
Sirigos: “Girit İle Kıbrıs Arasında Türkleri Uzaklaştıramayız”
Sirigos, “Türkiye’den kaynaklanabilecek sorunlara ilişkin bütün olası senaryoları dikkate aldık. Her senaryonun bir karşılığı var. Karşılaşılacak sorunun niteliğine göre sahada yanıt verilecek. Sıcak bir olay yaşanmayacak” dedi.
Yunanistan ile Güney Kıbrıs arasındaki elektrik bağlantı projesinin hayata geçirilmesi sırasında Türkiye ile sıcak bir askerî olay yaşanmayacağını savunan Yeni Demokrasi Partisi milletvekili ve Uluslararası Hukuk Profesörü Angelos Sirigos, aynı zamanda Yunan donanmasının mevcut kapasitesiyle Girit ile Kıbrıs arasındaki açık denizde Türk gemilerini bölgeden uzaklaştıramayacağını söyledi. Sirigos’un 5 Kasım Perşembe sabahı yaptığı bu iki değerlendirme, Yunanistan’da savunma kapasitesi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki varlığı ve Atina’nın caydırıcılık politikası konusunda tartışma yarattı.
“Her senaryoya karşı cevabımız var”
Sirigos, Perşembe sabahı katıldığı radyo programında, Yunanistan ile Kıbrıs arasındaki elektrik bağlantı projesinin uygulanması sırasında sıcak bir çatışma yaşanmasını beklemediğini belirtti. Atina’nın Türkiye’den kaynaklanabilecek olası bütün senaryoları değerlendirdiğini ve her ihtimale karşı bir yanıt hazırladığını ifade eden Sirigos, “Türkiye’den kaynaklanabilecek sorunlara ilişkin bütün olası senaryoları dikkate aldık. Her senaryonun bir karşılığı var. Karşılaşılacak sorunun niteliğine göre sahada yanıt verilecek. Sıcak bir olay yaşanmayacak” dedi.
Yeni Demokrasi Partisi milletvekili ve Uluslararası Hukuk Profesörü Angelos Sirigos’un, Yunan donanmasının mevcut imkânlarıyla Girit ile Kıbrıs arasındaki açık denizde Türk gemilerini bölgeden uzaklaştırabilecek kapasitede olmadığını söylemesi Yunanistan’da tartışma yarattı. Sirigos’un açıklamaları, Yunanistan ile Güney Kıbrıs arasında Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilanı ve deniz yetki alanlarının sınırlandırılması tartışmalarını da yeniden alevlendirdi.
Yunanistan’da iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi milletvekili ve Uluslararası Hukuk Profesörü Angelos Sirigos’un, Yunan donanmasının Doğu Akdeniz’deki askerî kapasitesine ilişkin sözleri ülke gündeminde geniş yankı buldu. Sirigos, Girit ile Kıbrıs arasındaki açık denizde Türk savaş gemilerinin veya araştırma gemilerinin faaliyet göstermesi durumunda, Yunanistan’ın mevcut donanma gücüyle bu gemileri bölgeden uzaklaştırmasının mümkün olmayacağını savundu.
Sirigos’un açıklamaları, özellikle Türkiye ile Yunanistan arasındaki deniz yetki alanları ve enerji projeleri konusunda Atina’da sürdürülen tartışmaların ortasında geldi.
Bir tartışma programında konuşan Sirigos, askerlik yaptığı dönemde öğrendiği bir ilkeye dikkat çekerek, verilen bir emrin eksiksiz uygulanabilecek durumda olması gerektiğini söyledi.
Girit ile Kıbrıs arasındaki bölgenin Yunan adalarına ve limanlarına oldukça uzak olduğunu vurgulayan Sirigos, şu ifadeleri kullandı:
“Emri tamamen uygulayabilecek durumda olmanız gerekir”
“Ben askerlik yaptığım dönemde ordudan şunu öğrendim: Bir emir verdiğinizde, o emri tamamen uygulayabilecek durumda olmanız gerekir. Burada Yunan kıyılarından ve limanlarından son derece uzak bir noktadan söz ediyoruz. Burası, Yunan adaları ile Kıbrıs arasındaki açık denizin orta noktasıdır. Bugünkü donanmamızla Türkler bu bölgede bir askerî tatbikat yapmaya veya araştırma faaliyetlerinde bulunmaya kalkarsa, onları oradan uzaklaştıramayacağımızı düşünüyorum. Dolayısıyla uygulama gücüne sahip olmadığınız bir anlaşmayı imzalamanın anlamı yok. Karşı taraf da o anlaşmayı delik deşik eder.”
Mazis’in MEB önerisine karşı çıktı
Sirigos’un bu değerlendirmesi, Atina Üniversitesi Profesörü Yannis Mazis’in Yunanistan ile Güney Kıbrıs arasında Münhasır Ekonomik Bölge’nin (MEB) derhal ilan edilmesi ve sınırlarının tamamen belirlenmesi yönündeki çağrısına yanıt olarak gündeme geldi.
Mazis, iki ülke arasında deniz yetki alanlarının hukuki olarak belirlenmesinin, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki iddialarına karşı önemli bir güvence oluşturacağını savunuyor.
Ancak Sirigos, böyle bir anlaşmanın yalnızca hukuki olarak ilan edilmesinin yeterli olmayacağını, Yunanistan’ın bu anlaşmayı denizde fiilen uygulayabilecek askerî kapasiteye de sahip olması gerektiğini dile getirdi.
Bu yaklaşım, Yunanistan’da farklı değerlendirmelere neden oldu. MEB ilanının geciktirilmemesini savunan çevreler, Sirigos’un açıklamalarının Ankara’ya Yunanistan’ın askerî kapasitesi konusunda olumsuz bir mesaj verdiğini ileri sürdü.
Kaşot krizini yeniden gündeme getirdi
Sirigos’un açıklamaları, 2024 yılında Kaşot Adası çevresinde yaşanan deniz yetki alanları ve denizaltı elektrik bağlantı kablosu araştırmalarıyla ilgili krizi de yeniden gündeme taşıdı.
Söz konusu dönemde Türkiye’ye ait savaş gemilerinin bölgede bulunması üzerine Yunanistan’ın araştırma faaliyetlerini yürütme konusunda karşılaştığı zorluklar tartışılmış, Sirigos da o süreçte Yunanistan’ın Türk askerî varlığı karşısında taktiksel geri adım atmak zorunda kaldığını açıkça dile getirmişti.
Son açıklamalarıyla birlikte Sirigos, Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki askerî kapasitesi ve siyasi hedefleri arasındaki uyumsuzluğa dikkat çeken isimlerden biri olarak yeniden öne çıktı.
Yunanistan’da caydırıcılık tartışması
Sirigos’un sözleri, Yunanistan’da yalnızca donanmanın kapasitesine ilişkin teknik bir değerlendirme olarak görülmedi. Tartışmanın merkezinde, Atina’nın Türkiye karşısında izlediği stratejinin ne kadar gerçekçi olduğu sorusu bulunuyor.
Bir kesim, hükümet milletvekilinin bu açıklamalarını askerî gerçeklerin açıkça ifade edilmesi olarak değerlendirirken, diğer kesim ise böyle bir açıklamanın Türkiye’ye karşı caydırıcılığı zayıflatabileceğini savunuyor.
Özellikle Yunanistan ile Güney Kıbrıs arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılması ve enerji projelerinin güvenliği konusunda iddialı açıklamalar yapılırken, iktidar partisinden bir milletvekilinin “Türkleri bölgeden uzaklaştıramayız” demesi dikkat çekici bulundu.
Öte yandan Yunanistan’ın Ege Denizi’nde sahip olduğu coğrafi yakınlık ve hava-deniz kuvvetlerinin operasyonel imkânları ile Girit-Güney Kıbrıs arasındaki geniş açık deniz sahasının şartları aynı değil. Bu nedenle söz konusu tartışma, Yunanistan’ın Ege’deki caydırıcılığı ile Doğu Akdeniz’deki operasyonel kapasitesi arasındaki farkı da ortaya koydu.
Asıl soru: Atina ilan ettiği hakları sahada koruyabilecek mi?
Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki enerji projeleri, deniz yetki alanları ve Güney Kıbrıs ile geliştirdiği iş birliği, yalnızca diplomatik açıklamalarla değil, sahadaki gelişmelerle de şekilleniyor.
Yunanistan’ın askerî güçlerini modernize etme çabalarına rağmen, geniş bir coğrafyada sürekli deniz hâkimiyeti sağlamanın zorlukları tartışılmaya devam ediyor.
Sirigos’un açıklamalarının ortaya çıkardığı temel soru ise şu: Atina, Türkiye ile karşı karşıya gelme ihtimali bulunan bölgelerde ilan ettiği deniz yetki alanlarını ve enerji projelerini fiilen koruyabilecek kapasiteye sahip mi?
Bu soru, Yunanistan’da hükümetin savunma politikaları ve Doğu Akdeniz stratejisi açısından yeni bir tartışmanın kapısını aralamış durumda.