
İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs İttifakı Türkiye’ye Karşı Kılıçları Çekti
Yazıda; İsrail’in Doğu Akdeniz’deki deniz doktrini ve istihbarat gücü, Yunanistan’ın sağladığı hava ve deniz derinliği ile Güney Kıbrıs’ın stratejik bir askerî üsse dönüştürülmesi açıkça övülüyor.
The Times of Israel’de yayımlanan ve bölgesel dengeleri derinden sarsacak nitelikteki dikkat çekici analiz, Atina’nın köklü yayın organlarından Ta Nea gazetesinde de okuyucuyla buluşmaya hazırlanıyor.
Jeopolitik ve askeri strateji kuruluşu Line of State’in Kurucusu ve Başkanı Shay Gal imzasını taşıyan makale, adeta Tel Aviv, Atina ve Güney Lefkoşa hattında Türkiye’ye karşı örülen yeni askerî güvenlik mimarisinin ve ortak savaş planlarının açık bir itirafı niteliğinde.
Yazıda; İsrail’in Doğu Akdeniz’deki deniz doktrini ve istihbarat gücü, Yunanistan’ın sağladığı hava ve deniz derinliği ile Güney Kıbrıs’ın stratejik bir askerî üsse dönüştürülmesi açıkça övülüyor.
Fransız desteğini de arkasına alan bu üçlü yapının, Türkiye’yi bölgede tecrit etme ve F-35 dengesizliği üzerinden baskılama stratejisi net bir dille ortaya konuyor.
İsrail, Yunanistan ve Rum Yönetimi’nin askerî kapasitelerini göklere çıkaran makale, caydırıcılığın çökmesi halinde Türkiye’nin 1974’ten bu yana Kuzey Kıbrıs’taki varlığını hedef alacak örtülü bir operasyon planının (Poseidon’un Gazabı) sinyallerini veriyor.
İşte Doğu Akdeniz’deki yeni tırmanma hattını ve Ankara’ya karşı şekillenen askeri bloklaşmayı gözler önüne seren o analiz:
The Times of Israel: “Türkiye’nin Bir Sonraki Savaşı 1974’ü Geri Alabilir”
Shay Gal — Line of State’in Kurucusu ve Başkanı
22 Ağustos 2026, 11:37

“Aşil’in Kalkanı, Kıbrıs’ın (Güney) yeniden silahlandırılması, İsrail’in deniz doktrini ve giderek büyüyen F-35 farkı artık tek bir caydırıcılık mimarisini oluşturuyor. Caydırıcılığın başarısız olması halinde Poseidon’un Gazabı, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’taki işgalini savaş alanına taşıyacak.
7 Temmuz’da, bölgedeki deniz taşımacılığına yönelik tehditlerin yeniden artış gösterdiği bir dönemde, Hayfa Deniz Üssü’nde konuşan Benjamin Netanyahu, deniz ulaşım yollarının ve deniz ticaretinin güvence altına alınmasını İsrail Donanması ve İsrail Devleti’nin bir görevi olarak tanımladı. Bu görev artık askerî bir ağırlık taşıyor: Türkiye, Hayfa’dan Kıbrıs ve Girit üzerinden Avrupa’ya uzanan koridora hâkim olmayacak.
Bu mantık, İsrail’in Türkiye’nin askerî derinliğini izlemekten, Türkiye’nin burada konuşlanmasını engellemeye geçiş yaptığı Suriye’de şimdiden uygulanıyor.
35 ay içinde Aşil’in Kalkanı, Yunanistan’ın hava, füze ve insansız hava aracı savunmalarını, kaynak kodu da dâhil olmak üzere, Yunanistan’ın egemen kontrolü altında birleştirecek. C-390 uçakları, Yunanistan’a ilk havadan yakıt ikmali kabiliyetini kazandıracak ve Yunanistan’ın harekât erişimini Kıbrıs’a doğru genişletecek.
Lefkoşa (Güney), İsrail yapımı Barak MX hava savunma sistemini ve altı adet çok amaçlı H145M helikopterini envanterine katarken, müttefik güçleri kabul etmek, desteklemek ve onların gücünü artırmak amacıyla hava ve deniz üslerini genişletiyor.
Yunanistan hava ve deniz derinliği sağlıyor; Kıbrıs, Ege ile Levant arasındaki silahlı bağlantı noktası konumunda bulunuyor; İsrail ise istihbarat, katmanlı savunma, hassas vuruş, siber kapasite ve deniz harekât erişimi sağlıyor.
Hükümetler ortak bir savaş planı yayımlamadı. Ancak kuvvetleri şimdiden böyle bir planın unsurlarını bir araya getiriyor.
Türkiye F-35 Alamayacak
Amerika Birleşik Devletleri yalnızca Beyaz Saray’dan ibaret değildir. ABD; federal hukuk, Kongre ve Kongre’nin dış ilişkiler ile silahlı hizmetler komiteleri, Dışişleri Bakanlığı, Pentagon, Hava Kuvvetleri, Savunma Güvenlik İşbirliği Ajansı, F-35 Ortak Program Ofisi ve uçağın teknolojisini koruyan güvenlik ve istihbarat kurumlarından oluşur.
CAATSA ve 2020 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası’nın 1245. maddesi, Ankara, Rus yapımı S-400 sistemlerini elinde tuttuğu sürece F-35’lerin Türkiye’ye transfer edilmesini engelliyor.
Temmuz ayında ABD Dışişleri Bakanlığı, yasal koşulların hâlâ yerine getirilmediğini Kongre’ye bildirdi.
Türkiye için altı uçak üretildi ancak hiçbir zaman teslim edilmedi. Washington bu uçakların teslimatını engelledi.
Yunanistan’ın 20 adet F-35A’dan ilkini 2028’in sonlarında ABD’de teslim alması ve uçağın yaklaşık 2030 yılında Yunanistan’a ulaşması bekleniyor.
İsrail ise 2028’den itibaren 25 adet daha F-35 alacak ve filosunu 75 uçağa çıkaracak. Ayrıca dördüncü bir filo da onaylandı ve planlanan toplam güç yaklaşık 100 uçağa doğru ilerliyor.
Trump’ın görev süresi Ocak 2029’da sona eriyor. Atina ve Kudüs daha büyük beşinci nesil savaş uçağı filolarına sahip olurken, Ankara programın dışında kalmaya devam edecek.
Dördüncü Güç Doktrini
Dördüncü Güç Doktrini kapsamında İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs (Güney) operasyonel merkezi oluşturuyor. Fransa ise Avrupa’daki siyasi otoriteyi, hava ve deniz harekâtında dayanıklılığı, tırmanmayı kontrol etme kapasitesini ve Türkiye’nin NATO’yu içeriden felç etmesi durumunda harekete geçme kabiliyetini sağlıyor.
Caydırıcılığın başarısız olması halinde Poseidon’un Gazabı senaryosu, işgalin kendisini savaş alanına taşıyor.
Türkiye, 1974’teki işgalinden bu yana elinde tuttuğu Kıbrıs’ın kuzey üçte birlik bölümünü ve yalnızca Ankara tarafından tanınan ayrılıkçı bir yapı tarafından yönetilen bölgeyi, üç devlete veya bu devletleri birbirine bağlayan altyapıya karşı uçak, füze, insansız hava aracı, istihbarat veya komuta operasyonları için bir platform olarak kullanırsa, işgal bölgesi savaşın merkezî cephesi ve başlıca askerî hedefi haline gelecek.
Amaç, Türk kontrolünü koruyan başka bir ateşkes olmayacak.
Amaç; saldırıyı yenilgiye uğratmak, Türkiye’nin takviye kuvvetlerinin bölgeye ulaşmasını engellemek, Türk kuvvetlerini tecrit etmek, işgalin askerî altyapısını ortadan kaldırmak ve Kıbrıs (Güney) Cumhuriyeti’nin egemenliğini yeniden tesis etmek olacak.
Türkiye bir zamanlar bölünmüşlükten yararlanıyordu: Ege’de Yunanistan, işgal altındaki Kıbrıs, doğuya bakan İsrail ve uzakta duran Fransa.
Bu avantaj artık ortadan kalkmış durumda.
Ankara hâlâ bir kriz çıkarabilir.
Ancak artık tek bir rakip, tek bir cephe veya geri döndürülebilir bir sonuç seçemez.
Türkiye tarafından başlatılacak bir savaş, Kıbrıs’taki 1974’ten kalma varlığının sona ermesiyle sonuçlanabilir.”