
Yunanistan’da Nedir Bu Camilerin Kaderleri? Ezan Sesinden Porno Filmlerine, Şimdi İse Sanat Galerisine
Ezan seslerinden porno film projeksiyonlarına, dükkan tezgahlarından modern sanat galerisine uzanan bu 550 yıllık yapı, Selanik’in çalkantılı tarihinin en canlı tanığı olarak kente geri dönüyor.
Ezan sesinden porno filmlerine, şimdi ise sanat galerisine, Selanik’in 550 Yıllık Hamza Bey Camii açılıyor.
Ezan seslerinden porno film projeksiyonlarına, dükkan tezgahlarından modern sanat galerisine uzanan bu 550 yıllık yapı, Selanik’in çalkantılı tarihinin en canlı tanığı olarak kente geri dönüyor.
Yunanistan Kültür Bakanı Lina Mendoni’nin restorasyon alanında yaptığı incelemelerin ardından duyurulan habere göre; Selanik’in kalbinde yer alan tarihi Hamza Bey Camii (Alkazar), geçirmiş olduğu onlarca yıllık tahribat ve restorasyon sürecinin ardından Eylül başında kapılarını açıyor.
Makedonya Modern Sanat Müzesi (MOMUS) yönetimine devredilecek olan tarihi yapı, 20. yüzyılın başındaki Selanik’e ait ilk kez yayınlanacak fotoğrafların yer alacağı özel bir sergiyle kültür merkezine dönüştürülecek.
Ancak Selanik Metrosu’nun Venizelu istasyon çıkışında yer alan bu yapının açılışı, sadece bir restorasyonun bitişi değil; dünya mimarlık tarihinin en sıradışı ve hazin dönüşüm hikayelerinden birinin yeni aşaması anlamını taşıyor.
İbadethaneden Berbere ve Mobilyacı Dükkanlarına
1467 yılında Osmanlı askeri komutanı Hamza Bey’in kızı tarafından yaptırılan cami, Selanik’in bilinen en eski Osmanlı ibadethanesidir. 1912’de kentin Yunanistan yönetimine geçmesi ve 1923’teki Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi ile Müslüman halkın şehri terk etmesinin ardından kaderine terk edildi.
Önce Yunan Kızılhaçı’na devredilen bina, ardından özel mülkiyete satıldı. Tarihi caminin içi ve çevresi bölümlere ayrılarak ayakkabıcı, mobilya imalathanesi ve çeşitli ticari dükkanlar olarak kullanıldı; özgün mimarisine ciddi zararlar verildi.
“Cinéma Alcazar” ve Porno Film Salonu Dönemi
Caminin sütunlu iç avlusuna 1928 yılında beton bir kütle eklenerek bir sinema salonu inşa edildi. İspanyol mimarisine atıfla “Alcazar” (Alkazarlar) adı verilen bu sinema, kısa sürede kentin en popüler eğlence mekanlarından biri oldu. Öyle ki Selanik halkı, Osmanlı camisinin adını unutup yapıyı sadece “Alkazar” olarak anmaya başladı.
Ancak 1970’li ve 1980’li yıllarda televizyonun yaygınlaşmasıyla kriz giren sinema sektörü, yapının kaderini daha da garip bir noktaya sürükledi. Alkazar Sineması nitelik değiştirerek bir yetişkin (porno) film salonuna dönüştürüldü. Minaresi yıkılan, hat sanatları ve kubbe süslemeleri bakımsızlıktan dökülen 550 yıllık kutsal mekan, onlarca yıl boyunca kubbesinin altında erotik ve porno filmlerin gösterildiği bir ticarethane olarak hizmet verdi.
Geçmişle Yüzleşme ve Yeni Bir Kültür Alanı
1989 yılında sinemanın tamamen kapanmasıyla mülkiyet tekrar Yunanistan Kültür Bakanlığı’na geçti. Yıllarca süren hukuki süreçler ve metro kazıları nedeniyle sarkan restorasyon çalışmaları kapsamında, yapıya sonradan eklenen sinema kütlesi söküldü ve Osmanlı dönemi mimari kalıntıları gün yüzüne çıkarıldı.
Bugün gelinen noktada Yunan hükümeti, Selanik’te Müslümanların bir ibadet edebilecek camileri bulunmamasına rağmen bu yapıyı bir ibadethane olarak açmak yerine, Osmanlı mirasını kentin “kültürel hafızasının” bir parçası kılacak bir müze ve sergi alanı olarak değerlendirmeyi seçti.
Ezan seslerinden porno film projeksiyonlarına, dükkan tezgahlarından modern sanat galerisine uzanan bu 550 yıllık yapı, Selanik’in çalkantılı tarihinin en canlı tanığı olarak kente geri dönüyor.
Hamza Bey Camii
Hamza Bey Camii (Alkazarlar), Selanik’teki en eski Osmanlı eseri olmasının yanı sıra, Osmanlı mimarlık tarihinde T-planlı (Zaviyeli/Ters T) yapılardan Klasik Osmanlı cami mimarisine geçişin en özgün örneklerinden biridir. Tek bir dönemde değil, zaman içinde yapılan eklemelerle genişletildiği için kendine has karmaşık bir plana sahiptir.
Mimari Plan Yapısı ve Evreleri
Yapının bugünkü mimari formu tek bir seferde inşa edilmemiş, iki ana Osmanlı evresinde şekillenmiştir:
-
İlk İnşa Evresi (1467-1468): Hamza Bey’in kızı Hafsa Hatun tarafından yaptırılan ilk cami, dönemin erken Osmanlı mimarisine uygun olarak kare planlı ve tek kubbeli küçük bir mescit/cami şeklindeydi.
-
Genişletme Evresi (1592): Kent nüfusunun ve Müslüman cemaatin artmasıyla yapı yetersiz kalmış, Kapıcıbaşı Kapıaltı Kapudan Mustafa Bey tarafından genişletilmiştir. İlk kubbeli ana mekan korunarak önüne büyük bir son cemaat yeri ve revaklı bir iç avlu eklenmiştir.
Önemli Mimari Unsurları
1. Sütunlu İç Avlu (Atrium) Hamza Bey Camii’ni Balkanlar’daki diğer Osmanlı yapılarından ayıran en belirgin özellik, büyüleyici iç avlusudur.
-
Avlu, devşirme (Bizans döneminden kalma) sütunlar ve mermer başlıklar üzerine oturan kemerlerle çevrilidir.
-
Osmanlı mimarisinde bu tarz revaklı açık avlular genellikle büyük “Selaatin” (Padişah) camilerinde görülürken, Hamza Bey Camii bir eyalet merkezinde bu plana sahip nadir örneklerdendir.
-
Cumhuriyet sonrası dönemde sinema salonu (Alkazar) olarak kullanılan ve betona gömülen kısım tam olarak bu avlu alanıdır.
2. Ana İbadet Mekanı ve Kubbe
-
Yapının harim (ana ibadet) bölümü kare planlıdır ve üzeri yüksek bir kasnak üzerine oturan tek bir büyük kubbe ile örtülüdür.
-
Kubbeye geçişler Türk üçgenleri ve pandantifler vasıtasıyla sağlanmıştır.
-
İç mekanda Osmanlı hat sanatına ait yazılar ve klasik döneme ait kalem işi süsleme kalıntıları yer almaktadır.
3. Malzeme ve Duvar Tekniği
-
İnşaatta almaşık duvar tekniği (bir sıra taş, birkaç sıra tuğla) kullanılmıştır. Bu teknik, erken dönem Osmanlı ve Bizans yapım geleneklerinin bir birleşimidir.
-
Sütun başlıklarında ve pencere sövelerinde Selanik’in erken dönem Bizans yapılarından sökülen kaliteli devşirme malzemeler kullanılmıştır.
4. Minare
-
Yapının güneybatı köşesinde yükselen tek şerefeli bir minaresi bulunmaktaydı.
-
1912 sonrası geçirilen yıkımlar ve ihmal döneminde minarenin şerefe ve külah kısmı yıkılmış, günümüze yalnızca kaide ve gövdesinin alt kısmı ulaşabilmiştir. Restorasyon çalışmalarında bu doku korunmuştur.
Neden Mimari Açıdan Çok Önemli?
Hamza Bey Camii, Erken Dönem Osmanlı mimarisinden Mimar Sinan öncesi Klasik Dönem’e geçişin izlerini taşır. Erken dönemdeki “küçük tek kubbeli mescit” anlayışının, 16. yüzyılın sonunda genişletilerek büyük bir külliye/cami formuna dönüştürülmesinin Balkanlar’daki en canlı belgesidir.
