Yunanistan Haber

Yunanistan “Sakin Sular”dan Uzaklaşıyor Mu? Medusa 15’te Türkiye’ye Karşı Güç Gösterisi

Doğu Akdeniz’de başlayan çok uluslu “MEDUSA 15/2026” hava-deniz tatbikatı Atina’nın Ankara ile ilişkilerde sürdürdüğü “sakin sular” politikasından uzaklaşmaya başladığı yorumlarına yol açtı.

Yunanistan’ın son dönemde Türkiye’ye yönelik sertleşen siyasi ve askeri söylemlerinin ardından, Doğu Akdeniz’de başlayan çok uluslu “MEDUSA 15/2026” hava-deniz tatbikatı Atina’nın Ankara ile ilişkilerde sürdürdüğü “sakin sular” politikasından uzaklaşmaya başladığı yorumlarına yol açtı.

Yunan basını, tatbikatı açıkça Türkiye’ye ve Türkiye-Libya mutabakatına karşı bir “genel prova” olarak sunarken, Dışişleri Bakanı Yorgos Gerapetritis’in “sahada da cevap vermeye hazırız” yönündeki son açıklamaları Atina-Ankara hattındaki gerilimin yeniden tırmandığına işaret ediyor.

Doğu Akdeniz’de son dönemde yeniden sertleşen siyasi ve askeri atmosferin gölgesinde, Yunanistan, Mısır, Güney Kıbrıs, İtalya ve Fransa’nın katılımıyla düzenlenen çok uluslu “MEDUSA 15/2026” hava-deniz tatbikatı 10 Eylül Perşembe günü başladı.

Ancak Yunan basınında tatbikat, sıradan bir askeri eğitim faaliyeti olarak değerlendirilmedi. Yunan yayın organları, “MEDUSA 15/2026”yı Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki politikalarına karşı gerçekleştirilen bir güç gösterisi ve Ankara’ya yönelik sahadaki mesaj olarak yorumladı.

Özellikle tatbikatın Girit, Kerpe ve Rodos’un güneyindeki deniz alanında gerçekleştirilmesi, Yunanistan-Mısır arasında 2020 yılında imzalanan deniz yetki alanları anlaşmasıyla ilişkilendirilirken, aynı bölgenin Türkiye-Libya mutabakatının kapsadığı alanlarla kesiştiği ileri sürülüyor.

“Sakin sular” politikası yerini yeniden sert söylemlere mi bırakıyor?

Yunanistan ile Türkiye arasında geçtiğimiz dönemde diyalog ve “sakin sular” anlayışının öne çıkarılmasına rağmen, Atina’nın son haftalarda kullandığı dil dikkat çekici biçimde sertleşti.

Yunan siyasi ve diplomatik çevrelerinden Türkiye’ye yönelik peş peşe gelen açıklamalar, Doğu Akdeniz ve Ege’deki anlaşmazlıkların yeniden ön plana çıkarıldığını gösterirken, Atina yönetiminin askeri hazırlık ve caydırıcılık vurgusunu da artırdığı görülüyor.

Bu atmosferde Dışişleri Bakanı Yorgos Gerapetritis’in, Yunanistan’ın yalnızca diplomatik düzeyde değil, gerektiğinde “sahada da cevap vermeye hazır olduğu” yönündeki sözleri dikkat çekti.

Gerapetritis’in bu açıklaması, Atina’nın son dönemde Türkiye’ye karşı izlediği politikada daha sert ve meydan okuyucu bir çizgiye yöneldiği yorumlarını beraberinde getirdi.

Beş ülke, Doğu Akdeniz’de aynı tatbikatta yer alırken, tatbikata Yunanistan, Mısır, Güney Kıbrıs, İtalya ve Fransa katılıyor.

Yunan basını, bu beş ülkenin Doğu Akdeniz’de ortak enerji ve güvenlik çıkarlarına sahip olduğunu savunurken, Türkiye’nin bölgedeki deniz yetki alanları ve enerji politikalarını bu ülkelerin planlarına yönelik bir tehdit olarak göstermeye çalışıyor.

Atina basınında yer alan değerlendirmelerde, MEDUSA 15/2026 tatbikatının Türkiye’ye karşı oluşturulmak istenen siyasi ve askeri koordinasyonun sahadaki yansıması olduğu ileri sürüldü.

Yunan yorumcular, özellikle Girit’in güneyinden Libya’ya uzanan geniş deniz alanındaki enerji kaynakları ve olası enerji projeleri üzerinden Türkiye’nin bölgedeki etkisinin sınırlandırılmak istendiğini savunuyor.

Bu çerçevede tatbikatın, sadece askeri değil, aynı zamanda açık bir jeopolitik mesaj taşıdığı görülüyor.

Paris, El Alameyn ve ardından MEDUSA 15

Tatbikatın başlamasıyla aynı dönemde Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis’in diplomatik temasları da dikkat çekiyor.

Miçotakis’in Mısır’ın El Alameyn kentinde Mısır Cumhurbaşkanı ve Güney Kıbrıs lideriyle gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Paris’te bir araya gelmesi, Yunan basınında Doğu Akdeniz’deki gelişmeler açısından “koordinasyon ve istişare” olarak yorumlandı.

Bu diplomatik temasların hemen ardından beş ülkenin katıldığı MEDUSA 15/2026 tatbikatının başlaması, Atina’nın askeri ve diplomatik faaliyetlerini aynı stratejik çerçevede yürüttüğü değerlendirmelerini güçlendirdi.

Dronlar ve modern savaş senaryoları ön planda

MEDUSA 15/2026 tatbikatının önceki tatbikatlardan ayrılan en önemli yönlerinden biri ise modern savaşlarda elde edilen tecrübelerin geniş biçimde senaryolara dahil edilmesi oldu.

Tatbikatta ilk kez insansız hava araçları, insansız deniz araçları, FPV tipi dronlar ve anti-drone sistemlerinin yoğun şekilde kullanılacağı bildirildi.

Ukrayna savaşı ile Orta Doğu’daki çatışmalardan çıkarılan askeri derslerin tatbikata yansıtılacağı belirtilirken, enerji altyapılarının korunması, araştırma gemilerinin güvenliği ve denizdeki enerji tesislerine yönelik olası saldırılara karşı savunma senaryoları üzerinde durulacak.

Tatbikata Mısır’a ait bir helikopter gemisinin yanı sıra fırkateynler, hücumbotlar, denizaltılar, savaş uçakları, helikopterler ve amfibi komandoların katılması bekleniyor.

Özellikle denizaltılar, savaş uçakları, özel kuvvetler ve insansız sistemlerin aynı senaryo içerisinde kullanılacak olması, tatbikatın klasik bir eğitim faaliyetinin ötesinde kapsamlı bir modern savaş hazırlığı niteliği taşıdığı yorumlarına neden oldu.

Çıkarma ve enerji tesislerini koruma senaryoları

Tatbikat senaryolarının önemli bir bölümünün denizden gerçekleştirilecek çıkarma harekâtları, enerji platformlarının korunması, araştırma gemilerinin güvenliği ve kritik enerji ağlarına yönelik saldırıların önlenmesi üzerine kurulacağı belirtiliyor.

Bu durum, Doğu Akdeniz’de enerji kaynakları ve deniz yetki alanları üzerinden devam eden jeopolitik rekabetin doğrudan tatbikat senaryolarına yansıdığını ortaya koyuyor.

Yunan basını ise tatbikatın gerçekleştirildiği bölgenin Türkiye-Libya mutabakatıyla ilişkilendirerek MEDUSA 15/2026’yı Ankara’ya karşı “fiili bir cevap” olarak sunuyor.

Ankara’nın tepkisi de gündemde

Yunan basını, Türkiye’nin tatbikat bölgesine ilişkin gelişmeleri yakından takip ettiğini ve Ankara’nın deniz yetki alanları konusundaki tezlerini yeniden gündeme getirebileceğini belirtiyor.

Yunanistan, Girit’teki ilgili denizcilik makamları aracılığıyla tatbikat alanına ilişkin denizcilere duyuru yayımlarken, Atina basını Türkiye’nin geçmişte benzer durumlarda kendi denizcilik duyurularıyla karşılık verdiğini hatırlatıyor.

Türkiye’nin özellikle Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin tezleri ile Yunanistan ve Mısır arasındaki 2020 tarihli anlaşmaya yönelik tutumu, MEDUSA 15’in gerçekleştirildiği bölgeyi siyasi açıdan daha da hassas hale getiriyor.

Yunan basını ayrıca Ankara’nın 1 Eylül’de R/V TÜBİTAK MARMARA araştırma gemisiyle Kaş açıkları ve Meis’in güneybatısındaki bölgede faaliyet yürütmek istemesinin ardından Atina ile Ankara arasında NAVTEX üzerinden yaşanan gelişmeleri de MEDUSA tatbikatı bağlamında yeniden gündeme taşıdı.

Atina’dan Ankara’ya askeri mesaj mı?

MEDUSA 15/2026’nın zamanlaması ve gerçekleştirildiği bölge, Yunanistan’ın son dönemde Türkiye’ye karşı yeniden sertleşen yaklaşımıyla birlikte değerlendirildiğinde dikkat çekici bir tablo ortaya çıkarıyor.

Bir yandan “sakin sular”, diyalog ve karşılıklı iletişim vurgusu yapılırken, diğer yandan Türkiye’ye karşı sert siyasi açıklamalar, askeri caydırıcılık mesajları ve çok uluslu tatbikatlar öne çıkıyor.

Yunan basınının MEDUSA 15/2026’yı açık biçimde Türkiye’ye karşı bir “genel prova” olarak nitelendirmesi ise tatbikatın Atina’daki algısını ortaya koyuyor.

Gerapetritis’in “sahada da cevap vermeye hazırız” şeklindeki çıkışıyla birlikte değerlendirildiğinde, Yunanistan’ın Türkiye ile ilişkilerde uzun süredir savunduğu “sakin sular” politikasını tamamen terk edip etmediği henüz kesin olarak söylenemese de, son haftalarda ortaya çıkan siyasi ve askeri tablo Atina’nın yeniden daha sert, daha meydan okuyucu ve askeri caydırıcılığı öne çıkaran bir çizgiye yöneldiğini gösteriyor.

Doğu Akdeniz’de beş ülkenin savaş gemileri, savaş uçakları, denizaltıları, özel kuvvetleri ve insansız sistemleriyle gerçekleştirdiği MEDUSA 15/2026 tatbikatı da bu yeni dönemin en dikkat çekici göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Ankara ile Atina arasında “sakin sular” söylemi devam ederken, Doğu Akdeniz’deki bu gelişmelerin önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki hassas dengeleri nasıl etkileyeceği ise yakından izlenecek.

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu