
Yunan Ekonomisi için Kritik Hafta: NATO ve AB Zirveleri Öncesi Gerilim
24-25 Haziran'da Lahey'de yapılacak NATO zirvesi ve hemen ardından 26-27 Haziran'da Brüksel'de gerçekleşecek Avrupa Birliği zirvesi, Yunanistan ekonomisi için son derece kritik bir haftayı başlatıyor.
24-25 Haziran’da Lahey’de yapılacak NATO zirvesi ve hemen ardından 26-27 Haziran’da Brüksel’de gerçekleşecek Avrupa Birliği zirvesi, Yunanistan ekonomisi için son derece kritik bir haftayı başlatıyor.
Zira bu dört günlük süreçte, Yunanistan’ın da üye olduğu en önemli uluslararası kuruluşlarda liderler düzeyinde önemli kararlar alınacak. Bu zirveler, Orta Doğu’daki savaş krizinin ABD’nin İran’a yönelik dün gerçekleştirdiği saldırı sonrası hızla tırmandığı bir ortamda gerçekleşecek.
NATO zirvesinin gündemi: Savunma harcamalarında %5 hedefi
NATO zirvesinin (24-26 Haziran 2025) ana gündem maddesi, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin de açıkça belirttiği gibi, üye ülkelerin savunma harcaması hedefini gayri safi yurt içi hasılalarının (GSYH) %5’ine çıkarmak olacak. Bu hedefe ulaşma takvimi ise hala açık bir tartışma konusu. Masadaki tarihler 2028’den 2030’a, 2032’ye ve hatta 2035’e kadar uzanıyor.
AB Savunma yeniden silahlanma programı ve “SAFE” fonu
Avrupa Birliği Zirvesi’nin gündemi henüz kamuoyuna açıklanmamış olsa da, Orta Doğu’daki sıcak gelişmelerin yanı sıra, AB’nin yeniden silahlanma programı (ReArmEU 2030) kesinlikle merkezi bir konu olacak. Bu programın temel eksenleri, 150 milyar avroluk SAFE (Security Assistance Fund for Europe) savaş fonu ve üye ülkelerin savunma harcamalarını GSYH’lerinin %1,5’ine kadar artırmak için kaçış maddesinin etkinleştirilmesi.
Halihazırda AB’ye üye 27 ülkeden 16’sı (Yunanistan dahil) 2025-2028 dönemi için kaçış maddesinin etkinleştirilmesi yönünde resmi talepte bulunmuş durumda. Ancak kaçış maddesinin nihai çerçevesi ve özellikle SAFE’in işleyiş çerçevesi henüz belirlenmedi. Almanya Federal Meclisi’nin hukuk servisi, SAFE’i “yasa dışı” bulduğunu belirtiyor. Bu tür iç Avrupa çekişmeleri ve yeni savunma harcamalarını artırma araçları, yaklaşan NATO zirvesinde yetersiz kalabilir.
Yunanistan için %5 savunma harcaması ne anlama geliyor?
Yüzde 5 savunma harcaması hedefi, Yunanistan için büyük bir belirsizlik yaratıyor. Zira hiçbir Avrupa hükümeti, 2024 sonunda gelecek dört yıllık orta vadeli programlarını hazırlarken, Rutte’nin NATO adına duyurduğu bu %5 hedefini dikkate almamıştı. Ayrıca, Trump’ın gümrük tarifeleri ve uluslararası piyasalardaki çalkantı da bu hesaplamalara dahil değildi. Komisyon’un AB’nin yeniden silahlanmasına ilişkin Beyaz Kitap’ı 19 Mart’ta, yani Trump’ın gümrük tarifeleriyle ilgili duyurularından (2 Nisan 2025) 14 gün önce yayınlanmıştı.
Yunan hükümeti, 2025 Nisan başında, yani NATO’da %5’lik bir harcama hedefi olacağına dair söylentiler başlamadan önce, 2037’ye kadar 25 milyar euronun üzerinde yeni bir silahlanma programı duyurmuştu. Ancak NATO zirvesinin 2030’a kadar %5 hedefini benimsemesi durumunda, bu 25 milyar euronun 12 yıl yerine önümüzdeki 5 yıl içinde harcanması gerekecek.
İspanya hükümetinin (veto tehdidi olmadan %5’lik hedeften muafiyet isteyen) argümanına göre, bu tür ani bir savunma harcamaları artışı, Yunanistan örneğinde olduğu gibi, yerel endüstriyi hiçbir şekilde güçlendirmeyecek (ve dolayısıyla GSYH’yi veya vergi gelirlerini artırmayacak). Çünkü bu, yalnızca dış siparişlerle karşılanabilir ve bu da cari işlemler dengesini daha da kötüleştirir.
%5 hedefine ulaşmak için iki temel alternatif
Yunan ekonomisi için önümüzdeki yıllarda %1,5 – %2 büyüme oranları öngörülüyor (gümrük vergilerinin ve Ukrayna’dan Orta Doğu’ya kadar jeopolitik çatışmaların petrol fiyatları, yatırımlar, ihracat üzerindeki etkileri kesin olarak tahmin edilemese de). Bu durumda, AB’nin kaçış maddesinin istikrar paktının öngördüğü harcama sınırından %1,5’lik bir artışı (yıllık bazda bu oranda harcamaları artırmak için) hariç tutması yeterli olmayacaktır. Çünkü savunma harcamalarının zamanla GSYH’nin %2,5’inden %5’ine (%2,5’tan %5’e kadar) yükselmesi gerekecektir.
Dolayısıyla, %5 hedefine ulaşmak için iki temel alternatif bulunuyor:
-Kamu borçlanmasını artırmak: Devlet tahvillerinin getirilerinin genel olarak arttığı bir ortamda, bu, ekonomi yönetiminin temel kaygısı kamu borcunu mümkün olan en kısa sürede ödemek olduğu için istenmeyen bir alternatif gibi görünüyor.
-Vergileri artırmak veya kamu harcamalarını azaltmak: (TCMB’nin son para raporunda kamu borcunun artmaması için önerdiği gibi) Bu, özellikle 2027 seçimleri yaklaşırken, Miçotakis hükümetinin orta sınıfı ve sosyal olarak savunmasız grupları destekleme stratejisine ters düşebilir.
NATO Genel Sekreteri Rutte’nin geçtiğimiz günlerde savunma kaynaklarını serbest bırakmak için sağlık ve emeklilik harcamalarında kesintiler yapılması ve savaş fabrikalarında “çift vardiya” uygulaması önermesi dikkat çekici. AB Savunma Komiseri Andrews Kulibius ise “savunma hazırlığını” güçlendirmek adına topluluk direktifinin çalışma süresi organizasyonu hakkında gözden geçirilmesini talep etti. Bu, başlangıçta silahlı kuvvetler personeli için çalışma saatlerinin artırılması anlamına gelecektir!