Yunanistan Haber

Karamanlis: “Türkiye Karşısında Geri Adım Atıyorsunuz!”

Yunanistan eski Başbakanı Karamanlis’ten Atina ve Brüksel’e sert eleştiriler geldi. Karamanlis, "Mavi Vatan Yasası karşısında 'Sakin Sular' politikası sorgulanmalı"

Yunanistan eski Başbakanı Karamanlis’ten Atina ve Brüksel’e sert eleştiriler geldi. Karamanlis, “Mavi Vatan Yasası karşısında ‘Sakin Sular’ politikası sorgulanmalı.” Dedi.

Yunanistan eski Başbakanı Kostas Karamanlis, Yeni Demokrasi (ND) partisinin kurultayına katılmamasının ardından gerçekleştirdiği ilk kamuoyu önünde yaptığı konuşmada, hem Avrupa Birliği’nin jeopolitik zafiyetlerini hem de Miçotakis hükümetinin Türkiye politikasını sert bir dille eleştirdi. Konstantinos Arvanitopulos ve Konstantinos Filis’in “Yeni Dünya Düzeni: Gücün Hukuku” adlı kitabının Atina’da Müzik Sarayında imza gününde konuşan Karamanlis, özellikle Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrinini yasalaştırma hamlesine ve Ege’deki gelişmelere dikkat çekti.

Karamanlıs’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar, analizler ve metnin Türkçe çevirisi şu şekildedir:

“Küresel Sahne Değişiyor, AB Liderlikten Yoksun”

“Uluslararası sahnenin diğer aktörleri rollerini yükseltmeye, nüfuzlarını artırmaya ve Batı tarafından kendi çıkarları doğrultusunda inşa edilen savaş sonrası statüyü kademeli olarak tersine çevirmeye çalışıyor. Orta ölçekli oyuncular, özellikle de (Türkiye gibi) revizyonist emelleri olanlar, kendi çıkarlarına hizmet etmek için daha büyük inisiyatifler ve hareket serbestisi bulabileceklerini hissediyorlar. AB ise sadece isteksizlik veya ciddi bir liderlik eksikliği nedeniyle değil, aynı zamanda hızlı karar alma ve üye devletler arasında ortak bir strateji oluşturma konusundaki zafiyetleri nedeniyle de etkili bir rol oynamaktan aciz kalıyor.

AB, bölgesindeki risklerin algıladığından çok daha fazla olduğunu ve bunların sadece doğudan değil, aynı zamanda güneyden, yani Türkiye’den ve güney sınırlarındaki diğer istikrarsızlık faktörlerinden kaynaklandığını idrak etmek zorundadır.”

“AB, Savunmada ABD ve Türkiye Bağımlılığından Kurtulmalı”

“Ancak AB’nin savunma kapasitesinin etkili olabilmesi için her türlü bağımlılıktan kaçınması gerekmektedir. AB’nin ABD ve NATO’ya bağımlı olmayan özerk bir savunma kapasitesi edinmesi mutlak bir zorunluluktur. Aynı durum, AB dışındaki sözde ‘aynı fikirdeki’ ortaklara yönelik olası bağımlılıklar için de geçerlidir. Yani İngiltere, Ukrayna veya Türkiye ile savunma iş birliği yapılmasına yönelik süregelen tartışmalar, AB’nin kendi güçlerine dayanma konusundaki inatçı reddini ve acziyetini şimdi bile göstermektedir.”

“Güney Kıbrıs ve Ukrayna Konusundaki Çifte Standart Bir İkiyüzlülüktür”

“Özellikle Yunanistan söz konusu olduğunda, AB’nin ortak güvenlik ve savunma konusundaki çelişkileri göz tırmalamaktadır. Türkiye, bir üye devlete, yani Yunanistan’a karşı revizyonist hedefler beslerken, bizi sürekli savaşla (casus belli) tehdit ederken ve hırslarını desteklemek için sık sık güce başvururken; Ankara, diğer üye devletlerin çoğu tarafından değerli bir ortak ve müttefik olarak görülüyor.

Özellikle bir diğer AB üyesi devlet olan Kıbrıs (Güney Kıbrıs) konusunda, müttefiklerin ve ortakların çoğunun tutumunda kışkırtıcı bir çelişki mevcuttur. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali kınanırken, yaptırımlar uygulanırken ve savunma yapan taraf her şekilde desteklenirken; Kıbrıs’ın (Güney) neredeyse yarım asırdır devam eden benzer acıları görmezden geliniyor. Daha da kötüsü, saldırgan ile mağduriyeti eşit bir zemine oturtan ya da yasadışı işgali meşrulaştıran ve Kıbrıs’ı (Güney) Türkiye karşısında bir rehine durumuna düşüren, Avrupa mütektesebatıyla tamamen uyumsuz çözümler bulma çabaları sarf ediliyor.

Bu tutarsızlık, değerler ve ilkeler için savaştığını iddia edenleri ciddi şekilde açığa düşürmekte ve Ukrayna’ya verilen desteğin ilkelerden değil, jeopolitik çıkarlardan kaynaklandığı şüphesini doğurmaktadır. Gerçekte bu durum, Batı anlatısının siyasi, hukuki ve ahlaki üstünlüğünü zayıflatmaktadır.”

“Yunanistan Çok Boyutlu Politika İzlemeli”

“Bu yeni gerçeklik içinde Yunanistan, gelişmeleri doğru okumalı ve faydalarını en üst düzeye çıkaracak, kendisini jeopolitik haritada avantajlı bir konuma getirecek ve başkalarının emellerinden koruyacak bir rota çizmelidir. Ortaya çıkan çok kutuplu sistem, geçmişin katı ayrım çizgilerinden arınmış, daha karmaşık ve çok boyutlu bir dış politikayı zorunlu kılmaktadır. Elbette Yunanistan Batı’nın yanındadır; ancak Batı’nın kendisi de artık mutasyona uğramakta, hatta bölünmektedir ve Batı’nın bir kısmı Rusya ve Çin ile görüşmektedir. Sadece ABD değil, son zamanlarda AB içinde de Rusya ile görüşmeyi teşvik eden sesler duyuldu.

Elbette Yunanistan şiddete ve revizyonizme karşıdır, ancak bu doktrin evrensel olarak uygulanmalıdır. Biz tüm gücümüzle savunanın yanında yer alırken, Avrupa’nın geri kalanının ve hatta dikkat edin, bu savunan tarafın bile (Ukrayna kastediliyor) biz tehdit edildiğimizde bizim yanımızda yer almaması kabul edilemez!

Dolayısıyla, Yunanistan ve Kıbrıs’ın (Güney), AB’nin toprak bütünlüğünü tehdit eden gerçek ve varoluşsal tehlikelere karşı Avrupa’nın güneydoğu sınırlarını koruduğu anlaşılmalıdır. Hatta Türk yayılmacılığının yanı sıra, son zamanlarda Yunanistan-Kıbrıs (Güney) yayının, Doğu Akdeniz’in ötesinden gelen tehditlere karşı da AB’nin güneydoğu sınırlarındaki kalesi olduğu anlaşılmıştır.”

“Mavi Vatan Yasası Karşısında ‘Sakin Sular’ Politikası Maliyetlidir”

“Burada çok ciddi gördüğüm bir konuya dair birkaç söz söylemek istiyorum. Türkiye’nin sızan bilgilere göre hazırladığı yeni yasa tasarısı akılalmazdır. Birçok kişinin sadece iç tüketime yönelik olduğunu düşündüğü o akılalmaz ‘Mavi Vatan Doktrini’, artık okullarda okutulup yeni nesilleri manipüle edip fanatikleştirirken, şimdi en resmi halini alarak devlet yasası haline geliyor. Bu hamle, gelecek tüm Türk hükümetlerini ve devletin kendisini bağlamayı amaçlamaktadır.

Elbette bu durumun sahada emrivakiler dayatmak açısından hiçbir hukuki değeri yoktur; ancak Türkiye’nin Ege’nin yarısı üzerindeki kabul edilemez taleplerine dair hiçbir şüphe bırakmamakta ve Türk devletini bu yasayı sahada uygulamak üzere bağlamaktadır. Her halükarda bu, Türkiye’nin revizyonist gündemini metodik ve sistematik bir şekilde ilerlettiğinin ve kademeli olarak kendisi için uygun koşullar yaratmaya çalıştığının su götürmez bir kanıtıdır.

Bu veriler ışığında, ‘Sakin Sular’ (Atina-Ankara arasındaki gerilimi düşürme) politikasının etkinliğini sorgulamamız gerekir. Çünkü gerilimlerden kaçınma çabası ne kadar anlaşılır olsa da, eğer bu davranış Ege’nin kalbinde en ufak bir hakkımızı bile kullanırken bir ‘geri adım atma/boyun eğme’ olarak yanlış yorumlanıyorsa veya Türkiye’yi üçüncü tarafların gözünde saldırgan davranışlarının yükünden kurtarıyorsa ki bu durum işlerine geldiği için ikiyüzlücedir, o zaman bu politikanın maliyeti, hedeflenen varsayımsal faydadan ölçülemez derecede daha büyük hale gelir.”

Atina ve Ankara’ya Mesajlar

“Ülkenin savunma ve caydırıcılık kapasitesinin güçlendirilmesi doğrudur, ancak inanıyorum ki artık ortaklara ve müttefiklere, sürekli bir kamu diplomasisi kampanyasıyla, ısrarlı ve net bir şekilde Türk taleplerinin akılalmazlığı ile Türk yayılmacılığının ve saldırganlığının boyutu gösterilmelidir. Türkiye’ye de açık ve net bir mesaj verilmelidir: Yunanistan’da hiç kimse, ülkenin uluslararası düzeyde güvence altına alınmış haklarından ve hukukundan taviz vermeye hazır değildir.”

Konuşmanın Siyasi Değerlendirmesi ve Analizi

Kostas Karamanlis’in bu çıkışı, Yunanistan iç siyasetinde ve Atina-Ankara hattında stratejik ağırlığı olan bir hamledir. Konuşma birkaç temel eksende analiz edilebilir:

  1. İç Siyasete Yönelik Mesaj: Miçotakis Hükümetine Doğrudan Eleştiri

Karamanlis, iktidardaki Yeni Demokrasi partisinin geleneksel/ulusalcı kanadının lideri konumundadır. Mevcut Başbakan Kiriakos Miçotakis’in Türkiye ile yürüttüğü “Sakin Sular” (Atina Bildirgesi ile başlayan yumuşama süreci) politikasını açıkça “taviz kılıfı” olmakla eleştirmektedir. “Geri adım atma olarak yorumlanıyor” ifadesi, Miçotakis hükümetinin Ege’deki egemenlik haklarını savunmada pasif kaldığına dair parti içi sağ muhalefetin sesidir.

  1. Batı ve AB’ye “İkiyüzlülük” Suçlaması

Karamanlıs, Ukrayna-Rusya savaşı ile Kıbrıs meselesi arasında doğrudan bir paralel kurarak Batı dünyasını sert bir çifte standart uygulamakla suçluyor. Ukrayna için dünyayı ayağa kaldıran AB ve NATO ülkelerinin, Kıbrıs konusunda Türkiye’yi “değerli ortak” olarak görmesini Batı medeniyetinin “ahlaki çöküşü” olarak nitelendiriyor.

  1. “Mavi Vatan”ın Yasalaşmasına Stratejik Alarm

Eski Başbakan, Türkiye’deki “Mavi Vatan” müfredatını ve sızan yeni yasa tasarılarını yakından takip ettiklerini gösteriyor. Karamanlis’e göre Türkiye bu doktrini iç siyaset malzemesi olmaktan çıkarıp bir “Devlet Politikası” haline getirmiştir ve bu durum gelecekteki Türk hükümetlerini de bağlayacağı için Yunanistan için kalıcı, kurumsal bir tehdittir.

  1. Çok Kutuplu Dünya ve Ukrayna Sitemi

Karamanlis, Ukrayna lideri Volodimir Zelenski’ye de sitem etmektedir. Yunanistan’ın Ukrayna’ya silah ve destek verdiğini ancak Ukrayna’nın (veya AB’nin) Türkiye ile olan gerilimlerde Yunanistan’ın arkasında aynı kararlılıkla durmadığını belirterek, dış politikada “Kör ve koşulsuz Batıcılık” yerine daha pragmatik ve çok boyutlu bir çizgi öneriyor.

Özetle; Karamanlis, Atina yönetimine Türkiye karşısında “diyalog adına taviz vermeyin” derken, Batı’ya da “Türkiye’yi şımartmayı bırakın” çağrısı yapıyor. Bu konuşma, Ege’de esen olumlu havanın Yunan iç siyasetinde ciddi bir ulusalcı dirençle karşılaştığının en net göstergesidir.

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu