Yunanistan Haber

“Türkiye İle Tek Uyuşmazlığımız Kıta sahanlığı ve MEB Sınırlandırılması”

"Türkiye'nin onlarca yıl öncesine dayanan iddialarından vazgeçmesini beklemek gerçekçi olmaz. Yunanistan, egemenlik konularını tartışmayacağını en başından beri açıkça belirtti. Uluslararası yargı önüne getirilebilecek tek bir uyuşmazlığı tanıyoruz: Kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlandırması."

Yunanistan Dışişleri Bakanı Gerapetritis, Yunanistan’ın BM Güvenlik Konseyi’ne geçici üye olarak katılması kapsamında yeni haftanın başlamasıyla birlikte New York ve Washington’da olacak.

Bu ziyareti öncesinde, Amerika’daki Yunan diasporası tarafından Nisan 1915 yılında kurulan “Ethnikos Kirikas” (Ulusal Tellal) gazetesi ile bir söyleşi gerçekleştirdi.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Gerapetritis “Ethnikos Kirikas” gazetesinden Hristodulos Athanasatos ie yaptığı özel söyleşide Yunanistan ABD ve Türkiye ile ilişkileri değerlendirdi. Yunan-Türk diyaloğunun seyri ve Yunan hükümetinin ABD’de bir lobi şirketi kiralaması hakkında konuştu. Gerapetritis, “yeni ABD hükümetini dikkatle izliyoruz” derken, “her halükarda Türkiye ile diyaloğun durmaması gerekiyor. Bizim atalet ve hareketsizlik gibi bir lüksümüz yok” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı Yorgos Gerapetritis söyleşide özetle şunları dile getirdi:

“Öncelikle, Yunanistan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde üye olduğu bir dönemde New York’u ziyaret etmekten ayrı bir mutluluk ve gurur duyduğumu belirtmek isterim. Ülkemizin uluslararası alanda oynadığı rolün ve diplomatik etki alanının daha da öne çıkarılması açısından son derece önemli bir fırsattır.

Yunanistan, yoğun bir diplomatik mücadelenin ardından, önümüzdeki iki yıl boyunca, özellikle kritik bir jeopolitik kavşakta, küresel güvenlik mimarisinin ortak üreticisi haline geliyor. Gelecek hafta BM Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi’ni ilgilendiren konular Ukrayna’daki savaş ve Ortadoğu krizi olacak.

Birkaç gün önce Ortadoğu’nun geniş coğrafyasında Katar, Kudüs, Ramallah, Amman, Abu Dabi ve Şam’da önemli temaslarımın ilk turunu tamamladım. Ayrıca Yeni Delhi’ye de seyahat ettim ve burada özellikle iddialı ve vizyon sahibi Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’nun (IMEEEC) uygulanması konusunda Hintli mevkidaşımla yapıcı bir görüşme gerçekleştirdim.

Yunanistan, geniş komşuluğunda tarihi değişimlerin yaşandığı bir bölgede aktif olarak varlığını sürdürüyor. Gelişmelere seyirci kalma lüksümüz yok. Biz onların bir parçası olmalıyız ve onları şekillendirmeliyiz.

ABD ile ilişkiler

New York’ta kalacağım süre içerisinde Yunan diasporasının temsilcileriyle de bir araya gelip, bizi ilgilendiren konularda görüş alışverişinde bulunma fırsatım olacak. Daha sonra Washington’a geçerek yeni Amerikan Yönetimi, Temsilciler Meclisi ve Senato üyeleriyle üst düzey temaslarda bulunacağım. Ayrıca Johns Hopkins Üniversitesi’ni ziyaret edip öğrencilerle Yunanistan’ın dünyadaki yeri hakkında konuşmaktan da mutluluk duyacağım.

Yunanistan ile ABD arasındaki ilişkiler derin bir stratejik niteliğe sahiptir. Yunan hükümeti, Başkan Trump’ın ilk döneminde Amerikan tarafıyla yakın ve yapıcı bir işbirliği içinde olmuştu. Dolayısıyla şimdi de benzer bir şeyin olacağına inanmak için her türlü nedene sahibiz.

Uluslararası alanda yeni bir tablo çiziyor gibi görünen yeni Amerikan yönetiminin açıklamaları bağlamında gelişmeleri özellikle dikkatle takip ediyoruz. Ve bir AB üyesi ülke olarak, AB’nin rolünün ve dinamiklerinin her düzeyde yükseltilmesinin gerekli olduğunu, böylece öngörülmesi zor bir uluslararası ortamın zorluklarına başarılı bir şekilde yanıt verebileceğini kabul etmeliyiz.

