Batı TrakyaBatı Trakya HaberEditörün Yazıları

AİHM’den İstanbul Rum Azınlığı İçin Karar: Peki Batı Trakya Türk Azınlığı’nın Hukuku ve Gasbedilen Vakıfları Ne Olacak?

Batı Trakya’daki Vakıflar (Evkaf) meselesi, Azınlığın en büyük kanayan yaralarından biridir ve İstanbul’daki kararla kıyaslandığında Atina’nın uyguladığı antidemokratik çifte standardı tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlı iki din görevlisinin 15 yıldır sürdürdüğü hukuk mücadelesini karara bağlayarak tarihi bir emsale imza attı. Mahkeme, Türkiye’nin Lozan Antlaşması’nı gerekçe göstererek Rum din adamlarının Rum Cemaat Vakıfları (Vakıf) yönetimlerine seçilmesini yasaklamasını mahkûm etti.

AİHM, Türkiye’nin bu uygulamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesinde yer alan “Din ve Vicdan Özgürlüğü” ile 11. maddesinde güvence altına alınan “Dernek Kurma ve Toplantı Özgürlüğü” ilkelerini açıkça ihlal ettiğine hükmetti. Kararda, kültürel ve dini mirasın korunmasını amaçlayan dernek ve vakıfların yönetimlerine demokratik katılımın, azınlık toplulukları için hayati önem taşıdığı vurgulandı.

Söz konusu dava; Fener Rum Patrikhanesi bünyesindeki Zoğrafyon Lisesi, Beşiktaş Panayia Rum Kilisesi Vakfı ve Yedikule Aya Konstantinos ve Eleni Kilisesi Vakfı yönetimlerine seçilen ancak din adamı oldukları gerekçesiyle Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından isimleri silinen din görevlilerinin başvurusu üzerine açılmıştı. Kararın, İstanbul’daki diğer azınlık vakıflarının ve özellikle Balıklı Rum Hastanesi Vakfı’nın seçim süreçlerini de doğrudan etkilemesi bekleniyor.

Eğer Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa kurumları, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın en temel demokratik haklarını, kimlik haklarını ve ‘Türk’ kelimesini taşımaktan başka hiçbir suçu olmayan tarihi kurumlarımızı görmezden gelmeye devam edecekse, Strasbourg’un adalet terazisine nasıl güveneceğiz?

İstanbul’da Hukuk Tecelli Ederken, Batı Trakya’da Atina Eliyle Vakıf Gasbı Sürüyor!

Batı Trakya’daki Vakıflar (Evkaf) meselesi, Azınlığın en büyük kanayan yaralarından biridir ve İstanbul’daki kararla kıyaslandığında Atina’nın uyguladığı antidemokratik çifte standardı tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.

Lozan Antlaşması ve 1920 tarihli 2345 Sayılı Kanun açıkça Batı Trakya’daki vakıfların azınlık tarafından seçilen heyetlerce yönetilmesini öngörürken, Atina 1967 cuntasıyla başlattığı ve sonrasında “Tayinli Yönetimler” (Epitropes) sistemiyle kalıcı hale getirdiği bir gasbı sürdürüyor. Üstelik bu vakıfları ağır borçlar altında, Atina tarafından göreve getirilen yönetimlerle yıpratılıyor.

İstanbul’daki Rum Azınlığı için cemaat vakıflarının yönetim kurullarına özgürce seçilme hakkı AİHM kanalıyla tescillenirken, sınırın hemen ötesinde, Batı Trakya Türk Azınlığı’na ait asırlık vakıflarda adeta bir “hukuk ve demokrasi kırımına” imza atılıyor.

Lozan Barış Antlaşması’nın azınlıklara tanıdığı “kendi hayır kurumlarını, dini ve sosyal müesseselerini kurma, yönetme ve denetleme” hakkı, Atina yönetimi tarafından onlarca yıldır ayaklar altına alınmaktadır. Batı Trakya’da Gümülcine, İskeçe ve Dedeağaç’taki Türk Azınlık Vakıfları, cemaatin özgür iradesi ve demokratik seçimlerle değil, Atina’nın yukarıdan aşağıya dikte ettiği “tayinli kurullar” aracılığıyla yönetilmektedir.

Azınlığın kendi malı ve mirası olan bu vakıflara, hiçbir hukuki ve etik kural gözetilmeksizin, devletin istediği şahıslar tepeden inme şekilde atanmaktadır. Antidemokratik bu atama sistemi yetmezmiş gibi, cemaate hesap vermeyen bu tayinli yönetimlerin ellerinde azınlık vakıfları borç batağına saplanmakta, şeffaflıktan uzak idareler yüzünden asırlık mal varlıkları eritilmektedir.

İstanbul’da din adamlarının vakıf yönetimine girmesini “hak ihlali” gören uluslararası mekanizmaların, Batı Trakya’da bir halkın kendi vakıf yönetimini seçme hakkının tamamen ortadan kaldırılmasına karşı bugüne kadar sessiz kalması, uluslararası hukukun adalet terazisindeki derin bir sapmayı gözler önüne sermektedir.

BİRLİK GAZETESİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ’NDEN ANALİZ

“Hukuk Herkese Eşit İşlemiyorsa, Strasbourg’un Samimiyeti Nerede Kalıyor?”

Haberin ardından bir analiz kaleme alan Birlik Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İlhan Tahsin, Avrupa’nın insan hakları mekanizmalarındaki çifte standarttı, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın bitmeyen hukuk mücadelesini ve vakıf yağmasını şu sözlerle masaya yatırdı:

“Bugün Kurban Bayramının ilk günü, başta Batı Trakya Türk Azınlık insanı olmak üzere, tüm İslam Alemi’nin Kurban Bayramını tebrik ediyorum.

Hak hukuk arama mücadelesi bayram seyran tanımadan devam etmelidir. Ben bunu bilir bunu yazarım, söylerim de. Strasbourg’un İstanbul Rum Azınlığına yönelik samimiyeti, taraflı bağlılığı tam gaz devam ediyor, dolayısıyla ben de bu samimiyeti masaya yatırmak analiz etmek istedim.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) İstanbul Rum Azınlığı ve Fener Rum Patrikhanesi’nen haklarına ilişkin verdiği bu son karar, teoride uluslararası hukukun ve azınlık haklarının korunması adına olumlu bir adım gibi görünebilir. Ancak madalyonun diğer yüzünü çevirdiğimizde, Batı Trakya Türk Azınlığı olarak bizlerin yıllardır maruz kaldığı derin bir adaletsizlik, gasp ve çifte standart tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır.

AİHM, İstanbul’daki Rum azınlığın dernekleşme ve vakıf yönetme hakkı söz konusu olduğunda nihayetinde adaleti tecelli ettiren bir irade ortaya koyabiliyor.

Peki ama ne hikmetse, aynı mahkemenin Batı Trakya Türk Azınlığı hakkında, özellikle de İskeçe Türk Birliği (İTB) ile ilgili vermiş olduğu haklılık kararı neden sümen altı ediliyor?

Bekir Usta Davalar Grubu olarak bilinen İskeçe Türk Birliği, Rodop İli Türk Kadınları Kültür Derneği ve Meriç Azınlık Gençleri Derneği hakkında Yunanistan’ın uygulamadığı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarıyla ilgili gelişmeleri de yakından takip ediyoruz ve karar bekliyoruz! Bunları da hatırlatalım.

Yunanistan, AİHM’in İskeçe Türk Birliği lehine verdiği ihlal kararını neredeyse çeyrek asırlık bir süredir uygulamamakta ısrar ediyor ve bu hukuksuzluğu adeta bir devlet politikası haline getiriyor.

Mesele sadece derneklerimizle de sınırlı değil. İstanbul’daki Rum Azınlığın vakıf idaresine ilişkin hakları tescillenirken; Batı Trakya’daki Türk Azınlığın yıllardan beri kendi öz malı olan vakıflarına Atina’nın kurduğu antidemokratik abluka ne olacak?

Yunanistan, Lozan Antlaşması’nı açıkça ayaklar altına alarak, Batı Trakya’daki vakıf idarelerine tamamen keyfi uygulamalarla, cemaatin iradesini yok sayarak istediği kişileri tepeden inme atıyor. Azınlığın kendi yöneticisini seçme hakkı elinden alınmış durumda. Bu tayinli yönetimler altında vakıflarımız borçlandırılıyor, borçlar bahane edilerek mallarımız heba ediliyor. Şimdi sormak hakkımız değil mi: Bu etik midir? Bu demokratik midir?

Buradan Batı Trakya Türk Azınlığı’nın gür sesi olarak açıkça soruyorum ve haklı sitemimizi uluslararası kamuoyunun vicdanına bırakıyorum:

AİHM, Batı Trakya’da açıkça uygulanan bu ikili ve yanlı muameleyi neden görmezden geliyor? Bu apaçık bir çifte standart ve çelişki değil de nedir?

Kendi kararını hiçe sayan Yunanistan’a İskeçe Türk Birliği kararının uygulanması için somut baskı yapmayan AİHM ve AB Bakanlar Komitesi, Atina’nın Batı Trakya’daki vakıf seçimlerini yok sayan bu keyfi, tepeden inme dayatmalarına karşı neden tek bir yaptırım mekanizmasını devreye sokmuyor?

Eğer Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa kurumları, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın en temel demokratik haklarını, kimlik haklarını, asırlık vakıf miraslarını görmezden gelmeye devam edecekse, Strasbourg’un adalet terazisine nasıl güveneceğiz?

İstanbul’da hukuku hatırlayanların, Gümülcine ve İskeçe’de, Dedeağaç ve Dimetoka’da, Yunanistan genelinde Osmanlı döneminden bırakılan vakıflara ait taşınmazlar hakkında kör, sağır ve dilsiz kesilmesi kabul edilemez. Uluslararası hukuk, sadece güçlülerin ya da Avrupa’nın ‘gözde’ azınlıklarının değil, Batı Trakya Türk Azınlığı da dahil olmak üzere herkesin hakkını adilce ve eşit şekilde koruduğu gün gerçek manada adaleti temsil edecektir.”

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu