Yunanistan Haber

“Yunanistan-Türkiye: Farklılıklar ve Yakınsamalar”

“Türkiye, 2000'li yıllardan bu yana temel bir tercih yaparak güce yatırım yapmaya karar verdi. Ekonomik, jeopolitik ve askeri gücünün yanı sıra, uluslararası alandaki imajını da güçlendirdi.”

“Türkiye, 2000’li yıllardan bu yana temel bir tercih yaparak güce yatırım yapmaya karar verdi. Ekonomik, jeopolitik ve askeri gücünün yanı sıra, uluslararası alandaki imajını da güçlendirdi.”

Yunanistan eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Tasos Yanniçis tarafından “Yunanistan-Türkiye: Farklılıklar ve Yakınsamalar” başlıklı bir analiz-yazı kaleme aldı. Gianniçis makalesinde Yunanistan ile Türkiye arasındaki ilişkileri değerlendirdi ve ara başlıklarla derledi.

PASOK Partisinin Başbakan Kostas Simitis hükümetinde Dışişleri Bakan Yardımcılığı görevi yapan Tasos Yanniçis tarafından “Kathimerini” gazetesinde kaleme alınan yazı aynen aşağıdaki gibidir:

“Yunanistan-Türkiye: Farklılıklar ve Yakınsamalar”

Yunanistan ile Türkiye arasındaki farklılıkların onlarca yıldır temel ekseni, Yunanistan’ın, Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlandırması dışındaki anlaşmazlıkları Uluslararası Adalet Divanı’na (UAD) götürmeyi reddetmesi ve Türkiye ile siyasi müzakereleri kabul etmemesidir. Türkiye ise daha fazla anlaşmazlık olduğunu ve bunların yalnızca ikili siyasi müzakerelerle çözülmesi gerektiğini savunmaktadır.

Hukuk ve Siyasi Manevralar

Yunanistan, Uluslararası Hukuka bağlılığını dile getirirken aynı zamanda seçici davranarak bazı anlaşmazlıkları UAD sürecinin dışında tutmaktadır. Bu durum, söz konusu konular için tek seçeneklerin siyasi müzakere, güç kullanımı veya belirsizlik içinde kalmak olduğu anlamına gelir. Bu noktada, Yunanistan’ın tutumu Türkiye’nin pozisyonlarıyla tuhaf bir şekilde örtüşmektedir.

Mart 2004’te, Yunanistan-Türkiye arasındaki istikşafi görüşmeleri (2002-2004) yürüten Yunan ekibinin gizli raporu, yeni Dışişleri Bakanı Petros Moliviatis’e sunuldu. O dönemde, anlaşmazlıkların seyri henüz “kilitlenmemişti” ve siyasi tercihlerde hareket alanı bulunuyordu. İstikşafi görüşmelerde, UAD’ye gönderme olasılığının müzakere yoluyla açık bırakıldığı bir atmosfer yaratılmıştı.

2004’te bu sürecin hem Yunanistan’ın hem de Türkiye’nin onayıyla iptal edilmesi, çarpık bir gelişmenin önünü açtı. Yunanistan’ın, UAD’ye götürülecek konuları genişletme talebini reddettiğini gören Türkiye, yeni bir taktik uygulamaya başladı: Yunanistan’ın UAD’ye başvuruyu sürekli olarak reddetmesini sağlamak için sık sık yeni konular ortaya atıyor. Yunanistan da tam olarak bunu yapıyor. Böylece Türkiye, UAD çözümünün “geçersiz” olduğu yönündeki tezini fiilen kabul ettirmiş oldu. Yunanistan ise, katı bir duruş sergilediğini düşünürken, farkında olmadan Türkiye’nin oyununa gelmiş oldu. Zira UAD’nin yetkisini diğer tüm konular için reddederek, tüm anlaşmazlıkları açıkta bırakmış oldu.

 

Hareketsizliğin Bedeli

Siyasetteki hareketsizlik aslında tam anlamıyla hareketsizlik değildir, çünkü bu da yeni sonuçlar doğurur. Eylemsizlik, zımnen, Türkiye’nin deniz sahası ötesindeki egemenlik haklarımızı engelleme ve MEB’in sınırlandırılmasını gerektiren konularda müdahale etme hakkını tanımaktadır. Bir MEB sınırlandırılmamışsa, ikili mutabakat gereklidir. Anlaşmaya varılana kadar devletlerin elinde yalnızca iddialar bulunur.

Kurumsal veya kural bazlı değişiklikler yapılmadığı sürece, Türkiye’nin artan tepkileri (gri bölgeler, Kasos (Çobanadası) kablosu, Türk-Libya Mutabakatı, Yunanistan ve Kıbrıs’taki (Güney) enerji kaynaklarının değerlendirilmesinin “dondurulması” gibi) Yunanistan’ın birçok hamlesini engellemektedir. Yunanistan protesto ediyor, uluslararası hukuku savunuyor, ancak Türkiye bunu umursamıyor ve müdahale ederek somut bir tıkanıklık yaratıyor. Türkiye’nin politikasının amacı, anlaşmazlıklarının bir uluslararası mahkeme kararına hapsolmasını önlemek, “güce” dayalı hareket etme özgürlüğüne sahip olmak ve gelişmeleri bloke etmektir.

 

İki Farklı Yaklaşım ve Eleştiriler

Yunan-Türk ilişkilerine dair analizlerde iki “okul” yaygın olarak anılmaktadır:

“Hareketsizlik Okulu”: Bu görüş, UAD’de çözülmesi gereken tek anlaşmazlığın MEB olduğunu ve başka hiçbir konuda adım atılmaması gerektiğini savunur.

“Yakınlaşma Okulu”: Bu görüş, Yunanistan’ın kazanacağı ve faydanın bunu haklı çıkaracağı düşünülürse, daha esnek bir seçeneği kabul edebilir.

İkinci okulun savunucuları, birinci okulun taraftarları tarafından “ihanet” ve “ulusal hainlik” gibi ağır ithamlarla suçlanmaktadır. Amos Oz’un dediği gibi, “Her türlü fanatik, değişimi küçümser ve bunun karanlık motivasyonlardan kaynaklanan bir ihanetten başka bir şey olmadığını düşünür.”

 

Güç ve Strateji

Türkiye, 2000’li yıllardan bu yana temel bir tercih yaparak güce yatırım yapmaya karar verdi. Ekonomik, jeopolitik ve askeri gücünün yanı sıra, uluslararası alandaki imajını da güçlendirdi.

Buna karşılık Yunanistan, 2004’ten sonra 2009’da zirveye ulaşan ve on beş yıldan fazla süren tuhaf tercihlerle dolu bir yol izledi. Ülke ekonomik, siyasi ve jeopolitik olarak zayıfladı. Savunma sanayii alanında iki ülke arasındaki asimetri çok çarpıcıdır. Bir ülkenin gücü, ekonomisinin bir fonksiyonudur. Yunanistan hâlâ 2009 öncesi ekonomik seviyelere ulaşmakta zorlanmaktadır.

Eğer gerçekten Yunanistan’ın gücüne yatırım yapmak istiyorsak, bu, ülkenin iyiliğini düşünenlere yönelik ulusal karşıtı suçlamalarla veya eylemsizlik politikalarıyla başarılamaz. “İhanet” kelimesi, herkesin keyfine göre kullanılamayacak kadar ağır bir kelimedir ve eylemsizliği de kapsar.

 

Çıkış Yolları ve Gelecek

Bugün ne istediğimiz değil, aynı zamanda hiçbir şey istememe ve mevcut senaryoya hapsolma lüksümüzün olup olmadığı ve bunun sonuçlarıdır. Her iki tarafın da katı pozisyonlarının sınırlarını bildiği konular vardır. “Kaybet-kaybet,” “kazan-kazan” ve ara sonuçlarla bitecek konular mevcuttur.

Eğer ülke, haksız olduğu kazanımları güçlü bir şekilde koruyabiliyorsa, bunu yapmalıdır. Eğer yapamıyorsa, etrafımızdaki gerçeklik tamamen değişmeden önce, zamanında kaçış yolları bulmalıdır.”

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu