Yunanistan Haber

“Türkiye İle Anlaşmazlığımızı Çözebileceğimizi Düşündüm Ama Yanlış Bir Tahmindi”

“Yunanistan'ın Türkiye ile uzlaşmanın şifrelerini bulabileceğini ve anlaşmazlığımızı çözebileceğimizi düşündüm ama ne yazık ki bu tamamen yanlış bir tahmindi”.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, 5 Haziran tarihinde Patra kentinde gerçekleşen Mora ve Batı Yunanistan İşletmeler ve Sanayiciler Derneği’nin yıllık genel kurulunda yaptığı konuşmada, Yunanistan-Türkiye ilişkilerine özel bir atıfta bulundu. Dendias, “Yunanistan’ın Türkiye ile uzlaşmanın şifrelerini bulabileceğini ve anlaşmazlığımızı çözebileceğimizi düşündüm ama ne yazık ki bu tamamen yanlış bir tahmindi”. Dedi.

Bakan Dendias özetle şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye ile sorunların çözüleceğine pek iyimser değilim”

“Yunan argümanı kesinlikle yeterlidir, kesinlikle inandırıcıdır ve cephaneliğinde uluslararası hukukun en modern argümanlarına sahiptir.

Tam tersine, Türkiye’nin tutumları hiçbir eleştiriye gelemiyor, tehdit ederek komşularına karşı gücünü, iradesini dayatmaya çalışan sözde bölgesel bir süper gücün ideolojisinin parçası olan Yeni-Osmanlı revizyonizminin tezahürleridir.

Türkiye’nin bu politikanın çıkmaza girdiğini, Avrupa Birliği, Avrupa ve dünya değerlerine yakınsama yoluna geri döndüğünü ve Yunanistan’ın Avrupa’ya bir köprü olabileceğini, Yunanistan’ın bir köprü olabileceğini anladığını içtenlikle umuyorum. Türk halkının ve Türk toplumunun çok önemli bir kısmına, yani özgürce konuşma fırsatı verildiğinde ve gelecekte Türk toplumunu ve Yunanistan’ı sınırlandırma girişimini durdurmaya kesinlikle inandığım daha iyi bir gelecek.

Geçmiş yüzyıllara ve geçmiş dönemlere ait iddia ve çekişmelerde, topların politikasının, heybetli Süleyman’ın Akdeniz’deki politikasının tamamen başka bir döneme, ya Süleyman’ın 16. Yüzyılına, veya topların 19. yüzyılına ve bilemedim 20. yüzyılın başlarına kadar ait olduğu Türkiye’ye anlatılmalıdır. Ancak, 21. yüzyılda hiçbir şekilde.

Fakat büyük iyimserliğim yok. Cevabımız milli birlik, milli dayanışma, mevzilerimizi ortaya koyma kabiliyetimiz ve parametreler ne olursa olsun ülkenin güçlü olduğuna ve kendi Silahlı Kuvvetlerine, toplumunun ve ekonomisinin kuvvetlerine, gelecek nesillerinin geleceğine dayanabileceğine olan inancımızdır.

Dışişleri Bakanlığı görevi bana verildiğinde, Türkiye ile iletişim kodlarını bulabileceğimize ve aramızdaki tek farkı, kıta sahanlığı ve bizi çevreleyen denizlerdeki münhasır ekonomik bölge sorununu çözebileceğimize inanıyordum. İyimserliğim arttı, çünkü 50 yıl sonra İtalya ile sorunu çözebildik ve ilgili anlaşmayı imzalayabildik. Mısır ile sorunu çözdük ve ilgili anlaşmayı imzaladım. Arnavutluk ile sorunu prensipte çözdük ve inanıyorum ki, Yeni Cumhurbaşkanının seçilmesinden sonra, Arnavutluk ile anlaşmanın imzalanması ve anlaşmazlığın Lahey’e taşınmasına geçebileceğiz.

Dolayısıyla bu algı ile Yunanistan’ın Türkiye ile uzlaşmanın şifrelerini bulabileceğini ve anlaşmazlığımızı çözebileceğimizi düşündüm ama ne yazık ki bu tamamen yanlış bir tahmindi.

Vatanımıza karşı, uluslararası hukukun ötesinde, herhangi bir mantığın ötesinde, sürekli bir argüman ve iddia genişlemesi ile karşı karşıyayız.

Türkiye-Libya muhtırasını örnek olarak veriyorum. Deniz alanlarını ikiye bölen, ortasında Girit’in varlığını görmezden gelen, Uluslararası hukuka göre adaların aynı haklara sahip olduğu gerçeğini göz ardı ederek, yani karasuları ve aslında 12 mile kadar olan karasularını, aynı zamanda bir münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığını görmezden gelmektedir.

Bu anlaşmanın saçmalığını açıklığa kavuşturmak için, Yunanistan’ın İspanya ile münhasır ekonomik bölgeler imzaladığını ve İtalya’nın ortada olduğunu görmezden geldiğini hayal edin.

Bir de Mavi Vatan ideolojisi, Doğu Ege’deki Yunan adalarının Türk kıta sahanlığında olduğu ve başka hiçbir hakkı olmadığı algısı, yani Lozan Antlaşması’na göre adaların ait oldukları Yunanistan’ın gövdesinden koparılması gerektiği anlayışı hakim.

Daha da kötüsü, geçen yıl, Doğu Ege adaları üzerindeki Yunan egemenliğinin askerden arındırma anlaşmasına dayandığı, aksi takdirde Yunan egemenliğinin mutlak değil göreceli olduğu şeklindeki yeni argümanı eklediler. Dolayısıyla Türk tarafı dolaylı ama çok açık bir şekilde bunu tartışmalı hale getiriyor.

Bütün bunlara bir dizi mektupla yanıt verdik, sonuncusu birkaç gün önce Birleşmiş Milletler’e gönderildi ve uluslararası hukuk açısından belki de en ilginç olanı”.

Haberin devamını oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Rastgele Haberler

Başa dön tuşu
EnglishGermanGreekTurkish