Yunanistan Haber

Yunanistan Kendini Mi Koruyor, İsrail’i Mi Zengin Ediyor?”

Yunan basınından “Aşil Kalkanı” eleştirisi: İsrail’e 3 milyar Euroluk savunma anlaşmasının arkasında ne var? Yunanistan’ın 3 Milyar Euroluk ‘Aşil Kalkanı’ Savunma mı, İsrail’e Bağımlılık mı?

Yunan basınından “Aşil Kalkanı” eleştirisi: İsrail’e 3 milyar Euroluk savunma anlaşmasının arkasında ne var? Yunanistan’ın 3 Milyar Euroluk ‘Aşil Kalkanı’ Savunma mı, İsrail’e Bağımlılık mı?

“Ege’yi koruyacak İsrail yapımı savunma kubbesi” olarak tanıtılan proje, Yunan basınında tartışma konusu oldu. Eleştirilerin odağında 3 milyar Euroluk maliyet, İsrail savunma sanayisine aktarılacak kaynaklar ve sistemin Yunanistan’ın savunma ihtiyaçlarına gerçekten cevap verip vermeyeceği bulunuyor.

Yunanistan’ın hava ve füze savunmasını güçlendirmek amacıyla İsrail ile yürüttüğü ve yaklaşık 3 milyar euro değerinde olduğu belirtilen “Aşil Kalkanı” projesi, Yunan basınında eleştirel bir yazıyla gündeme getirildi.

Haberde, Atina ile Tel Aviv arasında savunma alanında gerçekleştirilen anlaşmaların kamuoyuna “ülkenin hava sahasını güvence altına alacak çok katmanlı bir savunma sistemi” olarak sunulduğu belirtilirken, projenin maliyeti ve teknolojik bağımlılık konusunda ciddi soru işaretleri bulunduğu savunuldu.

3 milyar Euroluk “altın anlaşma”

Yunan basınındaki değerlendirmeye göre, Yunanistan Savunma Bakanlığı bünyesindeki Savunma ve Savunma Yatırımları Genel Müdürlüğü (GDAEE) ile İsrail Savunma Bakanlığı’nın uluslararası savunma işlerinden sorumlu SIBAT birimi arasında yürütülen çalışmalar kapsamında, üç yıldan kısa bir süre içerisinde çok katmanlı bir hava ve füze savunma ağı oluşturulması hedefleniyor.

Sistemin; Belharra fırkateynleri, Rafale ve F-16 Viper savaş uçakları, Patriot sistemleri ve PULS çoklu roketatarları ile birlikte çalışabilecek şekilde ağ merkezli bir yapıya dönüştürülmesi planlanıyor.

Ancak haberde, “Yunanistan bu kadar karmaşık ve yüksek teknolojiye sahip bir sistemi gerçekten kendi savunma altyapısına entegre etmeye hazır mı, yoksa milyarlarca avro değerinde pahalı vitrinler mi satın alıyor?” sorusu yöneltiliyor.

Üç katmanlı İsrail savunma sistemi

Eleştirel yazıda “Aşil Kalkanı”nın üç temel savunma katmanından oluşacağı belirtiliyor.

En üst katmanda David’s Sling (Davud’un Sapanı) bulunuyor. Sistem, özellikle taktik balistik füzeler ve yüksek hızlı tehditlere karşı kullanılacak uzun menzilli savunma unsuru olarak öne çıkıyor.

İkinci katmanda ise Barak MX yer alıyor. Farklı füze ve hava tehditlerine karşı kullanılabilen sistemin, Yunanistan’ın hava savunma mimarisinde önemli bir rol üstlenmesi bekleniyor.

Yakın mesafeli tehditlere karşı ise SPYDER sisteminin devreye girmesi planlanıyor. Böylece üst katmanları aşabilecek tehditlerin alçak irtifada önlenmesi amaçlanıyor.

“Yerli üretim” vaadi tartışılıyor

Yazının en dikkat çekici eleştirilerinden biri ise projenin yerli üretim boyutuna ilişkin.

Uluslararası kaynaklarda, projenin yaklaşık yüzde 25’lik bölümünün Yunanistan’da üretilebileceğine yönelik bilgilerin gündeme geldiği belirtilirken, Yunan basını bunun ne ölçüde gerçekleşeceğini sorguluyor.

Haberde, Yunan savunma sanayisinin yıllardır yeterince desteklenmediği ileri sürülerek, “Yunanistan’da hangi savunma şirketleri bu ölçekte üretim yapabilecek?” sorusu ortaya atılıyor.

Ege’nin radar görüntüsü kimin kontrolünde olacak?

Projede kritik unsurlardan biri de İsrail’in ELM-2084 AESA radar sistemi.

Radarın yalnızca tehditleri tespit etmekle kalmayacağı, elde edilen bilgileri savunma ağı içerisindeki diğer unsurlara aktararak hangi silah sisteminin kullanılacağına ilişkin karar sürecine katkı sağlayacağı belirtiliyor.

Yunan basını ise burada daha farklı bir soru soruyor:

Ege hava sahasına ilişkin son derece hassas radar ve tehdit bilgilerinin kontrolü ve erişimi konusunda kimlerin yetkisi olacak?

Bu soru, projenin yalnızca askeri değil, aynı zamanda stratejik ve teknolojik bağımlılık boyutunun da tartışılmasına neden oluyor.

Dronlara karşı “Kentaυρος” vurgusu

Yazıda dikkat çekilen bir diğer konu ise modern savaşların giderek artan şekilde düşük maliyetli insansız hava araçları ve elektronik harp eksenine kayması.

Milyonlarca euro değerindeki füzelerin düşük maliyetli dronlara karşı kullanılmasının ekonomik açıdan sürdürülebilir olmayacağı belirtilirken, Yunanistan’ın geliştirdiği “Kentaυρος” elektronik harp sisteminin önemine dikkat çekiliyor.

Yazıda, Kentaυρος’un İsrail yapımı sistemlerle birlikte çalışabildiği ve Kızıldeniz’de gerçekleştirilen operasyonlarda kendisini gösterdiği ileri sürülerek, Yunan savunma sanayisinin kendi geliştirdiği teknolojilerin daha fazla değerlendirilmesi gerektiği savunuluyor.

“Aşil Kalkanı gerçek bir kale mi olacak?”

Yunan basınındaki eleştirel değerlendirme, projenin maliyeti üzerinden şu soruyla sona eriyor:

3 milyar Euroluk yatırım Yunanistan’ı gerçekten daha güvenli hale getirecek mi, yoksa ülkeyi dış teknolojiye ve yabancı savunma şirketlerine daha fazla bağımlı hale getiren pahalı bir savunma projesine mi dönüşecek?

Yazıda, “Aşil Kalkanı”nın Yunanistan için gerçek bir savunma kalesine dönüşmesi umudu dile getirilirken, projenin başarısız olması halinde ülkenin savunmasında yeni açıklar ortaya çıkabileceği uyarısı yapılıyor.

Böylece Yunan basınındaki tartışmanın merkezine yalnızca “3 milyar Euroya hangi silahlar alınacak?” sorusu değil, aynı zamanda “Bu sistemin kontrolü, teknolojisi ve uzun vadeli maliyeti kimin elinde olacak?” sorusu yerleştiriliyor.

 

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu