Yunanistan Haber

Gerapetritis: “Her Türlü Saldırganlığa Karşı Yunanistan’ın Cevabı Olacaktır”

Atina, Türkiye ile diyaloğu sürdürürken, Ankara’dan gelebilecek herhangi bir “keyfîlik” veya “saldırganlık” karşısında cevap vermeye hazır olduğunu ve bunu artık daha güçlü bir savunma kapasitesi, uluslararası ittifaklar ve ekonomik imkânlarla yapabileceğini savunuyor.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Gerapetritis, Türkiye ile ilişkiler, Ege ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler, Yunanistan-Güney Kıbrıs elektrik bağlantısı ve Türkiye’nin “Mavi Vatan” yaklaşımına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Gerapetritis, Türkiye’den gelebilecek herhangi bir “keyfîlik ve saldırganlığa” karşı Yunanistan’ın mutlaka cevap vereceğini belirtirken, Atina’nın Türkiye ile diyaloğu sürdürmekten vazgeçmeyeceğini ancak bunu kendi ulusal pozisyonlarından geri adım atmadan yapacağını söyledi.

Gerapetritis, “Parapolitika” radyo istasyonuna verdiği röportajda, Türkiye tarafından gelebilecek her türlü olası keyfîlik ve saldırganlığa Yunan devletinin de bir karşılık vereceğini ifade etti. Bakan ayrıca Yunanistan-Kıbrıs elektrik bağlantısının şirketin planlaması doğrultusunda önümüzdeki aylarda hayata geçirileceğini ve kablonun döşenmesine muhtemelen 2026 yılı içinde başlanabileceğini söyledi.

“Atina Bildirgesi ile büyük krizleri önledik”

Yunanistan Dışişleri Bakanı, öncelikle Atina Bildirgesi ile Türkiye arasında, krizlere dönüşebilecek gerilimlerin önlenebilmesi amacıyla yapılandırılmış bir diyalog oluşturulduğunu belirtti.

Gerapetritis, “Atina Bildirgesi ile Türkiye ile yapılandırılmış bir diyaloğumuz oldu. Böylece temel olarak krizlere dönüşen gerilimlerin önüne geçilmesini sağlayacak bir sonuç üretilebildi. Kayda geçen husus, iki ülkenin temel pozisyonlarından vazgeçmediğidir” dedi.

“Türkiye’nin onlarca yıldır dile getirdiği pozisyonlardan vazgeçmesini beklemiyorduk” diyen Gerapetritis, “Mavi Vatan” veya “Gri Bölgeler” gibi Yunanistan’ın “asılsız doktrinler” olarak nitelendirdiği yaklaşımların ve adaların silahsızlandırılması talebinin onlarca yıl öncesine dayandığını ifade etti.

Bakan, buna rağmen iki ülke arasında büyük krizlerin önüne geçildiğini belirterek, “Büyük krizleri önlemeyi, ihlallerde ezici bir azalma sağlamayı ve göç meselesini tamamen yönetmeyi başardık. Bunlar görüşmelerin olumlu taraflarıdır” dedi.

Türkiye’nin taleplerinin devam ettiğini ve bunların zaman zaman “saldırgan bir biçimde” dile getirildiğini söyleyen Gerapetritis, bunun Yunanistan’ı rahatsız ettiğini ve konuyu gerektiği şekilde uluslararası platformların tamamında gündeme getireceklerini kaydetti.

“Anlaşmazsan bile konuşmak zorundasın”

Atina Bildirgesi’nin hâlâ geçerli olduğunu vurgulayan Gerapetritis, bunun krizlerin yatıştırılması amacıyla oluşturulmuş yapılandırılmış bir diyalog mekanizması olduğunu söyledi.

Gerapetritis, “Buradaki kritik nokta, temel bir anlayışa sahip olmamızdır: Bir konuda anlaşmasanız bile konuşmak zorundasınız. Özellikle anlaşmazlık yaşadığınız zaman konuşmalısınız. Aksi halde büyük bir krize sürüklenmeniz matematiksel olarak kesindir” ifadelerini kullandı.

Geçmişteki tüm Yunan hükümetlerinin Türkiye ile görüştüğünü hatırlatan Gerapetritis, Türkiye ile görüşmenin Yunanistan’ın ulusal pozisyonlarından geri adım attığı anlamına gelmediğini, tam tersine bunun böyle olmadığını belirtti.

“Yunanistan 2023’e göre çok daha güçlü”

Gerapetritis, Yunanistan’ın bugün 2023 yılına kıyasla çok daha iyi bir konumda olduğunu savundu.

“Yunanistan bugün 2023’te bulunduğu konuma göre çok daha iyi bir durumda” diyen Gerapetritis, ülkesinin uluslararası bağlantılarını güçlendirdiğini, daha önce sahip olmadığı uluslararası ittifaklar kurduğunu, uluslararası kuruluşlarda daha güçlü bir varlık gösterdiğini ve uluslararası alanda sözünün daha fazla karşılık bulduğunu söyledi.

Aradan geçen sürenin Yunanistan’a silahlı kuvvetlerini önemli ölçüde güçlendirme fırsatı verdiğini belirten Gerapetritis, “Bugün artık farklı şartlarda konuşabiliyoruz. Çünkü havada ve denizde elde ettiğimiz üstünlük bize bu imkânı veriyor. Yunan ekonomisinin toparlanması da gerçekte bize farklı bir yaklaşım sergileme alanı sağlıyor” dedi.

Gerapetritis: “Kablo 2026 içinde döşenebilir, Türkiye’nin izni istenmeyecek”

Yunanistan-Güney Kıbrıs elektrik bağlantısı konusunda da açıklamalarda bulunan Gerapetritis, projenin şirketin planlamasına göre önümüzdeki aylarda başlayacağını belirtti.

Kablonun döşenmesiyle ilgili tahmininin, çalışmanın önümüzdeki aylarda ve muhtemelen 2026 yılı içinde başlaması yönünde olduğunu ifade etti.

Gerapetritis, Türkiye’nin bu konuda iznine ihtiyaç olmadığını özellikle vurguladı:

“Uluslararası hukuk son derece açıktır. Türkiye’nin iznini gerektirmiyor ve zaten böyle bir izin istenmeyecek.”

Yunanistan, Fransa ve Güney Kıbrıs’ın hem projenin önemi hem de nasıl yürütüleceği konusunda tamamen ortak bir anlayışa sahip olduğunu belirten Gerapetritis, uluslararası hukuk tarafından öngörülen iletişimin temel olarak deniz ulaşımının güvenliği amacı taşıdığını söyledi.

Bakan, projenin nasıl ilerleyeceğine ilişkin denizcilik topluluğunun ve kıyı devletlerinin bilgilendirilmesinin, sahada herhangi bir kazanın yaşanmaması açısından önemli olduğunu ifade etti.

“En hafiften en sert senaryoya kadar hazırız”

Türkiye ile yaşanabilecek olası gelişmelere ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulunan Gerapetritis, Yunanistan’ın her türlü senaryoya hazırlıklı olduğunu söyledi.

“En hafifinden en sertine kadar her türlü senaryoya karşı her zaman hazırız. Endişeli değiliz. Elbette bu konularda dikkatimiz çok yüksek. Her senaryoya hazırlanıyoruz” dedi.

Gerapetritis ayrıca, aynı gün Yunanistan’ın İsrail ile savunma güvenliği konusunda genişletilmiş anlaşmayı imzalayacağını belirterek, “Ülkenin savunma kapasitesinin güçlendirilmesi konusunda her gün çalışıyoruz ve diplomatik varlığımızı genişletiyoruz” ifadelerini kullandı.

“İlk kez Yunanistan hareketlerin mutlak inisiyatifine sahip”

Türkiye’nin “Mavi Vatan” konusunda hazırladığı yasa tasarısına da değinen Gerapetritis, şu aşamada tasarının net bir takviminin bulunmadığını ve içeriğinin henüz bilinmediğini söyledi.

Yunanistan’ın gerekli önlemleri aldığını belirten Bakan, Avrupa ve uluslararası kuruluşların da konu hakkında bilgilendirildiğini kaydetti.

Gerapetritis, Türkiye’nin böyle bir adımının dış dünyada herhangi bir sonuç doğurmayacağını savunarak, deniz yetki alanlarını belirleyen bir yasanın Türkiye açısından “iç tüketime yönelik bir mesele” olduğunu ve dış hukuk bakımından herhangi bir sonuç doğurmayacağını ileri sürdü.

Bunun Yunanistan’ın deniz mekânsal planlamasından farklı olduğunu belirten Gerapetritis, Yunanistan’ın planlamasının Avrupa müktesebatının bir parçası olduğunu söyledi.

Gerapetritis, “İlk kez Yunanistan hareketlerin mutlak inisiyatifine sahip” ifadelerini kullandı.

Bakan, Yunanistan’ın Avrupa müktesebatı niteliğinde deniz mekânsal planlamasını yayımladığını, Türkiye’nin ise buna karşılık deniz yetki alanlarına ilişkin bir yasa çıkarmaya hazırlandığını belirtti.

Yunanistan’ın deniz çevre parklarını ilan ettiğini, Türkiye’nin de bunun ardından kendi deniz çevre parklarını ilan ettiğini söyleyen Gerapetritis, Yunanistan’ın savunma kapasitesini genişletmek için adımlar attığını, Türkiye’nin ise Avrupa savunmasına ve savunma tedarik programlarına katılım talep ederek buna karşılık verdiğini savundu.

“Bugünü dünden farklılaştıran şey, Yunanistan’ın artık takip eden taraf olmamasıdır” diyen Gerapetritis, “Önde gidiyor, girişimler üstleniyor ve bundan sonra ne olacağını biliyor” dedi.

Ancak Türkiye’nin Yunanistan’ın girişimlerini sadece izlemesini beklemediklerini de belirten Gerapetritis, “Biz, girişimlerde bulunacağız ve Türkiye sadece izleyecek diye hayalperest değiliz” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’nin tepkisini ölçüyor, değerlendiriyor ve cevap veriyoruz”

Gerapetritis, Yunanistan muhalefetini de Türkiye politikası üzerinden eleştirdi.

Muhalefetin “derin bir ikiyüzlülük” içinde olduğunu savunan Bakan, geçmişte iktidarda bulunan siyasi güçlerin bugün yapılanların hiçbirini gerçekleştirmediğini ileri sürdü.

“Türkiye ile konuşmamız gerektiği konusunda herkes hemfikir. Diğer taraftan Türkiye’nin herhangi bir tepkisinin bizi yaptırım talep etmeye itmesi gerektiği düşünülüyor” diyen Gerapetritis, Yunanistan girişimlerde bulunduğunda Türkiye’den tepki gelmesinin doğal olduğunu söyledi.

Gerapetritis, “Tepkiyi ölçüyor, değerlendiriyoruz ve her zaman sorumluluk bilinciyle hem uluslararası kuruluşlarda hem de sahada belgeli şekilde cevap veriyoruz” dedi.

Yunan halkının ve muhalefetin endişelenmemesi gerektiğini belirten Bakan, Yunan hükümetinin ulusal çıkarları genişletmek için çalıştığını ve özellikle Yunanistan-Türkiye ilişkilerini ilgilendiren konularda uluslararası kuruluşların, özellikle de Avrupa kurumlarının bilgilendirildiğini ifade etti.

Samaras’a da yanıt verdi

Gerapetritis, eski Başbakan Antonis Samaras ve çalışma arkadaşlarının açıklamalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Samaras’ın görüşlerinin, özellikle eski bir başbakan olması nedeniyle saygıdeğer olduğunu belirten Gerapetritis, ancak eleştiri yapan kişinin kendisine yönelik eleştirilere de açık olması gerektiğini söyledi.

“Dış politikanın sonuçları, herkesin ideolojik takıntılarıyla değil, objektif verilerle değerlendirilir” diyen Gerapetritis, Samaras’ın Yeni Demokrasi’nin ideolojik olarak zayıflatıldığını savunduğunu, ancak kendisinin PASOK hükümetleri döneminde iktidarda olduğunu söyledi.

Gerapetritis, Samaras’ın Türkiye ile diyaloğu eleştirmesini de hatırlatarak, Samaras’ın başbakanlığı döneminde Türkiye ile altı tur istikşafi görüşme gerçekleştirildiğini ve deniz bölgelerinin sınırlandırılması konularının görüşüldüğünü belirtti.

Samaras’ın Ankara’ya giderek Erdoğan ile görüştüğünü ve bir dizi anlaşma imzaladığını hatırlatan Gerapetritis, bütün bunların yaşandığı dönemde, 2014 yılında Yunan hava sahasının yaklaşık 2 bin 500 kez ihlal edildiğini söyledi.

“Birisi objektif, belgeli ve sorumluluk bilinciyle 2012-2015 döneminde ulusal pozisyonlar açısından bugüne kıyasla olumlu bir sonuç üretilip üretilmediğine bakmalı” diyen Gerapetritis, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün, 2026 yılında, Yunanistan’ın ulusal pozisyonu büyük ölçüde güçlenmiştir. Çok güçlü bir uluslararası varlığımız, güçlü bir savunmamız ve güç konumundan konuşmamıza imkân veren güçlü bir ekonomimiz var.”

Gerapetritis, Samaras’ın siyasi sahnede güçlü bir oyuncu olmayı ve bir siyasi oluşumun lideri olarak geri dönmeyi seçtiğini belirterek, bunun için bir anlatı oluşturması gerektiğini söyledi.

Ancak söz konusu anlatının ulusal meselelerle ilgili olması durumunda sorumluluğun diğer konulara kıyasla çok daha büyük olması gerektiğini vurguladı.

Gerapetritis’in açıklamalarının genel mesajı ise net oldu: Atina, Türkiye ile diyaloğu sürdürürken, Ankara’dan gelebilecek herhangi bir “keyfîlik” veya “saldırganlık” karşısında cevap vermeye hazır olduğunu ve bunu artık daha güçlü bir savunma kapasitesi, uluslararası ittifaklar ve ekonomik imkânlarla yapabileceğini savunuyor.

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu