
Yunan Basını: “Erdoğan’ın Büyük Başarısı, Erdoğan’ın Eli Artık Daha Serbest”
“PKK ile barışın ardından Erdoğan Suriye’deki Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) dağılmasını sağladı: Türk-Yunan savaşı bulutları yoğunlaşıyor.”
“PKK ile barışın ardından Erdoğan Suriye’deki Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) dağılmasını sağladı: Türk-Yunan savaşı bulutları yoğunlaşıyor.”
Yunan basınında yayımlanan çarpıcı değerlendirmede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın PKK ile yürütülen silahsızlanma sürecinin ardından Suriye’deki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) yapılanmasının dağılmasıyla Türkiye’nin önündeki iki önemli güvenlik dosyasını büyük ölçüde kapattığı öne sürüldü.
Atina merkezli değerlendirmede, Ankara’nın artık askeri kapasitesinin ve tecrübeli birliklerinin bir bölümünü batıya kaydırabileceği iddia edilirken, bunun Ege, Doğu Trakya ve Doğu Akdeniz’de Yunanistan açısından yeni bir güvenlik endişesi oluşturduğu savunuldu.
Yunan basını, Türkiye’nin güney sınırlarında yıllardır karşı karşıya olduğu PKK ve Suriye’deki YPG/SDG meselesinde yaşanan gelişmeleri, Erdoğan’ın stratejik açıdan elini rahatlatan önemli bir dönüşüm olarak yorumladı.
Haberde, SDG’nin 25 Ağustos 2026’da resmen dağıldığı belirtilirken, bunun Ankara açısından yalnızca Suriye sahasında yaşanan bir gelişme olmadığı, Türkiye’nin genel askeri planlamasını da etkileyebilecek sonuçlar doğurabileceği ileri sürüldü.
SDG’nin dağılması Ankara açısından neden önemli?
Yunan basınındaki değerlendirmeye göre, Suriye iç savaşının en önemli silahlı aktörlerinden biri olan SDG, yaklaşık iki yıldır devam eden siyasi ve askeri dönüşümün ardından 25 Ağustos’ta kendisini feshetti.
SDG komutanı Mazlum Abdi’nin örgütün dağıldığını açıkladığı belirtilirken, sürecin Beşar Esad yönetiminin 8 Aralık 2024’te devrilmesinin ardından hız kazandığı aktarıldı.
10 Mart 2025’te SDG ile yeni Suriye yönetimi arasında imzalanan entegrasyon anlaşmasının ise bu sürecin temel adımlarından biri olduğu ifade edildi.
Ancak Halep ve Suriye’nin doğusundaki bölgelerde yaşanan çatışmalar nedeniyle entegrasyonun kolay gerçekleşmediği, 2026 yılının başlarında gerilimin yeniden tırmandığı ve SDG’nin bazı bölgelerden geri çekilmek zorunda kaldığı kaydedildi.
PKK’nın silahsızlanması sürecin diğer ayağı
Yunan basını, SDG’nin dağılmasını PKK’nın 2025 yılında aldığı fesih ve silahsızlanma kararıyla birlikte değerlendiriyor.
PKK’nın Mayıs 2025’te kendisini feshettiğini ve silah bırakacağını açıklamasının ardından 11 Temmuz 2025’te Irak’ta düzenlenen silah yakma töreni, bu sürecin sembolik adımlarından biri olarak gösteriliyor.
Atina’daki değerlendirmede, PKK ve SDG dosyalarının aynı dönemde kapanmaya başlamasının Türkiye açısından son derece önemli bir stratejik değişim yarattığı savunuluyor.
Başka bir ifadeyle Yunan basınına göre Erdoğan yönetimi, Türkiye’nin güneyinde yıllardır büyük miktarda askeri ve güvenlik kaynağının ayrıldığı iki önemli başlıkta artık daha farklı bir döneme giriyor.
“Erdoğan’ın büyük başarısı”
Yunan değerlendirmesinde, SDG’nin Suriye devlet yapısına dahil edilmesi ve ardından örgütün tamamen ortadan kalkması Türkiye açısından tarihi bir gelişme olarak nitelendiriliyor.
Arap, Türkmen ve Kürt unsurların yıllarca birbirleriyle savaştığı Suriye’de silahların bırakılmasının ülkenin geleceği açısından barış, yeniden yapılanma ve siyasi entegrasyon bakımından önemli olduğu belirtiliyor.
Ancak Atina açısından asıl dikkat çekici noktanın, bu gelişmenin Türkiye’nin askeri-stratejik kapasitesine sağlayabileceği rahatlama olduğu öne sürülüyor.
Yunan basınına göre Ankara, Suriye ve Irak sınırlarında devam eden güvenlik yükünün azalmasıyla birlikte gelecekte askeri planlamasını daha fazla batıya çevirebilir.
Gözler Doğu Trakya ve Ege’ye çevrildi
Haberde en fazla dikkat çeken iddia ise Türk Silahlı Kuvvetleri’nin birlik konuşlandırmasına ilişkin.
Yunan değerlendirmesinde, Türkiye’nin 2. Ordusu ve özel kuvvetleri bünyesinde Suriye ve Irak sahasında uzun süre görev yapmış, savaş tecrübesi bulunan bazı birliklerin gelecekte batıya kaydırılabileceği öne sürülüyor.
Bu birliklerin, Türkiye’nin 1. ve 4. Ordularını desteklemek amacıyla Doğu Trakya ve Batı Anadolu kıyılarında kullanılabileceği iddia ediliyor.
Yunan basını açısından bu ihtimal, Türkiye’nin güney sınırındaki güvenlik yükünün azalmasının doğrudan Yunanistan’ın karşı karşıya olduğu askeri dengelere yansıyabileceği anlamına geliyor.
“Erdoğan’ın eli artık daha serbest”
Yunan değerlendirmesinde temel tez açık:
Erdoğan yönetimi PKK ve SDG dosyalarında önemli bir rahatlama sağlarsa, Türkiye’nin askeri ve siyasi dikkatini yeniden Ege ve Doğu Akdeniz’e yoğunlaştırma kapasitesi artabilir.
Bu nedenle haberde, PKK ile yürütülen barış ve silahsızlanma süreci ile Suriye’de SDG’nin dağılması yalnızca Ortadoğu’daki gelişmeler olarak görülmüyor.
Atina açısından bu gelişmelerin, Türk-Yunan ilişkilerinde yeni bir stratejik dönemin başlangıcı olup olmayacağı sorgulanıyor.
Yunan basını, Türkiye’nin artık güney sınırlarında daha az askeri baskıyla karşı karşıya kalması durumunda, tecrübeli birliklerini batıdaki cephelere daha fazla yönlendirebileceğini savunuyor.
“Sıcak olaydan savaşa kadar uzanan risk”
Değerlendirmenin en sert bölümü ise Türk-Yunan ilişkilerinin geleceğine ilişkin.
Yunan basını, Ankara’nın PKK ve SDG dosyalarında elinin rahatlamasının ardından Erdoğan’ın Ege ve Doğu Akdeniz’de Yunanistan’a karşı daha sert bir politika izleyebileceğini ileri sürüyor.
Bu kapsamda yalnızca yeni bir sıcak olay ihtimalinden değil, daha geniş çaplı bir askeri çatışma riskinden söz ediliyor.
Yunan değerlendirmesinin vardığı sonuç ise oldukça çarpıcı:
Türkiye’nin güneyindeki güvenlik sorunlarının azalması, Ankara’nın askeri kapasitesini batıya yönlendirmesi halinde, Yunanistan ile Türkiye arasındaki gerilim yeni bir aşamaya taşınabilir.
Bu nedenle Atina’da asıl soru artık yalnızca “PKK ve SDG sonrasında Türkiye ne yapacak?” değil.
Asıl soru:
“Erdoğan’ın güneyde eli serbest kaldığında, Türkiye’nin stratejik yönü yeniden Ege ve Doğu Akdeniz’e mi dönecek?”
Yunan basını, işte bu nedenle PKK’nın silahsızlanması ve SDG’nin dağılmasının ardından Türk-Yunan savaşı ihtimaline ilişkin endişelerin yeniden yoğunlaşabileceğini savunuyor.
Ancak söz konusu değerlendirmelerin Yunan basınının yorum ve öngörüleri olduğu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin belirli birlikleri batıya kaydıracağı veya bir Türk-Yunan savaşının kaçınılmaz hale geldiği yönünde doğrulanmış bir karar bulunmadığı da özellikle belirtilmeli.
