Yunanistan Haber

Dendias’ın Türkiye İle İlgili Bu Açıklamaları Çok Konuşulacak!

"Komşumuz Türkiye, adaların kıta sahanlığına sahip olmadığını iddia ediyor. Girit gibi büyük bir adanın bile Münhasır Ekonomik Bölge oluşturamayacağını savunuyor. Eğer bir üniversite öğrencisi böyle bir tez ortaya atsaydı ya sınavdan kalırdı ya da sınıf arkadaşları kahkahalara boğulurdu."

“Yalnızca Ege’den değil, Doğu Akdeniz’den ve gerekli gördüğümüz her yerden, koruma altındaki platformlardan çok sayıda stratejik füze ile karşılık verebileceğiz.”

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, Atina’da düzenlenen 3. Uluslararası Deniz Güvenliği Konferansı’nda yaptığı konuşmada, hem Türkiye’ye ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi hem de Yunan donanmasının geleceğine dair kapsamlı planlarını açıkladı. Dendias, “Gelecekte ise potansiyel saldırgan şunu bilmek zorunda kalacak: Yalnızca Ege’den değil, Doğu Akdeniz’den ve gerekli gördüğümüz her yerden, koruma altındaki platformlardan çok sayıda stratejik füze ile karşılık verebileceğiz.” İfadelerini kullanması dikkat çekti.

Dendias, Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’deki tezlerini sert bir dille eleştirirken, Ankara’nın uluslararası deniz hukukunu “kendine özgü” bir şekilde yorumladığını savundu. Türk tezlerinin uluslararası hukukla bağdaşmadığını öne süren Yunan Bakan, “Komşumuz Türkiye, adaların kıta sahanlığına sahip olmadığını iddia ediyor. Girit gibi büyük bir adanın bile Münhasır Ekonomik Bölge oluşturamayacağını savunuyor. Eğer bir üniversite öğrencisi böyle bir tez ortaya atsaydı ya sınavdan kalırdı ya da sınıf arkadaşları kahkahalara boğulurdu” ifadelerini kullandı.

Ancak Dendias’ın en dikkat çekici açıklaması, Yunanistan’ın savunma stratejisinin yalnızca Türkiye merkezli olmayacağı yönündeydi. “Yunanistan turkocentric bir ülke olmamalıdır. Türkiye ana sorunumuz değildir ve ana sorunumuz haline de gelmemelidir” diyen Dendias, Atina’nın tehdit algısını çok daha geniş bir coğrafyada şekillendirdiğini vurguladı.

Yunan Bakan, Türkiye’den gelebilecek herhangi bir tehdidi caydıracak kapasiteye sahip olmaları gerektiğini belirtirken, ülkesinin savunma yaklaşımını “360 derecelik strateji” olarak tanımladı. Dendias’a göre Yunanistan, sadece Ege’ye değil, Karadeniz’den Kızıldeniz’e, Doğu Akdeniz’den Hint Okyanusu’na kadar uzanan geniş bir deniz güvenliği perspektifi geliştirmek zorunda.

Bu kapsamda Atina, donanmasını köklü biçimde dönüştürmeye hazırlanıyor. Fransa’dan alınan FDI sınıfı fırkateynlerin standart Fransız versiyonlarından daha gelişmiş olacağını belirten Dendias, bu gemilerin 32 stratejik füze taşıyabileceğini söyledi. Ayrıca İtalya’dan tedarik edilmesi planlanan Bergamini sınıfı fırkateynlerin de benzer kabiliyetlere sahip olacağını açıkladı.

Ege’nin savunmasında ise klasik deniz harp anlayışının yerini yeni nesil sistemler alacak. Dendias, Ege’nin artık yalnızca büyük savaş gemileriyle değil; füze sistemleri, insansız deniz araçları, su üstü ve su altı dronlarıyla korunacağını ifade etti. Böylece hem daha düşük maliyetli hem de daha etkili bir savunma mimarisi kurulması hedefleniyor.

Yunanistan’ın yeni savunma konseptinin merkezinde ise “Aşil’in Kalkanı” adı verilen çok katmanlı savunma sistemi bulunuyor. Deniz, kara, hava, siber uzay ve uzayı kapsayan bu sistemle Atina, modern savaşın tüm alanlarında eş zamanlı caydırıcılık oluşturmayı amaçlıyor.

Dendias ayrıca Yunanistan’ın uzay alanında da önemli adımlar attığını belirterek, halihazırda iki mini gözlem uydusunun görev yaptığını, önümüzdeki yıllarda bu sayının 13-14’e çıkarılacağını açıkladı. Atina’nın ilk milli haberleşme uydusunun da planlama aşamasında olduğu bildirildi.

Konuşmasında Avrupa Birliği’ne de çağrıda bulunan Dendias, Kızıldeniz’deki deniz güvenliği operasyonlarına Avrupa ülkelerinin daha fazla katkı sunması gerektiğini ifade etti. Yunanistan’ın, küresel deniz yollarının güvenliğinde daha aktif rol üstlenmeye hazır olduğunu vurguladı.

Dendias’ın konuşmasının tamamı şu şekilde:

“Yalnızca Ege’den değil, Doğu Akdeniz’den ve gerekli gördüğümüz her yerden, koruma altındaki platformlardan çok sayıda stratejik füze ile karşılık verebileceğiz.”

“Saygıdeğer konuklar,

Sizi titizlikle hazırlanmış bir konuşmayı okumaktan kurtaracağım; çünkü buraya konuşmak için geldim, okumak için değil. Bu nedenle, Yunan Silahlı Kuvvetleri’nin ve Yunan hükümetinin mevcut güvenlik ortamını, özellikle de deniz güvenliği ortamını nasıl değerlendirdiğine ilişkin görüşlerimi sizlerle paylaşmama izin verin.

Konferansın, doğal olarak ve son derece haklı bir şekilde, esas olarak Hürmüz Boğazı’nda yaşananlara odaklandığını çok iyi anlıyorum. Bu durum gerçekten de deniz güvenliği ve küresel ekonomi açısından devasa bir meydan okumadır. Deniz Güvenliği konulu bu konferans, karşı karşıya bulunduğumuz bu büyük sınamayı açıkça ortaya koymaktadır.

Ancak önce tam olarak nerede bulunduğumuza bakalım. Yunan gözünden, Yunan perspektifinden yeni gerçekliklere baktığımızda, çok fazla konuşulmayan fakat birçok şeyi değiştiren daha az görünür bir unsurla başlamak istiyorum. Kuzey Deniz Rotası’ndan, yani kuzey deniz koridorundan söz ediyorum. Bu rota, önümüzdeki yıllarda karşılaşacağımız güvenlik zorluklarını kökten değiştirmektedir.

Bu konu üzerinde daha fazla durmayacağım, ancak lütfen bunu her zaman aklınızda bulundurun. Şunu da söylemeliyim ki, bu Kuzey Koridoru’nu şimdiden kullanan cesur ve öngörülü Yunan denizciler var. Ancak bu koridor, denizlerde sağlamamız gereken güvenlik mimarisini değiştiriyor. Elbette Karadeniz de öyle. Karadeniz’deki güvenlik sorunları devam ediyor. Karadeniz kullanılmaktadır, ancak güvenli olarak nitelendirilemez.

Eminim Hürmüz Boğazı hakkında uzun uzun konuşmuşsunuzdur. Ben özellikle Hürmüz üzerinde durmayacağım. Ancak Hürmüz tek dar boğaz değildir. Bab el-Mendeb, birkaç yüz mil doğuda yer alıyor ve Husiler her yıl bize onu yeniden kapatacaklarını söylüyorlar.

Ve nihayet, Malakka Boğazı’nın açık kalmasına şükretmeliyiz; çünkü onun kapanması, deniz seyrüsefer özgürlüğünün özünü bile sorgulatabilirdi. İran’daki askeri analistler dışında hiç kimsenin, Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanabileceğini düşündüğünü sanmıyorum.

Üstelik günümüz deniz güvenliği tehditleri yalnızca su yüzeyinde değildir. Denizaltındaki kritik enerji ve iletişim altyapılarına kadar uzanmaktadır. Bunları da korumak zorundayız.

Bu ortamda biz Yunanistan olarak seçimler yapmak zorundayız. Boyumuzu aşan hedeflerin peşinden koşmuyoruz. Küçük, orta ölçekli bir ülkeyiz. Ancak aynı zamanda dünyanın en büyük ticaret filosuna sahibiz. Açık deniz iletişim hatlarına bağımlıyız. Bunun etkisi yalnızca rakamlarda ya da istatistiklerde görülmez. Enflasyon ekonomiyi öldürüyor ve özellikle toplumun en yoksul kesimlerini vuruyor.

Dolayısıyla seyrüsefer özgürlüğü soyut bir kavram değildir. Bu yalnızca uluslararası hukuk uzmanlarını, avukatları, armatörleri ya da deniz subaylarını ilgilendiren bir mesele değildir. Hepimizi, her birimizi ilgilendirir.

Yunanistan açısından bunlar uluslararası meydan okumalardır. Ancak evimize daha yakın olan bir meydan okumayı da unutmuyorum. Çünkü hâlâ deniz hukukunu son derece kendine özgü bir şekilde yorumlayan bir komşumuz var.

Türkiye ve Ege

Örneğin sevgili komşularımız Türkiye, adaların kıta sahanlığına sahip olmadığını açıkça iddia etmektedir. Adaların büyüklüğü ne olursa olsun – örneğin Girit’in – Münhasır Ekonomik Bölge oluşturamayacağını savunmaktadır. Ege adalarının Asya kıta sahanlığında bulunduğunu ileri sürmektedir.

Bu iddialar uluslararası platformlarda ciddiyetle dile getirilmektedir. Oysa uluslararası hukuk dersi alan birinci sınıf bir üniversite öğrencisi böyle bir şey yazsa ya sınavdan kalır ya da arkadaşları gözyaşlarına kadar gülerdi. Ama biz, dünyanın dört bir yanındaki ciddi forumlarda bu tezlerle karşı karşıya kalıyoruz.

Peki biz ne yapıyoruz?

Öncelikle hukuki düzlemde, Yunanistan her zaman UNCLOS’un, yani Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin bizim için kutsal kitap olduğunu ilan etmiştir. Benim için bu, tüm devletler için de kutsal kitap olmalıdır.

Ancak hukuki boyut tek başına yeterli değildir. Daha pratik olmak zorundayız. İşte bu nedenle köklü bir yeniden yapılanmaya gidiyoruz.

Macron’un ziyareti ve FDI fırkateynleri

Sayın Başkan, arkamda fotoğrafı bulunan yeni fırkateynimiz “Kimon”dan söz etme nezaketini gösterdi. Ancak Kimon, buzdağının yalnızca görünen kısmıdır. Asıl büyük yapı, “Ajanda 2030” ve Yunan Silahlı Kuvvetleri’dir.

Bana neyi değiştirdiğimiz sorulduğunda cevabım çok basittir: Değerlerimiz dışında her şeyi değiştiriyoruz.

Yunan Donanması’nın çalışma şeklini değiştiriyoruz. Yunan Donanması’nın araçlarını değiştiriyoruz.

Bildiğiniz gibi Naval Group’tan dört adet Fransız FDI fırkateyni alıyoruz. Bunlar mevcut MEKO sınıfının ya da diğer fırkateynlerin daha modern bir versiyonu değildir. Bunlar tamamen farklı gemilerdir.

Çünkü bu dört fırkateyn, Fransız Donanması’nın kullandığı standart gemiler değildir. Fransızlar Standard 2 kullanıyor.

Biz ise Standard 2+++ kullanacağız.

Sadece üç gün önce Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a yaptığımız değişiklikleri anlatma fırsatım oldu ve oldukça etkilendi. Hatta Fransızların kendi FDI’larını da “+++” seviyesine yükselteceklerine inanıyorum.

Bu versiyon, Fransız fırkateynlerindeki 12 hava savunma füzesine karşılık 32 stratejik füze taşıma kapasitesine sahip olacak.

Aynı kabiliyet, İtalya’dan tedarik etmeyi planladığımız yeni Bergamini sınıfı fırkateynlerde de bulunacak.

On yıllık, 6 bin tonun üzerinde, açık denizlerde görev yapabilen büyük gemiler. Tekrar ediyorum: Stratejik füze taşıyabilecek gemiler.

Bunlar hem caydırıcılığımızın hem de denizlerde seyrüsefer özgürlüğünü koruma kapasitemizin temelini oluşturacaktır.

Ege’nin korunması

Bana sıkça şu soru soruluyor: Ege’ye ne olacak?

Cevabım çok açık. Elbette Ege’yi koruyacağız. Hem de bugüne kadar olduğundan çok daha iyi koruyacağız. Ama bunu çok daha karmaşık bir yöntemle yapacağız.

Bunu füzelerle yapacağız.

Bunu insansız deniz araçlarıyla yapacağız.

Bunu su üstünde görev yapan küçük platformlarla yapacağız.

Bunu su altında görev yapacak insansız sistemlerle yapacağız.

Böylece Ege’nin güvenliğini geçmişe kıyasla çok daha ekonomik bir şekilde sağlayacağız. Büyük platformlarımıza ise hareket ve caydırıcılık özgürlüğü kazandıracağız.

Çünkü şimdiye kadar karşı karşıya kaldığımız senaryo şuydu: Birileri gelir, küçük bir adamızı işgal eder.

Sonra Yunanistan’ın önüne şu soru konur: Ne yapacağız? Topyekûn savaş mı ilan edeceğiz? Doğu Trakya’ya mı gireceğiz? Yoksa geri almak için son derece zor bir operasyon mu düzenleyeceğiz?

Gelecekte ise potansiyel saldırgan şunu bilmek zorunda kalacak:

Yalnızca Ege’den değil, Doğu Akdeniz’den ve gerekli gördüğümüz her yerden, koruma altındaki platformlardan çok sayıda stratejik füze ile karşılık verebileceğiz.

Türkiye ana sorunumuz değil

Şunu açıkça ifade etmek istiyorum:

Yunanistan, Türkiye merkezli bir ülke olmamalıdır.

Türkiye ana sorunumuz değildir.

Ve ana sorunumuz haline de gelmemelidir.

Bizim yapmamız gereken tek şey, komşumuzdan gelebilecek herhangi bir tehdidi caydıracak kadar güçlü olmaktır.

Yunanistan 360 derecelik bir bakış açısına sahip olmalıdır.

Bu 360 derecenin 220-230 derecesi denize bakmaktadır.

Dolayısıyla deniz ortamında nasıl hareket ettiğimiz, bizim için hayati önemdedir.

Aşil’in Kalkanı

Ajanda 2030 çerçevesinde “Aşil’in Kalkanı” adını verdiğimiz bir girişim başlattık.

Bu sistem beş katmandan oluşuyor:

Deniz

Kara

Hava

Siber uzay

Uzay

Yirmi dört ay öncesine kadar son iki alanda neredeyse hiçbir gerçek kabiliyetimiz yoktu.

Bugün ise Yunanistan tarihinde ilk kez uzayda iki mini gözlem uydusuna sahibiz.

Önümüzdeki yıllarda bu sayı 13 veya 14’e çıkacak.

Ayrıca Yunanistan’a ait ilk haberleşme uydusunu da edineceğiz.

Çünkü modern dünyada iletişiminiz yoksa hiçbir şeyiniz yoktur.

Ve uydu olmadan iletişiminizi güvence altına alamazsınız.

Sonuç

Kısacası, bir dizi geleneksel fırkateyn ve savaş gemisine dayanan klasik yapıdan; insansız sistemlerin, modern platformların, uyduların ve yüksek eğitimli insan kaynağının yer aldığı yeni bir döneme geçiyoruz.

“Aşil’in Kalkanı” adı verilen bu bütüncül yaklaşım sayesinde, Yunan Cumhuriyeti adına, hayati çıkarlarımızın bulunduğu bölgelerde deniz güvenliğini garanti altına alacağız.

VİDEO LİNK:

https://download-video-ak.vimeocdn.com/v3-1/playback/4ae6f821-61c2-4440-b48f-6828577544f7/238d1427-4176de9c?__token__=st=1777402102~exp=1777488601~acl=%2Fv3-1%2Fplayback%2F4ae6f821-61c2-4440-b48f-6828577544f7%2F238d1427-4176de9c%2A~hmac=73b72796adabe2192876afdbfd9a3e2d6ce39d7df231f7db58f1fca5d4fbe77a&r=dXMtZWFzdDE%3D

 

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu