Batı TrakyaBatı Trakya HaberEditörün Yazıları

Atina Müftülük Meselesini Bitirdiğini Zannediyor, Peki Azınlık Bu Kararı Kabul Ediyor Mu?

Batı Trakya Türk Azınlığının iradesi dışında şekillendirilen müftülük sürecinde Atina, çıkardığı yasalar ve gerçekleştirdiği atamalarla dosyayı kapattığı mesajını veriyor.

Batı Trakya Türk Azınlığının iradesi dışında şekillendirilen müftülük sürecinde Atina, çıkardığı yasalar ve gerçekleştirdiği atamalarla dosyayı kapattığı mesajını veriyor.

Ancak 30 Ekim’de Atina’da düzenlenen yemin törenine yansıyan görüntüler, meselenin azınlık toplumunda hâlâ karşılık bulmadığını gösteriyor. Lozan Antlaşması’nın ortaya koyduğu haklar ve azınlığın kendi dini liderlerini belirleme talebi ortadayken asıl soru şu:

Atina, Batı Trakya’da Azınlıkla kavga mı edecek barışacak mı?

Yunanistan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığı, 30 Ekim Cuma günü Gümülcine ve İskeçe’ye atanan müftülerin yemin törenini gerçekleştirdi. Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanı Sofia Zaharaki’nin huzurunda düzenlenen törende, Gümülcine Atanmış Müftüsü Bilal Kara Halil ile İskeçe Atanmış Müftüsü Şükrü Şerif Damatoğlu Kutsal Kitap Kur’an’a el basarak yemin etti.

Kutsal Kitaba (Kur’an) El Basmak, Neyin Yemini Edildi?

Bakanlığın yayımladığı açıklamada, bu törenle birlikte Batı Trakya’daki üç müftülükte atama sürecinin tamamlandığı vurgulandı. Daha önce Ocak 2026’da Dimetoka Atanmış Müftüsü Emin Şerif’in de yemin etmesiyle üç müftülükteki sürecin sona erdiği ifade edildi.

Yunanistan yönetimi, 2022 yılında yürürlüğe koyduğu yasal düzenlemeleri öne çıkararak müftülüklerin kurumsal işleyişinin tamamlandığını, seçim süreçlerinde şeffaflığın sağlandığını ve Müslüman azınlığın dini geleneklerine saygı gösterildiğini savunuyor.

Ancak Atina’nın tamamlandığını ilan ettiği süreç, Batı Trakya Türk Azınlığı açısından kapanmış değil. Çünkü tartışmanın merkezinde yalnızca müftülerin kim olduğu değil, bu kişilerin hangi iradeyle belirlendiği ve azınlık toplumunun dini liderlerini belirleme hakkına ne ölçüde saygı gösterildiği bulunuyor.

Atina’daki törenin fotoğrafı ne anlatıyor?

30 Ekim’deki yemin töreninin fotoğrafları incelendiğinde dikkat çeken en önemli ayrıntılardan biri, törene Batı Trakya’dan katılan azınlık mensuplarının son derece sınırlı olması.

Yunanistan yönetimi, azınlığın dini liderlerini belirleme sürecinin tamamlandığını ve bunun toplumun dini geleneklerine saygı çerçevesinde gerçekleştirildiğini ileri sürerken, ortaya çıkan görüntüler bu iddianın toplumsal karşılığını sorgulatıyor.

Törenin katılımcıları arasında, Batı Trakya Türk Azınlığının ortak iradesinden uzaklaşarak kendi siyasi çizgisini belirleyen Rodop Milletvekili İlhan Ahmet’in de bulunması dikkat çekti, ama şaşırtmadı.

Burada asıl mesele, bir milletvekilinin törene katılması değil; Atina’nın bu görüntüleri hangi toplumsal temsilin göstergesi olarak sunacağıdır. Birkaç kişinin katılımıyla gerçekleştirilen bir tören, Batı Trakya Türk Azınlığının tamamının iradesini temsil edebilir mi?

İki fotoğraf, iki farklı görüntü

Aslında yaşanan tartışmayı anlamak için birbirinden çok uzak olmayan iki ayrı fotoğraf karesine bakmak yeterli.

Bir tarafta, Atina’daki Bakanlık binasında gerçekleştirilen müftülerin yemin töreni var.

Diğer tarafta ise Türkiye’nin Gümülcine Başkonsolosluğu tarafından 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla düzenlenen ve Batı Trakya’nın dört bir yanından yüzlerce davetlinin katıldığı resepsiyonun görüntüleri…

Birinde sınırlı sayıda azınlık mensubunun yer aldığı bir tören, diğerinde ise yüzlerce Batı Trakya Türkünün bir araya geldiği, dayanışmanın ve toplumsal birlikteliğin öne çıktığı kalabalık bir salon görülüyor.

Elbette iki etkinliğin niteliği ve amacı farklı. Ancak bu iki fotoğraf, Batı Trakya Türk toplumunun sosyal ve siyasi gerçekliği açısından önemli bir karşılaştırma imkânı sunuyor.

Bir tarafta Atina’nın kendi yasal düzenlemeleriyle tamamlandığını ilan ettiği bir süreç, diğer tarafta ise toplumsal birlikteliğini ve ortak hassasiyetlerini koruyan bir azınlık toplumu var.

Azınlık toplumunun iradesiyle örtüşmeyen uygulamaların birkaç kişinin katılımıyla meşrulaştırılmaya çalışılması, toplumsal kabulün yerini tutamaz.

Mesele yasa çıkarmak değil, Lozan’ın ruhuna ve azınlığın iradesine saygı göstermek

Batı Trakya Türk Azınlığı, müftülük meselesindeki itirazlarını yıllardır Lozan Antlaşması’na ve dini liderlerini kendi iradesiyle belirleme hakkına dayandırıyor.

Azınlığın temel talebi, kendi dini liderlerini kendisinin belirlemesi ve müftülük kurumunun azınlığın dini ve toplumsal iradesine uygun biçimde işlemesidir.

Atina ise 2022 yılında çıkardığı yasa ve ardından yürüttüğü atama süreçleriyle müftülük meselesini kendi belirlediği hukuki çerçevede sonuçlandırmak istiyor.

Ancak bir devletin yasa çıkarması, o yasanın muhatabı olan toplumun bütün itirazlarını ortadan kaldırmaz. Hukuki düzenlemelerin toplumsal meşruiyet kazanabilmesi için ilgili toplumun iradesinin, beklentilerinin ve uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan haklarının dikkate alınması gerekir.

Batı Trakya Türk Azınlığının yıllardır dile getirdiği itirazlar ortadayken, yalnızca atama ve yemin törenleri üzerinden müftülük meselesinin çözüldüğünü ilan etmek, sorunun özünü görmezden gelmek anlamına geliyor.

Asıl soru: Atina Batı Trakya’da azınlıkla kavga mı edecek barışacak mı?

Yunanistan yönetimi, Batı Trakya Türk Azınlığına yönelik uygulamalarını yasalarla şekillendirmeye devam ediyor. Ancak bu yaklaşımın azınlık toplumunda güven ve kabul oluşturduğunu söylemek mümkün değil.

Bir devletin gücü, yalnızca yasa çıkarmasıyla değil, farklı kimliklere ve toplumsal iradelere ne kadar saygı gösterdiğiyle de ölçülür.

Batı Trakya Türk Azınlığı, yaşadığı ülkenin hukukuna ve düzenine saygı duyulmasını istediği gibi, kendisinin de uluslararası anlaşmalarla güvence altına alınmış haklarına saygı gösterilmesini bekliyor.

Atina, müftülük meselesinde kendi açısından sürecin tamamlandığını düşünebilir. Ancak azınlığın itirazları devam ettiği sürece bu mesele kapanmış sayılamaz.

Bugün tartışılması gereken, Atina’daki yemin törenine kaç kişinin katıldığı ya da fotoğraf karelerinde kimlerin yer aldığı değildir. Asıl sorgulanması gereken, Yunanistan yönetiminin Batı Trakya Türk Azınlığının iradesini neden dikkate almadığıdır.

Atina, Batı Trakya Türk Azınlığıyla ne zaman barışmayı, onun iradesini tanımayı ve Lozan Antlaşması’ndan kaynaklanan haklarına saygı göstermeyi düşünecek?

Çünkü müftülük meselesi, bir törenle, bir imzayla veya bir yasayla bitirilebilecek bir mesele değildir. Toplumun kabul etmediği bir çözüm, yalnızca kâğıt üzerinde tamamlanmış bir süreç olarak kalır.

Son olarak Atina’ya şu Türkçe atasözünü hatırlatmak istiyoruz:

“Toplama suyla değirmen dönmez”

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu