
Atina’nın BM Mektubu: “12 Mil Vazgeçilmez Hakkımız, Egemenliğimiz Bölünemez”
Atina, BM’ye gönderdiği mektup ile Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin tüm iddialarını hukuki gerekçelerle reddettiğini bildirdi.
Atina, BM’ye gönderdiği mektup ile Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin tüm iddialarını hukuki gerekçelerle reddettiğini bildirdi. Mektupta, adaların deniz yetki alanları, 12 mil hakkı ve Türkiye’nin “hukuk dışı” ilan edilen anlaşmaları en sert ifadelerle ele alındı.
Yunanistan’ın BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi A. Balta tarafından 31 Mart 2026 tarihinde BM Genel Sekreteri’ne sunulan mektup, Türkiye’nin 16 Şubat’taki iddialarına kapsamlı bir yanıt oluşturuyor. Atina, Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’deki koordinat ve haritalarının hiçbir hukuki sonucu olmadığını vurguladı.
Adaların Statüsü ve Deniz Yetki Alanları
Mektupta, Türkiye’nin adaların haklarını yok sayan tezlerine karşı şu hukuki argümanlar eksiksiz olarak sıralanmıştır:
Tam Yetki Alanı
Deniz Hukuku (UNCLOS) uyarınca, adaların büyüklüklerine bakılmaksızın 12 deniz miline kadar karasuyu hakkına sahip olduğu ve ana kara topraklarıyla aynı şekilde Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ve kıta sahanlığı oluşturduğu belirtilmiştir.
6 Mil Dayatmasına Red
Türkiye’nin “Yunan adalarının 6 milin ötesinde deniz alanı oluşturamayacağı” yönündeki iddiası, uluslararası hukukun açık bir ihlali ve Yunanistan’ın toprak bütünlüğüne bir saldırı olarak nitelendirilmiştir.
Kaya ve Adacık Ayrımı
Sadece “üzerinde insan yaşamayan veya ekonomik faaliyeti olmayan kayalıkların” MEB ve kıta sahanlığı hakkı olmadığı, bunun dışındaki tüm adaların tam hak sahibi olduğu hatırlatılmıştır.
Casus Belli ve Karasularının Genişletilmesi
Atina, Türkiye’nin savaş tehdidi (casus belli) politikasını kesin bir dille reddederek mektupta şu ifadelere yer vermiştir:
“Yunanistan, uluslararası hukuk uyarınca tüm adalarının karasularını 12 deniz miline çıkarma hakkını saklı tutmaktadır. Sınırlandırmada ‘orta hat’ ilkesi temel esastır.”
Mektupta ayrıca, Ankara’nın öne sürdüğü “hakkaniyet” (equity) ilkesinin güncel yargı kararlarıyla zayıfladığı ve Türkiye’nin uluslararası içtihatları “yanıltıcı ve seçici” bir şekilde okuduğu savunulmuştur.
Türkiye-Libya ve KKTC Anlaşmaları Hakkında
Yunanistan, Türkiye’nin bölgesel anlaşmalarını “yok hükmünde” saydığını şu maddelerle ilan etmiştir:
Libya Mutabakatı (2019)
Yunan adalarının haklarını görmezden geldiği için hukuken geçersiz olduğu, ne Yunanistan ne de üçüncü devletler için herhangi bir sonuç doğurmayacağı vurgulanmıştır.
Kıbrıs Meselesi
Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyindeki “ayrılıkçı yasadışı oluşum” (KKTC) ile imzaladığı sınırlandırma anlaşması “yasadışı ve geçersiz” olarak nitelendirilmiştir.
Mısır ile Anlaşma
Türkiye’nin Yunanistan-Mısır anlaşmasına yönelik itirazları reddedilmiş, bu anlaşmanın uluslararası hukuka tam uygun olduğu savunulmuştur.
Deniz Mekansal Planlaması ve Egemenlik
Türkiye’nin sunduğu Deniz Mekansal Planlaması’na yanıt olarak:
Türkiye’nin haritalarının Ege’deki çok sayıda ada, adacık ve kayalık üzerindeki Yunan egemenliğini “provokatif bir şekilde görmezden geldiği” belirtilmiştir.
Yunanistan’ın belirlediği deniz birimlerinin uluslararası hukuka ve mevcut ikili anlaşmalara (Mısır, İtalya vb.) tam uyumlu olduğu, Türkiye’nin haklarını ihlal etmediği savunulmuştur.
Sonuç ve Çözüm Çağrısı
Mektubun kapanış bölümünde Atina, tüm haklarını saklı tuttuğunu yinelemekle birlikte; Ege ve Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı ve MEB sınırlandırması sorununu Türkiye ile “iyi niyetle, barışçıl yollarla ve uluslararası hukuk temelinde” çözmeye hazır olduğu mesajını vermiştir.