Batı TrakyaBatı Trakya Haber

Yunanistan’ın “Böl, Parçala, Yönet Yasası”nın Yankıları Sürüyor

"Alevi-Bektaşi inancı üzerinden ayrımcılık ve kimlik mühendisliği derinleşiyor. Geçtiğimiz günlerde Alevi-Bektaşilik, "resmî dinî yapı" olarak tanındı. Yasaya onay verenlerden biri de azınlığın "iki yüzlü" milletvekili İlhan Ahmet."

Yunanistan’ın çıkardığı yeni bir yasayla, Batı Trakya’daki Türk Azınlığı “böl parçala yönet” hamlesinin yankıları hem Batı Trakya’da hem de Türkiye’de görsel ve yazılı basında geniş yer bulurken, sosyal medyada da oldukça yoğun bir şekilde yorumlanıyor.
Bu yorumlardan biri de X platformunda “Solomon Sordierly” isimli bir paylaşım oldukça dikkat çekiyor.
Bahse konu paylaşım aynen aşağıdaki gibidir:

“Batı Trakya’da “Türk” olmak omurga ister”

“Yunanistan’dan Batı Trakya’daki Türk Azınlığa yeni bir “böl, parçala, yönet” hamlesi:
Alevi-Bektaşi inancı üzerinden ayrımcılık ve kimlik mühendisliği derinleşiyor.
Geçtiğimiz günlerde Alevi-Bektaşilik, “resmî dinî yapı” olarak tanındı.
Yasaya onay verenlerden biri de azınlığın “iki yüzlü” milletvekili İlhan Ahmet.
Ancak bu yasa, aşağıdaki video gibi bir kerede çıkmadı.
Temelleri 2017 yılında atıldı. Yer: Seçek Panayırı…
Bu panayır her yıl Alevi-Bektaşi soydaşlarımız tarafından düzenlenir.
Bu yıl 671.’si yapıldı.
Sünni-Alevi ayrımı olmadan tüm Batı Trakya Türk halkı burada bir araya gelir, birlik olur.
Sosyal medyada bir dönem viral olan video vardı ya –
Yunan bayrağı, arkada Mehter olan.


İşte o görüntüler bu Seçek Panayırı’ndan.
Konumuza dönelim.
Etkinlik yıllarca Seçek Eğitim ve Kültür Derneği
ile Seyyid Ali Sultan Dergahı iş birliğiyle yapılırdı.
Ta ki 2017’ye kadar…
2017’de Seyyid Ali Dergahı ortaklıktan ayrıldı.
Panayırı artık tek başına düzenleyeceğini açıkladı, Seçek Derneği’ni dışladı.
Peki neden?
Çünkü Seçek Derneği, Türk Bektaşi kimliğini açıkça savunuyor.
Yunan derin devleti ise Seyyid Ali Dergahı’nı, yapay olarak oluşturulmuş “Yunan Bektaşi” kimliğini savunan isimlerle doldurdu.
Dergah tamamen Yunan devleti güdümüne girdi.
Bu ayrışmayla birlikte Alevi-Bektaşi halkı bölünmeye uğraşıldı.
2017’den beri aynı inancı paylaşan insanlar, iki ayrı panayırla karşı karşıya geliyor.
2018’de her iki kurum da panayır yapmak istedi.
Yunan devleti Seyyid Ali Dergahı’na izin verdi,
ama Seçek Derneği’nin panayırını polisle engelledi.

İki taraf da Alevi-Bektaşi ama devlet, Türk kimliğini savunanların karşısına çevik kuvvet Robocoplarını (MAT) dikti.


Bu kare 2018’den. Temsili değil, GERÇEK.

O tarihten beri Seçek Derneğinin Panayırı Rodop’un Mehrikozköyünde,
Seyyid Ali Dergahının Panayırı ise Meriç’in Ruşanlar köyünde yapılıyor.

Ve dün, 3 Ağustos 2025’te iki panayır da aynı gün yapıldı.
Mehrikoz’daki Seçek Panayırına yoğun katılım oldu.
Ruşanlar’daki etkinlik ise sönüktü.
Ancak Yunan devleti, Ruşanlar’daki etkinliğe bakan düzeyinde katıldı.
Atanmış müftüler, devletin el koyduğu vakıfların yöneticileri, göstermelik azınlık temsilcileri oradaydı.
Yeni yasa bu panayırda adeta kutlandı.
Yunan devleti için artık “gerçek Bektaşiler” onlar…
Peki ya bu yasaya onay veren İlhan Ahmet?
Yasaya onay verdi ama Ruşanlar’daki devlet panayırına gitmeye cesaret edemedi.
Çünkü halk o panayırı sahte görüyor. Gitseydi tepki alacaktı.
Ama Mehrikoz’daki Seçek Panayırına da kalabalık saatlerde gitseydi orada da protesto edilirdi.
Çünkü halk onun gerçek yüzünü biliyor.
Bu yüzden sabahın köründe, ortalık bomboşken yaylaya çıktı.
Hiç kimseyle yüzleşmeden, göstermelik bir ziyaret yaptı.
Tam bir popülist refleksle pozunu kaptı.
Ardından, geçtiğimiz günlerde 12 yaşında vefat eden bir çocuğu bahane ederek,
“Yas ilan edilmeli” diyerek Seçek Panayırı’nın düzenlenmesini dolaylı yoldan kınadı.
Yani İlhan Ahmet, bir çocuğun trajik ölümünü gerekçe gösterip Seçek Panayırı’nı dolaylı yoldan hedef aldı.
Ama yasasına onay verdiği ve Ruşanlar’daki panayırla adeta Yunan devlet eliyle kutlamaya dönüştürülen etkinlik için tek kelime etmedi.
Bu halk, Türk kimliğini 671 yıldır gelenekleriyle, inançlarıyla, panayırlarıyla yaşatıyor.
Ne yasa oyunları ne de devlet destekli “sahte panayırlar” bu kimliği silemedi.
İşte bu yüzden hedefte, işte bu yüzden bölünmek isteniyor.
Ve bu oyunun içinde sadece Yunan devleti yok. Yunan derin devletinin “sermayeleri” olan:
İlhan Ahmet, atanmış müftüler, atanmış vakıf yöneticileri – hepsi bu planın parçası.
Halkı değil, Yunan derin devletini temsil ediyorlar. Halkı bölmek istiyorlar.
Ama sonra ne diyorlar?
“Türk” kimliğini savunanlar halkı bölüyormuş…
Kendileri “Türk” bile diyemiyor.
En fazla “soydaş” diyorlar. Çünkü Batı Trakya’da “Türk” olmak omurga ister.

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu