Yunanistan Haber

To Vima: “Güya İzole Edilmiş Erdoğan ve İzole Edilmiş Türkiye Anlatısı Çoktan Çöktü”

“Güya izole edilmiş Erdoğan ve izole edilmiş Türkiye anlatısı çoktan çöktü. Aynı şekilde, Türk Cumhurbaşkanının yirmi yılı aşkın mutlak gücü boyunca, dış politikadaki hamlelerini yalnızca iç siyasi oyunla ilgili yaptığı teorisi de çöktü.”

“Güya izole edilmiş Erdoğan ve izole edilmiş Türkiye anlatısı çoktan çöktü. Aynı şekilde, Türk Cumhurbaşkanının yirmi yılı aşkın mutlak gücü boyunca, dış politikadaki hamlelerini yalnızca iç siyasi oyunla ilgili yaptığı teorisi de çöktü.”

Atina merkezli “To Vima” gazetesi, “Erdoğan ve Satranç Tahtasındaki Hareketleri: Türkiye iki cephede oynuyor. Güya izole edilmiş Erdoğan ve izole edilmiş Türkiye anlatısı çoktan çöktü.” Başlığıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında önemli bir yazıyı okuyucusuna servis etti.

Haber aynen aşağıdaki gibidir:

 “Erdoğan ve Satranç Tahtasındaki hareketleri: Türkiye iki cephede oynuyor”

“Rusya ve Ukrayna’nın savaşı sona erdirecek bir zirve toplantısı için “henüz hazır olmadığını” belirten Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Putin ile Zelenskyi’nin görüşmesi için koşulların oluşmasına kadar iki tarafı müzakerelerin seviyesini yavaş yavaş yükseltmeye çağırdı. Erdoğan, bu değerlendirmeleri Çin’den Türkiye’ye dönüş yolunda, uçakta yaptı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini sona erdirme yollarını görüştüğünü, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskyi ile de bir telefon görüşmesi yaptığını söyledi.

Çok boyutlu dış politika ve stratejik konum

Ankara, Ukrayna’da ve sadece o alanda değil, birçok kez ikili oynuyor. Diplomatik manevralar ve iddialar konusunda onlarca yıllık bir geleneğe sahip olması ve stratejik konumundan her zaman faydalanması da cabası. Bugün, Erdoğan’ın Türkiye’si, gezegensel satranç tahtasında çok boyutlu bir dış politika uygulayarak, kendi çevresinin ötesinde söz sahibi olmak isteyen bölgesel bir güç olarak aynı anda birçok alanda oynuyor.

Putin ve Trump’ın Muhatabı: Erdoğan’ın diplomatik hızı

Türkiye’nin Ukrayna savaşına ilişkin diplomatik hareketliliği, Rus işgalinin ilk günleri olan Şubat 2022’ye kadar uzanıyor. O zamanlar Ankara bir yandan savaşan taraflar arasında arabuluculuk rolü üstlenirken, diğer yandan da Kiev’e insansız hava araçları (dronlar) sağlıyordu. Erdoğan, Putin ve Zelenskyi’nin ayrıcalıklı muhatabı olmaya devam ediyor. İki ülkenin heyetleri arasındaki müzakerelere İstanbul’da iki kez ev sahipliği yaptı ve Ukrayna’daki tutumunun yanı sıra Suriye’deki Esad rejimini devirme girişimleri için de ABD Başkanı Donald Trump’tan övgü aldı.

İsrail ile çatışma ve AB ile ilişkiler

Türkiye, Suriye konusunda İsrail ile çatışma halinde ve İsrail’in operasyonları için limanlarını ve havaalanlarını kapattığını ilan etti. Öte yandan, Erdoğan’ın Türkiye’si, bazı Avrupalı hükümetler tarafından Rus tehdidine karşı Avrupa savunmasını geliştirmek için güvenilir ve gerekli bir ortak olarak görülüyor. Bu durum, Avrupa’nın savunmasını, kendileriyle birlikte olmasını istemedikleri bir ülkeye “ipotek etme” durumunu ortaya çıkarıyor.

Geostratejik hamleler ve ağır miras

Libya’ya müdahale ve Türk-Libya mutabakatı ile Akdeniz’de fiili durumlar oluşturma girişiminin yanı sıra, Türkiye, yabancı aktörlerin cesaretlendirmesiyle veya en azından hoşgörüsüyle Körfez’deki (Katar’daki üs), Afrika Boynuzu’ndaki (Somali’deki üs) askeri varlığını güçlendirirken, Çad’da ve muhtemelen Nijer’de de üsler hazırlıyor.

Güya izole edilmiş Erdoğan ve izole edilmiş Türkiye anlatısı çoktan çöktü. Aynı şekilde, Türk Cumhurbaşkanının yirmi yılı aşkın mutlak gücü boyunca, dış politikadaki hamlelerini yalnızca iç siyasi oyunla ilgili yaptığı teorisi de çöktü.

Kürt sorununa yönelik jestler bile hem Türkiye içinde hem de dışında ikili oynanıyor. Türkiye ve komşuları için en büyük soru, Erdoğan sonrası dönemde bu ağır mirası kimin veya kimlerin devralacağıdır.”

Haberin devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu