
Yunan-Amerikan Milletvekillerinden Rubio’ya Türkiye’ye F-16 ve F-35 Satışına Karşı Mektup
Yine devreye girdiler. Yunan-Amerikan Milletvekillerinden Rubio'ya Türkiye'ye F-16 ve F-35 satışına karşı mektup.
Yine devreye girdiler. Yunan-Amerikan Milletvekillerinden Rubio’ya Türkiye’ye F-16 ve F-35 satışına karşı mektup.
Partiler üstü grubun üyeleri Yunan asıllı Amerikan Milletvekilleri, Türkiye’nin ABD ulusal güvenliği için tehlike oluşturulduğu ileri sürülerek Trump-Erdoğan görüşmesinden kısa bir süre önce Rubio ve Hegseth’e gönderilen bir mektupla gündeme getirildi.
Trump-Erdoğan görüşmesi öncesinde Rubio ve Hegseth’e gönderilen mektupta, “Türkiye’nin Rus S-400 sistemini edinmesinin ve devam eden bu sistemi elinde tutmasının güvenlik riskleri biliniyor. S-400, F-16 ve F-35 dahil olmak üzere ABD askeri uçakları için doğrudan bir tehdit oluşturmaktadır; çünkü bu sistemlerle eş zamanlı çalışması durumunda Rus istihbaratının hassas ABD askeri teknolojisi hakkında bilgi edinmesini sağlayabilir.” İfadelerine yer veriliyor.
Özellikle, Kongre Üyeleri Chris Pappas, Gus Bilirakis, Dina Titus ve Nicole Malliotakis (Yunanistan Parlamenter Grubu eş başkanları ve başkan yardımcıları) liderliğinde, iki partiden oluşan bir grup meslektaşlarıyla birlikte Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth’e bir mektup gönderdi. Bu mektupta, Türkiye’nin Rus S-400 füze sistemlerine sahip olmasına rağmen, Trump yönetiminin Türkiye ile F-16 ve F-35 savaş uçaklarının satışı hakkındaki görüşmelerine karşı olduklarını ifade ediyor ve yönetimi böyle bir satışa girişmeden önce Amerikan yasalarına saygı göstermeye ve uymaya çağırıyorlar.
Türkiye, 2019 yılında Trump yönetimi tarafından F-35 programından çıkarılmıştı ve şu anda CAATSA (Yaptırımlar Yoluyla Amerika’nın Düşmanlarına Karşı Koyma Yasası) uyarınca yaptırımlara tabidir. Bunun nedeni, Erdoğan yönetiminin Amerikan yasalarını açıkça ihlal ederek Rus S-400 karadan havaya füze savunma sistemini satın alma kararıdır.
ABD ulusal güvenliğine yönelik tehlikeyi vurgulayan üyeler şunları yazdı:
“Türkiye’nin Rus S-400 sistemini edinmesinin ve devam eden bu sistemi elinde tutmasının güvenlik riskleri biliniyor. S-400, F-16 ve F-35 dahil olmak üzere ABD askeri uçakları için doğrudan bir tehdit oluşturmaktadır, çünkü bu sistemlerle eş zamanlı çalışması durumunda Rus istihbaratının hassas ABD askeri teknolojisine erişim sağlamasına izin verebilir.”
Herhangi bir satış yapılmadan önce yönetimin Kongre’ye sunması gereken sertifikasyon gerekliliklerini vurgulayan üyeler şunları yazdı: “CAATSA’ya ek olarak, Kongre, Mali Yılı 2020 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası’nın 1245. Maddesini yürürlüğe koydu… bu madde, F-35 uçaklarının Türkiye’ye herhangi bir transferine ilişkin belirli yasal kısıtlamalar getirmektedir… Ancak, Kongre’ye böyle bir sertifikasyon sağlanmamıştır, ne de Türkiye böyle bir sertifikasyon elde etme koşullarını yerine getirmek için gerekli adımları atmıştır. Bu sertifikasyon olmaksızın F-35 uçaklarının veya ilgili sistemlerin herhangi bir satışı veya transferi, Amerikan yasalarının açık bir ihlali olacaktır. Ayrıca, bu gereklilikleri atlatmaya yönelik herhangi bir girişim… Kongre’nin niyetine açıkça meydan okuyacaktır.”
Sonuç olarak şunları belirttiler: “Kongre, Türkiye’nin F-35’e erişimi konusunda tutarlı bir şekilde iki partinin de kısıtlamalarını desteklemiştir. Yasaların gerektirdiği sertifikasyon sağlanmadan bu politikayı tersine çevirmeye yönelik herhangi bir adım, Amerikan yasalarının açık bir ihlali olacak, Kongre’nin yetkisini zayıflatacak ve başkalarına Amerikan yasalarının ve stratejik ilkelerinin göz ardı edilebileceği mesajını gönderecektir.”
Bu mektup, özellikle F-16 ve F-35 savaş uçaklarının potansiyel satışının, Türkiye’nin S-400 sistemlerine sahip olması nedeniyle yarattığı ulusal güvenlik risklerine odaklanıyor. Mektup, bu tür bir satışın hem ABD yasalarını (özellikle CAATSA ve NDAA’nın 1245. Maddesini) hem de Kongre’nin iradesini ihlal edeceğini belirtiyor.







