Avrupa | Balkanlar

Şimdi De Bu Boru Hattını Şikayet Ediyorlar, Karşı Çıkıyorlar, Adayı Eski Zamana Götürmek İstiyorlar

Türkiye ile KKTC arasındaki doğal gaz boru hattı projesi Atina ve Güney Lefkoşa’da panik yarattı. Rum yönetimi BM’ye başvurdu.

Türkiye ile KKTC arasındaki doğal gaz boru hattı projesi Atina ve Güney Lefkoşa’da panik yarattı. Rum yönetimi BM’ye başvurdu.

Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) deniz altından doğal gaz ulaştıracak boru hattı projesinde somut adımlar atması, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Yunanistan’da geniş yankı buldu. Ankara ile Lefkoşa arasındaki stratejik iş birliğinin derinleşmesinden rahatsız olan Rum yönetimi, projeyi durdurabilmek adına Birleşmiş Milletler’e (BM) başvurarak Türkiye’yi şikayet etti.

101 Kilometrelik Stratejik Hat

İki ülke arasında 10 Temmuz 2026 tarihinde imzalanan Mutabakat Zaptı, Türkiye’nin güney sahillerinden KKTC’ye uzanacak toplam 101 kilometrelik bir doğal gaz boru hattının inşasını öngörüyor. Projenin 97 kilometresi deniz altından, 4 kilometresi ise karadan geçecek. Hattın temel amacı, KKTC’deki elektrik üretim santrallerine kesintisiz enerji sağlamak ve adanın kuzeyindeki enerji güvenliğini teminat altına almak.

Rum tarafı ise projenin sadece bir enerji tedariki hamlesi olmadığını, Ankara’nın adadaki varlığını ve nüfuzunu geri dönülemez şekilde pekiştirmeyi hedeflediğini iddia ediyor.

Oruç Reis Sahada Sismik Çalışmalara Başladı

Projenin kağıt üzerinde kalmayıp hızlıca sahaya yansıtılması Rum tarafındaki endişeleri artırdı. Türkiye’nin 21 Temmuz’da yayımladığı NAVTEX doğrultusunda, Oruç Reis araştırma gemisi; Denar Explorer, Denar Pathfinder ve Denar Surveyor isimli destek gemileriyle birlikte Doğu Akdeniz’de taban etüdü ve güzergah belirleme çalışmalarına başladı. Her ne kadar sondaj ve araştırma faaliyetleri ağırlıklı olarak Türk kara sularında yürütülse de, Rum basını bu adımı projenin fiilen başladığının açık bir kanıtı olarak nitelendiriyor.

Rum Yönetiminden BM’ye Şikayet Mektubu

Kıbrıs Rum Yönetimi’nin BM Daimi Temsilcisi Maria Mihail, BM Genel Sekreteri António Guterres’e resmi bir mektup göndererek anlaşmanın “yasadışı” olduğunu öne sürdü. Mektupta, KKTC’nin uluslararası alanda tanınmadığı iddiası tekrarlanırken; BM Güvenlik Konseyi’nin 541 (1983) ve 550 (1984) sayılı kararlarına atıfta bulunuldu. Rum tarafı, söz konusu projenin GKRY’nin egemenlik haklarını, kara sularını ve Münhasır Ekonomik Bölgesini (MEB) ihlal ettiğini savundu.

“Su Boru Hattından Sonra İkinci Stratejik Bağ”

Rum yönetimi, inşa edilecek doğal gaz hattını daha önce Türkiye ile KKTC arasında tamamlanan deniz altı su boru hattı projesiyle eş tutuyor. Güney Lefkoşa yönetimi, bu tür altyapı projelerinin KKTC’nin Türkiye’ye olan ekonomik, siyasi ve enerjik bağımlılığını artırdığını ve adada yeni “oldubittiler” yarattığını iddia ediyor. Mektupta ayrıca boru hattının çift yönlü çalışabilecek şekilde tasarlanabileceği, gelecekte Doğu Akdeniz’deki muhtemel hidrokarbon kaynaklarının Türkiye’ye aktarılmasında da kullanılabileceği öne sürüldü.

Avrupa Birliği’nden Yaptırım Çağrısı

Gelişmeler Brüksel’in de gündemine taşındı. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Türkiye’ye Rum yönetiminin egemenlik haklarına saygı gösterme çağrısında bulundu. Avrupa Parlamentosu üyesi Giannis Maniatis ise projede yer alacak gerçek ve tüzel kişilere karşı AB bünyesinde hedef odaklı yaptırımlar uygulanması talebini dile getirdi. Ancak AB içinde yaptırım kararı alınabilmesi için oy birliği şartı bulunuyor.

Rum hükümeti, BM Genel Sekreteri’ne yazdığı mektubun BM Genel Kurulu resmi belgesi olarak yayımlanmasını ve BM Deniz Hukuku birimlerine kaydedilmesini talep ederek Ankara üzerindeki diplomatik baskıyı artırmayı hedefliyor.

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu