Batı Trakya Haber

“Lozan’daki Mütekabiliyet Yok Sayacak Uygulamarın Kabulü Asla Mümkün Olmayacaktır”

“Lozan’daki Mütekabiliyet yok sayacak uygulamarın kabulü asla mümkün olmayacaktır. Vakıflar konusundaki yapılacak çalışmaları dikkatle takip ediyoruz.”

Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Genel Başkan Av.Necmettin Hüseyin yaptığı yazılı açıklamada, “Lozan’daki Mütekabiliyet yok sayacak uygulamarın kabulü asla mümkün olmayacaktır. Vakıflar konusundaki yapılacak çalışmaları dikkatle takip ediyoruz.” İfadelerini kullandı.

Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği tarafından yapılan yazılı açıklamada, ”Lozan’daki Mütekabiliyet yok sayacak uygulamaların Batı Trakya Türk Azınlığı tarafından kabulü asla mümkün olmayacaktır. Türkiye’de Vakıflar konusundaki yapılacak çalışmaları dikkatle takip ediyoruz Unutulmamalıdır ki, Mütekabiliyetin uygulanması azınlık haklarında karşılıklı kazanımı göz ardı etmeksizin garantörü olunan Batı Trakya Türk Azınlığının haklarının korunmasıdır.” denildi.

Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Genel Başkan Av.Necmettin Hüseyin yaptığı yazılı açıklama aynen şu şekildedir:

“1923 Lozan Barış Antlaşması’yla Batı Trakya Türk toplumuna “Azınlık” statüsü tanınmıştır. Lozan Antlaşması’nın 37. ila 44. maddeleri, Türkiye’deki Müslüman olmayan Azınlıkların haklarına ilişkin düzenlemeleri içermekte; 45. maddesi ise, Türkiye’nin Müslüman olmayan Azınlıklara tanıdığı bu hakların Yunanistan tarafından da, topraklarında bulunan Müslüman Azınlığa tanındığını belirtmektedir.

Batı Trakya Türkleri’nin Azınlık haklarından yararlandırılmaları açısından bakıldığında, Yunan yönetimlerinin uygulamalarının 1960’lardan itibaren kurumlarımızı yavaş yavaş itibarsızlaştırarak aşamalı bir geriletme ve sonrasında tamamen tahrip ederek sistemi çökertme politikası açıkça görülmektedir.

Örneğin, soydaşlarımız 1967 yılından itibaren Vakıf yönetimlerinden uzaklaştırılmışlar;

1970’lerden itibaren “Türk” sıfatının kullanılması suç olarak nitelendirilmeye başlanmış;

1980’lerde isminde “Türk” sıfatı olan azınlık sivil toplum kuruluşları yasadışı ilan edilmiş ve Batı Trakya vakıflarına yönelik ayrımcı yasa kabul edilmiştir.

Yunanistan, 2345/1920 sayılı yasa ile Vakıfların hukuksal yapılarına ilişkin bazı düzenlemeler getirir. Bu çerçevede eğitim amaçlı Vakıfların Cemaat İdare Heyetleri, dini amaçlı Vakıfların ise Mütevelli Heyetleri tarafından yönetilmesi kararlaştırılır. Ancak, 1945 yılında yapılan düzenlemeyle tüm Vakıfların yönetimi Cemaat İdare Heyetlerine bırakılır. 1967 yılında Cunta Yönetimi göreve geldiğinde; Lozan Anlaşması’nın 40. maddesi olan “Yunanistan’daki Müslüman azınlığın, masrafları kendisine ait olmak üzere, her türlü hayır kurumlarıyla dinsel ve toplumsal kurumları, okulları kurmak, yönetmek ve denetlemek” hakkını tanıyan madde de, diğer bir çok madde gibi Yunanistan tarafından ihlal edilmiştir.

Seçimle işbaşına gelmiş olan Gümülcine ve İskeçe Türk Cemaati Vakıfları İdare Heyetlerini azletmiş ve bu heyetlere kendi amacına hizmet eden kişileri tayin etmiştir.

Günümüzde Batı Trakya’daki azınlık Vakıflarının tamamının yönetim kurulları, Batı Trakya Türk toplumunun hür iradesini en alt seviyede yansıtabileceği kurumlar olmasına rağmen, buna imkan verilmeyerek yönetim kurulu üyeleri Yunan makamları tarafından yapılan atamalarla belirlenmektedir.

Batı Trakya Türk Azınlığı, vakıfların antlaşmalarda tanınan haklar temelinde bölgede yaşayan Müslüman Türk toplumu tarafından seçilerek yönetilmesini istese de, Yunan devleti, Türk azınlığın bu talebini kabul etmeyerek vakıflara idareci atamaya devam etmektedir.

Azınlığın 1967 yılından itibaren yönetiminde söz hakkına sahip bulunmadığı Vakıflarına tahakkuk ettirilen gelir ve emlak vergilerinin yüksekliği nedeniyle Vakıf malları, vergi borçları nedeniyle ipotek altına alınmış olup, Vakıflar geçmişten kaynaklanan borçlar nedeniyle halen baskı altındadır.

Batı Trakya Türk Azınlığının, Vakıflarını idare etme haklarından mahrum tutulmaları, kültürel varlıklarını koruma yönündeki çabaları da olumsuz etkilemektedir.

Yunanistan’da çok sayıda Osmanlı tarihi eseri ve cami bulunmaktadır. Ancak, zaman içinde birçok eser, gerekli bakım ve onarım yapılmadığı için varlıklarını sürdürememiştir. Yunanistan’da ortak kültürel miras gerektiği gibi korunmamaktadır.

Türkiye’de 2008 yılındaki düzenlemeyle 1936 yılı Beyannamesi’nde kayıtlı olan ve 1974 yılından sonra Hazine ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilen taşınmazların iadesine karar verilmiştir. Ayrıca 5737 Sayılı Vakıflar Kanununa geçici madde eklenerek Cemaat Vakıflarının askıda olan bütün mallarıyla tarihi mezarlıklarının iadesi yolu açılmış, 2011 yılında yapılan düzenlemelerle de sonradan edinilen ve üçüncü şahıslara geçen taşınmazlara yönelik çalışmalar yapılmıştır.

Oysa Yunanistan’da mülk edinme hakları engellenen Batı Trakya Türk Vakıfların malvarlığının sayısı dahi bilinmemektedir. Batı Trakya’da Vakıf malları ya kamulaştırılmış ya da yıkılmıştır. Bugün Yunanistan’da Müslüman Türk Vakıfları’nın taşınmaz mal edinme hakkı yoktur. Oysaki Lozan’da öne sürülen istatistikî bilgilere göre, Batı Trakya’daki taşınmazların % 84’ü Türk’lere aittir. Bugün ise, taşınmaz malların sadece %25- %30 oranı Türk’lere aittir

Türkiye’nin, kendi topraklarında yaşayan mütekabiliyeti yok sayarak azınlıkların haklarını her geçen gün genişletmesi, Batı Trakya Türklerinin üzerindeki baskıların artması ve hakların ihlal edilmesi konusunda Yunanistan’ı daha da cesaretlendirmektedir. Unutulmamalıdır ki mütekabiliyeti istemek Türkiye Cumhuriyetinde bireylerin özgürlüğünü veya vatandaşlık haklarını kısıtlamak değildir. Pozitif ayrımcılık konusunda karşılıklılık ilkelerini uygulamaktır. Mütekabiliyetin uygulanması Azınlık haklarında karşılıklı kazanımı göz ardı etmeksizin garantörü olunan Batı Trakya Türk Azınlığının haklarının korunmasıdır.

Bu nedenle gündemde olan yönetmelik ve düzenlemelerde Batı Trakya Türk Azınlığının durumunu yok sayarak yapılacak değişikliklerin kamuoyunun vicdanında karşılığı olmayacağı gibi Batı Trakya Türk Azınlığı içinde kabul edilebilir bir yanı olmayacaktır.

Yapılması gereken Yunanistan’ın ikili ve uluslararası antlaşmalarda tanıdığı Batı Trakya Türklerine ait hukuki hakları yerine getirmesi için Türkiye’nin yapacağı Vakıflar Kanunu düzenlemelerinde mütekabiliyet esasına dayalı olarak Batı Trakya’da Yunanistan tarafından vakıflara yapılan uygulamaların bire bir aynısının Türkiye’de bulunan Rum Azınlık Vakıflarına uygulanması yolunun izlenmesidir.“

Haberin devamını oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Rastgele Haberler

Başa dön tuşu
EnglishGermanGreekTurkish