Yunanistan Haber

“Türkiye Kadar Bile Olamıyoruz, Bizi İlgilendirmeyen Bir Savaşın İçine İtiliyoruz”

İgnatiadis'e göre, Yunan ordusu şu anki yapısıyla ne Türkiye'ye ne de Rusya'ya karşı böyle bir operasyonu sürdürebilecek lojistik ve stratejik derinliğe sahip değildir.

Theodoros İgnatiadis, 27 Aralık 2025 tarihinde Militaire Channel’ın konuğu oldu. İgnatiadis, Yunan hükümetinin ve Avrupa’nın izlediği politikanın Yunanistan’ı kendi çıkarına olmayan büyük bir bölgesel ve küresel çatışmanın parçası haline getirdiğini, bunun da hem güvenlik hem de ekonomik açıdan ağır bedelleri olacağını savunuyor.

İgnatiadis’in katıldığı söyleşi programında, “Yunanistan’ı kendisini ilgilendirmeyen bir savaşta vekil ülke olmaya itiyorlar” ifadelerini kullanması oldukça dikkat çekici.

Theodoros İgnatiadis, Militaire Channel’a verdiği mülakatta Yunanistan’ın Ukrayna savaşına çekilme riskine dair önemli uyarılarda bulunuyor.

Yunanistan’ın Ukrayna’nın kaderini paylaşmaması gerektiğini, Türkiye ile olan sorunların ancak “güçlü ve bağımsız bir Yunanistan” ile çözülebileceğini, başkalarının (NATO/AB) çıkarları için Rusya ile düşman olmanın Yunanistan’ın stratejik derinliğini yok ettiğini savunuyor.

İgnatiadis, bazı odakların Yunanistan’ı Ukrayna savaşında bir “vekil ülke” (proxy country) olarak konumlandırmak istediğini belirtiyor.

Yakın zamanda Girit açıklarında bir tankere isabet eden Ukrayna dronu olayının, Yunanistan’ın savaşa daha derin ve tehlikeli bir şekilde dahil olduğuna dair büyük bir endişe yarattığını ifade ediyor.

Savaşın sadece cephe hattıyla sınırlı kalmadığını; ekonomik, ticari, siyasi, kültürel ve bilgi savaşı boyutlarıyla küresel bir “hibrit çatışmaya” dönüştüğünü vurguluyor.

İgnatiadis, Avrupa ve Yunanistan halkının, kendilerini doğrudan ilgilendirmeyen bir savaşa psikolojik olarak hazırlandığını savunuyor.

Ekonomik ve siyasi sonuçları olacak olan bu savaşta, Avrupa’nın ısrar etmesinin Yunanistan için dramatik sonuçlar doğuracağını; ilk kez “yenilenler tarafında” yer alma riskiyle karşı karşıya kalabileceğimizi belirtiyor.

Theodoros İgnatiadis’in doğrudan Türkiye-Yunanistan ilişkilerine odaklanmadığını, ancak Türkiye’yi “küresel satrançtaki konumu” ve “Yunanistan’ın yanlış stratejileri” üzerinden birkaç kritik noktada şu değerlendirmede bulunuyor.

1. “Türkiye Kadar Bile Olamıyoruz” (Egemenlik ve Gemiler)

İgnatiadis, Girit açıklarında dronla vurulan tanker olayını anlatırken Türkiye’den örnek veriyor. Ukrayna’nın daha önce bir Türk gemisini de vurduğunu hatırlatıyor. Ancak buradaki temel eleştiri şu: Türkiye gibi ülkelerin kendi ticari çıkarlarını ve gemilerini korumak için daha aktif/bağımsız bir duruş sergilediğini, Yunanistan’ın ise kendi karasularındaki bir saldırıda bile (Girit olayı) “vekil ülke” gibi hareket edip sessiz kaldığını dile getiriyor.

2. Savunma Öncelikleri ve “Boşalan Mevziler”

Theodoros İgnatiadis, Yunanistan’ın Fransa’daki tatbikata 25 adet Leopard tankı göndermesini eleştirirken dolaylı yoldan Türkiye’ye şu sözlerle değiniyor:

“Yunanistan’ın karşı karşıya olduğu çok spesifik bir tehdit var (Türkiye kastediliyor) ve bu tehdit varken, Rusya ile savaş senaryolu bir tatbikat için kuzey Fransa’ya tek bir tank paleti bile gönderecek lüksümüz yok.”

Burada, Yunan hükümetinin “gerçek tehdit” olan komşusunu (Türkiye) ihmal edip, NATO ve Brüksel hatırı için enerjisini ve silahlarını kuzeye (Rusya cephesine) kaydırdığını savunuyor.

3. “Önleyici Vuruş” Tartışması

Yunan askeri yetkililerinin son dönemde dile getirdiği “önleyici vuruş” (preemptive strike) söylemini eleştirirken şunları söylüyor:

Yunan siyasetinde konuşulan “Türkiye’ye karşı önleyici vuruş yapalım” fikrini askeri bir “hayal” olarak nitelendiriyor:

İgnatiadis’e göre, Yunan ordusu şu anki yapısıyla ne Türkiye’ye ne de Rusya’ya karşı böyle bir operasyonu sürdürebilecek lojistik ve stratejik derinliğe sahip değildir. Bu tür açıklamaları yapanları halkı yanıltmakla suçluyor.

“Yunanistan ne Türkiye’ye ne de Rusya’ya karşı önleyici bir vuruş yapabilecek durumda değildir. Bir askeri yetkilinin bunu kamuoyunda tartışması, sadece halkı savaşa hazırlama (manipülasyon) çabasıdır.”

4. Rusya ile Düşmanlığın Türkiye’ye Yaradığı İması

İgnatiadis, Yunanistan’ın Rusya ile köprüleri tamamen atmasının (tarihte ilk kez bu kadar sert bir düşmanlık), Türkiye’nin Rusya ile kurduğu “denge politikasının” aksine Yunanistan’ı bölgede yalnızlaştırdığını ve stratejik olarak zayıflattığını dolaylı yoldan savunuyor.

İgnatiadis Türkiye’yi bir “düşman” olarak analiz etmekten ziyade, Yunan hükümetinin Türkiye tehdidini unutup Ukrayna/Rusya savaşına “vekil asker” olma hevesini eleştirmek için bir kıyas unsuru olarak kullanıyor.

İgnatiadis, Yunan ordusunun en modern birimlerinden olan 25 adet Leopard tankının Fransa’daki bir tatbikata gönderilmesini teknik ve stratejik açıdan şöyle analiz ediyor:

Hatalı adres olarak değerlendiriyor. Yunanistan’ın savunma önceliği Meriç ve adalar hattıdır. Bu tankların binlerce kilometre öteye, Rusya ile olası bir savaş senaryosu için gönderilmesi, Yunanistan’ın kendi savunma hattında “gereksiz bir boşluk” yaratmaktır.

Bir savaş durumunda bu tankların geri getirilmesi veya bu kapasitenin ikame edilmesi kolay değildir. Ignatiadis, bu hamleyi askeri bir gereklilikten ziyade, siyasi bir “sadakat gösterisi” olarak görüyor.

Girit açıklarında bir tankerin dronla vurulması olayını, modern hibrit savaşın bir örneği ve hava savunma zafiyeti olarak görüyor. Bir dronun Yunan hava sahasına girip, Girit gibi stratejik bir bölgede operasyon yapabilmesi (veya buradan kalkması), hava savunma sistemlerinin veya erken uyarı mekanizmalarının sorgulanmasına neden olduğunu ileri sürüyor.

Dronların küçük olması bir mazeret değildir; İgnatiadis, eğer bu dronlar tespit edilemiyorsa veya müdahale edilmiyorsa, bunun Yunanistan’ın Ege’deki “kör noktalarını” ifşa ettiğini savunuyor.

İgnatiadis, NATO ve Batı’nın Rusya’yı küçümsemesini askeri verilerle eleştiriyor:

Rusya’nın tek başına, tüm NATO ülkelerinin (ABD dahil) toplamından üç kat daha fazla hava savunma füzesi ve mühimmat ürettiğini belirtiyor. Rus silahlarının savaş içinde sürekli evrim geçirdiğini (örneğin köprüleri yıkan hassas vuruşlar), Batı’nın ise stoklarını eriterek Ukrayna’ya gönderdiğini ve kendi savunma sanayisini yenilemekte yavaş kaldığını iddia ediyor.

Askeri tarihçi Fernand Foch’un 1. Dünya Savaşı sonuna dair yaptığı matematiksel tahminlere atıfta bulunarak bir projeksiyon sunuyor:

Ukrayna’nın “insan ve mühimmat rezervlerinin” azalma hızına bakarak, savaşın 2026’da Ukrayna için askeri bir çöküşle sonuçlanacağını öngörüyor.

Rusya’nın stratejik hedefinin Odessa olacağını, Ukrayna’nın denize erişimi kesilirse askeri ve ekonomik olarak “yaşayan bir ölü” haline geleceğini analiz ediyor.

İgnatiadis aslında Yunan halkına şunu söylüyor: “Komşunla (Türkiye) sorunların var, ekonomin zayıf, enerjin pahalı. Bunları çözmek yerine neden gidip kuzeyde hiç tanımadığın bir savaşın parçası olup elindeki son tankları ve parayı oraya gönderiyorsun?” Bu analiz, Yunanistan’daki “ulusalcı ve egemenlikçi” kanadın mevcut hükümete olan öfkesini çok net özetliyor.

Theodoros İgnatiadis kimdir και ne iş yapar?

Yunan-Rus İlişkileri Uzmanı Theodoros İgnatiadis, Yunanistan και Rusya arasındaki kültürel, ekonomik και siyasi bağları güçlendirmeyi amaçlayan bir figürdür.

Atina merkezli olan ve “Dialogos” (Diyalog) adını taşıyan Yunan-Rus Kulübü’nün başkanıdır. Bu kulüp, iki ülke arasındaki dostluğu pekiştirmek için konferanslar, etkinlikler ve diplomatik buluşmalar düzenler.

Rusya’nın dış politikasına, özellikle Balkanlar ve Doğu Akdeniz’deki rolüne yakın bir duruş sergiler. Yunan medyasında sıkça Rusya yanlısı (pro-Russian) görüşleri savunan, Batı ve NATO politikalarını eleştiren biri olarak tanınır.

Profesyonel geçmişi genellikle iki ülke arasındaki ticari köprüleri kurmak ve “yumuşak güç” (soft power) diplomasisi yürütmek üzerine kuruludur.

Rus kültürünün Yunanistan’da tanıtılması ve ortak Ortodoks mirasının vurgulanması.

Çok kutuplu bir dünya düzenini savunur ve Yunanistan’ın Rusya ile daha stratejik ilişkiler kurması gerektiğini ileri sürer. Özellikle Ukrayna savaşı ve yaptırımlar döneminde, Batı’nın Rusya politikasını eleştiren açıklamalarıyla dikkat çekmiştir.

Hem Yunan hem de Rus basınında (Sputnik gibi mecralarda) sıkça analizleri yayımlanmaktadır.

Özetle, Yunanistan’da Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesini savunan en önemli sivil toplum liderlerinden ve kamuoyu figürlerinden biridir.

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu