
Dedeağaçlılara Türk Turistin Parası Tatlı Da Arabası Mı Suçlu?
Dedeağaç sakinlerinin ve yerel basınının her yaz sergilediği o meşhur "turist mağduriyeti" oyunu yine sahnede.
Dedeağaç sakinlerinin ve yerel basınının her yaz sergilediği o meşhur “turist mağduriyeti” oyunu yine sahnede.
Yerel haber sitelerine gönderilen fotoğraflarla, “Ters yöne giren Türkler”, “Engelli parkını işgal eden yabancılar” başlıkları atılıyor; Trafik Polisi göreve çağrılıyor.
Peki, bu hikâyenin arkasındaki asıl gerçeği kim konuşacak?
Dedeağaç esnafı da yerel idare de gayet iyi biliyor ki; bugün Dedeağaç ekonomisi ayaktaysa, bunun mimarı adım başı gördükleri o Türk turistlerdir.
Dedeağaç Ekonomisi Türk Turistle Şahlandı mı, Şahlandı!
Çok değil, 10-15 yıl öncesine kadar kendi halinde bir sahil kasabası olan Dedeağaç; bugün restoranların, tavernaların, otellerin ve zincir marketlerin ağzına kadar dolu olduğu ticari bir merkeze dönüştü. Hafta sonu sınırdan geçen binlerce araç, kentin kasasına her yıl milyonlarca euro taze para bırakıyor.
Tavernalarda boş masa bırakmayan, Süpermarket sepetlerini tepeleme dolduran, Otelleri aylar öncesinden kapatan, Şehir ekonomisine kelimenin tam anlamıyla “can suyu” olan yine bu beğenmedikleri Türk turistler!
İğneyi Biraz da “Mızmız” Kesime Batıralım
Türk turistin bıraktığı euro’larla kışlık erzakını çıkartan, dükkânının kirasını ödeyen, turizm sezonunda bayram eden bir kesim var. Ama ne hikmetse, aynı kesimin temsilcileri ve onların sözcülüğünü yapan yerel Yunan basını, konu trafik veya park yerine gelince birdenbire “disiplin budalası” kesiliyor!
Dedeağaç trafik polisi zaten Türk plakalı bir araç gördüğünde radarını açmış bekliyor. En küçük bir park ihlalinde yüzlerce euroluk cezalar yağdırılıyor, araçların plakaları tereddütsüz sökülüyor.
Kural kuraldır, kimse çiğnemesin; eyvallah. Peki soralım: Aynı Dedeağaç sokaklarında kuralları hiçe sayan tek bir Yunan sürücü yok mu?
Kaldırımları işgal eden yerel araçlar görmezden gelinirken, neden hedef tahtasına sadece yabancı plakalar oturtuluyor?
Artık Bir Karar Verin!
Dedeağaç’taki o radikal ve hoşnutsuz kesimin kendine şu soruyu sorması gerekiyor:
“Biz bu Türk turistlerin parasına talip miyiz, değil miyiz?
“Hem her hafta sonu Türkiye tarafından akan turizm akınından ceplerinizi dolduracaksınız, hem de üç beş bireysel kural ihlalini bahane edip yerel basında Türkleri “kenti işgal eden kural tanımazlar” gibi hedef göstereceksiniz.
Bu duruş ne misafirperverliğe sığar ne de ticari ahlaka! Eğer Türk turistler gerçekten Dedeağaç’a “zarar” veriyorsa, buyurun kapıları kapatın. Ama o zaman kışın bomboş kalan tavernalarda, sinek avlayan dükkânlarda birbirinizin yüzüne bakarken de ağlanmak yok!
Dedeağaç yerel basını ve Türk turist alerjisi olan o küçük kesim artık kararını vermeli: Türk turisti bağrınıza mı basacaksınız, yoksa cebindeki parayı alıp arkasından şikâyet etmeye devam mı edeceksiniz?
Herşey ortada, iki örnek biri Dedeağaç yerli yerli milli Yunan basınının attığı başlık, diğeri ise Atina merkezli basın.
Yayınladığınız, okuyucuya servis ettiğiniz fotoğraflar zaten kendiliğinden konuşuyor. Ayrıca park edilen ve plakanın yarısının kapatıldığı araçların hangi ülkeye ait olduğuna da dikkat edin.

