
Davutoğlu Ta Nea Gazetesine Konuştu
'Bir süredir Yunanistan ile Türkiye arasında "sakin sular" dönemi var. Şimdi bir gerginlik dönemine mi giriyoruz?
Türkiye’nin eski Başbakanı ve eski Dışişleri Bakanı, “TA NEA” gazetesine verdiği demeçte, yakın zamanda iptal edilen Miçotakis – Erdoğan görüşmesi hakkında konuştu. Yunanistan-Türkiye ilişkilerinin geleceğine değiniyor ve Atina ile Ankara’nın SAFE konusunda bir ortak girişim (konsorsiyum) kurmasını öneriyor.
Türkiye tarafından casus belli’nin (savaş nedeni) kaldırılması için, her iki taraftan da bunun casus belli’nin sonu olduğu ve aynı zamanda karasularındaki tek taraflı uygulamaların sonu olduğu yönünde ortak, eş zamanlı bir deklarasyon olması gerektiğini belirten eski Türkiye Başbakanı ve eski Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ayrıca SAFE’de bir Yunanistan-Türkiye ortak girişimi öneriyor.
Ahmet Davutoğlu, “TA NEA” Gazetesine Konuştu: Casus Belli Nasıl Kaldırılabilir?


“Bir süredir Yunanistan ile Türkiye arasında “sakin sular” dönemi var. Şimdi bir gerginlik dönemine mi giriyoruz?”
“Ben Türk-Yunan ilişkilerine üç eğilim açısından bakıyorum. Birincisi, iki tarafın rekabet etmesi; bazen soğuk savaş benzeri bir gerginlik.
İkincisi, her zaman önerdiğim gibi, pozitif bir gündem ve ortak bir stratejik vizyon. Bu ne zaman zirve yaptı? 2010’da, ortak kabine toplantısı yaptığımızda. Ben Dışişleri Bakanıydım, Erdoğan ve Papandreu Başbakandı. İklimi değiştirmeye çalıştık.
Üçüncüsü ise dalgalı ilişkiler. Bugün gözlemlediğim şey dalgalı ilişkiler. Bazen olumlu mesajlar, birkaç ay sonra sert açıklamalar. Bu iki taraf için de faydalı değil. Dalgalı ilişkiler genellikle iç siyasi psikolojiyi yansıtır. Her iki taraf da buna göre açıklamalar yapar. Bu bir stratejik vizyon değildir. Stratejik vizyon, “önümüzdeki 10 yılda nasıl bir Türk-Yunan ilişkisi geliştirmek istiyoruz?” sorusunun cevabıdır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Genel Kurulu’nda Kıbrıs’ın kuzeyinin bağımsız bir devlet olarak tanınması çağrısı yaptı. Bu çağrı iç politik sebepler için miydi?
Hayır, bu doğru bir çağrıydı. Çünkü 2004’te bir BM planı vardı. Bu Türkiye tarafından dayatılan bir plan değildi. BM aracılığıyla Kofi Annan’ın yürüttüğü ve AB’nin de desteklediği bir plandı. Ben Türk heyetindeydim. İç politikada büyük bir risk aldık. BM’nin, AB’nin verdiği bir söz vardı: Türk tarafı “evet” derse, Kıbrıs Türklerine yönelik tüm ambargolar kaldırılacaktı. Bu söz yerine getirilmedi. Sonrasında birkaç kez denedik, ben Başbakanken, karşı tarafta Aleksis Çipras ve Rum tarafında Anastasiadis vardı. O zaman çözüm ihtiyacı vardı. Biz o dönemde şunu söyledik: Birleşik Kıbrıs ve eşzamanlı olarak Türkiye’nin AB üyeliği, böylece Kıbrıs’taki iki taraf da AB içinde olurdu ve sınır olmazdı. Bu bir stratejik vizyondu. Ama Rum tarafı Kıbrıs’ın Türkiye’siz AB’ye girmesini tercih etti.
Türkiye’de hiçbir lider bunu kabul edemez. Bugün diyoruz ki iki devlet tanınabilir, sonra yeniden AB içinde birleşebilir.
Erdoğan’ın yaptığı çağrı Yunan tarafını masaya oturtmak ve gerçek bir çözüm için uyandırmak adına doğru platformda yapılmış doğru bir çağrıydı.
Erdoğan’ın Trump ile görüşmesi Türk-Amerikan ilişkileri açısından ne anlama geliyor? Erdoğan F-16 ve F-35’i almak için ne kadar ileri gidecek?
Türk-Amerikan ilişkileri sadece Cumhurbaşkanlarının kişisel ilişkilerinden ibaret değildir. Kişisel uyum önemlidir, ama günün sonunda ABD küresel bir güçtür. İttifak sistemine ihtiyaç duyar ve Türkiye Afro-Avrasya’nın tam merkezindedir.
Türkiye’nin de ABD’ye olduğu kadar ABD’nin Türkiye’ye ihtiyacı var, özellikle de Ukrayna gibi doğrudan Türkiye’nin katkısını gerektiren meselelerde.
Bugün Türk-Amerikan ilişkilerinde bir diğer önemli mesele Suriye’dir, çünkü ABD’nin Kuzeydoğu Suriye’de askerî varlığı var. İkili olarak tartışılması gereken birçok konu var. Her iki taraftan da ikili ilişkilerde stratejik bir yeniden ayarlamaya ihtiyaç olduğuna dair işaretler var.
F-35 Türkiye için en stratejik projelerden biriydi ve biz bu projenin bir müşterisi değil bir ortağıydık. Belirli gerilimler ve S-400 nedeniyle Türkiye projeden çıkarıldı. Bu makul değil. Yunanistan Türkiye’nin F-35 teminini Yunanistan’a karşı bir hamle olarak görmemeli.
F-16 alımı da öyle. NATO üyesi Türkiye’ye silah ambargosu uygulanması esasın ittifak mantığına uymaz.
Gazze kritik bir mesele. Türkiye’de Gazze’deki soykırıma ilişkin çok yüksek bir hassasiyet var ve görüşmede bu konunun yer alması doğal. Trump’ın BM’deki konuşması sadece Gazze nedeniyle değil, aynı zamanda diğer liderlere hakaret etmesi ve BM’nin temel ilkelerini ihlal etmesi nedeniyle de şok ediciydi.”