Editörün YazılarıYunanistan Haber

Atina Batı Trakya’yı Avrupa’nın Savunma Duvarına Mı Bağlıyor?

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın Brüksel’de yaptığı konuşmasını baştan sona dinledim. Dendias’ın konuşmasının içinde öyle bir öneri vardı ki gerçekten kayıt dışı olarak kalamazdı.

İlhan TAHSİN

Dedeağaç’tan Moldova’ya uzanan hat: Atina Batı Trakya’yı Avrupa’nın savunma duvarına mı bağlıyor?

Dendias’ın Brüksel önerisi yalnızca Ukrayna cephesine uzanan bir askerî koridor değil. Meriç sınırındaki tahkimat, Dedeağaç’ın askerî rolü ve Türkiye’ye yönelik tehdit söylemi birlikte değerlendirildiğinde Batı Trakya için yeni bir güvenlik mimarisinin işaretleri görülüyor.

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın Brüksel’de yaptığı konuşmasını baştan sona dinledim. Dendias’ın konuşmasının içinde öyle bir öneri vardı ki gerçekten kayıt dışı olarak kalamazdı. Bu bir öneri olarak, ilk bakışta Avrupa’nın Ukrayna savaşı sonrasında askerî hareketliliğini hızlandırmaya yönelik bir ulaşım projesi gibi görünüyor.

Ancak güzergâhın başlangıç noktasının Dedeağaç, devamının Bulgaristan ve Romanya üzerinden Moldova olması ve Dendias’ın aynı konuşmada Türkiye’yi Yunanistan açısından bir tehdit olarak açıkça tanımlaması, öneriyi Batı Trakya açısından da dikkat çekici hale getiriyor.

Dendias, 29 Eylül’de Brüksel’de düzenlenen “Connecting Europe Days” toplantısında Yunanistan’ın Avrupa için bir model oluşturabileceğini söyledi. Önerdiği model, Dedeağaç’tan kuzeye doğru Bulgaristan, Romanya ve Moldova üzerinden uzanan hattın, askerî güçlerin hızlı hareket ettirilmesi ve aynı zamanda bu hattaki kritik altyapının korunması bakımından Avrupa çapında örnek bir koridora dönüştürülmesini öngörüyor.

Dedeağaç neden seçildi?

Dendias’ın açıklamasındaki en dikkat çekici ifadelerden biri Dedeağaç’a ilişkin oldu.

Bakan Dendias, haritaya aşina olmayanlar için bunun şaşırtıcı olabileceğini belirterek, Dedeağaç’ın Ukrayna’daki cepheye en yakın liman olduğunu söyledi.

Dolayısıyla Atina’nın hesabı bu nedenle yalnızca Dedeağaç Limanı’nın askerî sevkiyat kapasitesini artırmak değil. Amerikalıları tatbikattan tatbikata Dedeağaç’a gelmelerini sağlamak da değil. 3-5 milyon dolar için Dedeağaç’ta yer ve konaklama hizmeti, lojistik merkezi olmanın yanı sıra Türkiye’ye karşı çelikten duvar örmek ilk sırada geliyor ama bu sistematik olarak nakış gibi işleniyor.

Dedeağaç’tan kuzeye uzanan yolların, demiryollarının ve diğer altyapıların geliştirilmesi; bunların askerî amaçlarla kullanılabilmesi ve aynı zamanda korunabilmesi isteniyor. Peki bu altyapılar tamamlandığında bunları Yunan ordusu mu koruyacak? Tabii ki de hayır, Yunanistan buraya Avrupalıların değişimli olarak asker ve savunma sistemlerinin yerleştirilmesini talep edecek.

Dendias’ın Brüksel’deki önerisi tam olarak bu noktada önem kazanıyor: Avrupa, askerî malzeme ve birlikleri taşıyacağı koridorları yalnızca inşa etmekle kalmamalı, aynı zamanda bu koridorların güvenliğini de baştan planlamalı.

Fakat bu hattın güney ucunda Batı Trakya var

İşte meselenin Batı Trakya açısından önemli bölümü burada başlıyor.

Dedeağaç, Gümülcine ve İskeçe’yi içine alan Batı Trakya coğrafyası, bu askerî hareketlilik hattının güney kapısında bulunuyor.

Bir başka ifadeyle Atina, Avrupa’nın kuzeydoğu kanadına uzanan askerî ulaşım zincirinin başlangıç noktalarından birini Batı Trakya’nın hemen güneydoğusundaki Dedeağaç’a yerleştirmeyi öneriyor.

Bu nedenle söz konusu girişimi yalnızca “Dedeağaç’tan Moldova’ya ulaşan bir lojistik güzergâh” olarak okumak eksik kalabilir.

Çünkü aynı dönemde Yunanistan, Meriç sınırındaki yapay engel ve elektronik gözetleme sistemlerini de güçlendiriyor. Yunanistan Vatandaşları Koruma Bakanlığı, 2025 yılında Sofulu (Sufli) bölgesinde çitin 5 kilometre daha uzatılacağını ve çalışmaların sınırdaki kritik ve hassas noktaları tamamlamayı amaçladığını açıklamıştı.

Dolayısıyla bölgede iki farklı güvenlik katmanı ortaya çıkıyor:

Meriç boyunca ulusal sınır güvenliği ve fiziksel tahkimat; Dedeağaç’tan kuzeye uzanan hatta ise Avrupa ölçeğinde askerî hareketlilik ve altyapı güvenliği.

“Bir duvar daha mı örülüyor?”

Tam da bu noktada Yunanistan’ın Batı Trakya politikası açısından daha geniş bir stratejik okuma yapmak mümkün.

Atina’nın Meriç’te oluşturduğu fiziksel sınır engelinin amacı resmî olarak sınır güvenliği ve düzensiz göçün önlenmesi olarak açıklanıyor. Dendias’ın önerdiği Dedeağaç merkezli koridorun amacı ise askerî hareketlilik ve kritik altyapının korunması.

Fakat bu iki gelişme aynı coğrafyada buluşuyor.

Bu durum, Meriç’teki fiziksel sınır tahkimatının hemen ötesine, Avrupa’nın askerî ve siyasi güvenlik mekanizmalarının yerleştirilmesi yönünde daha geniş bir stratejik yaklaşımın oluşup oluşmadığı sorusunu gündeme getiriyor.

Başka bir ifadeyle Atina açısından hedef yalnızca Meriç kıyısında bir sınır hattını güçlendirmek değil; Batı Trakya’nın Avrupa’nın doğu ve güneydoğu güvenlik mimarisine daha sıkı biçimde bağlanmasını sağlamak olabilir.

Ancak bunun “Avrupa ülkelerini Türkiye sınırına ikinci bir askerî set olarak yerleştirme” şeklinde kesinleşmiş bir proje olduğunu söylemek için henüz yeterli resmî kanıt bulunmuyor. Dendias’ın açıkladığı öneri, askerî hareketlilik ve kritik altyapının korunması üzerine kurulu.

Dendias’ın sözleri Türkiye boyutunu değiştiriyor

Öneriyi Türkiye açısından daha dikkat çekici hale getiren ise Dendias’ın aynı konuşmada kullandığı ifadeler.

Yunan Savunma Bakanı, Avrupa’nın karşı karşıya olduğu güvenlik sorunlarının yalnızca Rusya’dan kaynaklanmadığını belirterek, Türkiye’nin Yunanistan açısından tehdit oluşturduğunu açıkça söyledi.

Dendias, Türkiye’nin yanı sıra İran, Libya, Suriye, Lübnan ve Sahel bölgesini de Yunanistan’ın güvenlik çevresindeki tehditler arasında sıraladı. Ardından Avrupa çapında bir savunma sistemine ihtiyaç olduğunu savundu.

İşte bu açıklama, Dedeağaç önerisinin Türkiye açısından okunmasını kaçınılmaz hale getiriyor.

Çünkü Dedeağaç, Türkiye sınırına uzak bir Avrupa başkenti değil. Batı Trakya’nın güneydoğu ucunda, Türkiye sınırına ve Meriç hattına son derece yakın bir stratejik merkez.

Dolayısıyla Atina’nın Dedeağaç’ı Avrupa’nın askerî hareketlilik sisteminin önemli bir kapısı haline getirme çabası, aynı zamanda Batı Trakya’nın Avrupa güvenlik mimarisi içerisinde daha görünür hale gelmesi anlamına geliyor.

Daha da ileri götürülen yorumlara bakalım

Yunanistan’daki bazı yorumlarda ise konu daha da ileri götürülüyor.

Bu değerlendirmelerde Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’deki politikaları; “Mavi Vatan” yaklaşımı, adaların egemenliğine ilişkin tartışmalar ve 12 mil meselesindeki “casus belli” (savaş nedeni) üzerinden Yunanistan ve Avrupa açısından kalıcı bir güvenlik sorunu olarak gösteriliyor.

Bazı Yunan yorumlarında Türkiye’nin politikaları “neo-Osmanlı” (Yeni Osmanlı) hedefleri çerçevesinde değerlendiriliyor ve Atina’nın yalnızca diplomatik girişimlerle değil, Avrupa Birliği ve NATO içerisindeki ittifaklarını kullanarak Türkiye karşısında daha güçlü bir caydırıcılık oluşturması gerektiği savunuluyor.

Bu yorumlarda ayrıca 2020 yılındaki Meriç olayları hatırlatılarak Türkiye’nin Avrupa açısından “hibrit tehdit” oluşturduğu ileri sürülüyor.

Burada önemli olan, söz konusu ifadelerin Dendias’ın Brüksel’deki konuşmasında kullandığı ifadelerle aynı şey olmaması. Bunlar Yunanistan’daki siyasi değerlendirmeler. Dendias’ın kendisi ise konuşmasında Türkiye’yi Yunanistan açısından tehdit olarak tanımlamakla birlikte, Dedeağaç-Moldova koridorunu doğrudan Türkiye’ye karşı kurulacak bir askerî hat olarak açıklamadı. Bunu burada bir not olarak düşmek gerek.

Atina’nın hesabı Batı Trakya’yı Avrupa güvenliğinin içine çekmek

Buna rağmen ortaya çıkan tablo dikkat çekici.

Bir tarafta Meriç boyunca fiziksel sınır tahkimatı güçlendiriliyor.

Diğer tarafta Dedeağaç’ın askerî lojistik kapasitesi ve kuzeye uzanan ulaşım bağlantıları Avrupa ölçeğinde geliştiriliyor.

Üçüncü aşamada ise Atina, bu güzergâhın yalnızca Yunanistan’ın değil, Avrupa’nın askerî hareketlilik sisteminin bir parçası haline gelmesini istiyor.

Bu nedenle Dendias’ın önerisinin Batı Trakya açısından en önemli sonucu, bölgenin gelecekte Avrupa’nın askerî hareketlilik, kritik altyapı ve savunma planlamalarında daha fazla yer alması olabilir.

Nitekim Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya arasında daha önce imzalanan işbirliği çerçevesinde Selanik-Dedeağaç-Bükreş ekseninin ulaştırma, askerî hareketlilik ve güvenlik bakımından geliştirilmesi hedeflenmişti. Avrupa Komisyonu kaynaklı açıklamalarda da bu hattın Güneydoğu Avrupa’daki bağlantısallık, askerî hareketlilik ve güvenlik açısından stratejik önemi vurgulanıyor.

Meriç’teki beton-metal çitin yanına Avrupa şemsiyesi

Bu nedenle önümüzdeki dönemde asıl izlenmesi gereken konu yalnızca Dedeağaç Limanı’nın büyüyüp büyümeyeceği, demir yolu ağının elektrikli olarak inşa edilip edilmeyeceği değil.

Bu hattın güvenliği nasıl sağlanacak?

Dendias’ın Brüksel’deki önerisinin kilit noktası zaten burada bulunuyor. Yunanistan, Avrupa’ya “koridoru kullanalım” demekten daha fazlasını söylüyor; “koridoru birlikte inşa edelim, askerî açıdan kullanalım ve aynı zamanda birlikte koruyalım” mesajı veriyor. Kısacası Yunanistan her zaman dile getirdiği üzere “Avrupa Birliğinin sınırları burada başlıyor ve geçilmez olması gerekiyor, bunun için ne gerekirse birlikte yapmalıyız” diyor.

Bu gerçekleştiği takdirde Batı Trakya’nın stratejik konumu da değişebilir.

Bugün Meriç’in karşısında Türkiye, bu tarafta Yunanistan bulunuyor.

Yarın ise Atina’nın hedeflediği model gerçekleşirse, Dedeağaç’tan Bulgaristan ve Romanya üzerinden Moldova’ya uzanan Avrupa koridoru ile Batı Trakya’nın güvenlik mimarisi daha geniş bir Avrupa sistemiyle bütünleşmiş olarak karşımıza çıkacaktır. İleriyi görmek gerekir. Hiçbir şey boşuna olmuyor bu Batı Trakya bölgesinde.

Bu açıdan bakıldığında Meriç’teki beton ve metal sınır engeli fiziksel bir güvenlik katmanı, Dedeağaç merkezli Avrupa askerî koridoru ise bunun üzerinde oluşabilecek askerî, siyasi ve diplomatik bir güvenlik katmanı olarak okunabilir.

Fakat bunun şimdiden kesinleşmiş bir “Avrupa’nın Türkiye sınırına ikinci set çekmesi” projesi olduğunu söylemek yerine, Atina’nın attığı adımların böyle bir stratejik sonuca doğru evrilme ihtimalinin yakından izlenmesi gerektiğini söylemek daha doğru olacaktır. Ancak unutulmamalıdır ki Atina’nın şimdi de gelecekte de hedefi bu yöndedir.

Asıl soru Avrupa Batı Trakya’ya ne kadar dahil olacak?

Yunanistan’ın hesabı açısından mesele yalnızca Rusya ve Ukrayna değil.

Atina bir taraftan Rusya’yı Avrupa’nın temel güvenlik tehdidi olarak ele alan ortak Avrupa politikasının içerisinde yer alıyor. Diğer taraftan ise Türkiye’yi Yunanistan açısından ayrı ve doğrudan bir güvenlik tehdidi olarak tanımlıyor.

Bu iki güvenlik yaklaşımının kesiştiği noktalardan biri ise Dedeağaç ve Batı Trakya.

Dendias’ın önerisi bu nedenle yalnızca bir demiryolu, liman veya askerî sevkiyat projesi olarak görülmemeli.

Dedeağaç’tan Moldova’ya uzanan koridor, Batı Trakya’nın Avrupa’nın yeni savunma mimarisine ne ölçüde dahil edileceğinin de önemli göstergelerinden biri olabilir.

Atina’nın önündeki hedef, bir bakıma iki güvenlik hattını birbirine bağlamak gibi görünüyor. Meriç’te Yunanistan’ın kendi sınır tahkimatı; Dedeağaç’tan kuzeye uzanan hatta ise Avrupa’nın askerî ve siyasi güvenlik şemsiyesi.

Bu nedenle Dendias’ın Brüksel’deki sözleri, Batı Trakya açısından önümüzdeki dönemde daha yakından takip edilmesi gereken bir gelişmenin kapısını aralıyor.

Son olarak yazımızı toparlamam gerekirse buradaki kritik nokta şu: “Yunanistan Batı Trakya’yı Türkiye’den korumak için Avrupa’yı Meriç’e getiriyor” cümlesini doğrudan olgu olarak yazmadım. Ama bu fikrin temelinin kısa süre önce Brüksel’de atılmış olmasını da göz ardı etmiyorum.

Atina’nın adımlarının ortaya çıkardığı stratejik okuma olarak baktığımda karşıma bu yukarıda kaleme aldıklarım şimdilerde açıkça görülüyor. Çünkü Dendias’ın resmî açıklamasında koridorun gerekçesi Ukrayna, askerî hareketlilik ve altyapı güvenliği; Türkiye ise ayrıca Yunanistan için tehdit olarak tanımlanıyor.

Ama asıl hedef ise Batı Trakya’yı Türkiye’den korumak ve koparmak……

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu