmelerden biri Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kapasitesine ilişkin oldu.

İsrail’in birçok ülkenin ordusu hakkında kapsamlı istihbarat bilgisine sahip olduğunu, ancak Türk ordusu söz konusu olduğunda aynı düzeyde bilgiye sahip olmadıklarını söyleyen Moreno, bu durumun İsrail açısından ciddi bir mesele olduğunu belirtti.

“Ben istihbarat camiasında yetiştim. Size söylüyorum: Türk ordusu hakkında çok fazla şey bilmiyoruz. Çok sayıda düşman ordusu hakkında pek çok bilgiye sahibiz, buna inanabilirsiniz. Ancak Türk ordusu hakkında aynı derecede bilgi sahibi olduğumuzu düşünmüyorum. Gerçek askerî yetenekleri nedir? Bunu tam olarak bilmiyoruz. Bu, anlamamız gereken çok büyük bir değişim. Artık bütçemizi bu konuya yönlendirmemiz gerekiyor.”

Türk ve İsrail savaş uçaklarının Suriye, Akdeniz veya Yunanistan üzerinde karşı karşıya gelmesi ihtimalini de değerlendiren Moreno, böyle bir gelişmenin artık bilim kurgu olarak görülmemesi gerektiğini savundu.

“İsrail ordusunun Türklerle olası bir çatışmaya hazırlanması gerektiği fikri, üç-beş yıl önce İsraillilere bilim kurgu gibi gelirdi. Ancak bence bu, yarının gerçeği. Türk uçaklarıyla İsrail uçaklarının Suriye üzerinde, Akdeniz’de veya Yunanistan üzerinde karşı karşıya gelmesinin ne farkı var? Bu da bir çatışmadır. Kendimizi hazırlamamız gerekiyor.”

Moreno, olası bir çatışmanın yalnızca belirli bir coğrafyayla sınırlı kalmayabileceğini, bölgesel ölçekte sonuçlar doğurabileceğini de ileri sürdü.

“Türk İmparatorluğu’nda Yunanistan da yapbozun bir parçası”

Türkiye’nin bölgesel politikalarını ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politika yaklaşımını değerlendiren Moreno, Ankara’nın hedeflerinin yalnızca mevcut sınırlarla sınırlı olmadığını öne sürdü.

Türkiye’nin bir Türk İmparatorluğu düşüncesiyle hareket ettiğini iddia eden Moreno, Yunanistan’ın da bu yaklaşımın bir parçası olarak görüldüğünü savundu.

“Türkiye, hem İsrail hem de Yunanistan için İran’dan kesinlikle daha büyük bir tehlikedir. Türklerin Yunanistan’la tarihsel ve teolojik sorunları var. Yunanistan’ı sadece güzel bir turizm ülkesi olarak görmüyorlar. Erdoğan’ın sözünü ettiği şey bir Türk İmparatorluğu. Bu imparatorlukta siz de yapbozun bir parçasısınız. Bence bu, Yunanistan için de büyük bir tehdit.”

Yunanistan ile Türkiye’nin askerî kapasitelerini karşılaştıran Moreno, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ciddi bir askerî güce sahip olduğunu, Yunanistan’ın ise öncelikle kendi savunma kabiliyetine güvenmesi gerektiğini söyledi.

NATO’nun Yunanistan’ı her koşulda koruyacağı düşüncesine de mesafeli yaklaşan Moreno, Ukrayna savaşını örnek gösterdi.

“Bana NATO’nun sizi koruyacağını söylemeyin. NATO’nun gerçekten bu kadar güçlü bir ittifak olduğundan emin değilim. Putin’in Ukrayna’da yaptıklarını görüyoruz. Şimdi Polonya yönüne ilerleyip ilerlemeyeceğini ve NATO’nun ne yapacağını göreceğiz. Yunanistan egemen bir ülke olarak öncelikle kendisini korumalı. Başkalarına güvenmemeli. Önce kendi savunma kapasitesine sahip olmalı, ardından müttefikleriyle anlaşmalar yapmalı.”

Moreno, Türkiye’de Kudüs meselesinin dinî ve teolojik boyutunun da bulunduğunu ileri sürerek bu söylemlerin Yunanistan açısından dikkate alınması gerektiğini savundu.

“Yunanistan’ı İsrail-Türkiye çatışmasına dahil etmemeye çalışacağız”

İsrailli eski istihbaratçı, olası bir İsrail-Türkiye askerî çatışmasında Yunanistan’ın nasıl bir konum alması gerektiği konusunda da değerlendirmelerde bulundu.

İsrail’in böyle bir çatışmada Yunanistan’ı doğrudan işin içine çekmemek için çaba göstermesi gerektiğini söyleyen Moreno, bunun Yunanistan’ın stratejik çıkarları açısından önemli olduğunu ifade etti.

Ancak açıklamalarının devamında, Türkiye ile İsrail arasında yaşanabilecek bir çatışmanın Yunanistan’ı da etkileyebilecek bir sürece dönüşebileceğini savundu.

Moreno, Türkiye’ye İsrail’e saldırması için gerekçe verilmemesi gerektiğini belirterek şu senaryoyu dile getirdi:

“İsrail, Türkiye ile bir çatışma yaşanması durumunda Yunanistan’ı işin içine katmamak için elinden geleni yapacaktır. Çünkü bunun tersi Yunanistan’ın stratejik çıkarlarına aykırı olur. Erdoğan’a size saldırması için bir bahane vermeyeceğiz. Türkiye İsrail’e saldırabilir veya İsrail’le bir çatışmaya girebilir. Sonra sizi de işin içine dahil edeceğiz ve ardından Türkiye Yunanistan’a saldıracak. Böyle düşünüyorlar.”

Moreno, İsrail ve Yunanistan’ın farklı senaryoları değerlendirdiğini de sözlerine ekledi.

F-35’ler ve İsrail hava savunma sistemleri vurgusu

İsrail’in son yıllarda gerçekleştirdiği askerî operasyonlardan önemli bir tecrübe kazandığını savunan Moreno, bu tecrübenin savaş ortamında büyük değer taşıdığını söyledi.

İsrail’in F-35 savaş uçaklarını operasyonel olarak kullandığını hatırlatan Moreno, gerçek muharebe tecrübesinin askerî kapasite açısından son derece önemli olduğunu belirtti.

“İsrail ordusu kaçınılmaz olarak deneyim kazandı. F-35 uçaklarımız var ve bu uçakları operasyonel olarak kullanan bir gücüz. Muharebe tecrübesi altından daha değerlidir.”

Yunanistan’ın İsrail yapımı hava savunma sistemlerini tercih etmesini de bu tecrübenin bir sonucu olarak değerlendiren Moreno, İran’ın İsrail’e yönelik füze saldırılarını örnek gösterdi.

İran tarafından fırlatılan yüzlerce füzenin İsrail hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini, füzelerin yalnızca küçük bir bölümünün hedeflerine ulaşabildiğini ileri süren Moreno, bu performansın İsrail savunma teknolojilerinin etkinliğini gösterdiğini savundu.

“İran, İran, İran denildiğinde kimse ciddiye almıyordu. Şimdi Türkiye için de hazırlanın”

Moreno, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis’in Türkiye’yi sürekli bir güvenlik tehdidi olarak gündeme getirmesini de değerlendirdi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yaklaşık 20 yıl önce İran’ın oluşturduğu tehdide dikkat çektiğini, o dönemde bu uyarıların yeterince ciddiye alınmadığını söyleyen Moreno, bugün herkesin İran’ı konuştuğunu belirtti.

İran’ın nükleer silah edinmesi ihtimalinin İsrail açısından varoluşsal bir tehdit olduğunu savunan Moreno, küçük bir ülke olan İsrail’in böyle bir saldırı karşısında ağır sonuçlarla karşılaşacağını söyledi.

Bu örnek üzerinden Yunanistan’a da mesaj veren Moreno, Miçotakis’in Türkiye konusundaki uyarılarının ciddiye alınması gerektiğini savundu.

“Netanyahu 20 yıl önce sürekli ‘İran, İran, İran’ diyordu. O zaman kimse onu ciddiye almıyordu. Şimdi herkes İran’ı konuşuyor. Yunanistan Başbakanı da sürekli ‘Türkiye, Türkiye, Türkiye’ dediğinde kendimizi bir şeylere hazırlamamız gerekiyor.”

Moreno, Yunan halkının Türkiye’den gelebilecek füze saldırıları ve olası bir savaş ihtimali konusunda endişe duymasından rahatsız olduğunu bildiğini, ancak bu ihtimalin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

“Kış yaklaşıyor. Yunanistan yatırımlarını ve hazırlıklarını buna göre yapmalı. Bunun farkında olun, yeter.”

“Yunanlar cesur insanlar, İsraillilerle ortak değerlerimiz var”

Röportajın son bölümünde Yunanistan ve İsrail arasındaki ilişkilere değinen Moreno, iki halk arasında ortak değerler bulunduğunu savundu.

Yunanları cesur ve yürekli bir halk olarak tanımlayan Moreno, İsraillilerle Yunanlar arasında benzerlikler gördüğünü söyledi.

Yunanistan’da görüştüğü insanlarla kolaylıkla iletişim kurabildiğini, kendisini yabancı hissetmediğini belirten Moreno, iki ülke arasındaki anlaşmaların kamuoyuna yansıyanların ötesinde daha derin ilişkilerin bulunduğuna işaret ettiğini ileri sürdü.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in İsrail ile ilişkiler konusunda cesur bir karar aldığını da söyleyen Moreno, iki ülke arasındaki askerî ve stratejik işbirliğinin önemine dikkat çekti.

İsrail ile Yunanistan arasındaki yakınlaşmanın yalnızca diplomatik ilişkilerle sınırlı olmadığını, güvenlik ve savunma alanlarında da ciddi bir boyuta ulaştığını belirten eski istihbaratçı, Atina’nın savunma yatırımlarını sürdürmesi gerektiğini savundu.

Moreno, İsrail’de toplumun güvenlik konularına yaklaşımını da Yunanistan’dan farklı olarak tanımladı:

“İsrail’de iki farklı düşünce biçimimiz var: Savaş veya iç savaş. Bizim ruh hâlimiz böyle. Ya savaş durumundayız ya da normal hayatımızı sürdürüyoruz. Yunanistan’da ise durum farklı. Sürekli normal hayat, normal hayat… Savaşa hazırlanmanız gerektiğini anladığınızda bu sizi bilgi ve farkındalık açısından başka bir seviyeye taşıyacaktır.”

504. Birim nedir?

Moreno’nun görev yaptığı 504. Birim, İsrail askerî istihbarat teşkilatı Aman bünyesinde faaliyet gösteren, insan kaynaklı istihbarat toplama konusunda uzmanlaşmış gizli bir askerî birimdir.

Birim, istihbarat faaliyetlerini büyük ölçüde insan kaynakları üzerinden yürütüyor. Yabancı ülkelerdeki muhbirlerin ve bilgi kaynaklarının temin edilmesi, yönetilmesi, istihbarat ağlarının oluşturulması ve özel operasyonların planlanması temel faaliyet alanları arasında bulunuyor.

Özellikle Lübnan, Suriye ve Filistin toprakları gibi İsrail açısından stratejik önem taşıyan bölgelerde faaliyet gösteren birimin topladığı bilgiler, askerî tehditlerin değerlendirilmesinde ve operasyonların desteklenmesinde kullanılıyor.

Yaklaşık 25 yıllık askerî istihbarat tecrübesine sahip Moreno da kariyerinin önemli bölümünü Lübnan ve Suriye’deki istihbarat faaliyetlerinde geçirdi. Özellikle Suriye iç savaşı sırasında İsrail’in yürüttüğü “İyi Komşu” (Good Neighbor) operasyonuyla bağlantılı çalışmalarda görev aldı.

Söz konusu operasyon kapsamında İsrail, Suriye’nin güneyindeki yerel gruplarla ilişkiler geliştirmiş, sınırın diğer tarafındaki topluluklara insani yardım ulaştırmış ve yaralı sivillerin tedavisine yönelik faaliyetler yürütmüştü. Moreno, bu çalışmaların organizasyonunda ve sınır ötesi ilişkilerin geliştirilmesinde rol oynadı. Operasyon kapsamında binlerce Suriyeli sivilin yardım aldığı belirtiliyor.

Proto Thema’nın “Medusa” programında yayımlanan röportaj, İsrail’in Türkiye’yi artık yalnızca diplomatik veya siyasi bir rakip olarak değil, Suriye’den Doğu Akdeniz’e uzanan geniş bir coğrafyada askerî ve stratejik hesaplarını etkileyen bir güç olarak değerlendirdiğini ortaya koyan açıklamalar içeriyor.

Moreno’nun özellikle Türk ordusunun kapasitesi hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıklarını söylemesi ve İsrail’in Suriye’nin güneyindeki varlığını Türkiye’yi sınırlama stratejisiyle açıklaması, röportajın en dikkat çekici bölümlerini oluşturuyor.

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu