
Yunan Basını Uyardı: “Erdoğan–Miçotakis Zirvesi Ege ve Doğu Akdeniz’de Haritayı Değiştirebilir”
Yunan basınına göre, Erdoğan–Miçotakis arasında yapılması planlanan olası zirve, Ege ve Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanları, MEB ve enerji paylaşımı başlıklarında köklü değişikliklerin önünü açabilir.
Yunan basınına göre, Erdoğan–Miçotakis arasında yapılması planlanan olası zirve, Ege ve Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanları, MEB ve enerji paylaşımı başlıklarında köklü değişikliklerin önünü açabilir.
Aynı değerlendirmelerde, sürece ABD eski Başkanı Donald Trump’ın “gölge hakem” rolüyle dolaylı biçimde müdahil olabileceği iddia ediliyor.
Ege ve Doğu Akdeniz’de yıllardır süren deniz yetki alanları tartışmalarında kritik eşik…
Yunan basını, Ankara–Atina hattında planlanan zirvenin yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel dengeleri ve enerji jeopolitiğini de etkileyeceğini yazdı.
Ege ve Doğu Akdeniz’de yıllardır çözülemeyen deniz yetki alanları tartışmaları, önümüzdeki dönemde yeni ve kritik bir dönemece girebilir. Ankara ile Atina arasında yapılması planlanan üst düzey temasların, yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel dengeleri ve enerji jeopolitiğini de doğrudan etkileyecek sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.
Henüz resmi makamlarca doğrulanmamış olsa da, diplomasi kulislerinde konuşulan senaryolar, Ege’de “alışılagelmiş” statükonun dışına çıkılabileceğine işaret ediyor.
Bu noktada dikkat çekici olan ise, tartışmanın merkezine Yunan basınında yer alan iddiaların oturması.
Yunanistan’daki bazı medya organları ve stratejik analiz çevreleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis arasında planlanan olası zirvenin, Ege ve Doğu Akdeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ve kıta sahanlığı paylaşımında köklü değişimlerin önünü açabileceğini öne sürüyor.
Aynı değerlendirmelerde, ABD eski Başkanı Donald Trump’ın, doğrudan olmasa da “gölge hakem” rolüyle sürece müdahil olabileceği iddia ediliyor.
Yunan basınına göre bu süreç, yalnızca iki ülke arasındaki teknik bir sınırlandırma müzakeresi değil; karasuları genişliği, adaların deniz yetki alanlarına etkisi, enerji kaynaklarının paylaşımı ve hatta Ege’deki hava sahası düzenlemelerini kapsayan çok boyutlu bir pazarlığın parçası olabilir.
Yunan basını bu haberi okuyucularına şu başlıkla aktarıyor:
Erdoğan–Miçotakis Zirvesi ve “Gölge Trump Tahkimi”: Ege ve Doğu Akdeniz’de Formül Ne? ve MEB Nasıl Paylaşılacak?
Yunan basınında yer alan değerlendirmelere göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis arasında yapılması planlanan kritik görüşme, Ege ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının paylaşımına yönelik köklü değişikliklerin habercisi olabilir. Haberde, ABD eski Başkanı Donald Trump’ın “gölge hakem” rolüyle sürece dolaylı biçimde müdahil olabileceği öne sürülüyor.
Yunan kaynaklarına göre Erdoğan–Miçotakis görüşmesinin Şubat 2026’nın ilk yarısında Ankara’da yapılması planlanıyor. Kesin tarih henüz netleşmiş değil.
Gündemin Çerçevesini Hakan Fidan Çizdi
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son açıklamaları, Yunan basınında bu zirvenin içeriğine dair güçlü sinyaller olarak yorumlandı. Fidan, Ege’de kalıcı bir çözüm hedeflediklerini belirterek, karasuları ve kıta sahanlığı konularının masaya yatırılacağını ifade etti.
Fidan açıklamasında özetle şunları söyledi:
“Karasuları ve kıta sahanlığı meselesinde Cumhurbaşkanımızın uzun vadeli vizyonu ve bu sorunu çözme iradesi vardır. Ancak Yunanistan’daki iç siyasi dengeler, herhangi bir liderin bu konuda rahatça imza atmasını zorlaştırıyor.
Sayın Miçotakis 2023 Haziran’ında güçlü bir halk desteğiyle yeniden seçildi. Bu hem Sayın Cumhurbaşkanımız hem de kendisi tarafından not edildi. Biz artık yalnızca istikşafi değil, kalıcı çözüme yönelik nitelikli müzakerelere hazırız.
Yunan iç siyasetinde Türkiye’nin sürekli bir tehdit olarak sunulması ciddi bir baskı unsuru. Türkiye ile sorunları çözmeye çalışan her siyasetçi bunun bedelini ödüyor. Bu anlayışın aşılması gerekiyor.”
Fidan ayrıca son iki yılda hava ihlalleri ve gerginliklerin azaldığını, güven artırıcı önlemlerin kısmen işe yaradığını, göç ve diğer alanlarda iş birliğinin sürdüğünü vurguladı. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması için de çalışmaların sürdüğünü ve F-35 meselesinde bu yıl ilerleme umut ettiklerini söyledi.
Yunanistan–İtalya ve Yunanistan–Mısır Anlaşmaları “Truva Atı” mı?
Yunan basınında, Atina’nın İtalya ve Mısır ile yaptığı deniz yetki alanı anlaşmalarının, Türkiye ile yapılacak olası bir anlaşma için olumsuz emsal oluşturduğu ileri sürülüyor.
İtalya Anlaşmasındaki “Tuzak Noktalar”
Yunanistan’ın İyon Denizi’nde karasularını 12 mile çıkarması ve İtalya ile MEB anlaşması yapması, Atina açısından iki kritik zayıf nokta barındırıyor:
Adalara tam değil, kısmi etki tanınması.
Othon (Othoni) ve İstrofad (Strofades) adalarına tam etki verilmemesi, Meis (Kastellorizo), Rodos çevresi ve diğer Ege adaları için de emsal teşkil edebilir.
İtalyan balıkçıların Yunan MEB’inde avlanabilmesi.
Bu durumun, ileride Türk balıkçıları için de benzer haklar doğurabileceği savunuluyor.
Mısır ile Kısmi MEB Anlaşması
Yunanistan–Mısır anlaşması, Rodos’un doğusuna uzanmıyor ve Rodos–Meis hattını dışarıda bırakıyor. Bu anlaşmada da Girit, Kaşot, Kerpe ve Rodos’a kısmi etki tanındığı vurgulanıyor.
Anlaşmada ayrıca, gelecekte Türkiye veya Güney Kıbrıs ile yapılacak MEB sınırlandırmaları için Mısır’ın önceden bilgilendirilmesi şartı bulunuyor.
En dikkat çekici madde ise, sınır aşan hidrokarbon yataklarının ortak işletilmesini öngören hüküm. Yunan basınına göre bu, Ege ve Doğu Akdeniz’de Türkiye ile ortak enerji işletmeciliğinin önünü açan “arka kapı” niteliğinde.
Türk MEB Haritası: “Denize Uzanan Parmaklar”
Haberde, Türkiye’nin 1974’ten bu yana dile getirdiği tezler doğrultusunda, olası bir nihai MEB haritasında Türk deniz yetki alanlarının Ege’nin içine doğru uzanan deniz koridorları şeklinde olacağı öne sürülüyor.
Bu alanların şunları kapsayabileceği iddia ediliyor:
Semadirek’in (Samothraki) kuzeyi – Taşöz (Thasos) önü
Limni (Limnos)–Semadirek–Taşöz arası (Bamburas petrol sahası)
Limni–Midilli arası
Midilli (Mitilini)–Sakız (Hios) arası
Sakız (Hios)–Sisam (Samos) hattı
Ahikerya (İkariya) güneyinden Rodos–Kerpe (Karpatos)–Meis hattına uzanan bölge
Bu senaryoda, Yunanistan’ın hava sahası ve Atina FIR hattının da daralacağı öne sürülüyor.
Türkiye’nin “Geri Adım” Gibi Sunacağı Hamleler
Yunan basınına göre Türkiye, aşağıdaki adımları taviz gibi sunabilir:
Ege’de karasularının bölgelere göre 12–10–9–8 mil olarak kabul edilmesi karşılığında casus belli kararının kaldırılması
Meis (Kastellorizo), Karaada (Ro) ve Çamada (Strongili) adalarına 12 mil karasuyu tanınması (ancak MEB’de kısmi etki)
Büyük Ege adalarının egemenliğinin sorgulanmaması, ancak silahsızlandırma taleplerinin sürdürülmesi
Habere göre asıl kazanç, Türkiye’nin Yunanistan’ı doğrudan siyasi müzakere masasına çekmesi olacak.
Sonuç: “Yunanistan Kaybedecek”
Yunan basınındaki değerlendirme şu ifadelerle son buluyor:
“Yunanistan bu müzakerelerden yalnızca kayıpla çıkacaktır. Çünkü Atina’nın masada talebi yoktur, Ankara’nın ise taleplerle dolu bir sepeti vardır. Trump tipi bir dış tahkim, Türkiye lehine sonuçlar doğuracaktır.
Gerçekten de bu senaryoda Yunanistan’ın kaybetmeyeceğine inanan var mı?”