Yunanistan Haber

Hupis: “Askerler Kökenleri ve İkamet Yerlerine Göre Konuşlandırılacak”

Orgeneral Dimitrios Hupis, Prag’da katıldığı uluslararası savunma zirvesinde Avrupa’nın askerî seferberlik anlayışının baştan sona yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.

Yunanistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dimitrios Hupis, Prag’da katıldığı uluslararası savunma zirvesinde Avrupa’nın askerî seferberlik anlayışının baştan sona yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.

Yunanistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dimitrios Hupis, 17 Eylül 2026 Perşembe günü Prag’da düzenlenen 3. Savunma Zirvesi’nde yaptığı konuşmayla Avrupa’da askerî seferberlik ve zorunlu askerlik sistemlerinin geleceğine ilişkin dikkat çekici mesajlar verdi.

Hupis, Yunanistan’ın “Gündem 2030” kapsamında askerlik sisteminde yaptığı değişiklikleri anlatırken, askerlerin kökenleri ve daimi ikamet yerleri esas alınarak coğrafi biçimde konuşlandırılacağını açıkladı. Yeni modelde hedef, yükümlülerin yüzde 70’inin 14 hafta içerisinde operasyonel olarak birliklere kazandırılması.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) tarafından 16-18 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Prag Savunma Zirvesi’ne, Avrupa-Atlantik topluluğundan ve dışından yaklaşık 250 hükümet ve askerî yetkili, savunma sanayisi temsilcileri, analistler ve medya mensupları katıldı.

Hupis, zirvenin “Avrupa’da Askerî Seferberliği Yeniden Düşünmek” başlıklı üçüncü oturumunda konuştu.

Genelkurmay Başkanı, Avrupa’nın son üç yılda karşı karşıya kaldığı güvenlik ortamının, geçmiş dönemlerde oluşturulan askerî yapıların önemli varsayımlarını artık sorgulanır hale getirdiğini belirtti. Hupis’e göre yüksek yoğunluklu savaşın yeniden gündeme gelmesi ve teknolojideki hızlı gelişmeler, Avrupa ülkelerini askerî güçlerini nasıl seferber ettikleri ve uzun süre nasıl ayakta tuttukları konusunda “temelden yeniden değerlendirme” yapmaya zorluyor.

“Haftalar değil, aylar ve yıllar süren operasyonlara hazırlık”

Hupis, meselenin yalnızca silahlı kuvvetlerin büyüklüğü veya askerî tedariklerle sınırlı olmadığını vurguladı.

Avrupa ülkelerinin güvenilir bir caydırıcılık kapasitesine sahip olabilmesi ve gerektiğinde askerî operasyonlarını “haftalar değil, aylar ve yıllar” boyunca sürdürebilmesi için kurumsal tercihler, altyapı yatırımları ve toplumun savunma sistemine dâhil edilmesinin gerektiğini söyledi.

Son dört yılın ortaya koyduğu tecrübelerin geleneksel asker toplama modellerinin günümüz operasyonel ihtiyaçlarına uyum sağlamakta zorlandığını gösterdiğini belirten Hupis, askerî güçlerin sivil altyapılara bağımlılığının da siber alan ve bilgi güvenliği açısından yeni kırılganlıklar meydana getirdiğine dikkat çekti.

Bu nedenle söz konusu sorunların yalnızca askerî yöntemlerle çözülemeyeceğini ifade eden Hupis, modern seferberliği dört temel ve birbiriyle bağlantılı başlık altında ele aldı:

Askerlerin uzmanlık alanları ve topluma entegrasyonu,

Eğitim ve teknolojik altyapılar,

Sivil-askerî bağlantı,

Teknolojik modernizasyon.

Profesyonel askerler ile yükümlülerin rolleri ayrılacak

Hupis’in konuşmasında dikkat çeken başlıklardan biri de profesyonel askerler ile zorunlu askerlik yapan yükümlülerin görevlerinin daha işlevsel biçimde ayrılması oldu.

Genelkurmay Başkanı, profesyonel orduların esas olarak sürekli toprak savunması ve nüfusun korunmasına yönelirken, profesyonel kuvvetlerin aynı zamanda seferî operasyonlar için, yükümlü kuvvetlerin ise toprak güvenliği için tasarlanması gerektiğini söyledi.

Hupis, bunun kaynakların yetersizliğinden kaynaklanan bir tercih değil, “stratejik bir ilke” olduğunu belirtti.

Askerî seferberliğin yalnızca askerî bir süreç olmadığına dikkat çeken Hupis, bunun aynı zamanda bir “toplumsal süreç” olduğunu ifade etti.

Bu kapsamda toplumun savunmaya aktif katılımının, kolektif savunma sorumluluğunun anlaşılmasının ve askerlik hizmetinin toplumun ve devlet kurumlarının yapısıyla bütünleştirilmesinin önemine vurgu yaptı.

Hupis bu noktada Antik Yunan geleneğine ve Homeros’a atfedilen “En iyi alamet, vatan uğrunda savaşmaktır” anlayışına gönderme yaparak, vatan savunmasının tarih boyunca ortak bir sorumluluk olarak görüldüğünü söyledi.

Yunanistan’ın “Gündem 2030” modeli

Hupis, konuşmasının önemli bölümünü Yunanistan’da “Gündem 2030” stratejik planı çerçevesinde yürütülen askerî yeniden yapılanmaya ve askerlik hizmetindeki değişikliklere ayırdı.

Bu kapsamda özellikle “Aktif Gönüllü Yedeklik” modeli üzerinde durdu.

Hupis, yeni yaklaşımın Antik Yunan’daki “Hoplitis-Vatandaş” anlayışıyla bağlantılı üç temel ilkeye dayandığını anlattı. Bu anlayışta vatandaşlık statisinin, yaşadığı kentin savunulması sorumluluğunu da beraberinde getirdiğini belirtti.

İlkelerden biri: “Askerler kökenlerine ve ikamet yerlerine göre konuşlandırılacak”

Hupis’in konuşmasındaki en dikkat çekici unsurlardan biri, askerlerin coğrafi olarak konuşlandırılmasına ilişkin açıklaması oldu.

Buna göre yükümlülerin görev yerlerinin belirlenmesinde kökenleri ve daimi ikamet ettikleri yerler dikkate alınacak.

Yunanistan Genelkurmay Başkanı, bu sistemle personelin bulunduğu bölgede kalmasının ve yerel toplumların savunma kapasitesinin güçlendirilmesinin hedeflendiğini söyledi.

Hupis, bu modelin askerlerin savunma anlayışını da değiştireceğini belirterek, yükümlülerin soyut bir toprak parçasını değil, “kendi coğrafi topluluklarını” savundukları düşüncesinin güçlendirilmesini amaçladıklarını ifade etti.

Bu yaklaşım, askerlik hizmetinin yalnızca belirli bir süre boyunca başka bir bölgede görev yapmak yerine, asker ile yaşadığı coğrafya arasındaki bağın güçlendirilmesi esasına dayanıyor.

İkinci ilke: Yükümlülerde teknolojik eşitlik

İkinci temel ilke ise yükümlü askerlerin profesyonel kuvvetlerle teknolojik açıdan aynı seviyede donatılması.

Hupis, özellikle Z kuşağının teknolojik gelişmelerle bağlantısı olmayan bir askerlik hizmetine daha mesafeli yaklaştığını belirtti.

Bu nedenle askerlik hizmetinin gençlerin mesleki hayatında bir kesinti olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Hupis, askerlik sürecinin aynı zamanda teknik ve profesyonel becerilerin geliştirilmesi için bir fırsata dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.

Genelkurmay Başkanı, gençlerin askerlik hizmetini teknik becerilerini geliştiren bir süreç olarak görmelerinin teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı.

Üçüncü ilke: Yüzde 70, 14 haftada operasyonel hale gelecek

Yeni modelin üçüncü ayağını ise yükümlü askerlerin operasyonel olarak daha hızlı kullanılabilmesi oluşturuyor.

Hupis, hedeflerinin yükümlülerin yüzde 70’inin 14 hafta içerisinde operasyonel olarak birliklere entegre edilmesi olduğunu açıkladı.

Bunun için temel eğitim ile operasyonel görev arasında geçen sürenin mümkün olduğunca kısaltılması gerektiğini belirten Hupis, yeni teknolojilerin eğitim sürecine daha hızlı biçimde dâhil edilmesini istedi.

Bu kapsamda drone sistemleri, siber yetenekler, yapay zekâ ve gelişmiş ölümcül ve ölümcül olmayan sistemlerin kullanılacağını söyledi.

Seferberlikte dijital dönem

Hupis’e göre geleceğin askerî seferberliği yalnızca insan gücünün hızlı şekilde toplanmasından ibaret olmayacak.

Dijital altyapılar da bu sistemin temel parçalarından biri olacak.

Genelkurmay Başkanı; yükümlülerin bilgilendirilmesi ve çağrılması için bulut tabanlı dijital platformların, dağıtık komuta sistemlerinin ve kişiselleştirilmiş çevrim içi eğitimlerin artık yardımcı araçlar değil, modern seferberliğin temel unsurları olduğunu belirtti.

Bu sistemlerin hızlı gelişen kriz ortamlarında da çalışabilmesi gerektiğini vurgulayan Hupis, devlet tarafından yönetilen ve siber tehditlere karşı korunan güçlü teknolojik altyapıların kurulmasının zorunlu olduğunu söyledi.

Eğitim sistemi de seferberliğin parçası olacak

Hupis, eğitim sisteminin de yeni seferberlik anlayışının dışında tutulamayacağını ifade etti.

Okulların vatandaşları sistematik biçimde seferberlik sürecine hazırlaması ve savunmanın vatandaşlık ile mesleki kimliğin ayrılmaz bir parçası olduğu anlayışını güçlendirmesi gerektiğini söyledi.

Böylece askerî hazırlığın yalnızca kışlalarda başlayan bir süreç olmaktan çıkarılıp toplumun geneline yayılan bir anlayışa dönüştürülmesi hedefleniyor.

Özel sektördeki uzmanlar da seferberlik sistemine dâhil edilecek

Hupis, Yunanistan’ın yeni modelinde askerlik görevini tamamladıktan sonra sivil hayatta uzmanlaşan kişilerin bilgi ve deneyimlerinden de yararlanılacağını açıkladı.

Siber güvenlik, lojistik, veri analizi ve iletişim gibi alanlarda uzmanlaşmış kişilerin modern savunma operasyonları açısından önemli bir insan kaynağı oluşturduğunu belirtti.

Bu nedenle barış döneminde özel sektör profesyonelleriyle oluşturulacak sözleşmeli modeller sayesinde bir “uzmanlık havuzu” meydana getirilebileceğini ifade etti.

Kriz durumunda bu kişilerin hızlı şekilde sisteme dâhil edilebileceğini belirten Hupis, böylece seferberliğin yalnızca askerî bir faaliyet olmaktan çıkarılarak sivil-askerî bütünleşme mekanizmasına dönüştürülebileceğini söyledi.

Hupis ayrıca kadınların belirli uzmanlık alanlarında sisteme katılımını öngören pilot çalışmaların da bulunduğunu açıkladı.

“Total Defence”: Sivil ve askerî altyapılar birleştirilecek

Yunanistan Genelkurmay Başkanı’nın konuşmasında öne çıkan bir diğer başlık ise “Total Defence”, yani topyekûn savunma yaklaşımı oldu.

Hupis, modern askerî seferberliğin savunmanın yalnızca silahlı kuvvetlerin görevi olarak görülmesi halinde başarılı olamayacağını söyledi.

Orduların sivil altyapılara ve tedarik zincirlerine bağımlı olduğunu belirten Hupis, aynı altyapıların siber saldırılar ve hassas vuruşlar gibi tehditlere de açık olduğunu ifade etti.

Bu nedenle sivil ve askerî sistemler arasındaki karşılıklı bağımlılığın yapısal ve kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

Çift kullanımlı altyapılar

Hupis, Yunanistan’ın çift kullanımlı altyapılar konusundaki yaklaşımını da anlattı.

Askerî tesisler, ulaşım merkezleri, devlet tarafından işletilen bulut yazılım sistemleri ve sanayi kapasitesinin hem barış hem de kriz dönemlerinde kullanılabilecek şekilde tasarlanabileceğini belirtti.

Bu sistemler normal şartlarda sivil amaçlarla kullanılabilirken, kriz döneminde askerî seferberlik altyapısına dönüştürülebilecek.

Böylece savunma kapasitesinin yalnızca askerî tesislerin sayısı veya silah sistemleri üzerinden değil, ülkenin genel altyapı kapasitesi üzerinden de değerlendirilmesi hedefleniyor.

“Soğuk savaş döneminin asker toplama modelleri yeterli değil”

Konuşmasının son bölümünde teknolojik dönüşümün askerî doktrinle birlikte yürütülmesi gerektiğini belirten Hupis, günümüz savaşlarının ortaya çıkardığı yeni şartların askerlik ve seferberlik modellerine de yansıtılması gerektiğini söyledi.

Hupis, Soğuk Savaş döneminin asker toplama modellerine bağlı kalmaya devam eden ülkelerin teknolojik açıdan daha üstün güçlerle karşı karşıya kalabileceğini ifade etti.

Buna karşılık askerlik hizmetinin mesleki uzmanlıkla ve sürekli teknolojik yatırımlarla birleştirilmesi gerektiğini belirtti.

Hupis’e göre hibrit caydırıcılık, çift kullanımlı altyapılar ve teknolojik modernizasyon, geleceğin savunma hazırlığının temel unsurları arasında yer alacak.

“Seferberlik, askerî tedarik sorunu değil, hükümet stratejisi olmalı”

Yunanistan Genelkurmay Başkanı, Avrupa ülkelerinin artık askerî seferberliği soyut bir stratejik tercih olarak değil, somut kurumsal reformlar ve altyapı yatırımları gerektiren bir devlet politikası olarak ele alması gerektiğini söyledi.

Hupis, seferberliğin yalnızca askerî tedarik meselesi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bunun toplum düzeyinde uygulanacak bir hükümet stratejisi haline getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Önümüzdeki 3 ila 5 yıllık dönemin gerekli kurumsal reformların hayata geçirilmesi açısından önemli olduğunu belirten Hupis, söz konusu dönüşüm için mevcut jeopolitik fırsat penceresinin açık olduğunu ancak giderek daraldığını ifade etti.

“Kaynaklar ve teknik çerçeve var”

Hupis, Avrupa’nın askerî seferberlik kapasitesini yeniden yapılandırmasının aynı zamanda Avrupa toplumlarının kurumsal yenilenme kapasitesini de test edeceğini söyledi.

“Kaynaklar mevcut, teknik çerçeveler de mevcut” mesajı veren Hupis, asıl meselenin eğitim sistemlerinin, teknolojik altyapıların, askerî yapıların ve vatandaşların savunmaya ilişkin anlayışının birlikte dönüştürülmesi olduğunu belirtti.

Konuşmasını tarihten çıkarılan bir dersle tamamlayan Hupis, gelecekte başarılı olacak ülkelerin gelişmeleri önceden öngörebilen, harekete geçmeye hazır olan ve olayların kendilerini şekillendirmesini beklemek yerine olayların şekillenmesinde rol alabilen ülkeler olacağını ifade etti.

Prag’daki zirvede ortaya konulan bu yaklaşım, Yunanistan’ın askerlik sistemini yalnızca personel temini açısından değil; coğrafi konuşlandırma, teknoloji, yedeklik, sivil-askerî bütünleşme, özel sektör uzmanlığı ve çift kullanımlı altyapılar üzerinden daha geniş bir seferberlik modeline dönüştürme hedefini ortaya koydu.

 

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu