
Yunanistan’da Batı Nil Virüsü Alarmı Ölümler Artıyor
Yunanistan’da tespit edilen Batı Nil Virüsü vakalarında belirgin bir artış yaşanıyor.
Yunanistan’da tespit edilen Batı Nil Virüsü vakalarında belirgin bir artış yaşanıyor. Uzmanlar, enfeksiyonun neredeyse tüm bölgeye yayıldığı Atina’yı salgının merkez üssü olarak tanımlarken; adalar ve turistik bölgelerde de sivrisinek önlemleri üst seviyeye çıkarıldı.
Ölü Sayısı Artıyor, Vakalarda Atina Lider
Yunanistan Ulusal Kamu Sağlığı Kurumu (EODY) verileri ve uzman açıklamalarına göre, bu yıl Batı Nil Virüsü vakalarının en yoğun görüldüğü bölge Atina oldu. Bölgenin kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına kadar hemen her noktasında vakalar kaydedildi. Teselya ve Orta Makedonya bölgelerinde ise vaka sayılarının görece daha düşük seyrettiği bildirildi.
Atina Üniversitesi (EKPA) Tıp Fakültesi Epidemiyoloji ve Koruyucu Tıp Profesörü Theodora Psaltopulu, katıldığı televizyon programında durumun ciddiyetine dikkat çekti. Psaltopulu, son dönemde 6 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatarak, geçen yılın tamamında toplam 9 ölüm vakası yaşandığını belirtti.
Adalarda Durum ve Turizm Bölgelerinde Önlem
Ege ve İyon Adaları gibi turistik bölgelerde de sivrisinek mücadele ekipleri ve yerel yönetimler ilaçlama çalışmalarını hızlandırdı. Adalardaki duruma ilişkin uzmanlar, sivrisinek popülasyonunun ve sulak alanların varlığının riski artırdığını belirtiyor.
Özellikle tatilcilerin ve ada sakinlerinin akşam saatlerinde açık alanlarda bulunurken korunma tedbirlerini aksatmaması gerektiği vurgulanıyor.
Gizli Tehlike: Bulaşma ve Kuluçka Süresi
Batı Nil Virüsü, virüsü taşıyan kuşlardan beslenen enfekte sivrisineklerin ısırmasıyla insanlara bulaşıyor.
En Büyük Zorluk: Bir sivrisineğin virüs taşıyıp taşımadığı dışarıdan bakılarak anlaşılamıyor. Ayrıca virüsün kuluçka süresi nedeniyle belirtiler ısırılmadan günler sonra ortaya çıkabiliyor. Bu durum, hastaların sivrisinek tarafından ısırıldıklarını unutmalarına ve teşhisin gecikmesine yol açabiliyor.
Belirtilere Dikkat: Hafif Başlayıp Beyni Tehdit Edebiliyor
Prof. Psaltopulu’nun aktardığı bilgilere göre virüsün seyri şu şekilde gerçekleşiyor:
Sessiz Taşıyıcılar: Enfekte olan her 10 kişiden 8’i hiçbir hastalık belirtisi göstermiyor (%80 asemptomatik).
Hafif / Orta Belirtiler: Hastaların küçük bir kısmında yüksek ateş, baş ağrısı, mide-bağırsak sorunları ve ciltte döküntü görülüyor. Bu semptomlar diğer enfeksiyonlarla karıştırılabildiği için tıbbi değerlendirme şart.
Merkezi Sinir Sistemi Tehlikesi: Virüsün beyni ve sinir sistemini etkilediği durumlarda tablo ağırlaşıyor.
Acil Hastane Müdahalesi Gerektiren Ağır Belirtiler:
Şiddetli baş ağrısı ve yüksek ateş
Zihin bulanıklığı ve oryantasyon kaybı
Bilinç kaybı
Kas krampları ve nöbetler (spazmlar)
Felç tablosu
Kimler Risk Altında?
Virüs her yaş grubunu etkileyebilse de, ensefalit (beyin iltihabı) gibi ağır klinik tablolara dönüşme riski belirli gruplarda çok daha yüksek:
60 yaş ve üzerindeki bireyler
Kronik sağlık sorunu olanlar
Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar
Yüksek risk grubundaki kişilerin hafif belirtiler gösterse dahi vakit kaybetmeden bir hekime başvurması hayati önem taşıyor. Hastaneye ensefalit tablosuyla kaldırılan ağır vakalarda ölüm oranının %10 ile %20 arasında değiştiği belirtiliyor.
Korunmak İçin Neler Yapılmalı?
Uzmanlar, virüse karşı en etkili yöntemin sivrisinek ısırıklarını önlemek olduğunu hatırlatıyor:
Sivrisinek kovucu spreyler ve losyonlar kullanın.
Durgun su birikintilerini (saksı altları, kovalar vb.) düzenli olarak boşaltın.
Ev ve konaklama alanlarında sineklik tercih edin.
Özellikle gün batımı ve şafak vakitlerinde uzun kollu ve açık renkli kıyafetler giyin.