Yunanistan Haber

Gerapetritis’ten Türkiye’ye ‘Casus Belli’ Mesajı

Giorgos Gerapetritis, "casus belli" (savaş sebebi) meselesine özel bir vurgu yaparak, bunu sadece Türk-Yunan ilişkilerinde değil, Türkiye'nin Avrupa ve Batı yolculuğunda da "devasa bir ayak bağı" olarak nitelendirdi.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis, Türkiye’ye net bir mesaj göndererek, “casus belli” (savaş sebebi) tehdidinin sürdürülmesinin, Türkiye’nin uluslararası ve Avrupa güvenlik mimarisine katılımıyla bağdaşmayacağını vurguladı.

Gerapetritis, Yunanistan’ın jeopolitik gelişmelerde bir “seyirci” olmadığını, aksine güçlenen uluslararası konumu, tahkim edilen savunması, NATO ve Avrupa Birliği’ndeki aktif varlığıyla bir “başrol oyuncusu” olduğunu ifade etti.

ERT televizyonuna konuşan Dışişleri Bakanı, NATO Zirvesi sonrası Türkiye’nin diplomatik ve askeri olarak zemin kazandığı yönündeki iddialara ve Atina’nın Ankara ile Washington arasındaki pazarlıkları sadece seyrettiği yönündeki eleştirilere yanıt verdi. Dış politikanın algılarla değil somut verilerle değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Gerapetritis, Türkiye’nin silahlanma programlarına yönelik herhangi bir somut taahhüt veya söz verilmediğini ileri sürdü.

Gerapetritis, “Yunanistan sadece seyirci değil, gelişmelerin başrol oyuncusudur” diyerek ülkenin güçlenmesi için gerekli tüm adımların atıldığını belirtti. Yunanistan’ın güvenilirlik, güç ve ikna kabiliyetiyle NATO ve AB’de güçlü bir ortak olduğunu savunan Bakan, ülkesinin F-35 alımı ve F-16’ların modernizasyonu dahil olmak üzere çok sayıda savunma programının merkezinde yer aldığını hatırlattı.

Donald Trump’ın Türk tarafınca sıcak karşılanmasına da değinen Gerapetritis, imaj ve siyasi sembolizmin ötesinde somut bir anlaşmanın ortaya çıkmadığını iddia ederek, “Gerçek veriler açısından bakıldığında, kimse herhangi bir söz veya taahhüt verildiğini söyleyemez. Dolayısıyla geri kalan her şey spekülasyondan ibarettir” dedi.

Mevcut durumu 2019 yılıyla kıyaslayan Bakan, o dönemde Yunanistan’ın F-35 programının ve F-16 modernizasyonunun dışındayken, Türkiye’nin Amerikan savaş uçaklarının ortak üreticisi konumunda olduğunu hatırlattı. Bugün ise Yunanistan’ın hem filosunu hem de hava gücünü geliştirerek bölgesel ve uluslararası alanda daha güçlü bir iz bıraktığını iddia etti.

“Casus Belli’nin Kaldırılması Bir Zorunluluktur”

Giorgos Gerapetritis, “casus belli” (savaş sebebi) meselesine özel bir vurgu yaparak, bunu sadece Türk-Yunan ilişkilerinde değil, Türkiye’nin Avrupa ve Batı yolculuğunda da “devasa bir ayak bağı” olarak nitelendirdi.

Bir ülkenin, komşu ve müttefik bir devletin yasal haklarını araması durumunda savaş tehdidinde bulunmasının BM Şartı ve günümüz uluslararası koşulları altında kabul edilemez olduğunu belirten Bakan, Türkiye’nin casus belli’yi kaldırabileceği değerlendirmesinde bulundu. Gerapetritis, böyle bir hamlenin sadece yararlı değil, aynı zamanda “yapılması zorunlu bir görev” olduğunu savunarak, “Bugün uluslararası güvenlik mimarisinde yer almak isteyen bir ülkenin, komşu ve müttefik bir ülkeye karşı savaş tehdidinde bulunması düşünülemez” ifadelerini kullandı.

Eski Başbakan Antonis Samaras’a Yanıt

Bakan Gerapetritis, eski Başbakan Antonis Samaras’ın Ankara ile yürütülen diyalog politikasına yönelik eleştirilerine de sert yanıt verdi. Türkiye ile iletişim kanallarının tamamen kapatılmasının bir “siyasi felaket” olacağını iddia etti.

Cunta sonrası demokrasi dönemindeki tüm Yunan hükümetlerinin Türkiye ile görüştüğünü ve bunu doğru yaptıklarını belirten Gerapetritis, Samaras’ın kendi başbakanlığı döneminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile iki kez görüştüğünü ve onun talimatıyla altı tur istikşafi görüşme gerçekleştirildiğini hatırlattı.

Gerapetritis, “Sayın Samaras bugün hükümeti diyalog kurduğu ve kanalları açık tuttuğu için suçlayabilir. Ancak kendisi de Sayın Erdoğan ile iki kez görüştü ve döneminde altı tur istikşafi temas yapıldı” dedi. Kritik olanın diyalog varlığı değil, bu diyalogdan Yunanistan’ın kazançlı mı yoksa zararlı mı çıktığı olduğunu söyleyen Bakan, son üç yılda ülkenin bu iletişim politikasından “tamamen kazançlı” çıktığını iddia etti.

“Gizli Diplomasi İddiaları Hayal Ürünü”

Türkiye ile masa altından gizli diplomasi yürütüldüğü yönündeki iddiaları kesin bir dille reddeden Gerapetritis, bu tür iddiaları Yunan diplomasisinde sorun yaratmaya çalışanların “hayal ürünü” olarak nitelendirdi.

Dış politikanın kurumsal bir şekilde yürütüldüğünü, kendisinin parlamentoyu, Ulusal Dış Politika Konseyi’ni, ilgili komisyonu ve siyasi parti liderlerini diğer tüm dışişleri bakanlarından daha fazla bilgilendirdiğini belirterek, “Tüm kurumsal organlarla açık bir iletişim var. Gizli hiçbir şey yok” dedi.

“Türkiye Savunma Sanayisini Diplomatik Bir Silah Olarak Kullanıyor”

Türkiye’nin savunma sanayisine de değinen Dışişleri Bakanı, Yunanistan’ın geçmiş on yıllarda değerli zamanlar kaybettiğini itiraf etti. Türkiye’nin 1990’lardan itibaren savunma sanayisine sistematik yatırımlar yapmaya başladığını, tam da bu dönemde Yunan savunma sanayisinin gerilediğini söyledi.

Bu gelişmeyi Yunanistan adına “stratejik bir hata” olarak değerlendiren Bakan, Ankara’nın savunma üretimini uluslararası savunma sistemine dinamik bir şekilde entegre olmak için kullandığını belirtti. Türkiye’nin bugün savunma sanayisini sadece AB ve NATO’ya karşı değil, Afrika ve Orta Doğu ülkelerine karşı da “diplomatik bir araç” olarak kullandığının altını çizdi.

Yunan Silahlı Kuvvetleri’nin yenilikçi sistemler ve modern teknolojilerle modernizasyonu için büyük bir çaba sarf edildiğini belirten Gerapetritis, Ukrayna’daki savaş ve diğer modern çatışmaların savaşın doğasını kökten değiştirdiğini, Yunanistan’ın ise sadece kaybedilen zamanı telafi etmekle kalmayıp öne geçmeyi hedeflediğini ifade etti. Ülkenin ulusal savunmayı ve yerli savunma sanayisini eş zamanlı olarak güçlendirmeye devam edeceğini sözlerine ekledi.

“Kıbrıs’taki Varlık: Güç ve Dayanışma Gösterisi”

Dışişleri Bakanı, Orta Doğu’daki savaş nedeniyle gerilimin tırmandığı dönemde, iki Yunan fırkateyninin ve dört adet modernize edilmiş F-16 Viper uçağının Kıbrıs’ta (Güney Kıbrıs) bulunmasına özel olarak değindi.

Bu varlığı Yunanistan’ın sergileyebileceği “en büyük güç gösterisi” ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ne (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) yönelik “en büyük dayanışma göstergesi” olarak nitelendirdi. Bir ülkenin bu tür adımlar atabilmesi için güçlü bir dış politikaya, dirençli bir savunmaya ve uluslararası varlığa ihtiyacı olduğunu söyleyen Gerapetritis, Başbakan Kiriakos Miçotakis’in Yunanistan’ın güvenliğini ve uluslararası temsilini garanti etme yeteneğine sahip olduğunu ve bu konuda “hiçbir şüphe bulunamayacağını” savundu.

Göç Sorunu: “Mora ve İdomeni’den Express Vizeye”

Gerapetritis, Türk-Yunan ilişkilerinin değerlendirmesine göç konusunu da dahil ederek 2015-2016 dönemi ile günümüzü kıyasladı. O dönemde yaklaşık bir buçuk milyon mülteci ve göçmenin ülkeye geçtiğini, Doğu Ege adalarında, Mora’da ve İdomeni’de yaşanan durumları hatırlattı.

Buna karşın bugün Türkiye’den gelen göçmen akınının neredeyse sıfırlandığını, adalardaki yapıların pratik olarak boş olduğunu ve on binlerce Türk turistin “hızlı vize” (kapıda vize) sistemiyle Yunan adalarını ziyaret ettiğini belirtti. Bu politikanın yerel ekonomiyi güçlendirdiğini ve Türk-Yunan ilişkilerindeki yeni durumun somut bir sonucu olduğunu söyleyen Bakan, “Yargılamak isteyen kıyaslasın” diyerek sonuçların objektif olduğunu savundu.

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu