
6. Yunan-Fransız Diyalogları Kumçiftliği’nde Gerçekleşti
Yunanistan ve Fransa arasındaki stratejik ve akademik iş birliğinin en önemli platformlarından biri olan "Uygulamalı Yunan-Fransız Diyalogları"nın altıncısı, bu yıl Edirne sınırındaki Kumçiftliği (Orestiada) kentinde düzenlendi.
Yunanistan ve Fransa arasındaki stratejik ve akademik iş birliğinin en önemli platformlarından biri olan “Uygulamalı Yunan-Fransız Diyalogları”nın altıncısı, bu yıl Edirne’nin karşısındaki Kumçiftliği (Orestiada) kasabasında düzenlendi. “Jeopolitik Revizyonizm Çağında Diplomasi” temasıyla gerçekleşen zirve, Avrupa’nın geleceğine dair karamsar ama gerçekçi analizlere sahne oldu.
Stratejik Seçim: Kumçiftliği ve Karatheodori Mirası
Konferansın Kumçiftliği’nde düzenlenmesi tesadüf değil. Etkinlik, bölgenin yetiştirdiği en büyük dehalardan biri olan ve modern diplomasinin izlerini taşıyan Aleksandros Karatheodori’nin anısına ithaf edildi. Organizasyonun mimarları arasında ünlü jeopolitik uzmanı Profesör Yorgos Prevelakis, tıp dünyasının duayeni Stefanos Gerulanos ve Karatheodori Müzesi’nden Angela Giannakidu yer aldı.
Cumhurbaşkanı Sakellaropulu: “Belirsizlik Çağında Yeni İttifaklar Şart”

Konferansa katılarak desteğini belirten Yunanistan eski Cumhurbaşkanı Katerina Sakellaropulu, yapılan bu tartışmaların zamanlamasına dikkat çekti:
Sakellaropulu, “Uluslararası hukukun ve günlük hayatımızın belirsizliklerle dolu olduğu bir dönemden geçiyoruz. Burada sadece hukukçuları değil, tüm bilim camiasını ilgilendiren ‘güç ve hukuk’ ilişkisini tartıştık. Bu diyalogların Trakya’da (Batı) gerçekleşmesi, bölgenin stratejik önemini bir kez daha kanıtlıyor.” İfadelerini kullandı.
Bakan Yardımcısı Sirigos’tan Çarpıcı Uyarı: “Avrupa’nın Geleceği Parlak Değil”
Eğitim Bakanı Yardımcısı ve uluslararası ilişkiler uzmanı Aggelos Sirigos, konferansta yaptığı konuşmada ezber bozan tespitlerde bulundu. Sirigos, Avrupa’nın mevcut durumunu şu üç başlıkta özetledi:
Demografik Çöküş: “Avrupa’da hiçbir ülke 2,1 olan kritik nüfus artış eşiğine ulaşamıyor. Demografik olarak geriliyoruz.”
Teknolojik Bağımlılık: “Yapay zeka konusunda ABD ve Çin ile rekabet edebilecek tek bir şirketimiz bile yok. Sadece başkalarının ürettiği sistemlerin kurallarını koyan bir ‘tüketici bloğu’ haline geldik.”
Milli Çıkarlar vs. Fedakarlık: “Avrupa bir bütün değil; Yunanistan dahil her devlet kendi çıkarına odaklanmış durumda. Bu anlayış değişmek zorunda.”
Sirigos ayrıca, İngiltere’nin ayrılışından sonra AB’deki tek nükleer güç ve BMGK daimi üyesi olan Fransa’nın, Avrupa’nın savunma mimarisindeki kilit rolünü vurguladı.
Fransız Delegasyonu ve “Savunma Özerkliği”

Fransa’dan katılan heyet, özellikle Sorbonne Üniversitesi ve Ecole Normale Supérieure gibi köklü kurumlardan gelen akademisyenlerle temsil edildi. Fransız delegasyonu şu noktalara odaklandı:
Stratejik Özerklik: NATO ve ABD ile olan ilişkiler sarsılırken, Avrupa’nın kendi savunma sanayisini kurması gerektiği belirtildi.
Doğu Akdeniz Hattı: Fransız temsilciler, Paris’in Doğu Akdeniz’deki Yunan tezlerine verdiği desteğin sadece ikili bir anlaşma değil, Avrupa’nın sınır güvenliği meselesi olduğunu yineledi.
Kültürel Diplomasi: Fransızca ve Yunanca dillerinin bilimsel ve diplomatik alandaki tarihsel gücünün, Anglo-Sakson hegemonyasına karşı bir alternatif oluşturabileceği tartışıldı.
Kimler Katıldı?
Konferans, Atina ve Paris hattından seçkin bir kitleyi bir araya getirdi:
Akademisyenler: Uluslararası ilişkiler, tarih ve hukuk alanında uzmanlaşmış 20’den fazla Fransız ve Yunan profesör.
Diplomatlar: Her iki ülkenin (Yunanistan-Fransa) Dışişleri Bakanlıklarından temsilciler ve emekli Büyükelçiler. (Eski Dışişleri Bakanları Avramopulos ve Valinakis).
Yerel Yönetim: Doğu Makedonya-Trakya bölgesinden yerel yöneticiler ve bölgenin stratejik önemini vurgulayan sivil toplum temsilcileri.
Patrikhane Temsilcisi: İstanbul Fener Rum Partikhanesini temsilen Lakis Vingas.
Yunanistan, Batı Trakya’yı yeni jeopolitik tartışmaların merkezi yapıyor
Kumçiftliği’nde düzenlenen 2026 tarihli Yunan–Fransız Diyalogları, sadece akademik bir toplantı değil; Atina’nın Batı Trakya’yı yeni jeopolitik denklemde yeniden konumlandırma arayışının sembolik bir göstergesi olarak öne çıktı. Etkinliğin ana teması, Congress of Berlin ile günümüz bölgesel güç mücadeleleri arasında kurulan tarihsel paralellikti.
Toplantının ilk oturumunda dikkat çekici biçimde, 19. yüzyıl Osmanlı diplomasisinin önemli isimlerinden Alekandros Karatheodori Pasha üzerinden günümüz Balkanları ve Doğu Akdeniz konuşuldu. Bu tercih, Yunan diplomatik çevrelerinin geçmişteki sınır düzenlemelerini bugünkü güvenlik mimarisiyle ilişkilendirme çabasını ortaya koyuyor.
Avramopulos: “Balkanlar yeniden büyük güçlerin laboratuvarı”

Dimitris Avramopulos açılışta, Berlin Kongresi’ni günümüz krizleriyle ilişkilendirerek Balkanlar’ın yeniden büyük güçlerin rekabet alanına dönüştüğünü vurguladı. Mesaj açıktı: Avrupa’nın güneydoğu sınırı artık sadece yerel mesele değil, küresel güç dengesinin test sahası.
Bu vurgu, özellikle Ukrayna savaşı sonrası Karadeniz–Balkan hattının stratejik önem kazanmasıyla örtüşüyor. Yunan tarafı, Batı Trakya’yı bu yeni güvenlik mimarisinin “ön sınırı” olarak sunuyor.
Sirigos: “Trakya (Batı) tarihsel geçit, bugün de stratejik eşik“
Angelos Sirigos konuşmasında Batı Trakya’yı bir sınır bölgesinden çok, tarih boyunca egemenliklerin kesişim alanı olarak tanımladı. Aleksandros Karatheodori Pasha örneğini kullanarak, Osmanlı dönemindeki diplomatik müzakerelerin bugünkü bölgesel tartışmalara nasıl ışık tuttuğunu anlattı.
Dolaylı olarak Türkiye’ye gönderme yapan Sirigos, “anlaşmaların ve sınırların sorgulandığı dönemlere geri dönüldüğü” vurgusuyla, Türkiye’nin son yıllarda dile getirdiği yaklaşımları tarihsel bağlama oturttu. Özellikle Ege ve Doğu Akdeniz’e dair üstü kapalı değerlendirmeleri dikkat çekti.
Valinakis: “Güç ve hukuk yeniden karşı karşıya“
Giannis Valinakis, tarihsel diplomasiyi günümüz güvenlik krizleriyle karşılaştırdı. Ona göre 19. yüzyılda olduğu gibi bugün de uluslararası sistemde güç kullanımı ile hukuk arasındaki denge yeniden kırılgan.
Valinakis’in mesajı, Türkiye adı açık geçmese de, mevcut sınır düzeninin sorgulanmasının Avrupa için uzun vadeli risk oluşturduğu yönündeydi. Özellikle Doğu Akdeniz ve Ege’de oluşan yeni askeri dengeye atıf yaptığı değerlendiriliyor.
Foucher: “Sınırlar çizgi değil, siyasi araç“
Michel Foucher ise Fransız perspektifini sundu. Foucher’e göre sınırlar sadece haritadaki çizgiler değil; siyasi pazarlığın ve stratejik yeniden konumlandırmanın araçları.
Batı Trakya’yı örnek göstererek bölgenin tarih, kimlik ve jeopolitik arasında bir kesişim alanı olduğunu söyledi. Bu yaklaşım, Fransa’nın Yunanistan’la son yıllarda derinleşen savunma ortaklığının teorik zeminini de yansıtıyor.
Kumçiftliği neden seçildi?

Kumçiftliği seçimi tesadüf değil. Türkiye sınırına yakın konumu nedeniyle şehir, Atina’nın kuzeydoğu jeostratejik hattının merkezlerinden biri olarak görülüyor. Son dönemde bölgede artan altyapı yatırımları, askeri lojistik projeleri ve AB destekli güvenlik çalışmaları düşünüldüğünde, bu tür uluslararası toplantıların burada yapılması sembolik önem taşıyor.
Konferansta kullanılan “jeopolitik revizyonlar” ifadesi, geçmişte Congress of Berlin sonrası şekillenen sınır düzeninden bugüne uzanan tarihsel bir çizgi kurdu. Yunan akademik ve diplomatik çevreleri, bu söylemle Batı Trakya’yı yeniden Avrupa’nın sınır siyaseti tartışmalarının merkezine yerleştiriyor.
Bu çerçevede toplantı, sadece tarih konuşulan bir sempozyum değil; Atina’nın Türkiye, Balkanlar ve Avrupa güvenliği konusunda geliştirdiği yeni stratejik anlatının önemli bir parçası olarak okunuyor.
Netice olarak;
bizzat bizim bölgemizdeki, Batı Trakyamızda gelişmeleri yakından ilgilendiren Kumçiftliği’ndeki bu buluşma, sadece akademik ve diplomatik bir buluşma değil, aynı zamanda Yunanistan’ın sınır bölgelerindeki varlığını uluslararası entelektüel destekle tahkim etme çabası olarak yorumlanıyor.
Yunanistan, Dedeağaç limanının bugün geldiği durumu değerlendiriyor, geleceğe yönelik geniş vizyonlu planlar üzerine stratejik ortakları ve işbirliği yaptığı ülkelerle geniş coğrafyada oyun kurucu ve istikrar sağlayan bir ülke olarak öne çıkmak, rol üstlenmek için diplomasi yollarını kullanmaya hız veriyor. Ve bu etkinlikler Batı Trakya’nın değişik bölgelerinde gerçekleştiriliyor.
Organizasyon;
Patrik Bartholomeos, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan işiçleri Bakanlığı, Fransa Büyükelçiliği himayelerinde yapılırken,
İşbirliği:
Etnolojik Trakya Müzesi ve Centre Culturel Hellénique.
Destekler:
Dedeağaç Belediyesi, Dedeağaç Tıp Derneği, Eugenides Foundation, Egeas MAKE, Kapetan Vasili ve Karmen Konstantopulu Vakfı, Bodosaki Vakfı, Institut Français, BLOD, Motor Oil.
İletişim sponsorları:
ERT, ERT3, ERT Orestiada, Kathimerini, TVXS, Athens Voice, SLpress, Mikropragmata, sMArt.







