
Atina-Ankara Hattında Kritik Ocak Ayı
Yunanistan ve Türkiye arasındaki ilişkiler, "yapılandırılmış diyalog" süreci kapsamında derinleşmeye devam ediyor.
Yunanistan ve Türkiye arasındaki ilişkiler, “yapılandırılmış diyalog” süreci kapsamında derinleşmeye devam ediyor. Ocak ayında Atina’da gerçekleşecek kritik temaslar, 2026’nın ilk çeyreğinde Ankara’da yapılması planlanan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDK) toplantısına zemin hazırlayacak.
Yunanistan ve Türkiye, ikili ilişkilerde diyaloğu sürdürme kararlılığını koruyor. Belirlenen takvime göre, 20 Ocak’ta “Siyasi Diyalog” toplantısı, 21 Ocak’ta ise “Pozitif Gündem” toplantısı heyetlerin katılımıyla Atina’da gerçekleştirilecek.
Zirve 2026’nın İlk Çeyreğinde Ankara’da
Üst düzey diplomatik kaynaklar, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı bir araya getirecek olan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısının, 2026 yılının ilk üç ayı içerisinde Ankara’da mutlaka yapılacağını teyit etti.
Atina, diyaloğun üç ana sütun üzerine inşa edildiğini vurguluyor:
Pozitif Gündem
Siyasi Diyalog
Güven Artırıcı Önlemler
Diplomatik kaynaklara göre mevcut iletişim kanalları, bölgesel gerilimlerin arttığı dönemlerde bile Ankara ve Atina arasında sürekli bir temas sağlayarak krizlerin önlenmesinde etkili bir araç oldu.
İki Yıllık “Memnuniyet Verici” Tablo
Son iki yılda geliştirilen ilişkiler “tatmin edici” olarak nitelendiriliyor. Bu süreçte ikili ticaret hacmi artarken, göçmen akışlarında azalma kaydedildi. İhlaller tamamen sona ermemiş olsa da en aza indirgenmiş durumda. Yetkililer, sistematik diyaloğun krizleri önlemede kilit rol oynadığının altını çiziyor.
“Büyük Mesele”: Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ve Kıta Sahanlığı
İlişkilerdeki asıl çözülemeyen düğüm noktası, MEB ve kıta sahanlığının sınırlandırılması olmaya devam ediyor. Diplomatik kaynaklar, bu konunun henüz masada esaslı bir şekilde açılmadığını ve “büyük alt mesele” olarak beklediğini belirtiyor.
Kırmızı Çizgiler ve Görüş Ayrılıkları
Ankara, meseleyi diğer başlıklarla (silahsızlandırma, gri bölgeler, Mavi Vatan doktrini) ilişkilendirerek “bütüncül” bir çözümde ısrar ediyor.
Atina, egemenlik haklarını tartışmaya açmayacağını net bir şekilde ifade ederek, sadece deniz yetki alanlarının belirlenmesini görüşmek istiyor.
Yunan tarafı, ilişkilerin “buzdolabında olmadığını” ve Ankara’daki zirvenin, gösterişli sonuçlar veya “havai fişek” beklentisi olmadan, kalıcı bir temel oluşturma hedefiyle toplanacağını vurguluyor.
5×5 Çok Taraflı İşbirliği Girişimi
Yunanistan’ın bölgedeki kıyıdaş ülkeler arasında önerdiği “5×5” formatındaki çok taraflı görüşme girişimi hakkında Türkiye henüz resmi bir görüş bildirmedi. Yunanistan, Kıbrıs sorunu ve Libya’daki durum gibi zorluklara rağmen bu girişimin sürdürülmeye değer olduğunu savunuyor.
Libya Cephesinde Akila Salih’ten Tartışmalı Çıkış
Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akila Salih, Atina ziyareti sonrası dengeli ancak tartışmalı açıklamalarda bulundu. Salih, Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları mutabakatının (Türkiye-Libya Mutabakat Muhtırası) kurumsal süreçlerden geçmediği ve Meclis tarafından onaylanmadığı için “hukuken geçersiz ve yok hükmünde” olduğunu yineledi.
Ancak Salih, deniz yetki alanları konusunda Türkiye’nin tezlerine yakın bir görüş dile getirerek şaşırttı:
“Sınırlandırma, adalar üzerinden değil, Yunanistan’ın ana karası baz alınarak yapılmalıdır.”
Atina’dan Yanıt: “Girit’in Etki Alanı Malta’dan Bin Kat Fazladır”
Salih’in “adaların deniz yetki alanı üzerindeki etkisi” konusundaki açıklamalarına Atina’dan yanıt gecikmedi. Diplomatik kaynaklar, Malta gibi bir ada devletinin bile tam deniz yetki alanına sahip olduğu bir uluslararası hukuk düzeninde, Girit’in bin kat daha fazla hakka sahip olduğunu savundu.
Yunan tarafı, sahadaki duruma dikkat çekerek, Libya tarafının şu ana kadar Yunanistan’ın sınırlandırma görüşüyle örtüşen “orta hattı” fiilen saygı duyduğunu belirtti. Atina, Libya ile nihai bir anlaşmanın ancak ülkede uluslararası düzeyde tanınmış tek bir hükümetin kurulmasıyla mümkün olabileceğini mesajını verdi.