Yunanistan Haber

“Yunanistan’ın Çıkmazı ve Türkiye: Uluslararası Dengeler Alt Üst Oluyor”

"Akıllı bir tarafsız ve bölgesel bir güç olarak Türkiye, Rusya ve Çin ile iyi ilişkilerini sürdürmeyi başarmış, aynı zamanda İsrail ile olan rekabetine rağmen, Afrika ve Orta Doğu bölgesinde Amerikan çıkarlarının bir kaldıraçı haline gelmiştir."

Euro2day.gr ve Media2day Direktörü Giorgos Papanikolau, “Yunanistan’ın çıkmazı ve Türkiye: Uluslararası dengeler alt üst oluyor” başlığıyla kaleme aldığı yazısında Miçotakis hükümetini eleştirirken,  “Akıllı bir tarafsız ve bölgesel bir güç olarak Türkiye, Rusya ve Çin ile iyi ilişkilerini sürdürmeyi başarmış, aynı zamanda İsrail ile olan rekabetine rağmen, Afrika ve Orta Doğu bölgesinde Amerikan çıkarlarının bir kaldıraçı haline gelmiştir.” ifadelerini kullanarak Türkiye’nin bir bölgesel güç olduğunu kabul ediyor.

Giorgos Papanikolau’nun kaleme aldığı makalenin içeriğinde özetle şu ifadelere yer veriliyor:

“Yunanistan’ın çıkmazı ve Türkiye: Uluslararası dengeler alt üst oluyor”

“Ocak ayının ortalarında, “Trump doktrini, Avrupa’nın aşağılanması ve Yunanistan’ın kaygıları” başlığıyla yazdığımızda, hem Yunan hem de uluslararası medyadaki neredeyse herkes, AB’nin yaklaşan “stratejik özerkliğinden” ve Trump’a karşı direnişinden bahsediyordu. Ancak gelişmeler bu söylemi sert bir şekilde yalanladı.
Bu yalanlama, ülkemiz (Yunanistan) için de sonuçları olan yankı uyandıran bir yalanlamaydı. Bugün Avrupa, yalnızca liderlerinin tercihleri sonucunda ortaya çıkan stratejik bir çıkmazın içinde bulunuyor. Ekonomik yönüyle (zaten Leta ve Draghi gibi isimlerin yazdığı kitaplar ve çalışmalarla ele alınmıştır) ilgilenmeyeceğiz, ancak muhtemelen daha da ağır basan jeopolitik yönüne odaklanacağız.

Çıkmazın Yunan boyutu ve Türkiye

Bu uluslararası çerçeve içinde, Atina, Türkiye ile olan uluslararası dengelerin komşusu lehine kökten değiştiğini görüyor. Yunan hükümeti, Atlantik’in her iki yakasındaki liberallerin jeopolitik duruşuyla her düzeyde tam olarak aynı safta yer almayı seçti. Bu, Türkiye ile olan ilişkilerinde bile geçerliydi.

Öte yandan, Trump’ın seçilmesi durumuna karşı “B planına” sahip olmaya hiç özen göstermedi ve bu nedenle yeni Amerikan yönetimiyle ilişkileri bugün yok denecek kadar az.
Hem AB’ye (çünkü Avrupalı ortaklarımız ve Birlik mekanizmaları borcumuzun büyük bir bölümüne sahiptir) hem de ABD’ye (bilinen güvenlik konularında neredeyse tamamen onlara bağımlıyız) orantısız derecede yüksek bir bağımlılığı olan Yunanistan, neredeyse her şeye “evet” diyerek öngöremediği gelişmelerle karşı karşıya.

Akıllı bir tarafsız ve bölgesel bir güç olarak Türkiye, Rusya ve Çin ile iyi ilişkilerini sürdürmeyi başarmış, aynı zamanda İsrail ile olan rekabetine rağmen, Afrika ve Orta Doğu bölgesinde Amerikan çıkarlarının bir kaldıraçı haline gelmiştir.
Ancak en kötüsü, gelişmelerin yol açtığı umutsuzluk içinde, Avrupa’nın büyük ülkelerinin de kendi çıkarları için Türkiye’nin önemini Rusya’ya kıyasla artırmış olmalarıdır.

Bunun temel nedeni, Türkiye’nin NATO’nun güçlü bir savunma sanayine ve büyük bir orduya sahip üyesi olması ve Ukrayna’ya barış gücü göndermeye istekli olmasıdır. Bu, Avrupa’nın çoğu ülkesinin yapmaya isteksiz olduğu bir şeydir.
Bu, en güçlü olanın hakkının galip gelmesinin bir başka yönüdür. Çünkü güçlü olan, sadece “kâğıt üzerinde” sayısız silahlı kuvvetlere sahip olan değil, aynı zamanda çıkarlarının gerektirdiğini düşündüğünde bunları kullanma gücüne sahip olan kişidir.

“Sakin Sular” çalkalanmaya başlıyor

Bu gelişmenin Truva atı (Kerç Kapısı), ülkemizin “sakin sular” ve yatıştırma stratejisindeki ısrarı oldu; bu strateji aslında çok daha önce terk edilmeliydi. En azından Türkiye’nin, Avrupa’nın himayesi ve finansmanıyla yürütülen Yunanistan-Kıbrıs (Güney)-İsrail enterkonneksiyon kablosu projesini engellemeyi seçtiği andan itibaren.
Şimdi tansiyon yükseliyor ve Türkiye’nin Suriye’den Libya’ya kadar uzanan kolları kullanarak provokasyonları artıyor. İsrail ise (kendi sorunları olsa da) bölgedeki tek sağlam müttefikimiz olarak görünüyor.
Yaz mevsiminin (turizm geliri açısından her iki taraf için de değerli) bitiminden sonra tansiyonun daha da artması olasılığı dışlanmıyor.

İç siyasi durumun ve üstlendiği taahhütlerin baskısı altında, Yunan hükümeti şimdi kablo konusunda kararlılık göstermeye istekli görünürken, Türkiye giderek daha tehditkâr açıklamalar yapıyor. Belki de bir dönüm noktasına yaklaşıyoruz; bu noktada, üçüncü tarafların desteği ve Türk tarafının önemli riskler alma isteği “ölçülebilir”.

Önümüzdeki dönem nasıl gelişirse gelişsin, Yunanistan’ın dış politikasını yeniden düzenlemesi için mutlak bir ihtiyaç olduğu açıktır. Ne muhalefetten ne de başka bir yerden henüz bütüncül bir önerinin ortaya çıkmamış olması, sadece genel “ulusal strateji” eksikliğinden kaynaklanmıyor. Aynı zamanda, geniş siyasi sahnede rahatsızlığa neden olan belirgin çıkmazın boyutundan da kaynaklanıyor.

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu