Yunanistan Haber

Blinken’in İstanbul ve Girit Ziyaretinin Perde Arkasını Yazdı! (Önemli!)

“Blinken Girit’e geldi, ama açıklamalarında Türkiye vardı. Miçotakis’e sevimsiz bir sürpriz yaptı: Gazze’nin geleceğinde Türkiye rol oynayacaktı. Türkiye Gazze’de garantör olacaktı. Yunanistan'a da kırıntı kazanımlar kaldı."

Yunan Estia Gazetesi, ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’in İstanbul ve Girit ziyaretlerinde perde arkasında yaşananların bir derlemesini yapıyor. Estia’nın bazı güvenilir ve ciddi kaynaklara dayandırdığı bu derlemede, Türkiye’ye bölgede ve özellikle de Gazze savaşı ve sonrasında garantörlük rolü biçildiğini, Yunanistan’ın ise hiç bir kazanım elde etmeden F-35 savaş uçaklarının dahi verilip verilmeyeceği konusunda Blinken’in net olarak bir açıklık getirmediğini ileri sürüyor.

Estia gazetesinin değerlendirmesi ana başlıklarla şu şekilde:

ABD: “Türkiye Filistin’de garantör güçtür!“

“Blinken Girit’e geldi, ama açıklamalarında Türkiye vardı. Miçotakis’e sevimsiz bir sürpriz yaptı: Gazze’nin geleceğinde Türkiye rol oynayacaktı. Türkiye Gazze’de garantör olacaktı. Yunanistan’a da kırıntı kazanımlar kaldı.

Filistin’de savaşın bitişinin ertesi günü ne olacağını, Blinken Erdoğan ile konuştu. Miçotaki ile değil.

Bu yüzden Miçotakis hükümeti dikkatleri F-35 konusuna çekmeye çalıştı. Hükümetin F-35 konusunda medyaya verdikleriyle Blinken’i söyledikleri birbirini tutmuyordu.”

Estia gazetesinin ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’in İstanbul ve Girit ziyaretleri değerlendirmesi aynen aşağıdaki gibidir:

ABD: Türkiye Filistin’de garantör güçtür!

“Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’in, Başbakan Kiriakos Miçotakis ile Hanya’da yaptığı görüşmenin ardından Yunanistan topraklarında duyurduğu şey: Yunan dış politikası için yetersiz kazanımlar.

Başbakan Kiriakos Miçotakis’i, ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’i Hanya’daki evinde kabul ettiğinde nahoş bir sürpriz bekliyordu.

Türkiye’den gelen Amerikalı yetkili, komşu ülke için zaten önemli bir rol şekillendirmişken, Yunanistan’da sadece Kızıldeniz’de seyrüseferi korumaya yönelik deniz operasyonuna katılma hakkını saklı tutuyordu. Ve aslında bazı iltifatlar dışında önemli bir karşılığı olmadan.

​Hem savaşın yayılmasının önlenmesi hem de Amerikalıların Filistinlilerle birlikte kendi devlet varlıklarını kuracakları “ertesi gün”ün oluşması için Türkiye’nin bağlarından ve etkisinden yararlanmayı bekliyor.

Ancak bütün bunlar Türkiye Cumhurbaşkanı ile konuşuldu. Yunan Başbakanıyla değil… Ancak Anthony Blinken’in Atina ziyaretinin ertesi günü “hükümet kaynakları” ve hükümet yanlısı yayınlar yeni F-35 savaş uçaklarını alıp alamayacağımıza odaklanıyordu! Zannedersiniz ki sanki Amerikan Dışişleri Bakanını da bölgeye getiren konu da bu. Dolayısıyla bu toplantıda bir şeylerin ters gittiğinden ve vatandaşların dikkatini asıl meseleden uzaklaştırmaya çalışıldığına dair anlaşılır bir kaygımız var.

Hatta hükümetin savaş uçaklarıyla ilgili “hikayesi” bizzat Anthony Blinken’in açıklamalarıyla desteklenmeyince kaygılarımız daha da artıyor. Ne yazık ki Amerikalı Bakan, Türkiye’nin Ortadoğu’daki gelişmeler açısından ne kadar önemli olduğunu Yunan topraklarında anlatmak için Girit’e geldi.

Hatta Amerika’nın resmi metninde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’yi dayatmak istediği için “Türkiye” adının Türkçe telaffuzuyla anılıyor. Turkey değil. Oysa Hellas sadece Greece olarak.

Yani Anthony Blinken, Bay. Erdoğan ve Miçotakis, Yunanistan ile Türkiye’yi birbirine yaklaştırdı (Türkiye diyoruz her zaman komşu Devlet Başkanını rahatsız etmemek için), Orta Doğu’nun garantör gücü olduğunu öne çıkarıyor.

Blinken özellikle şunları belirtiyor:

“Türkiye’de, Orta Doğu’daki çatışmanın daha da büyümemesine yardımcı olmak için Türkiye’nin etkisini, bağlarını kullanarak neler yapabileceğine geniş bir kapsam vererek odaklandık.

