
Yunanistan Aynı Telden Çalmaya Devam Ediyor
Yunanistan bir kez daha Batı Trakya Türk Azınlığı hakkında yanıltıcı bilgiler vermeye devam ediyor.
Yunanistan’dan BM’ye Batı Trakya Türk Azınlığının Eğitimi Konusunda Sözlü Nota.
Yunanistan bir kez daha Batı Trakya Türk Azınlığı hakkında yanıltıcı bilgiler vermeye devam ediyor.
Yunanistan’ın iddiası, Batı Trakya’daki Türk azınlığın eğitim haklarını güvence altına alma konusundaki kararlılığının bulundugunu, Yunanistan’ın Cenevre’deki Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliği tarafından BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisine gönderilen resmi sözlü notada iddia edildi.
Atina tarafından 30 Mayıs’ta sunulan A/HRC/61/G/4 sayılı notada, “Yunanistan’ın, 1923 Lozan Antlaşması’na tam saygı göstererek, Batı Trakya’daki Müslüman (Türk) azınlığın eğitim haklarını güvence altına alma konusundaki kararlılığını sürdürdüğü” savunuldu.
Yunanistan’ın Diplomatik Hamlesinin Gerekçesi
Söz konusu sözlü nota, Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) tarafından sunulan yazılı deklarasyona Atina’nın resmi bir yanıtı niteliğini taşıyor.
ABTTF’nin sunduğu, “Yunanistan’ın Batı Trakya Türk Toplumunun Eğitim Özerkliğini İhlal Etmesi Nedeniyle Türk Çocuklarının Nitelikli Eğitim Hakkının Reddedilmesi” başlıklı deklarasyonda; Yunanistan’ın, Lozan Antlaşması ile güvence altına alındığı belirtilen eğitim özerkliğini “sistematik olarak ihlal ettiği” aktarılmıştı.
Atina’nın Eğitim Politikasına İlişkin İddiaları
Yunanistan’ın resmi sözlü notasında yer alan ifadelere göre, yürütülen devlet politikasının temel amacının, “azınlık mensubu her çocuğun, topluma tam katılımını ve geleceğe yönelik eşit fırsatlara sahip olmasını sağlayacak, mümkün olan en yüksek kalitede eğitimden yararlanmasını garanti altına almak” olduğu ileri sürüldü.
Metinde, Yunan tarafının öne sürdüğü iddialar ve argümanlar şu şekilde sıralandı:
Hukuki Statü ve Nüfus Tanımı
Notada, Müslüman azınlığın Lozan Antlaşması uyarınca dini bir azınlık olarak tanındığı ve 120.000’den fazla Yunan vatandaşı barındırdığı; bu kişilerin Anayasa ve Avrupa hukuku tarafından garanti altına alınan tüm hakların yanı sıra eğitim, din ve sosyal yaşam alanlarında özel korumalardan yararlandığı iddia edildi.
Finansman ve Kurumsal Yapı
Devletin, azınlık ilkokullarının yanı sıra Gümülcine ve İskeçe’deki azınlık ortaokul/liselerini ve dini okulları (medreseleri) tamamen finanse ettiği ileri sürüldü.
Aynı zamanda öğrencilerin devlet okullarına devam etmekte özgür oldukları ve buralarda da önemli sayıda azınlık öğrencisinin kayıtlı olduğu savunulurken, yükseköğretime erişimi kolaylaştırmak adına uygulanan özel üniversite kontenjanına (kota) atıfta bulunuldu.
Bakanlığın Okul Kapatma ve Askıya Alma Kararlarına İlişkin Savunması
Azınlık okullarının faaliyetlerinin askıya alınmasına (kapatılmasına) yönelik eleştirilere yanıt veren Yunan diplomatik misyonu, geçici olarak kapatma işlemlerinin yalnızca öğrenci sayısının belirlenen asgari sınırın altına düştüğünde, eğitim standartlarını korumak amacıyla uygulandığını iddia etti.
Yunanistan resmi tezlerine göre:
Bu uygulamanın ayrımcı olmadığı, ulusal eğitim sisteminin genelinde uygulanan yaklaşımla tamamen uyumlu olduğu savunuldu.
Devletin, öğrencilerin en yakın okula taşınma masraflarını tamamen karşıladığı ileri sürüldü.
Uzak veya izole bölgelerde, mağduriyet yaratmamak adına okulların daha az öğrenciyle de faaliyetlerine devam edebilmesi için esneklik gösterildiği iddia edildi.
Geçici olarak faaliyetleri askıya alınan azınlık okullarının, talebin artması durumunda yeniden açılabileceği, bu süreçte okul binalarının bakım ve korumasının kamu makamlarınca sağlandığı savunuldu.
Karacaoğlan’daki Hadise ve Okul Aile Birlikleri Hakkındaki Açıklamalar
Diplomatik notada iki spesifik konuya daha değinildi:
Karacaoğlan’daki Olay (Ocak 2026): Faaliyetleri geçici olarak askıya alınan Karacaoğlan (Aratos) köyündeki bir azınlık okulunda Ocak 2026’da meydana gelen son hadiseye ilişkin olarak, yerel makamların bunun “tesadüfi nitelikte” olduğu ve hiçbir şekilde ayrımcılık veya nefret saikli bir niyetle bağlantısının bulunmadığı sonucuna vardığı iddia edildi.
Okul Aile Birliklerinin (Encümen Heyetleri) Rolü
Azınlık okullarındaki Okul Aile Birliklerinin görevlerinin 62092/2002 sayılı Bakanlık Kararı ile detaylandırıldığı ve bunların yalnızca okulun gelir ve işletme giderlerinin yönetimiyle sınırlandırıldığı savunuldu.
Bu görevlerin ifası için heyetlerin düzenli ve istisnai devlet fonları aldığı aktarıldı. Yunan tarafı, mevzuatta bu kurullara okulun işleyişine ilişkin diğer konularda danışmanlık rolü veren veya okul odalarını/ofislerini kalıcı olarak kullanma hakkı tanıyan bir hükmün bulunmadığını iddia etti.
Son olarak öğretmen kadrosuna değinilen notada; azınlık okullarındaki öğretmenlerin, ulusal prosedürlerle seçilen, yüksek nitelikli, Yunan üniversitelerinden mezun, azınlık mensubu devlet memurları olduğu ve hem akademik mükemmelliği hem de kültürel anlayışı güvence altına aldıkları öne sürüldü.
Resmi belge, Yunanistan’ın politikasının kapsayıcılık, eşit fırsatlar ve eğitimde mükemmellik ilkeleri tarafından yönlendirildiği iddiasıyla son bulurken, yüksek kalitede eğitim sağlanmasının bireysel hakların tam olarak hayata geçirilmesi için en etkili temel olduğu savunuldu.