Yunanistan Haber

Gerapetritis: “Egemenlik Haklarımızın İhlaline İzin Vermeyeceğiz, Sahada Ölçüşeceğiz”

"Yunanistan'ın artık bağımsız bir politikası var. Çok güçlendirdiğimiz çok güçlü bir savunmaya, dirençli bir ekonomiye ve büyük ittifaklarla inşa edilmiş bir diplomasiye dayanıyor.”

Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Gerapetritis, OPEN TV’ye verdiği kapsamlı röportajda Libya, elektrik enterkonneksiyon kablosu ve Yunan-Türk ilişkileri hakkında konuştu ve çok çarpıcı ifadeler kullandı. Yorgos Gerapetritis, Atina’nın egemenlik haklarının hiçbir şekilde ihlal edilmesine izin vermeyeceğini yineledi.

Dışişleri Bakanı Gerapetritis’in, OPEN TV’ye verdiği kapsamlı röportajda dile getirdikleri soru-cevap şu şekilde:

SORU: Tüm cepheler sıcak. Gezegenin alev alev yandığı bir dönemde elektrikli bir sandalyede oturuyorsunuz. Ukrayna meselesinden değil, tam tersinden başlamak istiyorum. Ülke için çok zor bir cephe olan Libya’dan. Libya’da iki hükümet var; Hafter hükümeti – bir zamanlar dostumuzdu, şimdi Erdoğan’ın dostu anlaşılan, bunu yorumlamanızı isteyeceğim – ve bizim de tanıdığımız Dbeibah hükümeti.

Ama Hafter’le başlamak istiyorum, çünkü Hafter, bir zamanlar dostumuzdu, o geçersiz Türk-Libya mutabakat muhtırasını parlamentodan geçirmemişti. “Bloomberg” ise 2019’dan kalma bu muhtırayı onaylamaya ve Türkiye ile birlikte Girit’in güneyine kadar uzanabilecek hidrokarbon aramaları yapmaya hazırlandığını söylüyor. Benim sorum şu: Sayın Bakan, ne zaman hata yaptık? Hafter’i çok yakın bir dost olarak gördüğümüzde mi? Yoksa bu durum zayıfladığında ve bugünkü duruma geldiğimizde mi?

GERAPETRİTİS: “Benim mütevazı görüşüme göre bir hata olmadı. Libya’ya dair çok tutarlı bir politikamız var ve sonuçları görülecek. Size şunu söylemek isterim: Yunan hükümetinin Libya’ya yaklaşımı nedir? Libya ile doğrudan komşu bir ülkeyiz ve arzu ettiğimiz şey, çok iyi bir komşuluk ilişkisine sahip olmaktır. Bizim çabamız, Libya ile ilişkilerimizi her iki düzeyde de geliştirmekti. Doğru bir şekilde belirttiğiniz gibi, Libya özel koşullara sahip bir ülke, ikiye bölünmüş durumda ve büyük bir baskı altında. Batı Libya’nın tanınan hükümeti, düzensiz birliklerden çok büyük baskı görüyor. Dolayısıyla çok büyük zorlukları olan bir ülke. Son iki yılda yapmaya çalıştığımız şey, her iki tarafla da ilişkilerimizi geliştirmek ve dengeli bir duruş sergilemekti. Çünkü Batı Libya ile iyi ilişkilerimizin olmadığı bir noktaya gelmiştik. Doğru bir şekilde söylediğiniz gibi, 2019’da o geçersiz ve hukuki temeli olmayan Türk-Libya mutabakat muhtırasına yol açmıştık. Bu yüzden, her iki tarafla da sağlam bir ilişki kurmamız gerektiğini söyledik.”

SORU: Peki ne oldu da Hafter bir zamanlar dostumuzken şimdi Türkiye’yi Girit’in güneyinde sondaj yapmaya çağırıyor?

“Türkiye’nin Libya’ya daha fazla sızma çabası olduğunu anlıyorum”

GERAPETRİTİS: “Şu anda, geçmişte sahip olmadığımız, her iki tarafla da tatmin edici ve işlevsel bir ilişki kurmayı başardık. Bu pratikte ne anlama geliyor? Yunanistan, bugün Libya’nın her iki tarafıyla da en üst düzeyde konuşabilen tek Avrupa ülkesidir. Devam eden iyi ve işlevsel bir ilişkimiz var. Bu sahada nasıl yansıyor? Şöyle yansıyor: Birincisi, geçmişte Tobruk ekseninden, yani Doğu Libya’dan zaman zaman yüksek göç akışları yaşarken, iyi bir iş birliği sayesinde bu akışlar şu anda minimuma indi. İkincisi, Batı Libya hükümeti, 2019’da o geçersiz ve hukuki temeli olmayan Türk-Libya muhtırasını imzalayarak uluslararası hukuku ihlal eden bir durum yarattı.

Bugün, Batı Libya ile Yunanistan arasında bir sınırlandırma yapılması için onlarla konuşabiliyoruz. Yani uluslararası hukukun öngördüğü şeyin gerçekleşmesi için. Yunanistan ve Libya’nın Türkiye’nin sahip olmadığı doğrudan karşı kıyıları var. Doğu Libya meselesine gelince, kanallarımızı asla kesmedik, kanallar işlemeye devam etti. Sanırım son ziyaretlerimde beni hem Doğu Libya’da hem de Batı Libya’da nasıl karşıladıklarını gördünüz. Gelecekte Libyalı yetkililerin de ziyaretleri olacak, bağlar kopmadı.

Elbette, Türkiye’nin Libya’ya daha fazla sızma çabası olduğunu anlıyorum. Bu bugünün meselesi değil. Türkiye’nin Batı Libya’da çok büyük bir etkisi olduğunu ve bunu diğer ülkelerde olduğu gibi genişletmeye çalıştığını anlıyorsunuz. Hafter ile bir kopuş yaşanmadı. Şu an için herhangi bir onayımız yok. Bir onay endişesi olduğunu anlıyorum…”

SORU: Sanırım öncelikle ülkemiz, diğer tüm ülkeler gibi, en uç senaryolar dahil olmak üzere her zaman tüm senaryolara hazırlanıyor. Diyelim ki, Türk gemileri savaş gemileri eşliğinde sondaj yapmaya çıkıyor. Yunanistan’ın ne yapacağını bana söylemenizi istiyorum. Bu sizi meşgul etmemiş olamaz. Ve bana “olduğunda bakarız” demeyin, çünkü olduğunda geç olabilir. Ve tabii ki, sadece gemilerin ne zaman çıkacağını bekleyip ne yapacağımıza karar vereceğimize inanmak istemiyorum.

GERAPETRİTİS: “Eğer izin verirseniz, çok net bir cevap var. Cevap şudur ki, Libya bizim orta hattımızın güneyinde parseller ilan etmiştir. Akdeniz’de herkes istediği iddiada bulunabilir. Akdeniz 21 ülkeyi kuşatıyor. Her ülke teorik olarak Münhasır Ekonomik Bölgesi ile ilgili herhangi bir iddiada bulunabilir. Önemli olan sahadaki durumdur. Sahada size şunu söyleyebilirim ki, Libya Yunanistan’ın orta hattına saygı göstermiştir.”

SORU: Özür dilerim, Sayın Bakan, Libya’nın BM’ye verdiği diplomatik nota orta hattı ihlal etti ve Girit’in güneyinde parsel içeriyor…

GERAPETRİTİS: “Hayır, haklı değilsiniz, saygıyla söylememe izin verin. İki mesele var. Tekrarlıyorum, net olalım. Tüm ülkelerin olası Münhasır Ekonomik Bölgesi ile ilgili maksimalist bir iddiası olabilir. Gerçekten de Libyalılar, müzakere zamanı geldiğinde pazarlık yapabilmek için çok geniş bir Münhasır Ekonomik Bölge gönderdiler.”

SORU: Görüyor musunuz? Parsellerin ikisi de orta hattı geçiyor. Libya’nın diplomatik notası…

GERAPETRİTİS: “Libya’nın diplomatik notası Birleşmiş Milletler’de uygun şekilde yanıtlanmıştır. Libya’nın parsel ilanı Yunan orta hattının altındadır. Ve şunu da söylemek istiyorum. Libyalılar, görünüşe göre Mısır, İtalya ve Malta’nın egemenlik haklarına dokunurken, Yunanistan’ın orta hattına saygı gösterdiler. Dolayısıyla, saha kritiktir.

Size başka bir şey daha söyleyeyim. Eğer durum böyle olsaydı ve Libya’nın sahada uygulanabilecek bir iddiası olsaydı, Chevron ve Exxon gibi enerji devlerinin Yunan parsellerine yatırım yapmaya geleceğini düşünüyor musunuz?”

SORU: Libyalılar Exxon ile imzalayacak…

GERAPETRİTİS: “Evet, ama orta hattın altında kalan hatta.”

SORU: Eğer Libyalılar Yunan egemenlik haklarının olduğu bir bölgeye ulaşırsa, yanıt ne olacak?

GERAPETRİTİS: “Yanıt, bunun olmasına izin vermeyeceğimizdir…”

SORU: Savaş gemileriyle ve gereken her türlü yolla mı?

GERAPETRİTİS: “Yunanistan, egemenlik haklarının hiçbir şekilde ihlal edilmesine izin vermeyecektir.”

SORU: Türkler yanlarında Türk fırkateynleri olsa bile mi?

“Her koşulda, Yunanistan egemenlik haklarının ihlalini kabul etmeyecektir”

GERAPETRİTİS: “Açık olmak istiyorum. Her koşulda, Yunanistan egemenlik haklarının ihlalini kabul etmeyecektir. Libya, parsel ilanında Yunan orta hattına saygı gösterdi. Bu nedenle, Yunanistan’ın iddialarını uygulayabileceğinin açık olduğunu düşünüyorum. Bilirsiniz, çoğu zaman biraz soyut konuşuyoruz. Satranç tahtasında gerçek bir rekabet var. Şu anda savaş sonrası dünyanın yaşadığı en kötü andayız. Doğru söylediniz, savaş sonrası dünyanın 80 yılında bu kadar çok açık cephenin, bu kadar çok liderliğin yeniden yapılanmalara yol açtığı, aslında bu kadar çok revizyonist karaktere sahip koşulun olduğu bir dönem yaşanmadı. Bu alanda Yunanistan’ın çok güçlü bir izi var ve çoğu zaman herkesin “ama Libya’da bu oldu” demesinin kolaylığını duyuyorum. Libya’da kesinlikle hiçbir şey olmadı. Libya’da olan şudur: Yunanistan ilk kez bir Deniz Mekansal Planlama yayınladı.”

SORU: Deniz parkları.

GERAPETRİTİS: “Üç şey var. Birincisi, Yunanistan’ın olası Münhasır Ekonomik Bölgesini ve kıta sahanlığını ifade eden Deniz Mekansal Planlaması. İkincisi, deniz çevre parkları ve üçüncüsü de parsellerin ilanı. Bunlar, Yunanistan’ın diplomatik konumunu büyük ölçüde yükselten üç konudur.”

SORU: Sayın Bakan, bu çok iyi, deniz parkları da çok iyi, size tamamen hak veriyorum ve ben “ama” demeyeceğim. Ama Yunanistan-Kıbrıs (Güney) elektrik enterkonneksiyonu ve bu kablonun sonunda ne olacağı, kabloyu döşemeye başlayıp başlayamayacağımız ve sahada yeni bir Kasos (Çobanadası) olayı olursa ne olacağı gibi esas meseleye geçsek iyi olmaz mı?

GERAPETRİTİS: “Size cevap vereceğim.”

SORU: Eylül’e giriyoruz. Deniz parklarını belirlememiz çok iyi oldu. Ama ben bu kabloyu gerçekten döşeyip döşemeyeceğimizi, sonunda ne olacağını ve Türkiye’nin Kasos’ta (Çobanadası) yaptığını yapmak istemesi durumunda nasıl tepki vereceğimizi bilmek istiyorum.

GERAPETRİTİS: “Bunu öğreneceksiniz, ama bence bu gerçeği bu kadar kolay geçiştirmeniz…”

SORU: Saygı duyuyorum, takdir ediyorum ve alkışlıyorum. Ama devam edelim.

“Artık pasiflik dönemi kesinlikle sona erdi”

GERAPETRİTİS: “Yunanistan, 50 yıl boyunca hiçbir hükümetin uluslararası bir kuruluşa veya Avrupa Birliği’ne olası kıta sahanlığının en uç sınırlarını kaydetmeye cesaret edemediği bir durumda, bunu başaran hükümet oldu. Ve size bir şey söyleyeyim. Ortaya çıkan tepkiler bile Yunanistan’ın inisiyatifinden kaynaklanıyor. Bir karar aldık ve size hemen kablo hakkında cevap vereceğim. Pasif alıcılar olmayacağız. Diplomatik etkimizi artıracağız. Bizi her yerde dinliyorlar. BM’de, Avrupa Birliği’nde bizi dinliyorlar. Körfez’de, Arap dünyasında, İsrail’de ittifaklarımızı geliştirdik. Artık pasiflik dönemi kesinlikle sona erdi. Biz ileri çıkacağız, bırakın tepkiler olsun. Size kablo hakkında söyleyeyim. Yunanistan-Kıbrıs (Güney) ve sonunda İsrail elektrik enterkonneksiyonunun döşenmesi bir Avrupa programıdır. Normal seyrinde devam edecek. Araştırmalar önümüzdeki dönemde devam edecek.”

SORU: Hafta sonu basınından okudum, NAVTEX sonbaharın başında yayınlanıyor ve başlıyoruz.

GERAPETRİTİS: “Daha fazla detay vermememe izin verin, sadece sizi temin ederim ki endişe edilecek hiçbir sebep yok. Sahada ölçüşeceğiz, bilirsiniz.”

SORU: “Sahada ölçüşeceğiz” ne demek?

GERAPETRİTİS: “Hemen söyleyeyim. Biz net bir duruş sergiledik. Duruşumuz, elektrik kablolarının araştırılması ve döşenmesinin uluslararası hukuk tarafından tamamen korunan bir şey olduğudur. Engellenemez. Eğer Türkiye, tekrar ediyorum, Avrupa Birliği’nin bir projesi olan ve bir gün katılmayı arzu ettiği bu projeyi…”

SORU: Kıbrıs(Güney)-Girit, yani Kıbrıs (Güney)-Yunanistan bağlantısından bahsediyoruz.

GERAPETRİTİS: “Eğer Türkiye, ki Avrupa Birliği üyesi olmayı arzuluyor, bir Avrupa projesini engellemesi gerektiğini düşünüyorsa, bunun bedelini üstlenir. Ancak Yunanistan başkalarının belirlediği bir rota izlemeyecektir. Bilirsiniz, uzun yıllar “kirpi ikilemi” sendromuna sahiptik. Dikenlerini bize batırmasın diye Türkiye’ye yaklaşmak istemiyorduk. Cevap çok basit. Yunanistan’ın artık bağımsız bir politikası var. Çok güçlendirdiğimiz çok güçlü bir savunmaya, dirençli bir ekonomiye ve büyük ittifaklarla inşa edilmiş bir diplomasiye dayanıyor.”

SORU: Sayın Bakan, sahada sormak istiyorum. Bir yıl önce Kasos (Çobanadası) açıklarındayken, Kasos’a (Çobanadası) 6 deniz mili mesafedeyken, Türkler fırkateyn gönderdi, biz de gönderdik – ve sonra kabloyu unuttuk. O zamandan beri Yunan hükümetinden ve bizzat sizden, araştırmaların tamamlandığı, programın uygun zamanda devam edeceği gibi çeşitli cevaplar duyduk. Şimdi pratik olarak soruyorum. Yarın sabah biz, dediğiniz gibi, haklarımızı kullanmaya başlarsak, operasyon yeniden başlarsa ve Türkler aynı noktaya beş fırkateyn gönderirse, biz ne yapacağız?

GERAPETRİTİS: “Egemenlik haklarımızı koruyacağız ve sahada kullanacağız. Bu çok açık. Tüm olası senaryolarımız hazır.”

SORU: Girit’te üç mile kadar yaklaştıklarını öğreniyorum.

GERAPETRİTİS: “Size bir şey söyleyeyim. Bu konuya tartışmada çok fazla yatırım yapmak istediğinizi anlıyorum.”

SORU: Hayır. Durumunuzu net bir şekilde anlamak istiyorum.

GERAPETRİTİS: “Öyleyse cevap çok açık. Yunanistan, uluslararası hukuktan kaynaklanan hiçbir hakkından vazgeçmeyecektir. Sahada, sahip olduğu ittifaklarla, her koşulda tüm haklarını kullanacaktır. Ancak, tekrar ediyorum, bunu Yunanistan’ın Akdeniz’deki jeopolitik konumunu yükseltmeye yönelik daha genel bir politikanın içine koymanızı istiyorum. Dört konumuz var. Dört, tekrarlıyorum, çünkü Yunan vatandaşlarının iki yıl önce nerede olduğumuzu ve bugün nerede olduğumuzu bilmeleri gerektiğini düşünüyorum. Bugün, Yunanistan’ın en uç pozisyonlarını ifade eden bir deniz mekansal planlamasına sahibiz. Ege’mizi koruyan deniz parklarımız var.”

SORU: Türkiye’nin karasuları dışında parklar belirleyerek ve Meis’i dışlayarak yanıt verdiği parklar.

GERAPETRİTİS: “Yunanistan’ın 50 yıldır atılmamış bu tür adımlarının tepkisiz kalacağını mı düşünüyorsunuz?”

SORU: Ve kayalık adacıklar üzerindeki egemenlik haklarımıza ve egemenliğimize meydan okuyarak mı?

GERAPETRİTİS: “Böyle bir şey asla olmadı.”

SORU: Türk Dışişleri Bakanlığı’nın deniz parklarının belirlenmesinden sonra yayımladığı bildiride, kayalık adacıkların uluslararası anlaşmalarla Yunanistan’a verilmediğini söyleyerek Yunan egemenliği konusunda bir sorun ortaya koydular.

“Türkiye ile işlevsel bir ilişkimiz olacak, sahadaki durum iyileşecek”

GERAPETRİTİS: “Bu, Türkiye’nin 40 yıldır ifade ettiği bir pozisyondur. Çoğu zaman yoğun bir siyasi zaman görüyoruz ve onu değerlendirmeye çalışıyoruz. Gri bölgeler, askerden arındırma, “Mavi Vatan” ile ilgili söylediğiniz tüm bunlar 10, 20 ve 30 yıllık teorilerdir. Bugünün meselesi değiller. Ancak Yunanistan bugün, iki yıl önceki durumuna göre çok daha iyi bir konumdadır. Eğer şu anda masaya oturup Yunanistan’ın o zamanki konumunu ve bugünkü konumunu değerlendirirsek, bugün sonsuz derecede daha iyi bir konumdadır. Bunu Yunan vatandaşlarına karşı dürüstlükle doğrudan söylüyorum. Bugün Yunanistan çok daha iyi bir konumdadır.

Ve size bir şey daha söyleyeyim, Türkiye’den bahsediyorsunuz. Güzel, iki buçuk, üç ya da beş yıl önce Türkiye ile nerede olduğumuzu düşünelim mi? Her yıl Ulusal Hava Sahası’nın 7.000 ihlalini yaşadığımızı hatırlıyor musunuz? Türkiye’den gelen binlerce düzensiz göçmenimiz olduğunu hatırlıyor musunuz? Bugün durum nedir? Gerçekliği görmek için adaları ziyaret ettiniz mi? Bakın, iki yılda 50 yıllık bir Türk politikasının değişmesini bekleyecek kadar saf değiliz. Arzu ettiğimiz ve söylediğimiz şey şu: Türkiye ile işlevsel bir ilişkimiz olacak, sahadaki durum iyileşecek. Size şunu söylemek istiyorum. Adalarımızda yüz binlerce düzensiz göçmen yerine, benim Avrupa Komisyonu’na getirdiğim kısa süreli giriş vizesi sayesinde, Türk turistlerin yılın 12 ayı Yunan adalarına hayat verdiğini, ihlaller olmadan geldiğini hafife alıyoruz, bunu geçiştirmemeliyiz.”

SORU: Öncelikle, ben başka bir Yorgos Gerapetritis, başka bir Dışişleri Bakanı görüyorum.

GERAPETRİTİS: “Tatil yapmadım, o yüzden.”

SORU: Neden mi söylüyorum? Çünkü ben sizi bu zorlu konular hakkında konuşurken her dinlediğimde, her zaman bir yatıştırma mantığı anlıyordum. Diyaloğa gidelim, biraz sakinlik, biraz huzur. Şimdi hem saha hakkında hem de sahada ne olacağı hakkında çok sert bir şekilde pozisyon aldığınızı görüyorum. Ve aklıma iki eski Başbakanın müdahalesinin de bununla ilgili olup olmadığı geliyor. Yani, bir eski Başbakan olan Sayın Karamanlis’in, ülkenin yakında Türkiye tarafından rehin alınacağı bir duruma geleceğini söylediğinde, acaba bunun bir rol oynayıp oynamadığını düşünüyorum. Yani, Sayın Samaras ve Sayın Karamanlis’in sürekli arkanızdan size vurduğu iki iç sesin, sizi biraz değiştirmesine neden olup olmadığını düşünüyorum, bunun bir rol oynayıp oynamadığını.

GERAPETRİTİS: “Öncelikle, en ufak bir şekilde bile değişmedim. Kullandığım retorik her zaman spesifikti, o da barıştan, refahtan, danışmadan yana olduğumuzdur. Tüm komşu devletlerle konuşuyoruz ve amacımız bir çözüm bulmaktır.”

SORU: “Eğer Türkiye Kasos’ta yaptıklarını yapmak isterse, buna izin vermeyeceğiz, çünkü bizim de kendi senaryolarımız var”, bunu daha önce duyduğumu sanmıyorum.

“Türkiye’nin bir gecede “Mavi Vatan” teorisini terk etmesini beklemiyorum”

GERAPETRİTİS: “Bunu defalarca söyledim. Çok açık olacağım. Retoriğimiz çok net. Yunanistan – ve size yaptığım onlarca konuşmaya atıfta bulunabilirim – Türkiye ile iyi ve işlevsel bir ilişki kurmaya çalışıyor, böylece ilişkimizdeki temel sorunları kabul ederek, yine de kriz yaşamayacağımız tatmin edici bir ilişkiye sahip olabiliriz. Bunun ötesinde, ne safız ne de hayalperestiz. Türkiye’nin çok spesifik, uzun vadeli bir stratejisi olduğunu biliyoruz. Son iki yılda stratejisini hiç değiştirmedi. Eğer bana bir gecede “Mavi Vatan” teorisini ve diğerlerini terk etmesini bekleyip beklemediğimi sorarsanız, beklemiyordum. Dolayısıyla şu anda, egemenliğimiz ve egemenlik haklarımızla ilgili hiçbir taviz vermeden, egemenliğimiz hakkında hiçbir tartışmaya girmeden, söylediğiniz gibi herhangi bir yatıştırma niyeti olmadan, Sayın Karamitrou, bugün Yunanistan’ın konumunun, benim devraldığım konuma göre çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Neden? Çünkü biz 50 yıldır yapılmamış eylemler, inisiyatifler aldık. Türkiye’nin ise bilinen retoriği var ve Ege’deki durum ihlaller olmadan çok daha iyi.

Sayın Samaras ve Sayın Karamanlis için cevap veriyorum, ki sordunuz. Bilirsiniz, ben mizacımdan dolayı bir kariyer politikacısı değilim. Başka bir alandan geliyorum, konuşmayı öğrendim ve en danışmaya açık insanlardan biriyim. Her iki eski Başbakanın da hem ülkedeki hem de partideki yolculuklarına saygı duyuyorum. Kendi pozisyonlarını koruyabilirler, ki bunlar spesifik ve zaten formüle edilmiş pozisyonlardır. Benim yaptığım şey, Başbakan ve Ulusal Güvenlik Konseyi (KYSEA) tarafından kararlaştırılan hükümetin dış politikasını uygulamaktır. Ben hükümetin kolektif politikasını uyguluyorum. Aldığım talimat budur ve bu politikanın ülkemin yararına olduğunu düşünüyorum. Eğer birisi eleştiri yapmak istiyorsa, bu eleştiriye hoş geldiniz. Ancak her şeyden önce iki şeyi kabul etmeliyiz. Yunanistan’ın ilk kez geçmişte alınmayan inisiyatifleri üstlendiğini kabul etmeliyiz. Ve iki eski Başbakandan bahsetmiyorum. Öncelikle iktidara gelmiş olan muhalefetten bahsediyorum. Ancak ben iktidara geldiklerinde bizim getirdiğimiz Deniz Mekansal Planlamayı getiren hiçbir muhalefet görmedim.”

SORU: Sayın Bakan, ama Başbakan – önümde SKAI’de söyledikleri var – 2004-2009 yılları arasındaki atalet politikasından bahsetti. Ve ben – 2004-2009 Karamanlis dönemiydi – Kostas Karamanlis’e cevap verdiğini anladım ve sonra Nikos Dendias da “evet, ama o zaman Mavi Vatan yoktu” dedi.

GERAPETRİTİS: “Mavi Vatan” 90’lardan beri devam eden bir teoridir. “Mavi Vatan”, askerden arındırma ve “gri bölgeler” ile ilgili konular, 90’lardan beri Türkiye tarafından aşamalı olarak geliştirilen ve devam eden teorilerdir. Benim bildiğim kadarıyla son iki yılda iddialarda kesinlikle hiçbir artış olmadı. Eğer birisi bir şey söylemek istiyorsa, spesifik olarak söylesin. Ben buradayım, sizin ve Yunan halkının önünde ve belirli bir soru soruyorum. Yunan dış politikasında ne yanlış gitti? Dikkat edin, belirli bir eylemle daha iyi yapılabilecek bir şey. Ben ülkemin bugün uluslararası ortamda çok güçlü bir sese sahip olduğunu biliyorum. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki herkesle konuşabilir. Avrupa Birliği’nde belirleyici bir söz hakkı vardır. Yabancı müdahaleleri engelleyebilmek için Libya ile sahip olduğu ilişkiye sahiptir. Tüm müttefik ülkelerle çok güçlü dayanakları vardır.

SORU: Karamanlis ve Samaras hakkında konuştuğumuz için. Karamanlis eski bir Başbakan. Antonis Samaras artık Yeni Demokrasi’de bile değil. Nikos Dendias Milli Savunma Bakanı. Size söylediğimin dışında, Meclis kürsüsünden “Gerçek bir tehdit olduğuna inanıyorum. Ege’nin diğer tarafındaki davranış unsurları kötüleşiyor” dedi. Bunu Meclis’te söyledi ve ayrıca Meclis’te SAFE anlaşması için “Ben daha fazlasını, çok daha fazlasını talep ederdim” dedi. Ve ben, Bakan Dendias’ın kendisinin de Türkiye’nin Avrupa savunma mekanizmasına girmesi için bir “arka kapı” olduğunu söylediği anlaşmadan bahsediyorum. Sayın Dendias Milli Savunma Bakanı.

“Yunanistan’ın veto hakkı vardır”

GERAPETRİTİS: “Güzel. Öyleyse, bana sorduğunuz tüm konulara cevap vereyim. Tek ve birleşik bir Yunan dış politikası var. Ve tekrar ediyorum, bu Dışişleri Bakanı’nın seçtiği bir dış politika değildir. Dış politika Başbakan ve ilgili tüm Bakanların katıldığı KYSEA tarafından belirlenir. Bahsettiğiniz konulara gelince, ilki Türkiye meselesi, bu konuda Milli Savunma Bakanına sormalısınız. Milli Savunma Bakanını ilgilendiren soruları bana soramazsınız.

Dolayısıyla, Sayın Dendias’ın casus belli meselesine atıfta bulunduğunu söyleyebilirim, ki bu hala aktif ve bu nedenle ülke için gerçekten bir tehdit oluşturuyor. Ancak, şu anda Türkiye ile krizleri önlemek için iş birliğinin olduğu bir alanda olduğumuzu düşünüyoruz. Öte yandan, özellikle bahsettiğiniz SAFE meselesi için bir kelime daha söylememe izin verin. Bunu size açıkça söyleyeceğim ve Yunan halkı tarafından yargılanacağım.

Öyleyse şunu söyleyeyim: Avrupa Birliği’nin savunma anlaşmaları söz konusu olduğunda, olan şey Yunan diplomasisinin açık bir başarısıydı. Ve bunu bilgiyle söylüyorum. Türkiye, diğer tüm üçüncü ülkeler gibi, Avrupa Birliği’nin savunma anlaşmalarına doğrudan girebilirdi. Neden mi? Çünkü bu, oybirliği gerektirmeyen bir tüzüğün oylanmasıydı. Veto hakkı yoktu. Potansiyel olarak – çünkü çoğu Avrupa Birliği ülkesi mümkün olduğu kadar çok ülkenin savunma anlaşmalarına girmesini istiyordu – Türkiye, tüzüğe dayanarak zaten Avrupa savunmasının bir parçası olabilirdi.

Buna rağmen, biz neyi başardık? İki şeyi başardık. Birincisi, tüzüğe, herhangi bir üçüncü ülkenin yalnızca ulusal çıkarlara aykırı olmadıkları ölçüde katılabilecekleri açıkça dahil edildi. Ve bir ülkenin başka bir ülkeye karşı savaş tehdidi varsa, tanım gereği ve objektif olarak ulusal çıkarlara aykırı olduğu açıktır.

Ve ikinci ve en önemlisi de şunu söyledik. Bir üçüncü ülkenin bir Avrupa programına katılabilmesi için, önceden Avrupa Birliği ile üçüncü ülke arasında ikili bir anlaşma yapılmış olmalıdır. Dolayısıyla, Türkiye’nin katılımı otomatik değildir, ancak Avrupa Birliği ile Türkiye arasında bir anlaşma gerektirir. Bu anlaşmada Yunanistan’ın veto hakkı vardır.”

SORU: Dendias söyledi, ben Bakanın görüşlerini aktarıyorum.

GERAPETRİTİS: “Anladığım kadarıyla Sayın Dendias daha iyi bir şey yapılamayacağını söyledi, ancak sizin daha iyi bir okumanız var. Onu davet ettiğinizde sorabilirsiniz.”

Size, Yunanistan’ın bugün Türkiye’nin Avrupa savunma anlaşmalarına katılımında, daha önce öngörülmeyen bir veto hakkını başardığını söyleyeceğim. Ve size bugünün bir haberini söyleyeyim. Geçen hafta, Yeni Demokrasi milletvekili Sayın Yorgos Aftias’ın bir sorusuna yanıt veren AB’nin ilgili Komiseri Sayın Kubilius, açıkça hiçbir ülkenin üye bir devletin ulusal çıkarlarına aykırı hareket etmesi durumunda Avrupa savunma planlamasına giremeyeceğini söyledi. Ayrıca, bunun gerçekleşmesi için SAFE Tüzüğü’nün 17. maddesine göre, herkesin onay vermesi gereken ikili bir anlaşmanın olması gerektiğini de söyledi. En şenlikli şekilde, Avrupa Komisyonu bir kez daha Yunan dış politikasını haklı çıkarıyor ve daha önce olmayan bir veto hakkı yarattı. Bunlar çok açık.

Şu anda, tüm dünyada jeopolitik bir arena geliştiğini anlıyorsunuz, savunma sanayine sahip ülkeler tanım gereği daha fazla güce sahiptir. Ve ne yazık ki – bu başka bir tartışma konusu, belki bir gün siyasi sistemle yapmalıyız – Türkiye şu anda güçlü bir savunma sanayine sahip, ki biz ne yazık ki özellikle on yıldan fazla süren ekonomik kriz nedeniyle bunu değersizleştirdik. Buna rağmen, Yunanistan’ın her yerde uluslararası dayanakları olduğu için, Yunanistan daha önce hiç duyulmadığı kadar duyuluyor. Bu nedenle, Yunanistan sağduyu ve bilgelikle çıkarlarını etkili bir şekilde savunabilir ve diğer yandan bir çatlak yaratabilecek eylemleri engelleyebilir.”

GAZETECİ: Maalesef başka zamanımız yok. O kadar çok konu var ki. Ama tekrar geleceksiniz, Sayın Bakan.

GERAPETRİTİS: Size söz verdim. Tekrar geleceğim.

GAZETECİ: Çok teşekkür ederiz.

GERAPETRİTİS: Büyük zevkle, iyi bir başlangıç dilerim.”

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu