Editörün Yazıları

Yunanistan İsrail’le Yakınlaşıyor, Türkiye’yi Karşısına Alıyor: Akıllı Hamle mi, Stratejik Körlük mü?

Yunanistan için asıl soru İsrail’le iş birliği yapıp yapmamak değil. Asıl mesele, bunu Türkiye’yi dışlayarak mı, yoksa Türkiye ile dengeli bir ilişki kurarak mı yapacağıdır.

Doğu Akdeniz’de satranç tahtası bir kez daha kuruluyor. Taşlar tanıdık, hamleler iddialı, niyetler ise fazlasıyla siyasi. Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasında yeniden canlandırılan üçlü iş birliği, Atina’nın bölgesel rolünü büyütme arayışının son halkası olarak karşımıza çıkıyor.

Atina’daki 10. Üçlü Zirve, artık bu yapının geçici bir diplomatik fotoğraf karesi olmadığını, kurumsallaşmış bir stratejik eksene dönüştüğünü gösteriyor. Savunma, enerji, teknoloji, yapay zeka… Kağıt üzerinde her şey var. Hatta ABD’nin dahil olduğu “3+1” formatıyla küresel meşruiyet de sağlanmaya çalışılıyor.

Ancak masada büyük bir eksik var: Türkiye.

Türkiye’siz Doğu Akdeniz Mümkün mü?

Yunanistan’ın İsrail ile yakınlaşması başlı başına sorunlu değil. Aksine, bu tür iş birlikleri devletler için doğal ve gereklidir. Sorun, bu yakınlaşmanın Türkiye’yi dışlayan ve karşısına alan bir blok siyasetine dönüştürülmesinde yatıyor.

Şu basit gerçeği görmezden gelmek mümkün mü?

Türkiye, Doğu Akdeniz’in en uzun kıyı şeridine sahip ülkesi. NATO üyesi, güçlü bir donanması var, enerji geçiş yollarında fiili kontrol kapasitesine sahip. Türkiye’yi denklemin dışına iterek kurulan her bölgesel senaryo, daha baştan eksik yazılmış bir hikayedir.

Netanyahu’nun Mesajı, Atina’nın Hesabı

İsrail Başbakanı Netanyahu’nun “imparatorluk hayalleri kuranlar” çıkışı tesadüf değil. Bu sözler Ankara’ya yönelik açık bir siyasi mesajdı. Ancak şu soruyu sormak gerekiyor: Bu mesaj kimin işine yarıyor?

İsrail, pragmatik bir devlettir. Ankara ile ilişkiler gerilse de ticaret sürüyor, enerji konusunda Türkiye hala en ekonomik ve en gerçekçi rota. İsrail, Yunanistan’ı Türkiye’ye karşı bir alternatiften çok, bir denge unsuru ve baskı aracı olarak kullanıyor olabilir.

Peki Atina bunun ne kadar farkında?

Kısa Vadeli Kazanç, Uzun Vadeli Risk

Yunanistan açısından bu üçlü iş birliği kısa vadede bazı kazanımlar sunuyor:

ABD ve AB nezdinde diplomatik görünürlük,

“Bölgesel istikrar aktörü” imajı,

Türkiye’ye karşı siyasi destek arayışı.

Ancak uzun vadede tablo o kadar parlak değil. Türkiye ile kalıcı bir gerilim;

Savunma harcamalarını artırır,

Enerji projelerini pahalı ve kırılgan hale getirir,

Yunanistan’ı büyük güçlerin bölgesel hesaplarında taşeron aktör konumuna iter.

Gerçek Soru Şu: Komşuyla Kavga mı, Bölgesel Akıl mı?

Yunanistan için asıl soru İsrail’le iş birliği yapıp yapmamak değil. Asıl mesele, bunu Türkiye’yi dışlayarak mı, yoksa Türkiye ile dengeli bir ilişki kurarak mı yapacağıdır.

Komşularla sürekli gerilim üzerine kurulu bir dış politika, alkış toplayabilir ama refah üretmez. Doğu Akdeniz’de kalıcı istikrar, dışlayıcı eksenlerle değil, kapsayıcı diyalogla sağlanır.

Aksi halde Yunanistan, bölgesel satrançta hamle yaptığını zannederken, başkalarının oynadığı oyunda sadece yer değiştirilen bir piyon olmaktan kurtulamaz.

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu