
ABD’nin Atina Büyükelçisi Guilfoyle’un Başı Dertte
ABD’nin Atina Büyükelçisi Guilfoyle’un başı dertte: Yeni ses kaydı iddiaları büyüttü, görevden alınması masada.
ABD’nin Atina Büyükelçisi Guilfoyle’un başı dertte: Yeni ses kaydı iddiaları büyüttü, görevden alınması masada.
ABD’nin Yunanistan Büyükelçisi Kimberly Guilfoyle, özel uçak seyahatleri, lüks konaklamalar, 100 bin dolarlık kredi kartı borcu ve siyasi nüfuz karşılığında para talep ettiği iddialarıyla gündemden düşmüyor.
Davos’taki bir ses kaydının da tartışmalara eklenmesiyle Washington’da soruşturma baskısı artarken, Başkan Donald Trump ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun büyükelçinin geleceğini değerlendirdiği bildiriliyor.
ABD’nin Atina Büyükelçisi Kimberly Guilfoyle hakkında son haftalarda peş peşe ortaya atılan iddialar, diplomatik bir tartışmanın ötesine geçerek Washington’da siyasi krize dönüştü. ABD’nin önde gelen gazetelerinden The Wall Street Journal’ın (WSJ) yayımladığı haberler, Guilfoyle’un siyasi bağışçılarla ilişkilerini, özel şirketlerin ticari çıkarlarına yönelik girişimlerini ve diplomatik görevini nasıl kullandığına ilişkin ciddi soru işaretlerini gündeme taşıdı.
Son olarak İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu sırasında kaydedildiği belirtilen bir ses kaydının ortaya çıkması, tartışmaları yeniden alevlendirdi. Özel uçaklarla yapılan seyahatler, lüks konaklamalar ve Yunan iş dünyasından isimlerle ilişkiler, bu kez hediye ve ağırlama kuralları çerçevesinde mercek altına alındı.
ABD basınında yer alan son haberlere göre Başkan Donald Trump ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Guilfoyle’un Atina’daki görevini sürdürüp sürdürmemesi konusunu değerlendiriyor. Ancak büyükelçinin görevden alınmasına ilişkin açıklanmış resmî bir karar bulunmuyor.
Davos’taki ses kaydı yeni tartışma başlattı
The Wall Street Journal’ın haberine göre Guilfoyle’un Davos’taki bir görüşmeye ilişkin ses kaydında, güçlü Yunan iş insanlarıyla ilişkilerinden, özel uçaklarla seyahatlerinden ve lüks tatil olanaklarından söz ettiği öne sürüldü. Haberde, Guilfoyle’un ABD Başkanı Donald Trump’ın oğlu Eric Trump onuruna düzenlenmesi planlanan bir yemeğe davet edilmek için girişimde bulunduğu da aktarıldı.
Kayıtta yer aldığı ileri sürülen ifadeler, büyükelçinin özel kişilerden sağlanan seyahat ve konaklama imkânlarını kabul edip etmediği ve bu imkânların ABD federal etik kurallarıyla bağdaşıp bağdaşmadığı sorularını gündeme getirdi.
ABD’li yetkililerin, kamu görevlilerinin özel kişilerden hediye, seyahat ve ağırlama kabul etmesine ilişkin kurallara uyulup uyulmadığını incelediği bildiriliyor. Bununla birlikte, söz konusu seyahatlerin veya konaklamaların tek başına bir kural ihlali oluşturduğu sonucuna varılmış değil. İncelemenin kapsamı ve iddiaların nasıl sonuçlanacağı henüz netleşmedi.
100 bin dolarlık borç iddiası krizin merkezinde
Guilfoyle hakkındaki tartışmaların en dikkat çekici başlıklarından biri, ABD Başkanı Donald Trump’a yakınlığıyla bilinen siyasi bağışçı Eric Deters ile arasındaki para ilişkisi.
WSJ’nin yayımladığı mesajlara dayandırdığı habere göre Guilfoyle, Yunanistan büyükelçiliğine atanması ve Senato’daki onay sürecinin devam ettiği dönemde, yaklaşık 100 bin dolarlık American Express kredi kartı borcunun ödenmesi için Deters’ten yardım istedi.
İddialara göre Guilfoyle, borcun ödenmesi karşılığında Deters’e Trump yönetimindeki üst düzey yetkililere erişim konusunda yardımcı olabileceğini belirtti. Mesajlarda ayrıca iletişimin yazılı iz bırakmadan sürdürülmesine yönelik ifadelerin bulunduğu öne sürüldü.
Deters, söz konusu talebin siyasi erişim karşılığında para isteme anlamına geldiğini savunurken, Guilfoyle’un avukatı mesajların gerçekliğine itiraz etti. Avukat, Guilfoyle’un daha önceki seyahatleri ve konuşmacı olarak katıldığı etkinlikler nedeniyle kendisine borçlu olunan bir tutarın bulunduğunu ileri sürdü.
Bu nedenle 100 bin dolarlık talebin niteliği ve taraflar arasındaki ilişkinin kapsamı hâlâ tartışmalı. İddialar hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmuyor.
Yunan şirketinin çıkarlarını mı destekledi?
Guilfoyle hakkındaki bir diğer önemli iddia, Yunanistan merkezli inşaat ve enerji şirketi Aktor Group’un ticari çıkarlarıyla ilgili.
WSJ’nin haberlerine göre şirket adına faaliyet gösteren ve kayıtlı lobici olduğu belirtilen Hristos Marafatsos, Guilfoyle’un bazı resmî görüşmelerine katıldı. Gazetenin aktardığı bilgilere göre Marafatsos’un şirket adına ABD Dışişleri Bakanlığı, Enerji Bakanlığı ve Beyaz Saray çevresinde bağlantılar kurmak üzere çalıştığı, Guilfoyle’un da çeşitli resmî temaslarında şirketin çıkarlarını destekleyen girişimlerde bulunduğu öne sürüldü.
İddialar, ABD büyükelçisinin diplomatik görevini belirli bir özel şirketin ticari hedefleri için kullanıp kullanmadığı sorusunu gündeme getirdi. Özellikle yabancı bir şirket adına çalışan lobicilerin resmî diplomatik görüşmelere katılması ve bu görüşmelerdeki rollerinin diğer katılımcılara açıkça bildirilip bildirilmediği üzerinde duruluyor.
ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin kıdemli Demokrat üyesi Gregory Meeks, 1 Ekim’de Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya gönderdiği mektupta söz konusu iddiaların doğru olması hâlinde Guilfoyle’un görevden alınması gerektiğini belirtti. Meeks, 10 Ekim’de ise Dışişleri Bakanlığı Genel Müfettişlik Ofisi’nin derhâl soruşturma başlatmasını ve Guilfoyle’un komite önünde yemin ederek ifade vermesini istedi.
Yunanistan hükümetine yönelik sözleri de tartışma konusu
Büyükelçi hakkındaki tartışmalar yalnızca para ve şirket ilişkileriyle sınırlı değil.
WSJ’nin daha önce yayımladığı habere göre Guilfoyle, Yunan ve Amerikalı yetkililerin katıldığı bir akşam yemeğinde Romanya’daki siyasi gelişmelerden söz ederken ABD’nin benzer bir siyasi değişimi başka ülkelerde, Yunanistan’da da gerçekleştirebileceğini ima etti.
Söz konusu ifadeler, bir NATO müttefikinin iç siyasetine müdahale edilmesi ihtimali üzerinden tepki çekti. Yunanistan’daki muhalefet çevreleri de iddialar hakkında hükümetten açıklama talep etti.
ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nin kıdemli Demokrat üyesi Jeanne Shaheen, 6 Ekim’de Rubio’ya gönderdiği mektupta hem özel şirketlerle ilişkilere hem de büyükelçinin Yunanistan’ın iç siyasetine müdahale ettiği yönündeki haberlere ilişkin kaygılarını dile getirdi. Shaheen, ABD’nin diplomatik temsilciliklerinin kamu yararına hizmet etmesi ve olası çıkar çatışmalarının önlenmesi gerektiğini vurguladı.
Kongre baskısı artıyor, soruşturma süreci yakından izleniyor
Guilfoyle hakkındaki iddialar, ABD Kongresi’ndeki Demokratların girişimleriyle yeni bir boyut kazandı.
Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin kıdemli Demokrat üyesi Gregory Meeks, hem siyasi bağışçıyla para ilişkilerinin hem de yabancı bir şirketin çıkarlarının desteklendiği iddialarının incelenmesini talep etti. Senatör Jeanne Shaheen de Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama ve inceleme istedi.
NBC News’in 9 Ekim tarihli haberinde, ABD Dışişleri Bakanlığı Genel Müfettişlik Ofisi’nin Guilfoyle ve Atina’daki ABD Büyükelçiliği hakkında inceleme yürüttüğü bildirildi. Ancak incelemenin resmî ve kapsamlı bir soruşturmaya dönüşüp dönüşmediğine ilişkin ayrıntılar kamuoyuna tam olarak açıklanmış değil.
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 7 Ekim’de Atina’da bulunduğu sırada kendisine yöneltilen Guilfoyle hakkındaki iddialarla ilgili sorulara yanıt vermekten kaçındı. Bu tutum, büyükelçinin geleceğiyle ilgili belirsizliğin devam etmesine neden oldu.
Trump ve Rubio’nun kararı bekleniyor
11 Ekim’de yayımlanan haberlerde, Trump ve Rubio’nun Guilfoyle’un görevde kalmasını yeniden değerlendirdiği ve görevden alınma ihtimalinin Washington’da ciddi biçimde konuşulduğu aktarıldı.
Ancak siyasi rahatsızlık iddiaları ile resmî görevden alma kararı birbirinden ayrı tutulmalı. Şu aşamada Guilfoyle’un görevine son verildiğine ilişkin resmî bir açıklama yapılmış değil. İddiaların soruşturma sonucunda doğrulanıp doğrulanmayacağı da belirsizliğini koruyor.
Eski bir Fox News sunucusu ve Kaliforniya’da savcılık yapmış olan Guilfoyle, Donald Trump’ın oğlu Donald Trump Jr. ile geçmişte nişanlı olması nedeniyle de Trump çevresiyle yakın ilişkileriyle tanınıyor. Trump’ın kendisini Yunanistan büyükelçiliğine aday göstermesinin ardından Atina’daki görevine başlayan Guilfoyle, bugün ise bu siyasi bağlantıların ve özel ilişkilerin diplomatik görev üzerindeki olası etkileri nedeniyle tartışılıyor.
Önümüzdeki günlerde Dışişleri Bakanlığı’nın incelemesinden çıkacak sonuçlar ve Beyaz Saray’ın tutumu, Guilfoyle’un Atina’daki geleceğini belirleyebilir. Şimdilik kesin olan, büyükelçinin birbiri ardına gelen iddialar nedeniyle hem ABD Kongresi’nde hem de uluslararası kamuoyunda yoğun bir baskıyla karşı karşıya bulunması.