
Müftülerden Bayram Mesajı
Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa ve Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif, Kurban Bayramı dolayısıyla birer kutlama mesajı yayımladı.
Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa ve Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif, Kurban Bayramı dolayısıyla birer kutlama mesajı yayımladı.
Mesajda, Kurban Bayramı’nın İslam dünyasında paylaşma, fedakarlık ve kardeşlik duygularını pekiştiren mübarek günler olduğu vurgulandı.
Mustafa Trampa’nın mesajı şöyle:
Çok Kıymetli Müslüman Türk Kardeşlerim!
Teslimiyetin, fedakârlığın, paylaşmanın ve kardeşliğin en güzel şekilde idrak edildiği mübarek Kurban Bayramı’na bir kez daha ulaşmanın huzur ve sevincini yaşamaktayız. Bizleri sağlık ve afiyet içerisinde bu mübarek günlere eriştiren Yüce Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun.
İslam’ın beş temel esaslarından biri olan Hac ibadetinin de yerine getirildiği bu mübarek Kurban Bayramına 27 Mayıs erişmiş olacağız inşallah. Arife günü (26 Mayıs Salı) sabah namazından başlamak suretiyle Bayramın dördüncü günü (30 Mayıs Cumartesi) ikindi namazına kadar farz namazlarından sonra teşrik tekbirlerin çekildiği ve Bayramın üçüncü günü 29 Mayıs 2026 Cuma ikindi namazına kadar mali bir ibadet olan kurban vecibesinin ifa edildiği bu mübarek Kurban Bayramını, huzur ve sükûnet içersinde geçirmeyi Cenab-ı Hak cümlemize nasip ve müyesser eylesin.
Değerli Kardeşlerim,
Kurban Bayramı; Hz. İbrahim’in sadakatini, Hz. İsmail’in teslimiyetini ve mümin gönüllerin Rabbine olan bağlılığını bizlere yeniden hatırlatan büyük bir kulluk mektebidir. Kurban; yalnızca bir hayvanı usulüne uygun kesmek değil, aynı zamanda nefsi, bencilliği, kibri ve dünyevî tutkuları Allah rızası uğruna feda edebilme şuurudur. Buna göre kurban, sadece bir ibadet değil; aynı zamanda fedakârlığın, Allah’a yakınlaşmanın, paylaşmanın ve gönüllere ulaşmanın adıdır.
Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmaktadır: “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Allah’a ulaşacak olan ancak sizin takvânızdır.” (Hac, 22/37)
Bayramlar, dini ve milli duygularımızın coştuğu, sevinçlerin paylaşıldığı, üzüntü ve kederlerin unutulduğu, gönüllerin kaynaştığı rahmet ve bereket dolu mübarek günlerdir. Bu bayram günlerinde anne-babamızı, akrabalarımızı, komşularımızı, yetimleri, yaşlıları, garipleri ve ihtiyaç sahiplerini unutmayalım. Bayram sevincini sadece kendi evimizde değil, ulaşabildiğimiz her gönülde yaşatmaya gayret edelim.
Bu bayrama adını veren Kurban, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’de örnekliğine şahit olduğumuz ilahi mesajlara şartsız teslimiyetin göstergesi, Allah yolunda fedakârlığın bir nişanesidir.
İçinde bulunduğumuz bu mübarek günler aynı zamanda hac mevsimidir. Dünyanın dört bir yanından o mukaddes topraklarda toplanan milyonlarca Müslüman, renkleri, dilleri ve milletleri farklı olsa da aynı kıbleye yönelmekte; aynı telbiye ile Rabbine yönelerek ümmet olmanın eşsiz şuurunu yaşamaktadır: “LebbeykellAllahümme lebbeyk, lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk, innel hamde ven-ni’mete leke vel-mülk, la şerîke lek”
Hac ibadeti; kulluğun zirvesi, tevhit bilincinin en güçlü tezahürlerinden biridir. İhrama giren mümin; makamını, servetini ve dünya nimetlerini geride bırakarak Rabbine yönelir. Arafat’ta mahşeri hatırlar, Müzdelife’de kulluğunu düşünür, Mina’da şeytanı taşlarken aslında nefsinin kötülükleriyle mücadele eder.
Bugün bizlere düşen görev; hacdaki kardeşlik ruhunu yaşadığımız bölgemizde ve ailelerimizde yaşatmaktır. Bayram sevincini sadece kendi sofralarımızda değil; yetimlerin, gariplerin, yaşlıların, kimsesizlerin ve ihtiyaç sahiplerinin gönüllerinde de hissettirebilmektir.
Kıymetli Kardeşlerim,
Bayramlar; kırgınlıkların sona erdiği, küslüklerin barışa dönüştüğü, sevgi ve merhametin çoğaldığı müstesna günlerdir. Anne-babalarımızı, akrabalarımızı, komşularımızı ziyaret etmeyi ihmal etmeyelim. Çocuklarımıza bayramın maneviyatını yaşayarak öğretelim. Kurban ibadetimizi yerine getirirken çevre temizliği, hijyen, hayvan hakları ve toplumsal hassasiyetler konusunda da dikkatli olalım.
Bu bayramda da gönlümüzün bir yanı mahzundur. Başta Gazze olmak üzere dünyanın birçok yerinde savaş, zulüm, açlık ve gözyaşı içerisinde bayrama ulaşan kardeşlerimiz bulunmaktadır. Dualarımızda onları unutmayalım. Bayramın; mazlum coğrafyalarda akan gözyaşının dinmesine, insanlığın vicdanını yeniden kuşanmasına vesile olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz edelim.
Aziz Kardeşlerim,
Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir kurban bayramı sabahında müminlere şöyle seslenmiştir: “Bugün ilk işimiz, bayram namazı kılmak, sonra evlerimize dönüp kurban kesmektir. Kim böyle yaparsa sünnetimize uymuş olur.” Bu nedenle Bayram namazından sonra ikinci yapacağımız şey kurban kesmektir. Kurban Bayramında ibadet niyeti ile kurban kesmek, hür, mukîm (yolcu olmayan), müslüman ve zengin kimseye vaciptir. Vacip olan kurban ibadeti, Hak yolunda fedakârlığın bir nişanıdır. Allah’a itaatin, teslimiyetin ve verdiği nimetlere karşı şükrün bir ifadesi olan kurbandan maksat sadece et yemek veya et yedirmek değil, Allah’a yaklaşmaya bir vesile olmasıdır. Kurban, gerek fert gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan malî bir ibadettir. Kişi kurban kesmekle Allah’ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur. Müminler her kurban kesiminde Hz. İbrahim ile oğlu İsmail’in Cenâb-ı Hakk’ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri başarılı sınavın hatırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır olduğunu simgesel davranışla göstermiş olmaktadır.
Kıymetli Kardeşlerim,
Bu duygu ve düşüncelerle; Batı Trakya Müslüman Türk Kardeşlerimizin, aziz milletimizin ve hac farizasını yerine getirmek üzere mukaddes beldelerde bulunan hacılarımızın mübarek Kurban Bayramı’nı en kalbî duygularımla tebrik ediyor; bayramın Batı Trakya Müslüman Türk Toplumuna, İslam âlemine ve bütün insanlığa huzur, barış, bereket, birlik ve kardeşlik getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Hac ibadetlerini yerine getiren kardeşlerimizin haclarının mebrur, kurbanlarımızın makbul, dualarımızın kabul olmasını Rabbimden diliyorum.
Kurban Bayramımız mübarek olsun.
Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif’ten Kurban Bayramı mesajı
Gümülcine Müfüsü İbrahim Şerif, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda birlik, beraberlik, kardeşlik ve dayanışma vurgusu yaptı.
Müftü İbrahim Şerif, 27 Mayıs 2026 Çarşamba günü idrak edilecek Kurban Bayramı vesilesiyle yayımladığı kutlama mesajında, bayramların toplum hayatındaki önemine dikkat çekerek, dinî bayramların manevi bağları güçlendirdiğini ifade etti.
Müftü İbrahim Şerif’in bayram mesajı şöyle:
“Değerli Kardeşlerim, Önümüzdeki 27 Mayıs 2026 Çarşamba günü Mübarek Kurban Bayramını idrak etmiş olacağız.
Bilindiği gibi bayram, sevinç ve neşe günü demektir. Öteden beri her milletin birçok millî günleri, millî bayramları vardır. Bu bayramlarda tarihî hatıralar canlandırılır. Bayramların kişiler ve toplumlar üzerinde her zaman olumlu etkileri vardır.
Millî bayramlar millî şuuru geliştirdiği gibi, dinî bayramlar da dinî şuurun gelişmesine sebep olmaktadır. Tarih boyunca milletlerin dinî bayramları hep olagelmiştir. Biz Müslümanlar açısından, Peygamberimiz (s.a.v.) Mekke’den Medine’ye hicret ettiği zaman Medine halkının batıl inançlarla dolu bayramları vardı. Peygamberimiz (s.a.v.) bu bayramları kaldırarak bunlara mukabil Müslümanların iki dinî bayramları olduğunu bildirmişlerdir.
Kurban Bayramına Hacılar Bayramı da denir. İslâm’ın beş şartından biri olan hac ibadeti de aynı günlerde yapılmaktadır. İslâm’a inanan insanlar ilâhî vecd ile Kâbe-i Muazzama’nın etrafında tavaf ederek, Cenab-ı Hakk’a hamd-ü senada bulunarak hac farizasını yerine getirirler.
Mekke’nin dışındaki Müslümanlar da camilerde toplanarak bayram namazlarını kılarlar, Allah’a yalvarırlar. Kurbanlarını keserek, hacıların Mekke’de yaptıkları duaları bulundukları yerlerde yaparlar.
Değerli Kardeşlerim,
Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in emrine, Hz. İbrahim (a.s.)’ın ve Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetine uyarak, Allah rızası için kurban kesmekteyiz. Böylece yaptığımız ibadetler, topluca kıldığımız bayram namazları bizleri Allah’a kullukta ve kardeşlikte birleştirmektedir. Aramızdaki manevî bağı, birlik ve beraberliği, sevgi ve saygıyı perçinlemektedir. Başta ana-babamızı, sonra akraba ve komşularımızı ziyaret etmek, dinî duygu ve neşelerine katılmak, gerekirse onlara yardım elini uzatmak; aile, akraba ve komşuluk ilişkilerini kuvvetlendirmektir.
Bunun içindir ki, dinî günlerimiz ve bayramlarımız kardeşliğimizin yenilenmesine, dayanışmamızın sağlamlaşmasına, sevgi, birlik ve beraberliğin artmasına vesile olmaktadır.
Kıymetli Kardeşlerim,
Kurban Bayramı’na has olmak üzere farz namazlarımızın ardından getirdiğimiz tekbirler vardır. Bu tekbirlere “Teşrik Tekbirleri” denir. Arefe günü sabah namazında başlayıp bayramın dördüncü günü ikindi namazıyla sona eren Teşrik tekbirlerini getirmek vaciptir. Bu vesileyle farz namazlarımızdan sonra bu tekbirleri getirmeyi unutmayalım.
Her zaman coşkulu ve birbirimizle kucaklaşacağımız bayramlara erişebilme temennisiyle bayramınızı en kalbi duygularımla tebrik ediyorum.”