Batı TrakyaBatı Trakya Haber

Askeri Kışlada Sözde “Pontus Soykırımı Tiyatrosunu” İzlemişler!

Batı Trakya Müslüman Türk azınlığın asırlık inanç mirası ve Balkanlar’ın en köklü Alevi-Bektaşi merkezlerinden biri olan Seyit Ali Sultan Dergâhı üzerinden yürütülen kirli senaryo, Sofulu’daki (Sufli) askeri kışlada resmi bir kurguya dönüştü.

Batı Trakya Müslüman Türk azınlığın asırlık inanç mirası ve Balkanlar’ın en köklü Alevi-Bektaşi merkezlerinden biri olan Seyit Ali Sultan Dergâhı üzerinden yürütülen kirli senaryo, Sofulu’daki (Sufli) askeri kışlada resmi bir kurguya dönüştü.

Dergâhın yönetimini elinde bulunduran Ahmet Kara Hüseyin isimli şahıs, yazdığı yazılarla ve katıldığı radio televizyon programlarında “Türk düşmanlığı” ve provokatif söylemleriyle ve eylemleriyle çok iyi bilinen Yunan ordusunun emekli Korgenerallerinden biri olan Lazaros Kampuridis’in baş konuşmacı olduğu sözde “Pontus Soykırımı” anma etkinliğinde boy göstermesi, bölge tarihinde eşine benzerine rastlanmamış bir kırılma noktası ve açık bir tahrik olarak kayıtlara geçti. Tüm azınlık insanı bir bütün olarak bu katılıma anlam veremediği gibi, büyük şaşkınlıkla karşıladı. Bölge insanı şunu soruyor: Ne yapmak ve yapılmak isteniyor?

“Askeri Kışlada Azınlığı Bölme Senaryosu” Mu?

Sofulu’daki 50. Mekanize Tugay bünyesinde, askeri ve siyasi erkanın katılımıyla düzenlenen etkinlik, sıradan bir anma programının çok ötesinde bir stratejik hamleye sahne oldu.

Bugüne kadar Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının hiçbir ferdinin, hiçbir kurumunun meşru kabul etmediği ve tamamen Türkiye karşıtı bir propaganda malzemesi olarak kullanılan sözde “Pontus Soykırımı” iddiaları, bu kez azınlığın en kutsal mekanlarından birinin üzerinden meşrulaştırılmaya çalışıldığı görüldü.

Emekli Korgeneral Lazaros Kampuridis tarafından sosyal medyada yapılan paylaşıma göre, Ahmet Kara Hüseyin ve beraberindeki heyetin, Türk askeri varlığına karşı mevzilenmiş bir Tugayın organizasyonunda en ön safta yer alması tüm geniş bölgede oldukça yaygın olarak konuşulmaya başladı.

“Yunan Ruhunun Esintisi” mi, Yoksa Ismarlama Kuklacılık mı?

Etkinliğin baş konuşmacısı olan ve bölgedeki Türk varlığına karşı faşizan fikirleriyle bilinen emekli Korgeneral Lazaros Kampuridis’in sosyal medyadaki küstah paylaşımları, aslında Batı Trakya üzerinde oynanan oyunun açık bir itirafı niteliğinde. Kampuridis’in, “Bu, Ankara’nın Yunan Trakya’sındaki (Batı Trakya) emellerine zıt olarak, Yunan Hükümeti tarafından yapılan çok önemli bir tanımadır” ve “Komotini’deki (Gümülcine) Türk Başkonsolosluğundan gelen baskıya rağmen bunu haykıran Yunanlılar varsa, ses daha da yükseliyor” şeklindeki sözleri, kurulan tezgâhın azınlığı kendi anavatanından koparma ve içten bölme operasyonu olduğunu tescillenmiş oldu.

Kampuridis’in “Trakya’da (Batı) gür esen Yunan ruhu” olarak pazarlamaya çalıştığı bu manzara, esasen inanç üzerinden, kendine alan açmak için kendi toplumunun tarihsel hafızasını nasıl hiçe saydığını gösteren bir hareket olarak değerlendiriliyor.

Ağustos 2025 Yasasının Perde Arkası: Hedef Lozan’ı Delmek

Yaşanan bu son skandal, Ağustos 2025’te Yunanistan Parlamentosu’ndan geniş bir uzlaşıyla geçen ve Batı Trakya’daki Bektaşi-Alevi toplumunu “özel hukuk kapsamında dini tüzel kişilik” olarak tanıyan yasanın asıl amacını da deşifre etti. Yapılmak istenen ortaya çıktı.

Lozan’ın Çiğnenmesi

Lozan Antlaşması’nın 45. Maddesi, Yunanistan’ı kendi topraklarındaki Müslüman azınlığa, Türkiye’nin gayrimüslimlere tanıdığı hakların aynısını tanımakla yükümlü kılar. Ancak Atina, Türkiye’deki Rum azınlığın vakıf ve dini özgürlüklerine karşılık, Batı Trakya’da Türk Azınlığa karşı tam bir hak gaspı uyguluyor.

Seçim Hakkına Pranga, İşgale Resmiyet

Kendi müftüsünü seçmek isteyen azınlık insanına hapis cezaları yağdıran, müftülükleri devlet dairesine çeviren zihniyet; iş inanç mirasını bölmeye geldiğinde Seyit Ali Sultan Dergâhı’nın gerçek hak sahibi olan Postnişin Mehmet Koç Dede’yi fiziki şiddet ve entrikalarla uzaklaştıran yapıyı “makbul azınlık” ilan edip askeri kışlalarda ağırlıyor.

İlhan TAHSİN usulü analiz

Kendi Soyuna Yabancılaşanların Koltuk Sevdası

Seyit Ali Sultan Dergâhı, yüzyıllardır bu topraklarda barışın, İslam ahlakının ve Türk-Bektaşi kültürünün dimdik ayakta duran bir kalesidir. Burayı adeta esir alarak kendi kişisel menfaatleri, koltuk sevdaları ve aldıkları “özel statülerin” diyeti olarak Yunan generallerinin propaganda malzemesi haline getirenler, adlarını tarihe kara bir lekeyle yazdırmaktadır. Kendi toplumuna, inancına ve soyuna sırtını dönüp, kışla gölgesinde aidiyet kanıtlamaya çalışanların, temsil ettiklerini iddia ettikleri o kutsal mekanda zerre kadar meşruiyetleri kalmamıştır.

Atina Ateşle Oynuyor

Türkiye’nin yanı sıra Arnavutluk, Kuzey Makedonya ve Bulgaristan gibi tüm komşularıyla dönemsel gerilimler yaşayan Atina yönetiminin, Batı Trakya’daki Müslüman Türk azınlığın inanç dengeleriyle bu denli hesapsızca oynaması tehlikeli bir provokasyondur.

Uluslararası hukuku ve azınlık haklarını hiçe sayan bu faşizan tiyatrolar, Batı Trakya’daki huzur iklimine dinamit koymaktan başka bir işe yaramayacaktır. Azınlık kamuoyu tek bir ses olarak haykırmaktadır:

Seyit Ali Sultan Dergâhı, siyasi operasyonların laboratuvarı değildir; derhal gerçek sahibi olan Alevi-Bektaşi toplumuna ve onun meşru önderlerine iade edilmelidir!

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu