Yunanistan Haber

Herkes Silaha Koştu, Yunanistan Savaşa mı Hazırlanıyor?

Bir ekranda birkaç düğmeye basıp savaş uçaklarını kaldırmak, füzeleri ateşlemek kolaydır. Ama gerçek savaşta ekran kapanmaz. Geride yıkılan evler, kaybolan hayatlar, parçalanan aileler ve yıllarca silinmeyen acılar kalır.

SMS’ler, binlerce gönüllü yedek ve 2030’a kadar 150 bin kişilik hedef… Atina’da yeni askerî düzen kurulurken akıllardaki soru büyüyor: Yunan halkı neden yeniden silaha hazırlanmaya çağrılıyor?

Savaş güzel bir şey değildir.

Etrafımıza bakmak yeterli…

Bir zamanlar insanların yaşadığı şehirler bugün harabeye dönmüş durumda. Yıkılmış binalar, terk edilmiş evler, yerlerinden edilmiş insanlar ve hayatları bir gecede altüst olan milyonlarca insan…

Siz iyi misiniz?

Savaşı bilgisayar başında oynanan bir oyun mu sanıyorsunuz?

Bir ekranda birkaç düğmeye basıp savaş uçaklarını kaldırmak, füzeleri ateşlemek kolaydır. Ama gerçek savaşta ekran kapanmaz. Geride yıkılan evler, kaybolan hayatlar, parçalanan aileler ve yıllarca silinmeyen acılar kalır.

İşte tam da bu nedenle Yunanistan’da son günlerde dikkat çeken gelişmeleri yalnızca askerî bir düzenleme olarak görmek yeterli olmayabilir.

“Herkes silaha koştu” görüntüsü

Yunan basınında yer alan son bilgilere göre, Yunanistan’da yeni oluşturulan Aktif Gönüllü Yedeklik sistemi beklenenden çok daha fazla ilgi görüyor. Yunanistan Genelkurmay kaynaklarına dayandırılan haberde, vatandaşların binlerce kişi halinde gönüllü yedeklik sistemine başvurduğu ve eğitim merkezlerine yeni grupların gelmeye devam ettiği belirtiliyor.

Üstelik bu yalnızca kâğıt üzerinde kalan bir sistem değil.

Yedeklere insansız hava araçları ve dronlara karşı mücadele, muharebe ortamında ilk yardım, atış simülatörleri ve saha eğitimleri veriliyor.

Atina’nın hedefi ise daha da dikkat çekici:

2030 yılına kadar 150 bin aktif yedekten oluşan eğitimli ve gerektiğinde kullanılabilir bir güç oluşturmak.

Yunan Savunma Bakanlığı bu modeli “vatandaşlar ordusu” anlayışıyla açıklıyor.

Peki SMS’ler ne anlama geliyor?

Son günlerde binlerce Yunan vatandaşının cep telefonuna ulaşan devlet mesajları da toplumda doğal olarak soru işaretleri yarattı.

Mesajlarda askerlik numarası, seferberlik makamı ve sevk belgelerine ilişkin ifadelerin bulunması bazı vatandaşlarda “seferberlik mi ilan edildi?” endişesine yol açtı.

Ancak haberin kendi kaynaklarına göre burada önemli bir ayrım bulunuyor:

SMS gönderilmesi tek başına vatandaşın derhal birliğine teslim olması gerektiği veya seferberlik ilan edildiği anlamına gelmiyor.

Söz konusu uygulama, yedek askerlik sisteminin dijitalleştirilmesi ve askerî kayıtların güncellenmesi kapsamında yürütülüyor. Sevk belgelerinin elektronik ortamda vatandaşların gov.gr hesaplarına gönderilebilmesi de bu yeni sistemin bir parçası.

Yani ortada şu aşamada bir “genel seferberlik” ilanı bulunduğunu söylemek doğru olmaz.

Fakat asıl mesele de zaten burada başlıyor.

Seferberlik yok ama askerî hazırlık büyüyor

Çünkü tablo, Yunanistan’ın yedek askerlik sistemini sıradan bir bürokratik güncellemenin çok ötesinde yeniden yapılandırdığını gösteriyor.

Aktif birliklerde görev yapmış yedekler için en az üç yılda bir, seferberlik birliklerinde bulunanlar için ise en az beş yılda bir eğitim öngörülüyor. Eğitimlerde yeni silah sistemleri, dronlar, karşı dron sistemleri ve siber güvenlik gibi alanlara da yer veriliyor.

Üstelik Atina, Finlandiya ve İsrail gibi ülkelerdeki modellerden de yararlanıyor.

Üç yeni Özel Harekât biriminin oluşturulduğu, bunlardan ikisinin tamamen yedeklerden meydana geldiği ve birimlerden birinin kuzey Meriç’te (Evros) kurulduğu da haberde aktarılıyor.

Bütün bunlar bize bir şeyi gösteriyor:

Yunanistan sadece ordusunun silahlarını ve teknolojisini yenilemiyor; toplum ile ordu arasındaki bağı da yeniden kurmaya çalışıyor.

Ama soru başka yerde

Burada sorulması gereken soru “Yunanistan’ın savunmaya ihtiyacı var mı?” sorusu değildir.

Her devlet kendi güvenliğini sağlamak ve savunma kapasitesini oluşturmak ister.

Asıl soru şudur:

Yunan halkı neye hazırlanıyor?

Ve daha önemlisi:

Yunan toplumuna neden sürekli daha fazla askerî hazırlık, daha fazla silah, daha fazla yedek ve daha fazla savaş senaryosu anlatılıyor?

Çünkü savaş hazırlığı yalnızca askerî bir mesele değildir.

Toplumların savaş ihtimaline nasıl hazırlandığı da önemlidir.

Bir toplumun gençleri, yedekleri, çalışanları ve sıradan vatandaşları giderek daha fazla askerî eğitim sisteminin içine çekiliyorsa, bunun toplumda nasıl bir psikolojik ortam oluşturduğu da tartışılmalıdır.

Savaş bir bilgisayar oyunu değil

Bugün Avrupa’nın çevresine baktığımızda savaşların artık uzak coğrafyalarda kalmadığını görüyoruz.

Yakın çevremizde savaşlar yaşanıyor.

Şehirler bombalanıyor.

Hastaneler, okullar ve konutlar zarar görüyor.

Milyonlarca insan yerinden oluyor.

Ve savaş başladığında hiçbir tarafın elinde “geri al” düğmesi bulunmuyor.

Bu nedenle silahlanma ve savunma politikaları tartışılırken toplumlara verilen mesaj da önem taşıyor.

Bir ülkenin güçlü bir savunmaya sahip olması başka şeydir; toplumun sürekli savaş ihtimaline hazırlanması başka şey.

Yunanistan’a sorulması gereken soru

Bugün Atina’nın önünde 150 bin aktif yedek hedefi bulunuyor.

Yeni eğitim merkezleri açılıyor.

Dron ve karşı-dron eğitimleri veriliyor.

Yedekler daha sık eğitime çağrılıyor.

Özel Harekât birimleri oluşturuluyor.

Ve bütün bunlar “vatandaşlar ordusu” anlayışıyla yeniden şekillendiriliyor.

Bütün bunlar savunma gerekçeleriyle açıklanabilir.

Fakat Yunan halkının da sorması gereken bir soru var:

Bütün bu hazırlıklar tam olarak hangi ihtimale karşı yapılıyor?

Ve daha da önemlisi:

Yunan halkını savaşa kim, neden hazırlıyor?

Bu soruların cevabı savaş çığırtkanlığında değil, açık ve şeffaf bir kamu tartışmasında aranmalıdır.

Çünkü savaşın bedelini televizyon ekranındaki haritalar ödemez.

Savaş uçaklarının modellerini tartışan uzmanlar ödemez.

Savaş senaryolarını bilgisayar ekranında hazırlayanlar da ödemez.

Bedeli insanlar öder.

Ve savaş başladığında geriye çoğu zaman yalnızca haritalarda değişen sınırlar değil, yıkılmış şehirler ve hayatları değişmiş insanlar kalır.

Bu nedenle bugün sorulması gereken en önemli soru belki de şudur:

Yunanistan savaşa hazırlanıyor mu, yoksa savaşı önlemek için mi hazırlanıyor?

Aradaki fark, sadece askerî değil, bütün bir toplumun geleceğini ilgilendiren bir farktır.

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu