Batı TrakyaBatı Trakya HaberEditörün Yazıları

İstanbul’da Sirtaki Yaparken “Kardeşiz”, Batı Trakya’ya Gelince “İstila Var” Öyle Mi?

İstanbul’da "Vur Patlasın", Trakya’da "Aman Kaçmasın": Bu Tiyatroyu Yutmayız! Maskeli Balo İstanbul’da Başladı, Gerçek Yüzünüz Batı Trakya’da Ortada! İstanbul’da Sirtaki Yaparken "Kardeşiz", Batı Trakya’ya Gelince "İstila Var."

Düşündüm durdum da hangi başlığı kullansam derken aklıma bir senaryo geldi bütünüyle, Batı Trakya’da yaşananlara bu aşağıdaki başlıklar azdır zaten yetmez! Tarif edilmez! Yerinde yaşanır ve görülür. Ben de tümünü kullanmaya karar verdim.

Alın size başlıklar!!!

İstanbul’da “Vur Patlasın”, Batı Trakya’da “Aman Kaçmasın”

Bu Tiyatroyu Yutmayız! Maskeli Balo İstanbul’da Başladı, Gerçek Yüzünüz Batı Trakya’da Ortada!

İstanbul’da Sirtaki Yaparken “Kardeşiz”, Batı Trakya’ya Gelince “İstila Var.”

Bu da güzel ve buradan başlayayım dedim: Dostluk Şarkıları İstanbul’da Güzel de, Batı Trakya’ya Gelince Neden Detone Oluyorsunuz?

İLHAN TAHSİN YAZIYOR…

İstanbul’un göbeğinde, asırlık mektebin çatısı altında, Atina’sından Pire’sine kadar uzanan bir Yunan korosu, arkasına Türkiye’nin sonsuz hoşgörüsünü de alarak dosta düşmana “halkların kardeşliği” masalları anlatıyor.

İstanbul’da elini kolunu sallayarak, hiçbir engelle karşılaşmadan kültür köprüleri kurduğunu iddia edenlerin, sıra Batı Trakya’ya gelince sergiledikleri o hazımsız, ırkçı ve çifte standart kokan tiyatroyu biz çok iyi biliyoruz.

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım; yazalım: Atina’dan taşradaki en ücra yerel gazeteye kadar her Türk heyetini “istila ordusu” gibi gören bu hastalıklı zihniyete, dünyanın sadece kendi etrafında dönmediğini hatırlatmanın vakti geldi de geçiyor bile.

İşte İstanbul’daki o maskeli balonun perde arkası ve Batı Trakya’daki acı gerçekler…

Bir tarafta medeniyet, kültür, “halkların kardeşliği” ve diyalog adı altında İstanbul’un göbeğinde en ufak bir engelle karşılaşmadan, tam aksine hoşgörüyle ağırlanan Yunan heyetleri; diğer tarafta ise Batı Trakya’ya sadece kültürel, sanatsal ya da dostane bir ziyaret için Türkiye’den gelen en ufak bir heyete karşı adeta bir “istila” senaryosu yazan Yunan medyası ve siyaseti…

Bu çelişkiyi, iki ülke azınlıklarının haklarını, yapılan bu ırkçı ve tahrik edici yayınların perde arkasını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren, devamında habere girmezden önce bir köşe yazısı/analiz kaleme aldım.

İki Ülke, İki Azınlık ve Bitmek Bilmeyen Yunan Çifte Standartı: Dünya Sadece Sizin Etrafınızda Dönmüyor!

İstanbul’un tarihi dokusunda, asırlık eğitim kurumlarından biri olan Özel Fener Rum Lisesi’nin (“Kırmızı Mektep” olarak anılmaktadır) öncülüğünde 1. Uluslararası Kültür Festivali gerçekleştirildi.

Yunanistan’ın Selanik kentinden, Kordelio-Evosmos ve Delta belediyelerinden, Atina Alimos’tan, Pire’den, sivil toplum kuruluşları, dans grupları, korolar ve yerel yönetim temsilcileri akın akın İstanbul’a gitti. Atlas 1948 Sineması’nda şarkılar söylendi, danslar edildi, dostluk ve kardeşlik mesajları havada uçuştu.

Türkiye, İstanbul’daki Rum azınlığına destek amacı da taşıyan bu ilk niteliğindeki geniş katılımlı organizasyona ev sahipliği yaparken en ufak bir güvenlik kaygısı, engelleme ya da düşmanlık üretmedi. Tam aksine, kültürlerin buluşmasına alan açtı.

Peki, madalyonun diğer yüzünde ne var?

Şimdi asıl eğri oturup doğru konuşulması gereken, adalet ve samimiyet terazisini kurmamız gereken yere gelelim.

Batı Trakya’ya Gelen Her Türk Heyetini “İstila” Gören Hastalıklı Zihniyet

Anavatan Türkiye’den Batı Trakya’ya bir sivil toplum kuruluşu, bir sanatçı, bir yazar ya da siyasi bir figür adımını attığı anda, Yunan medyasında kopan fırtınaları hepimiz çok iyi biliyoruz. Atina’daki ulusal basından taşradaki yerel gazetelere kadar istisnasız bir koro halinde şu çığırtkanlık başlıyor: “Eyvah, Batı Trakya elden gidiyor!”, “Türkiye’nin Batı Trakya çıkarması”, “Trakya’da Türk provokasyonu!”

Sadece kültürel bağları yaşatmak, soydaşlarla hasret gidermek ya da insani bir köprü kurmak amacıyla yapılan en masum ziyaretler bile anında birer “ulusal güvenlik tehdidi” haline getiriliyor.

Yunan medyası ve kamuoyu, ortalığı ateşe vermek, kendi halkının zihnine Türkiye ve Batı Trakya Türk Azınlığına karşı kin, nefret ve kuşku tohumları ekmek için adeta birbiriyle yarışıyor. Yalan yanlış, ırkçılık ve düşmanlık kokan analizlerle, kendi vatandaşları olan Türk azınlığı hedef tahtasına oturtuyorlar.

Buradan sormak gerekiyor: Bu neyin korkusudur? Bu nasıl bir hazımsızlıktır? Ve en önemlisi, bu nasıl bir yüzsüzlüktür?

Siz İstanbul’da “Vur Patlasın Çal Oynasın” Eğlenirken Helal, Türkler Batı Trakya’ya Gelince Haram mı?

Nasıl oluyor da sizler İstanbul’a, Türkiye’nin kalbine elinizi kolunuzu sallayarak gidip, istediğiniz gibi “vur patlasın çal oynasın” eğlenebiliyor, kültürünüzü haykırabiliyor, STK’larınızla gövde gösterisi yapabiliyorsunuz da; Türkiye’den Batı Trakya’ya gelen Türk ekiplerini acımasızca, zehirli bir dille eleştirip düşmanlaştırıyorsunuz?

Bu çifte standart, sadece diplomatik bir nezaketsizlik değil, aynı zamanda insan haklarına, azınlık haklarına ve uluslararası hukuka karşı yapılmış açık bir saygısızlıktır.

İstanbul’daki Rum azınlığın kültürel etkinlik yapma, destek alma ve dışa açılma hakkı “demokrasi ve insan hakkı” olurken; Batı Trakya Türk Azınlığının anavatanı ile kültürel bağlarını sürdürme hakkı neden “tehdit” olarak algılanıyor?

Bu hastalıklı yaklaşımı sergileyenler hiç mi utanmıyor? İki komşu ülkedeki azınlıkların geleceğini, onların huzur içinde bir arada yaşama vizyonunu hiç mi düşünmüyorlar? Kendi bencil, mikro-milliyetçi ve ırkçı refleksleriyle hem kendi halklarını zehirliyorlar hem de iki ülke arasındaki barış iklimine dinamit koyuyorlar.

Dünyanın Sadece Yunan Irkının Etrafında Dönmediğini Öğreneceksiniz!

Yunanistan’daki statükonun, medyanın ve siyasi elitlerin artık şu gerçeği kafalarına iyice kazıması gerekiyor: Bu dünya, bu bölge, bu topraklar sadece size ait değil! Sizin sınırlarınız içinde ve hemen yanı başınızda komşularınız var, hakları ellerinden alınmaya çalışılan Batı Trakya bölgesinde asırlık bir Türk azınlık var.

Dünya, sadece Yunan ırkının çıkarları ve algıları etrafında dönmüyor. İnsan hakları evrenseldir; azınlık hakları kişiye, ırka veya coğrafyaya göre eğilip bükülemez. Kendinize hak gördüklerinizi, yanı başınızdaki komşunuza ve kendi ülkenizin asil bir unsuru olan Türk azınlığına çok görerek ne modern bir Avrupa devleti olabilirsiniz ne de samimi bir komşu.

Eğer İstanbul’daki o festivalde sahne alan koroların söylediği “dostluk ve kardeşlik” şarkılarında zerre kadar samimiyseniz, önce kendi bahçenizdeki nefreti kurutacaksınız.

Batı Trakya’ya uzanan dost elleri “düşmanlık” olarak yaftalamaktan vazgeçeceksiniz. Aksi takdirde, İstanbul’da sergilediğiniz o “kültür köprüleri” sadece birer göz boyamadan, ikiyüzlü bir tiyatrodan ibaret kalacaktır.

Bizler buradayız, haklarımızı, kimliğimizi ve bağlarımızı korumaya; bu çifte standartı da her fırsatta yüzünüze vurmaya devam edeceğiz!

İstanbul’daki etkinlikten videoyu buradan izleyebilirsiniz:

 

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu