
Mahkeme Çıkışında Polis Tarafından Gazetecilere Keskin Işıklı Sansür!
Basını el fenerleriyle karartmaya çalışanlar bilsin ki; Batı Trakya Türkünün haklı sesi de, o sesi duyuran azınlık basınının kameraları da karanlıkta kalmayacaktır!
Basını el fenerleriyle karartmaya çalışanlar bilsin ki; Batı Trakya Türkünün haklı sesi de, o sesi duyuran azınlık basınının kameraları da karanlıkta kalmayacaktır!
Mahkeme 14 Saat Sonra Kararını Açıkladı: 4 Soydaşımıza 17’şer Ay Hapis Cezası Verildi! Karar Sonrası Gazetecilere “Işıklı” Engelleme Skandalı!
Batı Trakya Türk Azınlığı’nın dini ve milli kimliğine yönelik baskıların sembolü haline gelen İskeçe Aşağı Mahalle Camii Davası’nın üçüncü duruşması, İskeçe Adliyesi’nde 14 saat süren maratonun ardından gece yarısı sonuçlandı. Mahkeme, tüm savunma ve hukuki değerlendirmelere rağmen 4 sanığa (Ozan Ahmetoğlu, Hüseyin Baltacı, Bahri Belço ve Murat Köse) 17’şer ay hapis cezası verdi; cezalar paraya çevrildi.
Ancak İskeçe Adliyesi’nde yaşananlar sadece hukuki bir skandalla sınırlı kalmadı; kararın ardından mahkeme önünde görevini yapmaya çalışan azınlık basınına ve Türkiye televizyonlarının Yunanistan muhabirlerine yönelik uygulanan açık sansür ve engelleme girişimi, Yunanistan’da basın özgürlüğünün geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne serdi.
Mahkeme Çıkışında Polis Engeli: Gazetecilere Keskin Işıklı Sansür!
Duruşma salonunda kararın açıklanmasının ardından, adliye binası dışında adeta olağanüstü hal ilan edildi. Korkunç güvenlik önlemleri alan Yunan polis ekipleri ve özel çevik kuvvet (MAT) polisleri, mahkeme önünden görüntü almak isteyen basın mensuplarını hedef aldı.
Gazetecilerin halkı bilgilendirme hakkını “yasak” diyerek engellemeye kalkan polisler, kameraların ve telefonların net görüntü almasını engellemek amacıyla ellerindeki keskin ışık saçan el fenerlerini doğrudan basının üzerine doğrulttu.
Tüm bu organize engelleme teşebbüslerine ve baskılara rağmen, gazetemiz geri adım atmayarak o anları ve yaşanan hukuksuzluğu saniye saniye kaydetmeyi başardı. Polisin “Görüntü almak yasak” dayatmasına karşı, bunun bir gazetecilik görevi olduğunu haykıran azınlık basını, İskeçe adliyesi önünde bir kez daha meslek onurunu korudu.
Atina ve Miçotakis’e Soruyoruz: Avrupa’nın Neresinde Basın Özgürlüğü El Feneriyle Karartılıyor?
Uluslararası raporlarda basın özgürlüğü sıralamasında Avrupa standardının çok gerisinde kalan Yunanistan’da, İskeçe’de yaşanan bu son sahne bardağı taşıran son damla olmuştur.
Haber Analiz / Yorum:
“Avrupa’nın neresinde gazetecilerin görevini yapmasına bu denli ilkel yöntemlerle müsaade edilmiyor?
Dünyanın hangi demokratik ülkesinde polis, kamuoyunu bilgilendirmekle görevli gazetecinin kamerasını keskin ışık saçan el fenerleriyle kapatmaya çalışır?
Miçotakis hükümeti ve Atina yönetimi, azınlık insanının sesini duyuran basına yönelik bu faşizan uygulamalara ne zaman son verecek?
Telefonların dinlendiği, gazetecilerin takip edildiği ve adliye önünde kameraların el fenerleriyle karartılmaya çalışıldığı bu ülkede basın özgürlüğünden bahsetmek ne kadar mümkündür?”
Duruşmada “Tercüman Komedisi” Kayıtlara Geçti
Gün boyu son derece gergin ve kritik bir atmosferde devam eden duruşmada yaşanan bir diğer skandal ise adeta bir komediye dönüştü.
Aşağı Mahalle Camii’nde yaşanan olayla ilgili video görüntüleri incelendiği sırada mahkemeye “tercüman” sıfatıyla getirilen Azınlık İlkokulu görevlisi Türkçe öğretmeninin Türkçe bilmediği ve videoyu tercüme edemediği ortaya çıktı.
Yaşanan bu “komitrajik” olay neticesinde duruşmaya ara verilmek zorunda kalındı ve mahkemenin elindeki listeden apar topar yeni bir tercüman arayışına girildi. Hukukun ve ciddiyetin ayaklar altına alındığı bu anlar da mahkeme tarihine kara bir leke olarak geçti.
Provokasyonlara Geçit Yok, Hak Arama Mücadelesine Devam!
14 saatlik baskı, komedi ve engelleme çabalarının ardından bitirilen duruşma sonrası gazetemize açıklamalarda bulunan azınlık temsilcileri, Atina’nın ve yerel uzantılarının provokasyonlarına gelmeyeceklerini vurguladılar. Temsilciler, Aşağı Mahalle Camii’nin ve Batı Trakya Türk Azınlığı’nın haklarını hem sahada hem de uluslararası hukuki platformlarda sonuna kadar savunacaklarını ilan ettiler.
Basını el fenerleriyle karartmaya çalışanlar bilsin ki; Batı Trakya Türkünün haklı sesi de, o sesi duyuran azınlık basınının kameraları da karanlıkta kalmayacaktır!