
Yeni Uygulama! Yunanistan’da Berberden Doktora Artık Herkes Mercek Altında!
Vergi kaçakçılığıyla mücadele mi, yoksa nefes alamaz hale gelen bir toplumun üzerine daha fazla yük bindirmek mi?
Vergi kaçakçılığıyla mücadele mi, yoksa nefes alamaz hale gelen bir toplumun üzerine daha fazla yük bindirmek mi?
Yunanistan’da son yıllarda art arda devreye alınan sıkı ekonomi ve vergi politikaları, toplumun geniş kesimlerinde ciddi bir yorgunluk ve bıkkınlık yaratmış durumda.
Hükümetin “kayıt dışı ekonomiyle mücadele” gerekçesiyle attığı her yeni adım, özellikle küçük esnaf ve serbest meslek sahipleri üzerinde baskıyı daha da artırıyor. Bu tabloya eklenen son uygulama ise, dijital denetim ağının neredeyse hayatın her alanına yayılacağını gösteriyor.
Bağımsız Kamu Gelirleri Kurumu (AADE), 2026 yılı itibarıyla “dijital müşteri kayıt sistemi”ni yeni meslek gruplarına genişletmeye hazırlanıyor. Hedefte bu kez yalnızca işletmeler değil, birebir hizmet sunan meslekler de var. Planlamaya göre; spor salonları, dans okulları, güzellik merkezleri, kuaförler, fizyoterapi merkezleri ile birlikte doktorlar, avukatlar ve noterler de bu sisteme dahil edilecek.
Vergi idaresi, bu meslek gruplarının seçilmesinin tesadüf olmadığını savunuyor. Yetkililere göre, söz konusu alanlarda nakit kullanımının yaygın olması ve işlemlerin büyük bölümünün banka sistemi dışında gerçekleşmesi, vergi denetimini zorlaştırıyor. Ancak meslek temsilcileri ve vatandaşlar, bu yaklaşımın “herkesi potansiyel vergi kaçağı gibi görme” anlayışını pekiştirdiğini dile getiriyor.
Dijital müşteri kaydı uygulaması ilk olarak Temmuz ayında otomotiv sektöründe hayata geçirilmişti. Oto tamircileri, kaportacılar, oto yıkamacılar, otoparklar ve araç kiralama firmaları; her aracı anlık olarak sisteme girmek ve araç tesliminde mutlaka fatura ya da fiş kesmek zorunda bırakıldı. Kurallara uymayanlara araç başına 100 euro ceza kesilmesi öngörüldü.
Aynı model şimdi yeni sektörlere taşınıyor. Buna göre; bir müşteri randevu aldığında ya da hizmetten yararlandığında, bilgileri dijital müşteri defterine kaydedilecek ve bu veriler otomatik olarak AADE sistemlerine aktarılacak. Bu kayıt, fiilen fatura veya fiş kesme zorunluluğunu da tetikleyecek.
Toplanan veriler, myDATA sistemi üzerinden iletilen faturalarla çapraz kontrol edilecek. Müşteri kaydı ile kesilen belge arasında uyumsuzluk tespit edilmesi halinde, ilgili işletme doğrudan vergi incelemesine alınacak. Hükümet, bu yöntemle denetimleri “anlık ve otomatik” hale getirmeyi hedefliyor.
Ancak sahadaki gerçekler farklı bir tabloya işaret ediyor. Artan enerji maliyetleri, yüksek kiralar, düşen alım gücü ve peş peşe gelen vergi yükleri nedeniyle zaten ayakta kalmakta zorlanan küçük işletmeler, bu dijital uygulamaları yeni bir ekonomik baskı aracı olarak görüyor. Birçok meslek odası, devletin büyük vergi kaçakçılığı yerine küçük esnafın üzerine gitmesini sert biçimde eleştiriyor.
AADE ise tüm eleştirilere rağmen geri adım atmaya niyetli değil. Kurumun hedefi, dijital denetim araçları sayesinde en az 1 milyar euro ek vergi geliri elde etmek. Hükümet cephesi bu politikayı “adalet ve şeffaflık” söylemiyle savunurken, toplumun geniş kesimleri için bu adımlar artık ekonomik bir kemer sıkma politikasının dijital versiyonu olarak algılanıyor.
Yunanistan’da sorulan temel soru ise giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor:
Vergi kaçakçılığıyla mücadele mi, yoksa nefes alamaz hale gelen bir toplumun üzerine daha fazla yük bindirmek mi?