Ayrıca Türkiye’nin (Türkiye) hem ertesi gün Gazze için hem de Filistin kontrolü altında yönetilebilirlik, güvenlik ve yeniden yapılanma gibi zorlu soruların çözümünde, bölgede kalıcı ve devamlı barış ve güvenlik koşullarının sağlanması ve başkalarıyla iş birliği yapma çabası çerçevesinde oynayabileceği rolü tartıştık.”

Yunanistan hakkında söyleyecek benzeri hiçbir şeyi yoktu. Bay Miçotakis’e teşekkür etmeyi tercih etti çünkü “onu evinde ağırladı”! Ve Yunan-Amerikan dostluğu ve işbirliğine ilişkin alışılagelmiş basmakalıp sözlerin ardından, bize bu ortak eylemin devamını ilan etmenin bir yolunun, Yunan firkateyninin Kızıldeniz’de seyir güvenliğine yönelik operasyonlara katılması olduğunu söyledi.

Dolayısıyla Türkiye için kullanabileceği etki ve bağları olan bir garantörlük rolü, Yunanistan için ise navigasyon kanallarını açık tutma operasyonuna basit katılım rolü. Bir denizcilik ülkesi olarak öyle ya da böyle yapmak zorunda olduğumuz ama takdir edilmesini beklediğimiz bir şey. Ve diplomatik ve diğer çıkarları getirmesi. Sadece iltifat değil.

Aynen 1990 yılında merhum Konstantinos Miçotakis’in Kızıldeniz’e bir firkateyn göndererek diğerlerinin yanı sıra Filomuzun yenilenmesi için yedi savaş gemisi ile çok sayıda savaş ve nakliye uçağının verilmesini sağladığında olduğu gibi. Şimdi ise hiç bir şey. Sonrasında gazetecilerin Yunanistan hakkında hiçbir soru sormamasına şaşmamalı. Sadece Türkiye ve ertesi günden itibaren Gazze’de yükümlülükleri üstlenip çatışmaların yayılmasını önleme niyetinde olduğunu gösterip göstermediği hakkında sorular geldi.

Bu bağlamda Bay Blinken şunları söyledi:

“Bugünkü görüşmelerimizden, Türkiye’nin, çatışmanın sona ermesinin ertesi günü üstlenilmesi gereken çalışmalarda, aynı zamanda daha geniş anlamda, çatışmanın çözümüne yönelik bir yol bulma çabasında olumlu ve üretken bir rol oynamaya hazır olduğu görülüyor. Kalıcı barış ve güvenliğin sağlanması. Bunun hakkında konuştuk. Üretken bir rol oynamaya açıkça istekli olduklarından daha fazla ayrıntı veremem. Bölgedeki en önemli oyunculardan bazılarıyla ve bazı önemli devletlerle olan ilişkilerinin yanı sıra, sahip oldukları bağlantı ve nüfuzu da kullanmaya, gerilimi azaltmak ve çatışmanın büyümesini önlemek için mümkün olan her şeyi yapmaya hazır olduklarını düşünüyorum. Türkiye bunun başarılmasında hayati bir rol oynayabilir. Konuşmalarımızın büyük bir kısmı buna ayrılmıştı. Onlar da (Türkler) bunu başarma konusundaki ilgimizi paylaşıyorlar ve onların da mümkün olan her türlü çabayı göstereceklerine eminim.”

Özellikle, Anthony Blinken’in bir bütün olarak İsrail’i terör örgütleri listesine dahil etmeye devam ettiği Hamas’la eşitlediği duruma ilişkin tutumuyla ilgili sorular ortaya çıkıyor. Bu sözlü dönüşün Blinken’in Türkiye ziyareti ve Erdoğan’la görüşmesi sonrasında gerçekleşmesi tesadüf mü?

Blinken şöyle bahsediyor: “Farklı bakış açıları, farklı ihtiyaçlar, farklı gereksinimler var. Ancak hem Gazze’nin geleceği adına hem de daha geniş anlamda İsraillilerin, Filistinlilerin ve bir bütün olarak bölgenin geleceği adına bu diplomasiye şimdi girişmemiz hayati önem taşıyor. Bölge halkının çoğunluğunda barışın, güvenliğin, çatışmaların azalmasının, ülkelerin entegrasyonunun olduğu bir gelecek yönünde güçlü bir istek olduğu açıkça görülüyor ve bu da yollardan biri. Bu bir gelecek.”

Blinken’in “ülkelerin entegrasyonu”na yaptığı atıf, Filistinlilerin ayrılma ve kendi kendine yetebilen devletler yaratma niyetine açık bir destektir. Ancak böyle bir durumda Hamas’ın hakimiyetini sürdüreceği kesindir.

 

 

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rastgele Haberler

Başa dön tuşu