
Venizelos: “Bize Bizden Başkası Yardım Etmez”
"Türkiye ile ilişkilerde zaman daralıyor, stratejik tutarlılık şart! Türkiye ile kıta sahanlığı ve MEB sınırlandırması gibi hayati konularda vakit daralıyor. Bizim 'stratejik bir tutarlılığa' ihtiyacımız var. Bize bizden başkası yardım etmez."
Yunanistan siyasetinin ağır toplarından Evangelos Venizelos, Miçotakis hükümetine yaylım ateşi açtı.
Venizelos, sadece yolsuzluk ve iç siyaseti değil, hükümetin dış politika ve Kıbrıs stratejisini de sert sözlerle hedef aldı: “Türkiye ile ilişkilerde zaman daralıyor, stratejik tutarlılık şart! Türkiye ile kıta sahanlığı ve MEB sınırlandırması gibi hayati konularda vakit daralıyor. Bizim ‘stratejik bir tutarlılığa’ ihtiyacımız var. Bize bizden başkası yardım etmez” ifadelerini kullanarak Miçotakis’e uyarılarda bulunuyor.
Yunanistan eski Başbakan Yardımcısı ve PASOK eski Lideri Evangelos Venizelos, Miçotakis hükümetinin “normalleşme” söylemini yerle bir eden açıklamalarda bulundu.
To Vima gazetesinin Pazar günkü ekine verdiği mülakatla gündemi sarsan deneyimli siyasetçi, ülkenin derin bir yönetim krizi ve yolsuzluk sarmalında olduğunu belirterek, hükümetin Türkiye ve Kıbrıs politikalarındaki “gevşekliği” eleştirdi.
“Türkiye ile İlişkilerde ‘Gevşek Zaman’ Devri Kapandı”
Venizelos, Yunan dış politikasının en hassas noktası olan Ege ve Doğu Akdeniz meselelerinde hükümeti uyardı. Yunanistan’ın son 50 yıldır Türkiye ile olan ilişkilerinde ve Kıbrıs meselesinde “zamanı yayma” ve “yavaş hareket etme” alışkanlığına sahip olduğunu hatırlatan Venizelos, şu çarpıcı tespiti yaptı:
“Artık protokoller değişti. Eskiden sahip olduğumuz o rahat zaman dilimi yok. Batı içinde belirsizliklerin arttığı, Trump döneminin etkilerinin hissedildiği bir süreçteyiz. Türkiye ile kıta sahanlığı ve MEB sınırlandırması gibi hayati konularda vakit daralıyor. Bizim ‘stratejik bir tutarlılığa’ ihtiyacımız var.”
Kıbrıs ve Doğu Akdeniz Denklemi
Hükümetin Mısır ve İsrail ile yürüttüğü üçlü iş birliklerinin Amerikan desteği olduğu sürece anlamlı olduğunu savunan Venizelos, asıl meselenin Ankara-Atina hattında bittiğini vurguladı. Venizelos’a göre; Yunanistan- Güney Kıbrıs-İsrail elektrik hattı gibi projeler hala beklemedeyken, Türkiye ve hatta Libya ile deniz yetki alanları konusunda somut adımlar atılması kaçınılmaz bir zorunluluk.
“Miçotakis Hükümeti Ülkeyi Uçuruma Sürüklüyor”
Venizelos’un en sert eleştirisi ise Yunanistan’ın iç yapısına yönelik oldu. Miçotakis’in “tek parti iktidarı” devrinin bittiğini savunan Venizelos, olası bir koalisyon senaryosuna da kapıyı araladı. Ancak Miçotakis’in aşırı sağ partilerle (Velopoulos ve Latinopoulou gibi) kurabileceği bir ortaklığın dış politikada tam bir felaket olacağını iddia etti:
“Böyle bir koalisyon, Trump dönemi şartlarında dış politikada ne anlama gelir? Yunanistan’ın sadece rakamsal olarak bir hükümeti olabilir ama ülke aslında ‘yönetilemez’ bir halde kalır.”
“Venizelos’un Dönüşü mü?”
Yunanistan’daki siyasi gözlemciler, aktif siyasetten uzak olmasına rağmen Venizelos’un bu çıkışını, hükümetin Doğu Akdeniz’deki hamlelerini “yetersiz” ve “stratejik derinlikten yoksun” bulmasının bir sonucu olarak görüyor. Özellikle Türkiye ile yürütülen istikşafi görüşmeler ve Kıbrıs konusundaki BM girişimleri karşısında Atina’nın daha net bir çizgiye çekilmesi gerektiğini savunan Venizelos, Miçotakis’in “merkez sağ” seçmenini de kendi tarafına çekmeye çalışıyor.
Venizelos’un en kilit tespiti, Yunanistan’ın geleneksel “zamanı dondurma” politikasının artık işe yaramayacağıdır.
Venizelos’un Uyarısı: “Bize Bizden Başkası Yardım Etmez”
Atina, Ege ve Kıbrıs sorunlarını zamana yayarak, uluslararası konjonktürün Türkiye aleyhine dönmesini bekliyordu.
Trump’ın dönüşü ve küresel düzendeki belirsizlikler, “zamanı hızlandırdı”. Artık sahadaki gelişmeler (Doğu Akdeniz enerji denklemi, Mavi Vatan vb.) Atina’nın pasif kalmasına izin vermiyor. Venizelos, Miçotakis’i “stratejik bir eylem planı” olmamakla suçluyor.
Venizelos, sadece Türkiye ile değil, Kıbrıs meselesinde de Miçotakis hükümetinin sadece “iletişimsel” (halkla ilişkiler odaklı) hamleler yaptığını ima ediyor.
Yunanistan-İsrail-Güney Kıbrıs hattındaki görüşmelerin sadece “fotoğraf karesinden” ibaret kalmaması gerektiğini savunuyor.
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs konusundaki girişimlerine karşı “sürekli ve aktif” bir yanıt verilmesi gerektiğini vurgulayarak, pasif bekleyişin KKTC’nin ve Türkiye’nin elini güçlendirdiğini düşünüyor.
Hükümet çevreleri genellikle ABD ve AB desteğine güvenen bir dil kullansa da, Venizelos daha realist bir noktaya parmak basıyor.
“Stratejik ortaklar (ABD, Fransa vb.) ne kadar önemli olursa olsun, Ege ve Doğu Akdeniz’deki gerilimin dozunu ve sonucunu sadece Ankara ve Atina arasındaki doğrudan temaslar belirleyecektir.”
Venizelos, uluslararası hukuka dayalı bir Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ve Kıta Sahanlığı sınırlandırması için Türkiye ile “ciddi ve sonuç odaklı” bir müzakere sürecinin kaçınılmaz olduğunu, ancak Miçotakis’in bu siyasi riski almaktan kaçtığını savunuyor.
Bu açıklamalar, Atina’da “Ulusal Bir Strateji Boşluğu” olduğu tartışmasını alevlendirecektir. Venizelos’un bu kadar sert bir ton kullanmasının 3 ana sonucu olabilir:
Hükümet Üzerinde Sağ Kanat Baskısı
Miçotakis, sadece soldan değil, Venizelos gibi “ağır toplardan” ve Samaras gibi kendi içindeki sağcılardan gelen eleştirilerle sıkışmış durumda. Bu durum, Türkiye ile yürütülen diyalog sürecinde Miçotakis’in elini zayıflatabilir veya onu daha milliyetçi bir söyleme itebilir.
Venizelos kendisini “metapolitik” (siyaset üstü) bir konuma yerleştirerek, dış politikayı iç siyasetin bir aracı olmaktan çıkarmaya çalışıyor. Bu da Miçotakis’in dış politikayı “oy toplama aracı” olarak kullandığı suçlamasını güçlendiriyor.
Venizelos bir Anayasa Profesörü olduğu için, onun “hukuki eksiklik” vurgusu (örneğin Libya ile olan durum veya deniz hukukuna dair teknik detaylar), Yunanistan Parlamentosundaki tartışmaları daha teknik ve zorlayıcı bir boyuta taşıyacaktır.
Bekleyelim görelim…….