Bizim açımızdan şunu vurgulamak isterim ki, Yunanistan fırsatçı değildir. Uluslararası Hukuk’a ve Birleşmiş Milletler Şartı’na saygı göstererek, diplomasi ve diyalog yoluyla anlaşmazlıkların çözümüne, ilke ve değerlere bağlı kalmaya devam etmektedir.

ABD’de devletlerin uluslararası örgütler içindeki ikili ve tabii ki çok taraflı düzeylerde imajlarını ve varlıklarını güçlendirmek için kullandıkları pek çok farklı etki grubu faaliyet göstermektedir. ABD’de lobicilik, onlarca yıldır tamamen yasal bir kurum olup, çoğu zaman Yunanistan’dan daha büyük ve daha güçlü ülkeler tarafından kullanılıyor. Yunan-Amerikan ilişkilerinin stratejik niteliğinden ve her iki tarafın bunları daha da derinleştirme isteğinden şüphe etmemiz için hiçbir neden yok. ABD’de imajımızı ve ulusal çıkarlarımızı desteklemek için bu ülkeye stratejik yatırımlar yapıyoruz ve kamu diplomasisi düzeyinde faaliyet gösteriyoruz.

Ayrıca Yunan-Amerikan ilişkilerinin kurulmasında Yunan diasporasının rolünü de göz ardı etmiyoruz. Ve ABD ile yakın ilişkiler kurulmasında önemli bir yumuşak güç oyuncusu olarak elde ettiği başarılar ve sağladığı kararlı katkılar için kendisine şükranlarımı sunmak istiyorum. Bizler, Yunanlı kardeşlerimizin yardım, destek ve tavsiyelerine istikrarlı ve sürekli olarak güveniyoruz.

Yunanistan’ın BM Güvenlik Konseyi’ndeki pozisyonu

Sürekli değişen jeopolitik manzarada Yunanistan’ın BM Güvenlik Konseyi’ndeki pozisyonu hem büyük bir onur hem de büyük bir sorumluluktur. Öte yandan Yunanistan son yıllarda ekonomik, göç, sağlık, enerji, jeopolitik alanlarda art arda gelen krizlerden sıyrılmayı ve uluslararası alanda güçlü bir yer edinmeyi başardı. Uluslararası Hukuk’a olan bağlılığımız ve aynı zamanda dünya çapındaki devletlerle samimi ilişkiler geliştirmemiz sayesinde, Kuzey ile Güney, Doğu ile Batı arasında bir köprü olmayı hedefliyoruz.

Ama tam da bu noktada bizim büyük sorumluluğumuz var. Devletlerin yaklaşık dörtte biri bir tür gerginlik veya çatışma içinde olduğunda, Yunanistan, Birleşmiş Milletler Şartı’nda somutlaştırılan uyuşmazlıkların barışçıl çözümü ilkesinin gerçek anlamını yeniden tesis etmek için elinden gelen her şeyi yapacaktır.

Türkiye ile diyalog ve şimdi nereye doğru gidiyoruz?

Kişisel dürüstlüğüm nedeniyle, Dışişleri Bakanı olarak, müzakereli bir yaklaşımla barıştan yana, bir akademisyen olarak temel konumumdan sapamazdım. İster Cumhuriyetin işleyişi olsun, ister uluslararası ilişkiler olsun, anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözümünü aramak zorundayız.

Elbette diyaloğun etkili olabilmesi için dürüstlükle yapılandırılması ve yürütülmesi gerekir. Türkiye ile bir buçuk yılı aşkın süredir yürütülen yapılandırılmış diyalog sayesinde hava sahası ihlalleri önemli ölçüde azaltılmış, göç konusunda iş birliği güçlendirilmiş, ikili ticaret ivme kazanmış ve Türkiye’den Doğu Ege adalarına gelen ziyaretçi sayısında önemli artış sağlanmıştır. Ama her şeyden önce geliştirdiğimiz iletişim kanallarıyla krizlerin önlenmesini sağladık.

Diğer yandan, Türkiye’nin onlarca yıl öncesine dayanan iddialarından vazgeçmesini beklemek gerçekçi olmaz. Yunanistan, egemenlik konularını tartışmayacağını en başından beri açıkça belirtti. Uluslararası yargı önüne getirilebilecek tek bir uyuşmazlığı tanıyoruz: Kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlandırması.

Türkiye’nin sınır tartışmalarını diğer sorunların çözümüne bağlamaya devam etmesi kabul edilemez. Dolayısıyla iki ülkenin pozisyonları önemli ölçüde farklıdır. Her halükarda diyalogun durmaması gerekiyor. Bizim atalet ve hareketsizlik gibi bir lüksümüz yok. Yunan diplomasisi, uluslararası hukuka saygılı, ulusal çıkarlarımızdan taviz vermeden, özgüvenle, fobik sendromlardan uzak bir şekilde barış için çalışmaya devam edecektir.”

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu