
Yunan Uzmanlar Gözüyle “F-35 Satışı Neden Zora Giriyor?”
Skai.gr'ye konuşan üç önde gelen Yunan uzman, Angelos Sirigos, Konstantinos Filis ve Aleksandros Despotopoulos, kulis bilgilerini, zorlukları ve bu durumun Yunanistan için olası sonuçlarını anlattı.
Trump-Erdoğan Zirvesi: F-35 Satışı Neden Zora Giriyor?
Skai.gr’de üç Yunan uzman, Angelos Sirigos, Konstantinos Filis ve Aleksandros Despotopoulos, F-35 satışının önündeki engelleri, Kongre’nin rolünü ve uluslararası dengeleri analiz ediyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Beyaz Saray’da Donald Trump’la yaptığı görüşme, Amerikan-Türk ilişkilerinin zorlu denklemini yeniden gündeme getirdi.
F-35’ler, S-400’ler, Rusya’dan enerji ve Orta Doğu’daki kriz gibi konular masadayken, iki lider 2 saat 20 dk. boyunca “mükemmel” olarak tanımlanan bir atmosferde görüştü. Ancak Yunan uzmanlar, kameralar arkasında gerçek zorlukların çok daha fazla olduğunu ileri sürüyor.
Skai.gr’ye konuşan üç önde gelen Yunan uzman, Angelos Sirigos, Konstantinos Filis ve Aleksandros Despotopoulos, kulis bilgilerini, zorlukları ve bu durumun Yunanistan için olası sonuçlarını anlattı.
Angelos Sirigos: “S-400’lerden paraya kadar her yerde engeller”
Uluslararası Hukuk Profesörü ve Yeni Demokrasi partisi (ND) milletvekili Angelos Sirigos, Türkiye’nin F-35’leri satın alma ihtimali hakkında konuşurken, “bir numaralı sorunun S-400’ler” olduğunu açıkça belirtti.
Sirigos, Ankara’nın bir dizi engelle karşı karşıya olduğunu açıkladı:
CAATSA yasası: Temsilciler Meclisi ve Senato’dan geçmesi gerekiyor.
İsrail ve Yunanistan’ın etkisi: Kongre üzerinde güçlü bir lobi faaliyeti var.
Rus enerjisi: Trump’ın Rus petrolü ve doğalgazı alımının durdurulması yönündeki talebi.
Ekonomik sorunlar: Sirigos, “Erdoğan’ın şu anda böyle bir şeye devam edecek parası olduğundan emin değilim” diyerek Halkbank davasını ve Türkiye’nin ekonomik durumunu da listeye ekledi.
Sirigos, Kongre üyelerinin siyasi ağırlığı olduğunu kabul ediyor, ancak Trump’la çatışmak isteyecek kimsenin olup olmadığını sorguluyor: “Kongre’nin Trump’ın planlarını engelleme gücü var, ama onun karşısında duracak kadar güçlü biri var mı? Bilmiyorum. Trump bunu deneyecek ama Kongre’den geçer mi, şüpheliyim.” Ayrıca, yaklaşan seçimlerin açık bir çatışmayı frenleyeceğini belirtiyor: “Eğer bir Cumhuriyetçi Trump’la çatışırsa, yaklaşan seçimlerde kara kedi onu yutar.”
Ege’deki güç dengesi konusunda Sirigos net: “Eğer Ankara 100 adet F-35 alırsa, dengeler kesinlikle değişir.” Ancak asıl soru, Türkiye’nin ne zaman ve kaç tane teslim alacağı. Sirigos’a göre, eğer Türkiye normal üretim sırasına girerse, “F-35’leri teslim almaya bugünden itibaren 10 yıl sonra başlayacak.” Yalnızca Amerikan üretim hatlarından bir taviz verilmesi teslimatı hızlandırabilir.
Son olarak, “Trump Kongre olmadan hiçbir şeyi geçiremez” diyerek, siyasi gücünün ve yarattığı korku atmosferinin onun avantajı olduğunu vurguluyor: “Hiçbir senatör onunla uğraşmaya kalkışmaz. Korkar. Prosedürü atlamaz, resmi olarak takip eder. Ama pratikte ipler onun elindedir.”
Konstantinos Filis: “Trump, Erdoğan’ı İsrail’e yakınlaştırmak istiyor”
Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IGA) Direktörü Konstantinos Filis, Amerikan-Türk ilişkilerinin daha geniş resmine odaklanarak Donald Trump’ın görüşmeyi iletişimsel olarak nasıl ele aldığının altını çiziyor. Trump’ın sözlerinin, “Erdoğan’ın Amerika Birleşik Devletleri’nin temel muhataplarından ve dolayısıyla ortaklarından biri gibi görünmesini sağladığını” belirtiyor.
Ancak asıl meselenin başka yerde yattığını vurguluyor. Ona göre, iki ülkeyi yakınlaştıran konular olduğu gibi, onları ayırmaya devam eden büyük farklılıklar da var. Filis’e göre Trump’ın asıl amacı, “Erdoğan’ın İsrail ile bir anlaşma yolu bulması.” Washington için Ankara ve Tel Aviv arasında yeni bir gerilimin önlenmesi stratejik önem taşıyor.
Askeri satışlar konusunda Filis net: Amerikan Başkanı, karşılığında bir şey almadan F-35 satışının önünü açmayacaktır. Filis, “Trump her şeyi Erdoğan’a bir tepside, koşulsuz olarak vermeyecek” diye vurguluyor. Bu bağlamda, konulan kritik ön koşullardan biri, Türkiye’nin Rus enerjisi alımlarını kısıtlayarak Rusya’dan kademeli olarak uzaklaşması.
Rusya meselesinin yanı sıra, Trump’ın Ankara’nın Çin gibi diğer cephelerde de Amerikan çıkarlarıyla uyumlu hareket etmesini sağlamaya çalıştığını belirtiyor. Filis, F-35’ler için hızlandırma hamleleri olsa bile, “Amerikan Başkanı, Erdoğan’ı Amerikan çıkarlarına zarar vermeyecek politikalara bağlamaya çalışacak” diye açıklıyor.
Aynı zamanda, zaman faktörünün de göz ardı edilmemesi gerektiğini hatırlatıyor. ABD’deki 2026 ara seçimleriyle ilgili belirsizlik ve F-35 satışına karşı çıkan güçlü lobilerin varlığı, gecikmelere ve ek engellere neden oluyor.
Aleksandros Despotopoulos: “Erdoğan 50 milyar doları bir fotoğraf için harcadı”
Uluslararası İlişkiler uzmanı Aleksandros Despotopoulos, Trump-Erdoğan görüşmesinin Türkiye’yi F-35’lere gerçekten yaklaştırıp yaklaştırmadığı konusunda oldukça şüpheci. “Çerçevede F-35 satışını ABD’den Türkiye’ye kolaylaştıracak bir şeyin değiştiğini görmedim” diye belirtiyor.
Hatta, böyle bir satışın gerçekleşebilmesi için hem CAATSA yaptırımlarının hem de 2020 savunma bütçesi yasasının değiştirilmesi gerektiğini ve bunun Temsilciler Meclisi ile Senato’dan çift onay gerektirdiğini vurguluyor. Demokrat Senatör Bob Menendez’in 2020’de konuyu hukuki olarak “kilitlediğini” hatırlatarak, “Şu anda Başkan Trump’ın tek başına mevcut statükoyu değiştirebileceği bir süreç yok” diye belirtiyor.
Aynı zamanda Washington’daki güçlü lobilerin ağırlığına da dikkat çekiyor: “Yahudi, Yunan, Ermeni gibi birçok grup var ve bunlar istikrarlı ve sert bir duruş sergiliyor. Böyle bir şeyin geçmesi o kadar da kolay değil.”
Despotopoulos, benzer bir durumun S-400 de alan Hindistan’da da yaşandığını, ancak Hindistan’ın F-35’leri alamadığını hatırlatıyor. “Trump, ‘gel sana ihracat için bir şeyler üreteyim’ diyen bir dosyayla gitti, daha önce bir emsal olduğunu düşünerek. Ama bu hiçbir zaman sonuçlanmadı.”
F-16’lar konusunda bile net bir taahhüdün olmadığını vurguluyor: “Türkiye, Biden döneminde F-16 almaya anlaşmasına rağmen henüz almadı. Başkan Trump F-16’lar hakkında bile bir şey söylemedi. Bu konuda karşılaması soğuktu.”
Kongre’nin Trump’ın planlarını engelleyip engelleyemeyeceği sorusuna kesin bir yanıt veriyor: “Sanırım Kongre seviyesine bile ulaşmayacağız. Amerikan Başkanı, Ukrayna sorunu nedeniyle böyle bir gerilimi riske atmaz. Rusya’nın bir ortağına göz yumduğu şeklinde yanlış bir sinyal vermiş olur.”
Ek olarak, Halkbank davasının ağırlığına da değiniyor. Erdoğan’ın bu konuda hiçbir şey kazanmadığını söyleyerek, Washington’un sert duruşunun ABD’nin İran ya da Rusya gibi yaptırımları atlatanları cezalandırma niyetini gösterdiğini belirtiyor.
Despotopoulos’un genel değerlendirmesi Ankara için oldukça hayal kırıklığı yaratıcı: “Türklerin iyimser olmak için bir nedenleri olduğunu sanmıyorum. Muhalefetin söylediği gibi, Erdoğan’ın 50 milyar doları sadece Trump’la güzel bir fotoğraf çektirmek için harcadığı görüşüne katılıyorum.”
Son olarak, görüşmenin siyasi boyutuna keskin bir gözlemle ışık tutuyor. “Düşünün, Yunan Başbakanı gitseydi ve Trump ona ‘Sen benim sevgili Kiriakos’um, sen hileli seçimlerden anlarsın’ deseydi… Ya da sahte müftüleri tanımasını isteseydi. Erdoğan’a söylenenlere başka hiçbir liderlik dayanamazdı.”
Sonuç olarak, Beyaz Saray’daki görüşme, F-35 satışını “kilitli” tutan sert gerçekleri değiştirmeden, iletişimsel avantajları Türk başkanına verdi. Aksine, Kongre’den yaptırımlara ve Washington’daki güçlü lobilerin varlığına kadar birçok engeli yeniden ortaya çıkardı.
Yunanistan için bu gelişmeler, Ankara’nın silah cephaneliğini kolayca yükseltmeye yakın olmadığını doğruluyor.
Soru hala geçerli: Trump, Erdoğan’ı Batı’ya daha fazla çekmek için ne kadar ileri gidecek ve bölgedeki güç dengesi için bunun bedeli ne olacak?