
Batı Trakya’da Dernek Krizi Strasbourg Gündeminde
Yunanistan yargısının, isminde "Batı Trakya" ibaresi yer aldığı gerekçesiyle Batı Trakya Fenerbahçeliler Kültür ve Spor Derneği’ni kapatma kararı, Avrupa Konseyi’ne taşındı.
Yunanistan yargısının, isminde “Batı Trakya” ibaresi yer aldığı gerekçesiyle Batı Trakya Fenerbahçeliler Kültür ve Spor Derneği’ni kapatma kararı, Avrupa Konseyi’ne taşındı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2008 tarihli “Bekir Usta Dava Grubu” kararlarını 18 yıldır uygulamayan Atina yönetimi, uluslararası arenada çifte standart suçlamalarıyla karşı karşıya.
Batı Trakya Türk Azınlığı mensupları tarafından kurulan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kimlik ve örgütlenme özgürlüğü mücadelesi, Trakya İstinaf Mahkemesi’nin son kararıyla yeniden Avrupa’nın en üst düzey siyasi ve hukuki organlarının gündemine oturdu.
Avrupa Batı Trakya Federasyonu (ABTTF), 23 Haziran 2026 tarihinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi başta olmak üzere, AİHM Kararları İcra Dairesi ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) üyelerine gönderdiği resmi mektupla, Yunanistan’ın sistematik hak ihlallerini uluslararası kamuoyunun dikkatine sundu. Girişim, AKPM Genel Kurulu’nda da yankı bularak Türkiye ve Yunanistan arasındaki AİHM kararlarını uygulama performansı tartışmasını alevlendirdi.
Krizin Perde Arkası: Fenerbahçeliler Derneği Neden Kapatıldı?
Rodop Asliye Hukuk Mahkemesi, Batı Trakya Fenerbahçeliler Kültür ve Spor Derneği hakkında, isminde geçen “Batı Trakya” ifadesinin bölgedeki Türk azınlığı çağrıştırdığı ve kamu güvenliğine tehdit oluşturabileceği iddiasıyla kapatma kararı vermişti. Derneğin bu karara karşı yaptığı temyiz başvurusu da Trakya İstinaf Mahkemesi tarafından reddedildi.
ABTTF, mektubunda bu ret kararının münferit bir olay olmadığını, aksine Yunanistan’ın Batı Trakya Türk Azınlığı’nın örgütlenme özgürlüğünü baskılama politikasının somut bir kanıtı olduğunu vurguladı. Federasyon, Atina’nın 2008 yılından bu yana süreci bilinçli olarak uzattığını ve AİHM içtihatlarını açıkça yok saydığını belirtti.
Tarihsel Süreç: “Bekir Usta ve Diğerleri Dava Grubu” Nedir?
Batı Trakya’daki derneklerin kapatılması ya da resmi olarak tanınmaması, çeyrek asırlık bir hukuki geçmişe dayanıyor. Sürecin mihenk taşları şu şekildedir:
1923 Lozan Barış Antlaşması: Bölgedeki azınlığın statüsü “Müslüman Azınlık” olarak tanımlansa da azınlık mensupları tarihsel ve kültürel olarak Türk kimliğini korudu.
1980’lerin Sonu ve Kapatma Dalgası: Yunan makamları, isimlerinde “Türk” veya “Batı Trakya” ibaresi bulunan İskeçe Türk Birliği, Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği ve Gümülcine Türk Gençler Birliği gibi köklü kuruluşları resmi olarak yasakladı veya faaliyetlerini askıya aldı.
2008 AİHM Kararı (Bekir Usta Grubu): İskeçe Türk Birliği ve Meriç Azınlık Gençleri Derneği (Bekir Usta ve Diğerleri) davalarında AİHM, Yunanistan’ın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. Maddesini (Örgütlenme Özgürlüğü) ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme, bir derneğin adında “Türk” veya “Batı Trakya” geçmesinin tek başına kamu düzenini bozmayacağını karara bağladı.
18 Yıllık Direniş: Yunanistan, iç hukukta bazı yasal düzenlemeler yapmış gibi görünse de yerel mahkemeler “milli güvenlik” gerekçelerini öne sürerek AİHM kararlarını fiilen uygulamayı reddetmeye devam etti. Fenerbahçeliler Derneği kararı, bu direnişin en güncel halkasını oluşturuyor.
AKPM’de Çifte Standart Tepkisi: “Hiçbir Utanç Duyulmuyor”
Gelişmelerin ardından AKPM Genel Kurulu’nda söz alan AK Parti Ankara Milletvekili ve AKPM Türk Heyeti Üyesi Zeynep Yıldız, uluslararası topluma sert eleştiriler yöneltti. Avrupa Konseyi Tüzüğü’nün 1. maddesinde yer alan “üye devletler arasında birlik sağlama” hedefine atıfta bulunan Yıldız, Konsey mekanizmalarının taraflı işlediğini savundu.
“AKPM’deki mevcut ortam, bazı üye devletleri haksız bir şekilde hedef alırken, diğerlerini sorgusuz sualsiz bırakıyor. Türkiye, AİHM kararlarını orantısal olarak en fazla uygulayan ülkelerden biri olmasına rağmen sürekli hedef gösteriliyor. Buna karşın, Yunanistan’ın Bekir Usta ve Diğerleri Dava Grubu kararlarını 18 yıldır ısrarla uygulamaması AKPM’de hiçbir utanç duygusu yaratmıyor.”
Tüm hak ihlallerinin eşit derecede önemli olduğunun altını çizen Yıldız, Avrupa Konseyi’nin manipülatif ve kasıtlı raporlarla değil, tüm üyelere karşı adil, hakkaniyetli ve destekleyici bir yaklaşımla gerçek bir birlik yakalayabileceğini ifade etti.
Hukukun Üstünlüğü mü, Siyasi Çıkar mı?
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM kararlarının uygulanmasını denetlemekle yükümlü en üst siyasi organdır. Ancak Yunanistan’ın 18 yıldır bu kararları esnetmesi ve en son Fenerbahçeliler Derneği örneğinde olduğu gibi yeni engeller üretmesi, Konsey’in yaptırım gücünü ve üye ülkeler üzerindeki tarafsızlığını tartışmaya açıyor.
Batı Trakya Fenerbahçeliler Derneği’nin davası, önümüzdeki dönemde Strasbourg’da hukukun üstünlüğü ilkeleri ile jeopolitik dengelerin karşı karşıya geleceği kritik bir sınav olmaya devam edecek.