
“Tahrikleri Ne Zaman Sona Erdireceksiniz? Gerçekleri Ne Zaman Göreceksiniz?
Bu giysiyle adamı bırakırlar mı? Kibarca uyarıldılar ve tişörtleri çıkardıktan sonra gönüllerince kemençe çalarak horon teptiler ve dualarını yaptılar. İşte olması gerek de buydu.
Hemen hemen her yıl Yunanistan’ın değişik bölgelerinden Karadeniz’e ve İstanbul’a, Anadolu’ya bireysel olarak ve kültür dernekleri tarafından geziler organize ediliyor. Ancak bu gezilerde zaman zaman bazı gerginlikler de yaşanmıyor değil. Ancak bu gerginlikleri yaratan bölge sakinleri değil, Yunanistan’dan belli bir amaç uğruna giden gruplar veya kişiler yaratıyor.
Bazen birileri İstanbul Aya Sofya Camii içinde veya meydanında elinde Yunan bayrağı ile poz veriyor, birileri de Karadeniz gezilerinde ziyaret ettikleri Sümela Manastırı önünde Bizans ve Yunan bayrağı açıyor, sözde “Pontus Soykırımı” anlamı taşıyan “Genoktonia) kelimesinin baş harfi olan “G” harfinin bulunduğu tişörtler giyerek hem o kutsal manastırı ziyaret ediyorlar hem de tahrik edici hareketlerde bulunuluyor. Sonra da yetkililer tarafından kibarca uyarıldıktan sonra da buna da müdahale damgasını hemen yapıştırmaktan da geri kalmıyorlar.
Oysa Türk hükümetleri yıllarca benim de tanıklık ettiğim üzere, Yunanistan’dan ziyarete gelenlerin cemaati olmayan şehirlerde kilise kalıntılarında patrik Bartolomeos’un da katılımla yüzlerce ayin yapmalarına izin verdi olanak tanıdı. Yetkili makamların hiçbir müdahalesi olmadı.
Şimdi ne oldu da Selanik Kalamarya (Kelemerye) Pontuslular Derneği, kuruluşunun 40. yılını kutlamak amacıyla geçtiğimiz günlerde Karadeniz’e gezi düzenledi ama bu gezide sorun çıktı. Peki neden? Zaten aşağıda da okuyacağınız gibi bu dernek üyeleri üzerlerinde sözde “Pontus Soykırımı” simgesi haline gelen “G” harfi olan tişörtleri bilinçli bir şekilde Sekanik’ten yanlarına aldılar, Sümela Manastırına giderken otobüsün içinde giydiler, ellerine kemençeyi aldılar horon tepmek istediler. Bu giysiyle adamı bırakırlar mı? Kibarca uyarıldılar ve tişörtleri çıkardıktan sonra gönüllerince kemençe çalarak horon teptiler ve dualarını yaptılar. İşte olması gerek de buydu.
Ama gelelim Yunanistan’a ve soru çok basit ve şu; Selanik’te, Veria’da, Yanya’da, Larisa’da, Atina’da veya Girit ve Mora’da kısacası Yunanistan’ın herhangi bir yerinde, Akropol eteklerinde Monastiraki’de bulunan Cizderiye, Dizdar Mustafa Ağa camisi önünde Türkiye’den gelen bir grup Türk bayrağı açsa ne olur acaba?
Veya bu yukarıda bahsettiğimiz kentlerde bulunan ve Osmanlı döneminden kalmış olan vede Yunanistan Kültür bakanlığı tarafından restore edilmiş ve bölgedeki STK’lar başta olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından yılın belirli dönemlerinde kültürel etkinliklerde kullanılan camilerde bu güne kadar bir Cuma namazı kılınması için Yunan makamları izin verdi mi? Çıksın her kim isterse bu sorumuza mertçe bir cevap versin!

O zaman önce iğneyi kendimize sonra da çuvaldızı başkasına batırmayı da denemeliyiz ve hem öğrenmeliyiz hem de uygulamalıyız. Öyle bir dünya yok!
Temennimiz bir an önce hastalık durumuna kadar ulaşan bu “kuru kafa milliyetçilinden” bir an önce uzaklaşarak tedavi olmak. İstesek de istemesek de Yunanistan Türkiye ile komşu ve kıyıdaş iki ülkedir, yunan halkı da Türk halkı ile komşudur, dosttur! Bunu başkalarının bozmasına müsaade etmeyelim. Akıllı olalım, birlikte çalışalım ve birlikte kazanalım. Bunun yolu budur, doğrudur. Başka yolu seçersek Afganistan’a çıkar….
Bu yapıcı giriş ve yorumumuzdan sonra gelelim asıl haberimizin içeriğine.
Selanik’te Kalamarya (Kelemerye) Pontuslular Derneği 1-9 Haziran tarihleri arasında Karadeniz gezisi düzenledi.
Kalamarya (Kelemerye) Pontuslular Derneği, kuruluşunun 40. yılını kutlamak amacıyla geçtiğimiz günlerde (1-9 Haziran 2025) Karadeniz bölgesine büyük bir turistik gezi düzenledi. Dernek Başkanı Kostas Zois, bu gezi ile ilgili her aşamasını sosyal medyada paylaştı. Ancak Başkan Kostas Zois sonunda farklı paylaşımlar yapmaya başladı.
Başkan Kostas Zois gezi hakkında Yunan basınına şunları anlatıyor:
“Öncelikle, alana girmek için kulübün logosunu taşıyan tişörtlerimizi çıkarmaya ya da ters giymeye zorlandık (üzerinde onlar için provoke edici olan ‘G’ yazıyordu). Ardından, Sümela Meryem Ana’da, kendi doğal yerinde, Pontos’ta çaldık, söyledik ve dans ettik!
Ortam gergindi, polisler hepimizle insan avına çıkar gibi davrandılar, sert tavırlarla ve her şeye hazır bir şekilde!
Onlardan birine tüm bu meselenin nedenini sordum, eliyle göğsümdeki logoyu gösterdikten sonra tek kelimeyle cevap verdi: Pontos (!) Uzaklaştım ve logoyu kapatmak için bir ceket giydim. Tekrar kontrolden geçmek istediğimde beni tanıdılar ve tamamen çıkarmam için geri gönderdiler!
Bizi takip ettiler ve ziyaretçilerimizin isim listesiyle otobüsün plakasının fotoğrafını çektiler, dürüst olmak gerekirse başka da bir şey çıkmadı.
Bu, tarih için ve oraya seyahat etmeyi düşünen tüm dostlar içindir!”
Herkes kendi payına düşeni almalı, yaşananlardan ders çıkarmalı ve istediği yorumu hakaret içerikli olmadan aklı selim bir şekilde yapmalıdır.
