
Yunanistan-Güney Kıbrıs-İsrail Kablosuna Amerikan “Şemsiyesi”
Güneydoğu Akdeniz'in geniş bölgesindeki jeopolitik ve enerji ile ilgili bekleyen tüm sorunların çözülmesini amaçlayan diplomatik girişimler katlanarak artıyor.
Güneydoğu Akdeniz’in geniş bölgesindeki jeopolitik ve enerji ile ilgili bekleyen tüm sorunların çözülmesini amaçlayan diplomatik girişimler katlanarak artıyor.
Amerikan devlet kalkınma bankası olan DFC (Development Finance Corporation) aracılığıyla Yunanistan-Güney Kıbrıs-İsrail kablo anlaşmasına dahil olması olasılığı yüksek görünürken, İsrail’den de ilgi ifade ediliyor.
Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile Güney Kıbrıs lideri Nikos Hristodulidis’in Atina’da birebir görüşmesinde, yeni yatırımcıların katılımıyla Yunanistan-Güney Kıbrıs kablosunun güçlendirilmesi ve muhtemelen önündeki engellerin kaldırılması için bir girişim duyuruldu.
Atina’daki kaynaklardan edinilen bilgilere göre, ABD’nin devlet kalkınma bankası olan Development Finance Corporation (DFC) aracılığıyla Washington, projeye dahil olacak güçlü yatırımcılardan biri olabileceğine işaret ediliyor.
ABD Uluslararası Kalkınma Finans Kurumu (DFC) yönetiminden üst düzey bir heyet, Transatlantik Enerji Zirvesi vesilesiyle geçtiğimiz günlerde Yunanistan’ı ziyaret etti.
Böyle bir gelişme, bölgede Türkiye’nin de müdahalesiyle jeopolitik nedenlerle engellenen projenin üzerinde bir Amerikan şemsiyesinin oluşturulmasına denk geleceği ileri sürülüyor.
DFC: ABD’nin Kalkınma ve Yatırım Kolu
DFC, esasen 2019 yılında kurulan (OPIC’in yerini alan) Amerika Birleşik Devletleri’nin kalkınma ve yatırım koludur. DFC, yurt dışındaki stratejik projeleri aşağıdaki amaçlarla finanse etmektedir:
Enerji güvenliğini artırmak,
Altyapı geliştirmek (enerji, telekomünikasyon, ulaşım),
ABD’nin jeopolitik çıkarlarını teşvik etmek (örneğin Çin veya Rus etkisine karşı koymak) ve
Gelişmekte olan veya kritik bölgelerdeki özel yatırımları desteklemek.
DFC hibe vermez, ancak özel şirketlere kredi veya kredi garantileri sağlar, öz sermaye yatırımları yapar (yani Yunanistan’ı ilgilendiren şey budur), politik risk sigortasını destekler (örneğin istikrarsız ülkeler için) ve uluslararası kuruluşlarla (EIB veya Dünya Bankası gibi) ortak finansmana katılabilir.
Atina’nın gündeminde “5×5” formatı da Var
Aynı zamanda Atina, güneydoğu Akdeniz’de çok taraflı bir konferans girişimini hayata geçirmek için 50 günlük bir süre içinde zamana karşı bir yarışa girmiş durumda.
Yıl sonuna kadar Güney Kıbrıs, Türkiye, Mısır ve Libya’ya konferans davetleri gönderilecek, nihai amaç bağlanabilirlik ve Münhasır Ekonomik Bölgeler (MEB) konusundaki farklılıkların da ele alınmasıdır.
Hristodulidis’ten Ankara’ya “Açılım”
Tüm bunlar, Nikos Hristodulidis’in Güney Kıbrıs’ın Ocak 2026’da AB Konseyi Başkanlığını devralması öncesinde Türkiye’ye doğru bir “açılım” yaptığı bir zamanda gerçekleşiyor.
Hristodulidis’in Financial Times’a yaptığı açıklamalarda, “Avrupa Birliği-Türkiye ilişkisine yaklaşımımızı değiştirdik. Coğrafyamızı değiştiremeyiz. Türkiye her zaman Kıbrıs’ın (Güney) komşusu olacaktır, bu nedenle Avrupa Birliği’ne yakın bir komşuyu tercih ederim. Türk iş adamları için vize serbestisi ile başlayabiliriz. Ve aynı zamanda Türkiye, Kıbrıs (Güney) bayrağı taşıyan gemiler için bir liman açabilir. 1987’den beri Kıbrıs (Güney) bayraklı hiçbir gemi Türkiye’ye yaklaşamıyor.”
Papastavru – Jorgensen Görüşmesi
Dün öğleden sonra Yunanistan Çevre ve Enerji Bakanı Stavros Papastavru, Güney Kıbrıs Enerji, Ticaret ve Sanayi Bakanı Yorgos Papanastasiu ve Çevre ve Enerji Bakan Yardımcısı Nikos Çafos, Brüksel’de Avrupa Enerji ve Konut Komiseri Dan Jorgensen ile bir araya geldi.
3 + 1 (Yunanistan, Güney Kıbrıs, İsrail + ABD) girişiminin sonuçları tartışıldı ve potansiyel yatırım ilgisi göz önünde bulundurularak Güney Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki elektrik ara bağlantısının mali ve teknik verilerinin güncellenmesi gerektiği vurgulandı.