Yunanistan Haber

“Yaşayan Anıtların Kapadokya’sı” İstanbul’da Anlatılacak

İosifidis’e göre Türk ve Yunan halkları, siyasetin ötesinde, bin yıllık bir komşuluğun ve kardeşliğin mirasçıları.

Yunanistan’ın İstanbul Başkonsolosu Konstantinos Kutras’ın ev sahipliğinde düzenlenecek olan “Yaşayan Anıtların Kapadokya’sı” sempozyumu, ortak bir geçmişin ve kardeşliğin izlerini sürecek.

Tarihin tozlu sayfaları, Ege’nin her iki yakasında hala taze kalan anılarla yeniden canlanıyor. Kapadokya Araştırmaları Merkezi “İ Nazianzos” tarafından düzenlenen ve Doğu Makedonya-Trakya Eyaleti ile iş birliği içinde gerçekleştirilen sempozyum, 5 Mart 2026 tarihinde İstanbul’daki tarihi Şişmanoğlu Kültür Merkezi (Sismanoglio Megaro) binasında kapılarını açıyor.

Mübadelenin Ayırdığı Kardeş Halklar

Etkinliğin en dikkat çeken isimlerinden biri, hayatını ortak kültürel mirasa adamış olan Araştırmacı-Yazar Kaplanis A. İosifidis. Yunanistan’ın Nea Karvali (Yeni Gelveri) bölgesinde uzun yıllardır çalışmalar yürüten İosifidis, sadece bir araştırmacı değil, aynı zamanda halklar arasındaki gönüllü bir köprü.

Kendi çabalarıyla kurduğu ve Avrupa’da ödül alarak başarısını kanıtlayan müzesiyle tanınan Kaplanis İosifidis, mübadelenin aslında bir ayrılık değil, paylaşılan ortak bir acı ve kültürel zenginlik olduğuna inanıyor. İosifidis’e göre Türk ve Yunan halkları, siyasetin ötesinde, bin yıllık bir komşuluğun ve kardeşliğin mirasçıları.

“Son Haftanın Anıları”

İosifidis, sempozyumda gerçekleştireceği “1924 Yazı, Konya’daki Son Haftanın Anıları” başlıklı konuşmasıyla, mübadele döneminde Anadolu’dan ayrılanların yaşadığı o hüzünlü son günleri ve beraberlerinde götürdükleri hatıraları anlatacak.

Zengin Program ve Müzik Ziyafeti

Sempozyumda sadece tarih değil, arkeoloji ve müzik de konuşulacak:

Arkeolog Haralampos-Periklis Nomidis: Konya Metropoliti Prokopios’un (1859-1923) izini sürecek.

Dr. Miltiadis Pappas: Karamanlıca müzik yayınları ve dini musiki üzerine sunum yapacak.

Arkeolog Mete İlker Mimiroğlu: Konya Listra Antik Kent kazılarındaki son bulguları ilk kez paylaşacak.

Etkinliğin finalinde ise Kavala Müzik Okulu, Ege’nin her iki yakasında yankılanan ortak ezgilerle katılımcılara unutulmaz bir dinleti sunacak.

Etkinlik Detayları:

Yer: Sismanoglio Megaro, İstiklal Caddesi

Tarih: 5 Mart 2026, Perşembe

Saat: 18:00

Editör Yorumu: Barışın Köprüleri Neden Tek Taraflı Olsun?

İstanbul’da düzenlenecek olan “Yaşayan Anıtların Kapadokya’sı” sempozyumu, şüphesiz ki Ege’nin her iki yakasındaki halkların birbirine olan kadim bağlılığını hatırlatması açısından kıymetli bir adım.

Araştırmacı Kaplanis İosifidis’in “mübadeleyi bir ayrılık değil, ortak acı ve zenginlik” olarak tanımlaması, siyasetin sığ sularından çıkıp insan kalbinin derinliklerine inen bir bakış açısıdır.

Ancak, Türkiye’nin değişik bölgelerinde cemaati dahi olmayan restorasyonu yapılan kiliselerin bile ayine açıldığı, Osmanlı mirasının tüm hoşgörüsüyle sergilendiği bir iklimde şu soruyu sormak kaçınılmaz hale geliyor: Neden bu sesler Kavala’da, Yanya’da, Tırhala’da veya Atina’da aynı gürlükte yankılanmıyor?

Korku Prangalarından Kurtulmak

Türkiye, kendi topraklarındaki Hristiyan mirasını “kültürel bir zenginlik” olarak kabul edip korurken, benzer bir özgüven ve samimiyet beklemek komşuluk hakkıdır. Yunanistan’ın, topraklarındaki Osmanlı-Türk eserlerini “yabancı bir unsur” değil, kendi tarihinin ve bugünkü zenginliğinin bir parçası olarak görmesi gerekir.

Dini Özgürlüklerin Mütekabiliyeti

Bir yanda kiliselerde yükselen dualar varken, diğer yanda tarihi camilerin kapılarının Cuma namazına kapalı kalması veya minarelerin sessizliğe mahkûm edilmesi, sempozyumun savunduğu “kardeşlik” ruhuna gölge düşürmektedir.

Kültürel Miras Ortaktır

Osmanlı camileri, hamamları ve köprüleri Yunanistan’ın sadece geçmişi değil, bugünkü turistik ve kültürel değeridir. Bu eserlerin restore edilmesi ve yaşayan birer mekâna dönüştürülmesi Yunanistan’ı zayıflatmaz, aksine medeniyetler beşiği olma iddiasını güçlendirir.

Bir Yerden Başlamak Şart

Sempozyumda konuşulacak olan “1924 Yazı’nın hüzünlü anıları”, sadece Anadolu’dan gidenlerin değil, Selanik’ten, Drama’dan, Girit’ten kopup gidenlerin de hikâyesidir. Eğer gerçek bir barış köprüsü kuracaksak, bu köprünün ayakları sadece İstanbul’da değil, Yunanistan’ın her köşesinde sağlam yere basmalıdır.

Korku, tarihsel bir yükten başka bir şey değildir. Yunan devletinin bu prangalardan kurtulması, kendi topraklarındaki İslam ve Türk mirasına sahip çıkması, barışı sadece bir “temenni” olmaktan çıkarıp “gerçeklik” haline getirecektir.

Sonuç olarak;

Kapadokya’nın anılarını İstanbul’da yad etmek güzeldir, ancak aynı heyecanla Selanik’te bir Osmanlı eserinin restorasyonunu veya Yanya’da bir kültürel etkinliği kutlamak çok daha değerlidir.

Unutulmamalıdır ki; anıtlar taşlardan değil, insanların onlara yüklediği ortak yaşanmışlıklardan ibarettir. Barışın dili, karşılıklı saygı ve cesaretle konuşulduğunda anlam kazanır.

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu